Vahiy Ve Akıl Işığında Hz. Peygamberin Hayatı

Vahiy Ve Akıl Işığında Hz. Peygamberin Hayatı

Vahiy Ve Akıl Işığında Hz. Peygamberin Hayatı

05.03.2021 - Ferhat Özbadem
Vahiy Ve Akıl Işığında Hz. Peygamberin Hayatı

İlmi eserleri değerlendirme diğer eserleri değerlendirmekten çok daha zor. Hele de yüzlerce, binlerce yazar tarafından eserler kaleme alınan Siyer ilmi alanında yazılmış olan bir eseri değerlendirmek/değerlendirme yazısı yazmak çok daha zor. Siyer alanında yazılan her eser değerlidir ve değerlendirmeye/emek vermeye değer.

İlmi eserlerde ilk önce kaynakça bölümüne bakmak, eserin ne kadar zengin ve derinlikli olduğu ile ilgili bir fikir verir. Diğer ilmi alanlarda olduğu gibi siyer ilmi alanında eser kaleme alan müellifler de etkisi altında oldukları ekollerin etkisinde siyer konularını değerlendirmekte ve eserler ortaya koymaktadırlar. Son dönemlerde modernist anlayış diyebileceğimiz anlayış ile kaleme alınan siyer kitaplarının fazlalığı dikkat çekecek orandadır.

Geleneksel çizgiden biraz ayrışan, siyer konularını farklı bir bakış açısı ile ele alan “Vahiy ve akıl ışığında Hz. Peygamberin hayatı” eserini kaleme alan İhsan Arslan; 1970 yılında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğdu. İlköğretimini ve hafızlık eğitimini Çarşamba’da, liseyi Samsun İmam-Hatip Lisesi’nde tamamladı. 1997 yılında Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladı. 1998 yılında İzmir’e Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olarak atandı. 2000 yılında Konya Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İslâm Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı İslâm Tarihi Bilim Dalı’nda ‘‘Beşerî ve Siyasî Yönleriyle Hz. Peygamber’in Hoşgörüsü’’ konulu teziyle yüksek lisansını tamamladı. Farklı okullarda öğretmenlik yaptı. 2009 yılında Konya Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İslâm Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı İslâm Tarihi Bilim Dalı’nda ‘‘Muktedir’in Halifeliği ve Şahsiyeti’’ konulu teziyle doktorasını tamamladı. 2010 yılında Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslâm Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı İslâm Tarihi Bilim Dalı’na Yardımcı Doçent olarak atandı. 2015 yılında doçent oldu. Hala aynı üniversitede görevine devam etmektedir. Yazarın siyer ve İslam Tarihi alanlarında onlarca eseri bulunmaktadır.

Klasik/geleneksel siyer kitaplarındaki konu sıralaması yaklaşık olarak aynı şekilde takip edilen eser, gelenekten farklı olarak modernist yaklaşım diyebileceğimiz (akla ve vahye göre yaklaşım terkibi aslında gelenekten ayrılan, biraz daha modernist yaklaşıma yakın anlamı barındırmakta) yaklaşım, Resulullah’ın nesebi konusunda kendisini belli ediyor. Geleneğin, Resulullah’ın soyunun asil, temiz, seçilmiş olduğu ile ilgili rivayetlerin sıkıntılı olduğu ifade ediliyor. Müellif, bu konuda rivayetlerin sıkıntılı olması ile ilgili haklı olabilir. Fakat bu durum ifade edilirken Resulullah’ın sıradanlaştırılması anlayışına hizmet edecek şekilde bir bakış açısı ile ifade edilmesi doğru değildir.

Eserin Odak Noktası ve Nüanslar

Resulullah’ın doğumu esnasında bir kısım mucizelerin olduğunu ifade eden geleneğin dayandığı rivayetler akli deliller ile çürütülüyor. Resulullah’ın normal bir çocuk gibi doğduğu ve herhangi olağan üstü bir durumun olmadığı ifade ediliyor.

Resulullah’ın sütanneye verilmesi konusu işlenirken, Arapların çocuklarını fasih Arapça öğrensin/konuşsun diye sütanneye verdikleri bilgisi, İsrafil Balcı’dan yapılan bir iktibas ile çürütülüyor. Sonrasında geleneğin Resulullah’ın sütannesi Halime’ye verilmesinden sonra görülen mucizeler/olağanüstülükler anlayışının yanlış olduğu anlatılıyor.

Şakku’s Sadr olayının uydurma olduğu, İnşirah suresi ile hiçbir ilgisi olmadığını, bu olayın diğer din ve kültürlerden aşırma bir olay olduğu izah ediliyor. Amine Hatun’un vefatı, Abdulmuttalib’in vefatı geleneksel eserlerde geçtiği şekli ile kısaca ele alınıyor. Ebu Talib döneminde ise Resulullah’ın çobanlık yaptığı zamanlar, ilk gençlik yıllarında bir eğlenceye katılmak istediği ve uyutulduğu rivayetinin uydurma olduğu ifade ediliyor. Akabinde Rahip Bahira olayının hem metin olarak sıkıntılı olduğu, hem vahye aykırı olduğu, hem de oryantalistlerin eline malzeme veren bir rivayet olduğu ve uydurma olduğuna vurgu yapılıyor.

Resulullah’ın Ficar savaşına katılması ve Hılfıl Fudul içinde yer alması kısaca ele alınıyor. Hazreti Hatice annemiz ile evlenmesi ve Hacerul Esved taşının yerleştirilmesi olayındaki hakemliğine kısaca değiniliyor. Resulullah’ın Hira’da inzivaya çekilmesine geldiğimizde farklı bir bakış açısı ile karşılaşıyoruz. Hira’da inzivaya/uzlete çekilmenin sadece Resulullah’a has bir durum olmadığı, bunun Resulullah’ın kabilesinin ileri gelenlerinin hepsinin yaptığı bir adet olduğu, dolayısı ile bu durumun yani Hira!da uzlete çekilmenin peygamberliğe hazırlık gibi bir yönü olmadığı savunuluyor.

Resulullah’ın ümmi olup olmadığı ile ilgili kadim tartışmayı, okuma yazma bilmiyor diyenler ile okuma yazma biliyor diyenlerin delillerini paylaşıp değerlendirdikten sonra Resulullah’ın okuma yazma bildiği görüşü savunuluyor. Varaka bin Nevfel’in Resulullah’ın peygamber olduğunu bildiğine dair rivayetin abesle iştigal olduğu ifade ediliyor. Geleneğin rivayetler yolu ile izah ettiği Ay’ın ikiye bölünmesi olayının uydurma olduğu savunuluyor. Kitabın belki de en önemli bölümlerinden biri Garank olayının ele alındığı bölüm. Okuyucunun kafasında hiçbir soru işareti bırakmayacak şekilde Garanik olayı ile ilgili iddialar çürütülüyor.

Resulullah’ın tek mucizesinin Kur’an olduğu geriye kalan mucizeler ile ilgili bütün rivayetlerin uydurma olduğu ifade ediliyor. İsra olayının rüyada ruhun yaşadığı bir olay olduğu savunuluyor. Miraç olayı içinde “Eğer yaşandıysa” ön cümlesi ile rüyada ruhun yaşadığı bir olay olduğu savunuluyor. Miraç olayı kabul edildiğinde Allah’a mekân isnat edilmesini kabul etmek gerektiğini Muhammed Hamidullah’ın bilgilerine yer verilerek anlatılıyor. Miraç olayında namaz vakitlerinin pazarlık konusu edilmesi kısmının da hem vahye hem de akla aykırı olduğu ifade ediliyor.

Hicret esnasında Sevr mağarasında örümcek ağı ve güvercin yuvası rivayetinin uydurma olduğu anlatılıyor. Hazreti Aişe validemizin çocukken değil genç yaşta evlendiği konusunu Mehmet Azimli’den alınan bilgiler ile anlatıyor.

Bedir savaşında meleklerin yardım etmesini maddi yardım değil, manevi bir yardım olduğu savunuluyor. Kurayza oğulları Yahudilerinin cezalandırılması/idamı ile ilgili olarak şaşırtıcı bir şekilde geleneğin savunduğu şekilde bir kabul var. Birçok konuda gelenek bir kenara bırakılırken bu konuda geleneğin görüşünün benimsenmesi ilginç geliyor. Bu konuda oryantalistlerin iddialarına cevap veriliyor. Gadir Hum olayı ile ilgili Şii ve Sünni ekolün görüşleri veriliyor. Sünni ekolün görüşlerinin daha sıhhatli olduğuna vurgu yapılıyor. Kırtas olayı rivayetinin uydurma olduğu nedenleri ile izah ediliyor. Değindiğimiz konular dışında kalan kısımlar geleneksel siyer kitaplarında ele alınan şekli ile ele alınmış.

Kitabın tanıtım bülteninden: “O, yaşadığı toplumu karanlıktan aydınlığa çıkartmak amacıyla gözünü budaktan esirgememiş, her türlü baskıya ve zulme rağmen çıktığı bu kutlu yolculukta bir adım bile geri atmayarak başarıya ulaşmıştır. Onun hayatının, örnek alınmasına engel olan aşırı yüceltmeci söylemlerden, hurafelerden, menkıbevi, mucizevi ve efsanevi anlatılardan arındırılması gerekmektedir. Zira Kur’an-ı Kerim, Müslümanlara onu model olarak almalarını öğütlemektedir. Bu sebeple onun hayatı, örnek alınıp dersler çıkartılabilecek formatta sunulmalıdır. Yaşadığı dönemin örf ve âdetlerinin din hâline getirilerek anlatılması, onun mesajının geniş kitlelere ulaşmasına engel teşkil edecektir. Onun getirdiği değerlerin, evrensel boyutlarda canlandırılarak insanlara sunulması büyük önem arz etmektedir. Çağlar öncesinin davranışlarını ve uygulamalarını şeklen günümüze taşımaktan ziyade onların ruhunu ve evrensel niteliklerini yakalayarak insanların idrakine sunmak esas kabul edilmelidir. Çünkü Hz. Peygamber bir dönemin değil, çağların Resul’üdür. Bu sebeple onu dar çerçeve içerisine hapsederek anlatmak, getirdiği mesaja yapılabilecek en büyük saygısızlıktır. İlmî ve akademik bir üslupla kronolojik olarak kaleme alınan bu eser, Hz. Peygamber’in örnek hayatının doğru anlaşılmasını ve yanlış algıların da izale edilmesini amaçlamaktadır” ifadeleri yer edinmekle birlikte, eser, geniş çapta yaşanan olay ve olgular üzerine yoğunlaşarak bu olayların ve olguların kaynağı irdelenip sahihliği konusunda bir tartışmayı kendisiyle beraber getirmektedir. Çok yönlü siyer okuması yapmak isteyen okuyucular için okunabilecek bir eser. Emek verilmiş, konular derinlemesine ele alınmış. İtiraz edilen konularda deliller verilmiş bir eser.

Vahiy Ve Akıl Işığında Hz. Peygamberin Hayatı

İhsan Arslan

Okur Akademi Yayınları

Ferhat Özbadem - 05.03.2021

,

2114

Ferhat Özbadem Hakkında

Ferhat Özbadem

1979 yılının bir Haziran günü Adıyaman’da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Adıyaman’da bitirdi. Gül Eğitim Yardımlaşma Dayanışma İlmi Araştırmalar Ve İnsan Hakları Derneği kurucu üyesidir. Özgün İrade, Vuslat, AbıHayat ve Yolcu dergisinde şiir ve makaleleri yayınlanan yazar evli dört çocuk babasıdır.

haberdurus.com, zeynepder.org, dunyabizim.com, kitaphaber.com.tr web sitelerinde belli periyotlar ile yazı yazmaktadır.

Yayınlanmış eserleri:

Araştırma-Düşünce: Kur’an’ın Gölgesinde Hz. Muhammed, Cennetin Yolu, Kur’an’ı Nasıl Okumalı, 40 Esas 40 Düstur, Cennetin Anahtarı, Dünden Bugüne İslami Hareket, Edebiyat Gemisinde Düşünce Adamları.

Roman: Muaz, Brezilya, Beşir ve Gazali, Beşir ve Selahaddin Eyyubi, Beşir ve İbn Haldun, Beşir ve Osman Bey, Beşir ve Fatih Sultan Mehmet, Beşir ve Sultan Abdulhamid.

Biyografik Roman: Hasan el Benna, Seyyid Kutub, Mevdudi, Aliya, Malkolm X, Muhammed Ali, Meryem Cemile, Mehmet Akif, Metin Yüksel, Said Halim Paşa, Necip Fazıl Kısakürek, Akif İnan, Ömer Muhtar, Zeynep Gazali.

Tavsiyeler: Hasan el Benna, Said Havva, Yusuf el Karadavi, Hasan en Nedvi, Seyyid Kutub, Mevdudi, Fethi Yeken, Malkolm X, Aliya, Mustafa Meşhur.

Şiir: Ebrulim. Deneme: Ortalama Bir Âşık Olmamı Bekleme Benden.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin