Vekâleten Gri

Vekâleten Gri

Vekâleten Gri

31.08.2016 - Ethem Erdoğan
Vekâleten Gri

“İnsanın dünyadaki en önemli vazifesi dünyayı güzelleştirmektir”

Turgut Cansever

İnsanoğlu, atamızın cennetten yola çıktığı günden beri yolcudur. Sosyolojik olarak, en azından kendi toplumumuzu baz alarak, ormana, bozkıra ve şehre doğru akan bir su gibidir yolculuk. Ruhu bir şehir ruhuyla mezcetmek, şehrin sularından içmek, şehrin şiirini yani şiirin şehrini yazmak varoluşsal bir süreç olmalı.

Şehirlerin de insanlar gibi ruhları var. Hiçbir ruhu göremeyen insan, şehrin ruhunu da göremez. İnsanın fiziki yapısı yanında ruhu, ruhu oluşturan karakteri, iradesi, hayatına anlam katan bakış açısı var. Bu bağlam tıpkı dil gibi şehirlerin de canlı organizma oluşu gerçeğini ortaya koyar. Bahse konu ruh belki insandan şehre aktarılıyor belki de insanlar şehrin ruhunu tevarüs ediyor. Şehirler uzun yılların oluşturduğu bir kültür ve hayat atlasını da sunuyor insana. Her hal ü karda insan ve şehir aynileşiyor.

Şehirlerin fiziksel görüntüsünü şekillendiren yapısal unsurlar; toplumun içinde yaşadığı kültürü de yansıtan bir ayine olma vasfına sahiptir. O yapılarda yaşayanların içerdiği anlam bütünü, o şehrin ruhunu kazandıran temel unsurdur. Sözü edilen anlam bütününü maddi ve manevi kültür öğeleri teşkil eder. Bu öğeler elbette başka bir yazının konusu.

Yazar ve şair taifesi, ince ruhlu olmasındandır, bir mekâna aidiyet hissiyle bağlandığında, o mekânla ilgili duyargaları normal insanlardan farklı çalışır. Yahya Kemal’in Sokak sokak şiire yansıttığı Dersaadet ruhu, başka yazarlarda da görülür. Ahmet Rasim de bir İstanbul aşığı ve yazarıdır. Onda da İstanbul’un adeta kalp atışları, ruhu, rengi ve kokusu vardır. Ahmet Rasim de İstanbul’u içerden ve içten anlatır. Gözlemlediği her ayrıntıyı bir dantelâ gibi işler. Bir şehir üzerine yazmak babında Y. Kemal şiirde ilk olmasa da, Ahmet Rasim ilktir. Her bidayetin nihayeti olduğu kabilinden, sonraları bu bağlamda sayılabilecek pek çok eser yazılmıştır.

Mustafa Kutlu’nun aynı isimde ama farklı bir bakışla oluşturulan eseri de “… taşralı bir hikayecinin yaşadığı şehri (İstanbul) tanıma yolundaki gayretlerinin mahsulüdür.” Tanpınar’ın “Beş Şehir” eseri, Beşir Ayvazoğlu’nun “Şehir Fotoğrafları” başlıca örnekler olarak sayıla gelmektedir. Ancak bu bağlamda yeter sayıda eser olduğunu söylemek mübalağa sayılır.

Ankara’ya yönelik genel bakış açısının hilafına, soğuk yanını değil de sıcak yönlerini anlatır yazar. Dünya siyasetinde ‘kurt’ olarak tanınan Ankara’nın bir TC vatandaşı gözüyle dünyadan görünümünü sunar. “Ankara demek Türkiye demektir /…/ bugün Kuzey Balkanlardan Uzak Asya’ya, Kırım’dan Afrika kıyılarına uzanan muhteşem coğrafyada, Ankara ismi bir kutup yıldızı mesabesindedir; söylenmesi ve duyulması bile, kalbe sıcaklık göze ışıltı vermektedir.” (Sayfa; 15) Dünyadaki bu görüntüden sonra Ankaralı olmanın Ankara’nın değişik mahfillerinde ortaya çıkan bakış açısını gösterir: “Bir defa: devletin önemli görevlerine mülakatla alınacakları için, doğum yeri, nüfusa kayıtlı olduğu yer hanelerine Ankara yazanlar avantajlı kişilerdir zira Ankara adı devlet içinde de itimat telkin etmektedir.” (Sayfa; 16)

Siyasi ve bürokrasi mahfillerinden görülen ‘Ankaralı olmak’ vasfından sonra, Ankaralı vatandaşın Ankara’sı anlatılır okuyucuya. Soğuk kışları, ayazı, soğuk çevresinde konulan söz ve türküleri, yaz geldiğinde tatil Ankara’sı (Vekâleten Ankara), sonbaharda sakinleriyle halleşen “hüzün güzeli edasıyla, sakinleri arasında dolaşan bir cilveli güzel” olması. Sonbahar da hareketten ibarettir Ankara’da.

Ankara ruh şehirlerin aksine “…tanımlı bir şehirdir. Ezberlenmiş bir monotonluktadır. Kentte sizi şaşırtan, her gün bir tazelik, yeni bir rüzgar bağışlayan atmosfer aramanız boşunadır, /…/ çokça gri bir şehirdir.” (Sayfa;134)

Yukarıda yazarın görüş ve duygularından örnekler de vererek göstermeye çalıştığımız Mehmet AYCI’nın Ankara’sına, özet yaparak devam etmek gerekirse; Ankara’nın müziği bağlamında başta Oğuz Yılmaz ve Ankaralı Turgut eşliğinde Ankara Havası ile yemeye doyulamayacak Ankara Tavası üstünden hızlıca geçer yazar.

Ankara kültürü bağlamında önemli mekânlardan söz eder: Adil Han Sahaflar Çarşısı, Kurtuba Kitap Kafe, Birleşik Kitapevi, Akçağ Kitapevi, Dost Kitapevi, Girgin Kahvesi, Salon Cihan, Orta Dünya Kafe, İhtiyar, Çardak Lokantası gibi. Bu mekânlara gelip giden önemli kültür adamları elbette… Başlıcaları Yusuf Turan GÜNAYDIN, Arif AY, Şaban ABAK, Nihat GENÇ, D. Mehmet DOĞAN, Hakan ARSLANBENZER ve B. Bilge TOKEL…

“Şehir, şehirli insanın ömrüdür.” Diyor Mehmet AYCI. Hacı Bayram Veli Hazretleri şehrin banisi ise ve siz o şehirde yaşıyorsanız, seviyorsanız o şehri, elbet taşralı ya da Dersaadetli her ademoğluna soğuk gelen bir şehir için güzelleme mümkündür. Çünkü o kent ömrünüzdür.

Okuyucuyu yormayan denemelerden oluşan “Şehir Mektupları”, sıcak bir dille soğuk bir kenti anlatır. Ruh adamlarından şarkıcılarına, önemli mekânlarına kadar. Mustafa KUTLU’nun aksine bir şehri tanımaya değil, tanıdığı bir şehri anlatmaya çabalar yazar. Denemenin edebi bir şube olarak sanat metinlerine en yakın tür olması, hassaten bu kitap için söylemek gerekirse, anlatılan mekânların gözümüzde canlanmasını sağlayan betimlemeleri ve o şehre süreli ya da devamlı gitmek isteyenler için bilgi kaynağı işlevindedir. Her şey bir yana bu eser yazarın kentine borcunu ödemesidir.

Ethem Erdoğan - 31.08.2016

,

2048

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin