Vurdum Ama Gol Olur Mu Ki ?: ALAYINA ŞİİR

Vurdum Ama Gol Olur Mu Ki ?: ALAYINA ŞİİR

Vurdum Ama Gol Olur Mu Ki ?: ALAYINA ŞİİR

23.09.2020 - Sena Alper
Vurdum Ama Gol Olur Mu Ki ?: ALAYINA ŞİİR

Gençlik, genellenerek tanımlanılabilir bir olgu mudur, yoksa herkesin genç tanımı kendine midir? Takip edebildiğim kadarıyla, önce neşeli-dindar, sonra kederli-dindar, sonra aslında sadece din yorgunu olduğumuz, hatta daha da fazlası deist olduğumuz söylendi. Muhtemelen bu tanımlarda bir haklılık payı vardır fakat aslında öyle midir? Gençlere sorulsaydı, onların sebepleriyle ve çıkmazlarıyla bir “genç” tanımı yapılabilirdi veya gençler ürettikleriyle kendilerini tanımlasaydı ve gençlerin ürünleri üzerinden konuşulsaydı daha yapıcı olunabilirdi.

Kendi söylemlerinden başkasıyla tanımlanmak istemeyen, kimliğini arayan genç şair Muhammed Enis Özel’in kitabını okuduktan sonra şiirlerinin ben de bıraktığı bütüncül histen bahsedeceğim.

Alayına Şiir, ilk kitabı. Kapak görselindeki, Alayına kelimesi bölünerek aşağıya iniyor. Tribünlerde maçı izleyen taraftarları andırıyor- zaten kitaptaki aynı isimli şiir de bir tribün şiiri. Şiir kelimesi ise, şut çekilmeyi bekleyen bir top gibi kalenin önünde duruyor. Yani kışkırtıcı bir çağrışımı var şiir’in. Bu anlamıyla Alayına meydan okuyan bir hitaba dönüşüyor, “herkese, hepinize alın size işte şiir,” der gibi. Aynı zamanda genç şairin, edebiyat sahasına çıkışını da haber veriyor. Font kırmızı, yani iddialı ve cesur. Alayına’nın argo çağrışımıysa “öylesine, şakasına, gırgırına” gibi. İlk çağrışımındaki iddialı çıkışın yanında, şiirle alay ediliyor sanki. Yani hem şiiri bir silah gibi kullanan hem de şiiri küçümseyen bir tavır var. Belki şiirle değil de, kendiyle alay ediyor ve böylelikle eleştirilere karşı bir savunma cephesi oluşturuyor. Kitap isminin bu iki uç anlamı da içermesi, şairin şiire bakışında orta yolu bulmaya çalıştığını gösteriyor gibi.

Başlangıçta görülen bu isyankâr tavır, kadirşinas bir tavra evriliyor arka kapak yazısında. İyi İnsanları Üzen Pişman İnsanlar İçin Şiirden yapılan alıntı bu kışkırtıcı çıkışı dengeleyen bir “özür” havasında: “Elimde avucumda bir pilot kadar değil/ Bir kepçe ya da vinç operatörü kadar emin/ Bir haklılık hissi varsa payı olmamasına rağmen/ Bana üzülmem için beş dakikalığına/ Bir ömür verebilirsiniz”

Alayına Şiir’in şair öznesi, cami avlusunda çitos yiyen, Müslümanların şerefi için vuruşmayı isterken kendini bilgisayar oyunlarının içinde bulan, bir yandan davası da olan bir gencin gündelik hayattaki söz-eylem uyuşmazlığını mahcup bir itirafla, haklı bir isyanla ve döneceği yeri bilen bir tavırla kendini ifade ettiği için dikkat çeken, okuru heyecanlandıran bir dile sahip.

Şair öznenin her şiirde ortak bir tavrı var. Şiirde kullanmaktan çekinmediği kelimelerden anlaşılıyor ki dini İslam, milliyeti Türk. Münacat 1’de Rabb’ine şikâyet ettiği ve O’ndan talep ettiği şeylerin diğer pek çok şiirin atmosferini oluşturduğuna bakılırsa, bu özne epey dertli. Öteki’lerle vuruşmak istiyor ve mazlum Müslümanların artık mazlum olmamasını. Çatılan ise dünya. E tabi, ne dünyanın dertlerine ne de beşeri sistemlerin gediklerine çat çat bitmiyor. Dünyaya çatmaktan ağrıyan başını vurduğu mihenk taşı, belki pergelinin sabit duran ayağı, belki de sadece sığınılacak bir kucak olarak anne, baba, nineler, dedeler ve arkadaşlar var. Buralarda soluklanıp dünyayı taşlamaya devam ediyor. Fuzuli’nin “Kastım budur şehre varam feryad ü figan koparam”ındaki kendinden geçip kendini bırakarak avaz avaz Allah’a yakarma ile Orhan Veli’nin “Şeytan diyor ki: aç pencereyi bağır bağır bağır sabaha kadar”ındaki azarlama, çıkışma ikileminde kalmış, orta yolu bulmaya çalışıyor. Çünkü: “Bütün bu olanlar çok fazla, çok büyük/Allah’ım bizi küçült”

Şiirlerine 90’ların çocukluk ve ilk gençlik atmosferini oluşturan çizgi filmlerdeki ve bilgisayar oyunlarındaki popülist unsurları dâhil ederek güncel bir dil yakalarken, geleneğe ipler attığı da görülüyor. Sanki bu gelenekle kurulan bağ şiirlerde daha çok kuvvetlendirilmeli. Örneğin, Yunus Emre’nin “Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri/ isteyene ver sen anı bana seni gerek seni” şiiriyle bir ilişki kurulmuş. Masivayı istemeyen kudemânın yanında, FAİZ+ÖLÜM= şiiriyle inanılan hayatla yaşanılan hayatın oluşturduğu tezatlığı yadsımadan gerçeklerle çarpışılıyor. Çünkü şair özne “bize cenneti gerek Allah’ın” der, hatta bir huriye de razıdır. Çünkü gerçekçidir: “Allah’ım yani patatesi dahi yerken faiz ile sana nasıl seni isteyerek yalvarayım”

Ayrıca, söyleyiş bakımından Cahit Zarifoğlu’nun sesine benzeyen yerler de var. Örneğin İyi İnsanları Üzen Pişman İnsanlar İçin Şiir'inin ikinci bölümü C. Zarifoğlu’nun Başım Eğik, Dilim Kapalı, Gözler Kan Çanağı Anlamında şiirinin girişindeki tavırla benzerlik gösteriyor.

Muhammed Enis Özel, özellikle kitaptaki son şiirlerinde söylem olarak Türkçe’nin önemini vurgulamakta. Bunu yalnızca atasözü ve deyimleri bozarak değil, kendi anlam-değer dünyasından devşirdiği kelimelerle şiirler yazarak hem Türkçe’de, hem de okurlarında daha kalıcı izler bırakabilir galiba. Çünkü ancak güzel şiirler yazarak Türkçe'ye hizmet edebilir. Yani sadece poetik olarak değil, şiirsel denemeleriyle dolaylı yoldan Türkçe’nin önemini vurgulaması ve işlevini göstermesi daha muteber olur diyebiliriz.

Alayına Şiir
Muhammed Enis Özel
Şule Yayınları
2019
72 s.

Sena Alper - 23.09.2020

,

2553

Sena Alper Hakkında

Sena Alper

1996, İstanbul doğumlu. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun. Yediiklim ve Yolcu dergilerinde hikâyeleri yayınlandı. 

 

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin