Yakup Çak İle Söyleşi

Yakup Çak İle Söyleşi

Yakup Çak İle Söyleşi

12.12.2011 - Bilal CAN
Yakup Çak İle Söyleşi
Kitaphaber.com.tr olarak kitaplarla ilgilenen bir grup kitap gönüllüsünün hayatlarında kitabın yeri ve önemine dair kısa kısa söyleştik. Yazarların kitaplara dair düşüncelerini enine boyuna araştırarak ortaya genel bir tablo çıkartmaya çalıştık.

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Siz kimsiniz. İsminiz ne anlam ifade ediyor sizde. Siz bu hayatın neresindesiniz?

1971 Karaman doğumluyum. Konya’da ikamet ediyorum. Şu anda özel bir şirkette çalışıyorum.

Kimsiniz sorusuna vermem gereken cevap ise, diyebilirim ki kaldırımlarda yürürken kalabalığın içindeki, gördüğünüz sıradan insanlardan biriyim.

İsmimin benim için ne anlam ifade ediyor olmasından çok, benim insanlar arasında ne anlam ifade ediyor olmam daha önemli. Çünkü taşıdığım isimden çok insanlar arasındaki taşıdığım misyonun, bana bazı vasıfları yüklediğini düşünüyorum. Ve bu da, ismimin sadece benim fark edilmem adına bir etiket olduğunu gösterir.

Hayatın içinde olduğumu söyleyebilirim. Çünkü sıradanlık insanlar arasında, diğerlerinden farklı olmadığının göstergesidir. Ne yüksek tahsiller, ne şan ne şöhret, cahil de olsa bir annenin, bir babanın verdiği değerleri veremez. Bu sebepten hayatın dışında olmayı doğru buluyorum.

Kitap okuma serüveniniz nasıl başladı? Özel bir hatırası var mı?

Kitap okuma serüvenim, Ortaokul yıllarında başladı. Özel hatırası var diyebilirim. Çünkü biraz garip olacak, ama ben kitap okumaktan nefret eden birisiydim. Bilmiyorum sebebi neydi ama okumayı sevmezdim. Bir arkadaşım vardı, hem çok kitap okurdu, hem de güzel bir anlatımı vardı. Bir tarih olayını o kadar içten, o kadar güzel anlatıyordu ki, tabiri caiz ise ağzı açık dinliyordum. Hikâyeyi anlattıktan sonra sordum. “Sen bunları nereden öğrendin” diye. O da bana elindeki kitabı gösterdi. “Burada yazıyor” dedi. Ogün elime okumak için, ilk defa kitap aldım. Ahmet Cemil Akıncı’nın, Peygamberlerin hayatları, roman dizisinin hepsini okudum. Sonrası malum, herkes gibi bir daha bırakamadım.

Sizce okuma yazmanın nesi olur?

Bir binanın temeli ve yükselen kolanları gibidir. Ya da şöyle bir benzetme yapabilirim, bir arabanın hareket edebilmesi için, gereken yakıt gibidir. Her şey tamamdır, fakat süreklilik arz edebilmesi için olmazsa olmazıdır. Okumak, yazma konusunda tekrardan kurtulmanın tek çözümüdür. Belli bir birikim insanı bir noktaya taşıyabilir, fakat süreklilik eğer ki bu birikime ilave yapılmazsa tekrarı doğurur. Bu da o noktadan sonra yeni şeyler üretmenin önünü tıkar. Zihni daha çok doldurmanın en güzel yolu da okumaktır diyebilirim.

Kitap tanıtım yazma sebebiniz nedir? Kitaphaber ile nasıl tanıştınız?

Önce ikinci sorudan başlamam gerek diye düşünüyorum. Çünkü kitap tanıtım yazısı yazmama vesile, bir dostun kıymetli kardeşimiz Seher Ortaöner’in tavsiyesiyle olmuştur. Önce Kitaphaber’i tanıttı. İnceledim ve yazabileceğimi bildirdim. Günümüz dünyasında şu bir gerçektir, artık her ne kadar en güzel reklâmın dilden dile olanı olsa da, zamanın iletişim araçlarının çoğalmasıyla bu artık daha farklı bir mecraya kaydı. İnternetin hayatın içine germesiyle daha da hızlanan bu süreçte, kitap kültürünün de bundan nasibini alması doğaldır. Onu tanıtmak adına da olsa bir nebze katkı sağlamak, insana huzur verir düşüncesiyle yazdığımı söyleyebilirim.

Kitaphaber’in formatını nasıl buluyorsunuz? İşlevi konusunda neler söylemek istersiniz?

Kitaphaber’in formatı güzel. Tabiî ki şunu da ifade etmeden geçemem, bu güzelliğin sadece internet ortamında olması, kitapla içi içe yaşanlar için, onların erişmesine engel diye düşünüyorum.

Kişisel kütüphaneniz var mı? Kütüphanenizde kaç kitabınız var? Bu kitapların hepsi okunmuş mudur?

Kütüphanem yok denecek kadar küçüktür. Sayısı tam olmamakla beraber yaklaşık üç yüz civarındadır. Hepsi okunmuş mudur, elbette okunmamış kitaplarım var, ama ben işim gereği okumaya ancak geceleri zaman ayırabiliyorum. Bu da ister istemez daha yavaş okumama sebep oluyor.

Kitap çalışmanız var mı? Yoksa neden yok? Varsa içerik nedir? Daha önce yayınlanan eser?

Kitap çalışmam var. Daha önce “Sızak” adında bir roman yayınladım. Şu anda ikinci romanım “Bir de Zaman Geri Dönse” basıma hazır. Sosyal içerikli romanlardır. Çünkü insanı okumak, kişinin kendisini okumak olacağından, biraz kişiliklerimize ayna tutulması gerekliliğine inanıyorum. Aynı zamanda deneme ve hikâye üzerinde de çalışmalarım var. Onların kitaplaşması konusunda henüz bir hazırlık yapmadım. Üçüncü kitap çalışmam hala yazım aşamasında. O biraz roman, biraz da şiir tarzında olacak.

İnternet e-kitap okumaları matbu kitap basımını rafa kalkmasına sebep olabilir mi?

Kısa vadede bunun olacağına inanmıyorum. Zira yazmak eylemi, kalemin kâğıt üzerindeki raksına gönül vermekle olur. Mekanik klavyelerin bu gönül dilini yansıtacağına pek ihtimal vermiyorum. Fakat zamanın oldukça hızla aktığı, bu sürecin sonunda kitapları rafa kaldırmaya güç yetireceği günlerin de, yetişen neslin ihtiyaçlarına cevap vermesi açısından, olmayacak bir durum değil gibi geliyor. Çünkü özellikle yeni yetişen neslin, ne kadar güzel olursa olsun, bir şiiri bile sonuna kadar okumaya, tahammülünün olmadığı görülmektedir. Fakat görsel bir şekilde sunulan hem yazıların, hem şiirlerin diğer materyallerle süslendiği zaman, onu özümsediği bir gerçektir.

Bütün eserlerini okuduğunuz yazar var mıdır?

Ahmet Günbay Yıldız’ın kitaplarını okudum. Fakat genel olarak bir yazarın kitaplarının tamamını okumaktan ziyade, değişik yazarların kitaplarını okumanın daha güzel olduğunu düşünüyorum. Çünkü her bir yazar demek, farklı bir bakış açısı demektir.

Hangi alanda uzmansınız? O alanda kitap tanıtım yazısı yazıyor musunuz?

Uzmanlık demeyelim de ilgilenmek diyelim. Ben belki o dalda yazdığım için olsa gerek roman, hikâye deneme ve şiir daha çok ilgimi çekiyor. O alanda fırsat buldukça yazmaya çalıyorum.

Edebiyat ile ilişkiniz nasıl? Hangi edebiyat ekolüne kendinizi yakın görüyorsunuz?

Aslında bizim toplumumuz henüz beşikteyken Halk edebiyatıyla hemhal oluyor. Annelerin ninnileriyle büyüyen herkes bunun yabancısı değildir. Neredeyse toplum olarak şiir yazmayanımız yok denecek kadar çoktur. Fakat hayatını edebiyata adayanları biz edebiyatçı olarak görüyoruz. Ki bu da doğru olanıdır. Gerçek özveri geçici hevesin ardından verilen çabadır. Hatta bu sebepten söylenir, gerçek şiir elli yaşından sonra yazılır diye. Edebiyatla ilgim herkesin olduğu gibi şiirle başladı. Fakat şair olacak kadar sürmedi. Her ne kadar adına şiir denir mi bilmiyorum, ama bir şeyler karalıyorum. Kendimi roman dalına daha çok yakın görüyorum. Çünkü bende eserlerimde romantizmi kullanıyorum.

Dünya edebiyatında özelde takip ettiğiniz bir yazar veya tarz var mı?

Dünya edebiyatında özelde takip ettiğim bir yazar yok. Genellikle yerli yazarları daha çok tercih ediyorum. Bilal CAN - 12.12.2011

,

2960

Bilal CAN Hakkında

Bilal CAN

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.  Yayınlanmış 4 kitabı vardır. 

twitter: @bilalcan1

Bilal CAN ismine kayıtlı 291 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin