Yaratıcı Yazarlık, Kurmacanın Bilinen Sırları ve İhlal Edilebil

Yaratıcı Yazarlık, Kurmacanın Bilinen Sırları ve İhlal Edilebilir Kuralları

Yaratıcı Yazarlık, Kurmacanın Bilinen Sırları ve İhlal Edilebilir Kuralları

27.11.2015 - Serkan Parlak
Yaratıcı Yazarlık, Kurmacanın Bilinen Sırları ve İhlal Edilebilir Kuralları

Yazmaya Başlamak:

“ Yaratmak, daha önce var olmayan bir şeyi vücuda getirmek demektir. Kurallar ise ancak, var olan şeylere bakılarak üretilmiş ilişkiler bütünüdür.”Öncelikle defter, kalem ve yalnızlık gerekiyor. Günlüklerimizi, gerçekten yazmak istediklerimizi deftere yazabiliriz, genellikle kimse okumaz. Ancak yayınlatmak istediklerimizi bilgisayara yazmalıyız. Kurmaca metinler içinse sürekli notlar almalıyız. Taslaklar oluşturmalıyız. Notlar ve taslaklarda; kurgu, karakter, atmosfer ve üslupla ilgili bilgiler bulunmalı. Örneğin uzun bir giriş cümlesi, karakterlerden birinin yapacağı bir paragraflık bir konuşma olabilir. Kurmaca tasarılarına ek olarak düşünceler, öykü girişleri, roman özetleri ve rüyalar yazılabilir. Yanına kalem taktığımız telli bir defter bu iş için biçilmiş kaftandır. Gece uyuyamadığımızda, uyuyup uyandığımızda ya da sabah kalktığımızda aklımızdakileri unutmadan hemen not edebiliriz. Okurken, izlerken, hayal ederken aklımıza hücum eden düşünceleri el yordamıyla, hızlıca bu deftere yazabiliriz. Zaman atlamalarından bilinç dışının fotoğrafını daha iyi çekebilmek için farklı renkte kalemlerle not alabiliriz.

Yazmanın Şimdiki Zamanı:Peki başlamak sorunsa? Yazıya balıklama dalınabilir. Bazen yazılanlar silinip atılabilir. Aynı metin faklı biçimlerde- anlatıcı konumlarını, mekânı, zamanı, olayı, karakterleri değiştirerek- anlatılabilir. Bir an gelir, yazı kendi kendine akmaya başlayabilir. Daha önce başladığımız metinlerden birini sürdürebiliriz. Tekrar tekrar düzeltmeler, yeni eklemeler, çıkarmalar yapabiliriz. Kurmaca metin yazıyorsak; deneme, inceleme, ansiklopedi kitapları okuyabiliriz. Bu tarz metinler zihnimizde rahatlama sağlar, yeni ufuklar ediniriz.

Yayınlatma zorunluluğumuz yoksa, tıkanma olmaz. Burada önemli olan zihinsel durumumuzu değiştirmektir. Takılırsak, daha önce yazdıklarımızı okuyabiliriz. Bir resme, başka bir yazarın metnine yoğunlaşabiliriz. Okuduğumuz metni, ben olsam nasıl yazardım diye düşünebiliriz. Başkalarını dinlerken onların neleri anlatmadığını ya da neyi nasıl anlattığını düşünebiliriz.Yine de olmazsa farklı bir metin yazmaya başlamalı ya da daha önceden yazdığımız bir metne devam etmeliyiz.

Bir Rüya: Yaratıcılık: Yazmak aslında uyanıkken rüya görmek, uyku ve uyanıklık arası o tuhaf bölgede dolaşmaktır. J. Fowles “Yaratık” adlı romanının önsözünde romanın doğuş anını çok etkileyici bir biçimde anlatmıştır. Edebi yaratıcılık, yolda bir düğme bulup ona elbise dikmeye benzer. Bir başka bakış açısına göre ise biraz da cinselliğe benzer. Mahremdir, kişiye özeldir, utanç verici olabilir. Yazarlar seçilmiş insanlardır adeta. Edebiyat ise karşılığı olmayan bir şeydir, lükstür, zaman kaybıdır. Bu açıdan yazdıklarını yayınlatmak utançtan kurtulmaktır, onay görmektir.

Çocuklar çevrelerindeki dünyaya ait şeyleri kendilerini mutlu edecek biçimde yeniden düzenler. Yazarlarda böyle mi davranır? Freud’a göre, yetişkin insanlar çocuklar gibi oyun oynamaz ancak hayal kurmayı sürdürür. Hayal etmekten zevk aldıkları fantezileri vardır. Doyurulmamış arzularını böylelikle tatmin ederler. Çocuklar oyunlarında yetişkin olmak ister. Yetişkinler için ise fanteziler saklanması gereken çocukça hayallerdir. Eksiklik ifadesidir fanteziler. Zayıflıklarımızı göstermek, günlük hayatımızda bizi sıkıntıya sokabilir. Fanteziler kişilik, koşullar ve cinsiyete göre değişir. Kişinin kişiliğini yükseltmeye yarayan ihtiras ve başarı dilekleri erkeklerde daha yaygınken, erotik dilekler kadınlarda daha baskındır.

Freud’a göre yaratıcı yazarlığın kökeninde insanın fantezi kurma özelliği vardır. Yazarken çocuk oyunlarındaki gibi gerçeği yeniden düzenleriz. Varlığından suçluluk duyduğumuz, tatmin edilmemiş arzularımızı doyuran deneyimleri yazarak açığa çıkarırız. Bütün bu eylemlerimizin arka planında ise başkaları tarafından sevilme, kabul edilme, övülme isteği vardır. Bir tür meydan okumadır bu. Gerçekliğe yeni bir anlam, bakış ve değer yüklemek isteriz. (S. Freud’un Rüya Yorumları ile Yaratıcı Yazarlar ve Gündüz Düşleri adlı kitaplarından)

Mutsuzluk ve hayal kırıklığı dönemlerinde yazmanın iyileştirici bir yönü vardır. Yazdıklarımızı insanlar kabul edebilir ancak yayınlandığında okumaya çok da istekli olmayabilirler. Edebiyatın varoluşu düş kurma ve bu düşleri öteki insanlara aktarma cesaretine bağlıdır. Yazarın ihtiyaç duyduğu malzeme herkesin içinde vardır, ancak bunlardan hikâye dillendirme arzusu, takıntısı ve cesareti herkeste olmak zorunda değildir.

Orhan Pamuk’a göre “ Edebiyat; uygar dünyada toplumun yazara tanıdığı bir özgürlük alanı olup kurmacanın toplumsal kabulü, anlatılanlar gerçek değil kurmaca olduğu yolundaki uzlaşmayla mümkündür.” Metin, yazarın iç dünyası ile yaşadığı dünyayı algılayış biçiminin ürünüdür. Ama o ürünü edebi yapıt haline getiren yine okurun okuma biçimidir.

Murat Gülsoy, Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık, Kurmacanın Bilinen Sırları ve İhlal Edilebilir Kuralları, Can Yayınları, 11. Baskı, İstanbul, Eylül 2015.

Serkan Parlak - 27.11.2015

,

1979

Serkan Parlak Hakkında

Serkan Parlak

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.

Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Edebiyat Otağı ve Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.

Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından, ilk romanı "Ormanın Kıyısı" ise Roza Yayınları tarafından yayınlandı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin