Vahyin Binbir Sesi - Senai Demirci

Vahyin Binbir Sesi - Senai Demirci

Vahyin Binbir Sesi - Senai Demirci

25.02.2011 - Mustafa Atalay
Vahyin Binbir Sesi - Senai Demirci

Hayat iki sesten ibaret.. İlki seslenişin varlığı; "kûn"… Ve ikincisi, seslenişin kıyamete kadar olan son temsilcisi; "ikra"… Bu iki ses, anlamın derinliklerinde hakikati arayan insan için Mubin olan Kitab"ın bir önsözü mesabesindedir. Bu iki sese kulak veren insan, nice seslerin bu iki sesten neşet bulduğunu şaşkınlıkla fark eder…

Bu iki ses gibi tüm sesler, sessizce akar gider gönüllerimizden. Bazen tutarız sesleri, haykırmak isteriz, çoğaltmak ve duyurmak… Fakat bu zamanlarda nedense sadece sessizliğimize sesler yüklerken buluruz kendimizi. Kalbimizin odalarında öylece bomboş yankılanır sesler… Oysa her ses bir anlamın yankılanmasıydı. Her bir ses, sesin değeri kadar değerliydi yüreklerde. Sesin sahibi kadar… Değerini sahibinden alan sese kulak vermek ise, ancak nefsin sesini kısmakla mümkündü. Zira nefsin sesi azaldıkça, âlemin sesine kulak verir insan. Ayetlerin sesine…

Senai Demirci"nin Timaş Yayınlarından çıkan son eseri "Vahyin Binbir sesi"… Satır aralarında saklı anlamları incelikle dokuyor yüreklere. Vahyin bitmek bilmez çağrısını, tükenmeyecek seslerin varlığı ışığında zihin dünyamıza yeniden bırakıyor. "İkra" sesine kulak veren bir yazarın ayetlerle konuşmasına şahit kılıyor insanı. Dünya telaşları arasında sıkışıp kalmış yüreğimizi, vahiy ırmağından çağlayan serinliğin altına tutuyor. Bir serinlik bırakıyor… Bir serinliğe bırakıyor anlamları…

Senai demirci, ince üslubunu vahyin inceliğine usulca giydiriyor ve ısıtıyor ayetleri yeniden. Önsözünde belirttiği üzere, bunu yaparken bir tefsir yapma amacı gütmüyor. Ayetler yüreğine ne bırakmışsa sakınmadan ve gizlemeden döküyor kâğıda. Rabbimizin yüreğine tutuşturduğu anlamları paylaşmaktan imtina etmiyor. Bütün bunları, ikiz kardeşim diye tanıttığı Kur"an"ı tanımak aracılığıyla gerçekleştiriyor: " ‘Kur"an ve insan ikiz kardeştir" diye biliyorum. Kur"an"a baktıkça ikiz kardeşimle tanışıyorum, kendi yüzüme yeni/den bakmış oluyorum. Kur"an okurken kendi kalbimi yeniden adımlıyorum. Ayetlerin yüzüme yansıyan tebessümlerini resmediyorum. "Kardeşce" teklifsiz. "Hercaice" tekniksiz…"

288 sayfadan oluşan kitabımız, Fatiha, Bakara, Zümer, Duha, İnşirah… gibi birçok sureden ayetleri ele alıyor ve ayetlerin arka planında saklı incileri sergiliyor yüreklere. Hz. Ali"nin: "Bedenler usandığı gibi kalplerde usanır. Onlar için hikmetlerin ilgi çekici yeni yönlerini arayın" sözüyle ifade ettiği gibi ayetler, yorucu ve uzun bir şekilde klasik tefsir metotlarıyla ele alınmıyor.

Yer yer kavramlar üzerinden, bağlamdan kopmadan, anlam bütünlüğü içerisinde çeşitli bakış açılarıyla ayetler yorumlanıyor. Yine bazı ayetler farklı meallerin ışığı altında inceleniyor. Ayetler arası köprüler yeniden kuruluyor. Bazı ayetler bazı ayetlerle konuşturuluyor. Vahiy gönüllere şimdi ve burada iniyormuşçasına dokunmaya başlıyor. Bu anlamda Vahyin Binbir Sesi, her kesimin merakla okuyabileceği ve ilgi çekici yeni yorumlarla yüreklerdeki yorgunlukların giderilebileceği bir eser olarak okuyucuya sunuluyor.

Vahiyden neşet eden sesleri okurlarına yansıtmaya çalışan bu eser, tüm bu güzellikleriyle birlikte bizleri şahitlik makamıyla tanıştırıyor. Böylece bizi kendisine, bizi bize, bizi kendimize(kardeşimize) şahit kılıyor. Okuyor ve okunuyor… Okuyor ve okutuyor bizi... Bir parmak bal çalıyor damaklarımıza bu eşsiz lezzetten. İnsan istiyor ki bu lezzet hiç bitmesin.

Kitabın kapağına gelirsek, o da tüm bu seslerin arasında sessizce gözlerimize dokunuyor, dikkatimizi celbediyor. Boyut olarak, yarım bir kitap şeklinde ve alt tarafı çerçevelenmemiş kapağımız bir şeyler anlatıyor gözlerimize. Zihnimizin derinliklerine düşen fikir ne kadar doğrudur bilinmez ama kapağın böyle oluşturulması, "ya bizim bu okuma sürecini devam ettirmemizi istiyor ya da yazarın bu süreci bir başka kitapla sürdüreceğini" ifade ediyor… Bilmiyoruz ve üzerimize düşenin, yazar bu sürece kitap olarak devam etse de etmese de, bu yolda bir başrol oyuncusu olduğumuzu idrak ederek, vahye yakınlaşmak olduğunu çıkarabiliyoruz: "Kur"an"a nereden bakıyorum? Ürperip yatışacak kadar, kızarıp bozaracak kadar, siteminden alınacak kadar, tesellisiyle ferahlayacak kadar yakın mıyım Rabbime?"

"Vahyin Binbir Sesine" kulak verelim, işaret ettiği yere odaklanalım, çünkü bize asıl adresi işaret ediyor…

Senai demirci
Vahyin Binbir Sesi
Timaş Yayınları
288 sayfa

Mustafa Atalay - 25.02.2011

,

2859

Mustafa Atalay Hakkında

Mustafa Atalay

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter:@ayn_sin_kaf
Blog:http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Yorumlar
  • Bilal Can 2011.02.24 22:22

    Senai Demirci'nin dilindeki berraklık ve kelime kullanımdaki titizlik eserlerine muntazam bir şekilde işlemiştir. Vahyin Binbir Sesi' de diğer eserleri gibi ilahi emirlerin yüreklere değen anlamları üzerine yazılmış güzel çalışmalardan bir tanesi.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin