Waldo Şimdi Biz Bu Hayatın Neresindeyiz?

Waldo Şimdi Biz Bu Hayatın Neresindeyiz?

Waldo Şimdi Biz Bu Hayatın Neresindeyiz?

05.07.2017 - Mustafa Şevgin
Waldo Şimdi Biz Bu Hayatın Neresindeyiz?

“Müslüman bir birey olarak insan meseleleri duyarlılığı İsmet Özel’de daha da belirginleşiyor. ‘Amentü’ şiiriyle Sezai Karakoç’un Diriliş Dergisinde Müslümanlığını duyurmuştu. Artık yeni bir çevre tarafından şiirleri okunmaya başlıyordu. Fakat Özel’deki bu yalnızlık savaşı hala devam edecekti. Hep aksine bir yol bir ‘Partizan’ olarak süregidecekti. ‘Evet İsyan’ diyecekti hep.”

Henry David Thoreau, ABD'nin Meksika'ya karşı yürüttüğü emperyalist savaş sırasında konan nüfus başına vergiyi "ödediği dolar bir adam öldürmek üzere, başka bir adam veya tüfek satın almaya yaramasın" gerekçesiyle vermeyi reddedince bir gece hapis yattı.

Kendisinden on dört yaş büyük olan ve bir çok özgürlükçü düşünceyi kendisiyle paylaşan Raplh Waldo Emerson, telaşla arkadaşını görmek üzere onun hücresine girdiğinde aralarında şöyle bir konuşmanın cereyan ettiği anlatılır:

"- Henry, neden buradasın?"

"- Waldo, sen neden burada değilsin?"

Belki de hepimiz bu dünya hayatında bu soruyu çevremizdeki dostlarımıza farklı bir şekilde ve farklı bir üslupla sormuşuzdur. Bir dava bilinciyle yola çıktığımız dostluklar bazen maddi çıkarlar ve müşterek olmayan nefsani şeylerle yol ayrımına gidebiliyor. Bu noktada İsmet özel bu tarihi vecizeyi adeta kafalara kurşun sıkarak izah ediyor. Evet “Waldo sen neden burada değilsin” bu söz sadece Amerikan emperyalizminden bunalan Meksika’yı mı kapsıyor? Tabi ki hayır. Özel’in şiirine baktığımızda Meksika, Filistin, Yemen, Nepal ve daha nice emperyalizme karşı direnen halkların direnişini imgelem yoluyla şiirlerinde nakşederek ve Anadolu’da kendi şiirinin yanı sıra yaşadığı bir hayatla da emperyalizmin beynine yumruk atmakta. Şu mısraları adeta bu sözümüzü destekler niteliğinde:

(...)

haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar

ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye

kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa

laboratuvarda çalışanlara sorarsanız

ruhum sahte

evi nepal'de kalmış

slovakyalı salyangozdur ruhum

sınıfları doğrudan geçip

gerçekleri gören gençlerin gözünde.

acaba kim bilen doğrusunu? hatta ben

kıyı bucak kaçıran ben ruhumu

sanki ne anlıyorum?

(...)

(celladıma gülümserken çektirdiğim son resmin arkasındaki satırlar şiiri)

Kim bu dostlarımız? Neresindeyiz biz bu hayatın? Yaşadığımız sosyal çevre bilinciyle ne tür bir rol alabiliriz? İsmet Özel hayatını anlatırken bu kitapta komünizmden, sosyalizmden ve Müslümanlığından günümüze kadar hayatının her veçhesini bireysellik üsluptan sıyrılarak hepimize sesleniyor: Nasıl bir müminiz? İnsan meselelerine nasıl bakacağız gibi sorularla bu bağlamda kitap gerçekliğini ele veriyor.

Emperyalizmin Cehaleti Ve Yalnızlık

Özel’e göre düşünce dünyamızı ve toplumun bize yüklediği değerler istikametinde nasıl hareket edeceğiz? Bu konuya yalnızlıktan sıyrılarak bakmanın önemini şöyle izah ediyor: “ Benim yalnızlıktan kurtuluşum birinci aşamada emperyalizmin beni mahkûm ettiği cehaleti reddetmekle başladı. Emperyalizm Türkiye’de yaşayan insana (eğer varsa) çıkış yolu olarak, önce emperyalizmin şartlarının bir veri olarak kabul edilmesini, yani Batı’ya özgü temellerin benimsenmesi halinde ve bu temellerden yükselerek kabul edilebilir bir yaşama alanın elde edilebileceğini öneriyor, gösteriyor. Türkiye’de yaşayan insanın kendi mevcudiyetini tanıma hususunda emperyalizmin sunduklarını reddedip, kendine özgü temeller aramaya başlaması zorla itildiği yalnızlık kabuğunu kırmasıdır.” [syf:92]

Müslüman bir birey olarak insan meseleleri duyarlılığı İsmet Özel’de daha da belirginleşiyor. ‘Amentü’ şiiriyle Sezai Karakoç’un Diriliş Dergisinde Müslümanlığını duyurmuştu. Artık yeni bir çevre tarafından şiirleri okunmaya başlıyordu. Fakat Özel’deki bu yalnızlık savaşı hala devam edecekti. Hep aksine bir yol bir ‘Partizan’ olarak süregidecekti. ‘Evet İsyan’ diyecekti hep.

Özel, ‘sağ’ tarafa yaklaşırken şöyle diyor: “Edebiyat dünyasında, ismen tanıyıp şiirine büyük değer verdiğim bir Sezai Karakoç vardı. Onunla tanışmanın yolunu arayıp buldum. “Amentü” şiiri yayınlandıktan sonra daha çok sayıda okur-yazar Müslümanı tanıma fırsatı buldum. Yeni bir çevre “benim çevrem” olabilir miydi? Benim safiyane yaklaşımlarıma rağmen böyle bir vakıanın gerçekleşmeyeceğini bilmeliydim. Bir kere oluşumunu belli bir belirginliğe ulaştırmış, kendine özgü alışkanlıkları, algılayış biçimleri, tavır alış usulleri olan bir çevreyle yüz yüzeydim. Belki benim yapabileceğim her şeyi olduğu gibi kabullenip bu (hiçbir bakımdan homojen olmayan) çevrenin içinde yer almak, onlara katılmak olabilirdi.” [syf:94]

Müslümanlığın Ekseninde İnsan

Fakat İsmet Özel bununla yetinmedi, yetinemedi. O, savaşçı mısralarıyla ve bir cemiyet içindeki yalnızlık savaşında belirli kodlara sığınmış bir Müslüman profilinden hep uzak durdu. İyi bir Müslüman hangi tavırlar takınacak dünya meselelerine nasıl yaklaşacak bu bahiste hep farklı durabilmişti. Müslüman meselelerini insan meselesi üzerinden sürdürmüştü. Hatta kendisi şöyle diyor: 12 Eylül döneminden sonra şiirlerim için “bu nasıl İslamcı şiir” diye yadırgamalar duydum diyor.

İnsan

eşref-i mahlûkattır derdi babam

bu sözün sözler içinde bir yeri vardı

ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman

bu söz asıl anlamını kavradı

geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından

geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı

kararmış rakamların yarıklarından sızarak

bu söz yüreğime kadar alçaldı

damar kesildi, kandır akacak

ama kan kesilince damardan sıcak

sımsıcak kelimeler boşandı

aşk için karnıma ve göğsüme

ölüm için yüreğime sürdüğüm ecza uçtu birden

aşk ve ölüm bana yeniden

su ve ateş ve toprak

yeniden yorumlandı.

(...)

(amentü şiiri)

“İnsan

eşref-i mahlûkattır derdi babam” Özel, Müslümanlığının eksenine insan meselelerini oturtmuş ve bir müminin nasıl hareket edeceğini gerek şiiriyle gerek kafa yoran konuşmalarıyla sert bir biçimde ele almıştır. Aslında geçmişten bu güne insanlığın düşmanı olan kapitalizmi tüm toplumlar için eleştirmiş ve Müslümanlık bağlamında da kılıç çekmiştir. Allah indinde eşref-i mahlukat olan insanı İslam toplumunda duyarlı olarak ele almıştır. Şöyle ki yine “amentü” şiirinde kapitalizmin neme bir şeytan olduğunu şöyle izah ediyor:

(...)

“boğaza tıkanan lokmanın hartasını

çıkınımda güneşler halka dağıtmak için

halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak

ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış

hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa

fly Pan-Am

drink Coca-Cola”

(...)

Amerikan havayolu şirketi Pan-Am ile uçun yine dünyanın her yerinde pazarı olan Amerikan markası olan Coca- Cola için diyor. Dönemin bu reklamını Özel, muhteşem şiir zekasıyla insanların yüreğine sesleniyor. Burada sadece kendi toplumuna seslenmiyor, tüm toplumlar için slogan atıyor. Bunu Müslümanlığın, iyi bir müminin görevi olarak atfediyor. Evet “ Waldo sen neden burada değilsin” biz de bu cümleyi haykırabilir miyiz veya biri bize “ Henry sen neden buradasın” diyebilecek mi?

İsmet Özel’in kendi hayat tecrübeleri anlattığı bu kitapta; yerelden evrensele doğru, İslam’dan diğer dinlere doğru bir bireyin kendi toplumunda nasıl hareket edeceğini ve insanlık meseleleri üzerinde nasıl tavır takınacağını kendi yaşam tecrübesi üzerinde inşa etmiş. Yani bu eserde herkese bir pay vermiş, alın dert edinin mabalında, sizin de hayatınızda bir Waldo olsun diyor.

İsmet Özel

Waldo Sen Neden Burada Değilsin

Tiyo yayınları

238 sayfa

Mustafa Şevgin - 05.07.2017

,

1800

Mustafa Şevgin Hakkında

Mustafa Şevgin

1986 yılında Urfa'da doğdu. Gazi Üniversitesi Sanat Tarihi bölümüne bir süre devam ettikten sonra Erciyes Üniversitesi İletişim fakültesinden mezun oldu. 

Yorumlar
  • Kubilay Eren 2017.07.06 08:02

    Tebrikler. Daha güzel malzemeler ile daha güzel makalelere inşallah.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin