Yaşama Bir Çocuğun Gözleriyle Bakmak

Yaşama Bir Çocuğun Gözleriyle Bakmak

Yaşama Bir Çocuğun Gözleriyle Bakmak

08.09.2021 - Elif Mert
Yaşama Bir Çocuğun Gözleriyle Bakmak

Büyükbaba bıçağıyla topraktan tatlı bir kök çıkarak kabuğunu soydu, kökten yaşamın sulu kış hazinesi damladı. Büyükbaba kökü ikiye böldü ve büyük parçayı bana verdi. Yumuşak bir şekilde “ Gidişa böyle” dedi. Yalnızca gereksinim duyduklarını al. Geyik alıyorsan, en iyisini alma. En küçük ve en yavaş olanını seç, o zaman geyik daha güçlü olur ve her zaman sana et verir Paylarından fazlasını depolayanlar ve kendilerini besleyen insanlar için de bu böyledir. Ellerindekini kaptırırlar. Bu konuda savaşlar olur. Uzun konuşmalar yaparak paylarından fazlasını ellerinde tutmaya çalışırlar. Erkekler, sözler ve bıçaklar yüzünden ölürler, ama Gidişat’ın kurallarını değiştiremezler”( Küçük Ağaç’ın Eğitimi)

Küçük Ağaç’ın Eğitimi kitabı, Beyaz Adamım bencilliği, umursamazlığı ve kendini dünyanın tek hâkimi olarak görmesine karşın Çeroki halkının eşitlikçi ve kendilerini doğanın sadece bir parçası olarak gören hayat anlayışlarının karşılaştırmasıdır. Yazar Forest Carter’in otobiyografik olarak kaleme aldığı kitap Çeroki halkına ithaf edilmiştir. Kitapta beş yaşındaki Küçük Ağaç, hem annesini hem de babasını kaybettikten sonra büyükanne ve büyükbabasıyla birlikte yerleşim yerlerinden uzakta bir yerde doğada yaşamaya başlar. Kitapta özellikle üzerinde durulan konu, “ Gidişat” yani doğanın kanunu. Bunu bütün canlılar bilip uygularken, bu hayatta kalma felsefesine karşı çıkan tek canlı insan.

Yazar, iktidar tutkusunun, zalimliğinin hüküm sürdüğü çıkarlar dünyasıyla, sevginin, dostluğun, karşılıksız iyiliğin dünyasını beş yaşındaki bir çocuğun gözünden gözler önüne seriyor.

Yaşadığımız kapitalist dünyanın anlayamayacağı bir mesaj üretiliyor Küçük Ağaç’a: “ihtiyacın olan kadarını al” En güçsüz canlıları avla ki, güçlü olanlar hayatta kalabilsin ve tüm doğaya yararlı olmaya devam edebilsinler.

İnsan, doğanın bir parçasıdır. Ne var ki, yeryüzündeki serüveni sırasında, geliştirdiği teknoloji sonucundan doğadan uzaklaşmıştır. Büyük çoğunluk doğadan, yaşamın içsek zenginliklerinden uzak yaşamaktadır. Yaşamın henüz başındaki çocuk, doğaya hala çok yakındır. Duygu ve düşünceleri; istek ve gereksinimleri doğrultusundan doğaldır ve yalındır. Yaşamak için beslenmeye gereksinimi vardır, bir de güven ve sevgiye. Gereksinimi olan besin kaynakları ve sevgi ise, doğada fazlasıyla vardır. Yaşama tutunmanın da… Bu gerçeği, doğadaki bütün varlıkların ruhu olduğuna inanan Kızılderililer ya da doğadan kopmamış insanlar bilirler.

Kitapta sıkça duyacağınız Çerokilerin tarihteki yerinden bahsetmek gerekirse; Çerokiler yurtları Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğu eyaletleri (özellikle Georgia, Kuzey Karolina ve Güney Karolina ile Doğu Tennessee) olan ve daha sonra da beyazlarca yurtlarından zorla sürülen ve platolarda yaşamaya mahkûm edilen Kızılderili halkı. Çerokilerle Beyaz Adamın ilk tanışması, 1540 yılında Hernendo Deseto’nun Amerika’ya yaptığı seferde olmuştur. Avrupalıların Amerikan yerlileriyle başlayan ilişkiler sonucunda Kızılderilerinin %90’ı bulaşıcı hastalıklar nedeniyle hayatlarını kaybetmişlerdir. Kızılderililer kendi izole hayatlarında bu bulaşıcı hastalıklara bağışıklık kazanmamışlardır. Beyaz Adam’dan taşınan bu hastalıklar onlar için tam bir felakete sebep olmuştur. Avrupalı Hristiyan Misyonerler 1540 yılıyla birlikte Kızılderileri medenileştirme adı altında sistematik bir şekilde asimile etmeye başladılar. Çerokiler ve diğer kabilelerin sadece %10’u Hıristiyanlığı kabul ederken geri kalanlar, geleneksel inanış ve törenlerini uygulamaya devam ettiler. 1838 yılında Amerika’nın çıkardığı ‘ Yerli Sürgün’ yasası ile binlere Kızılderili atalarının topraklarından kopartılıp sürgüne gönderildiler. Sürgüne gönderildikleri bölgeler, yaşadıkları topraklardan binlerce kilometre uzaklıktaydı. Çerokiler bu yola “ Gözyaşı Yolu” dediler. Çeroki yolunda 4 binden fazla Çeroki hayatını kaybetmiştir, sürgün edildikleri yerlere ulaşabilenler ise, toplama kamplarında hapsedilmişlerdir. Bu yolda bazı insanlar ağladı, Çeroki ağlamadı. Ağlamasını dışa vurmadı. Çünkü Çeroki onların yüzünü görmesine izin veremezdi. Ve bu yüzden bu yola Gözyaşı yolu adını verdiler. Çeroki ağladığı için değil, çünkü bu yoldan geçenlerin hüznünü anlatıyordu. 50 yıl boyunca kendi topraklarına dönmek için mücadele eden bin kişi kadar Çeroki topraklarını geri almayı başarmıştır. Bugün yaklaşık 9 bin Çeroki kendi topraklarından yaşamaya devam etmektedir.

Küçük Ağaç’ın Eğitimi, tüm benliğimi duygusallaştıran muhteşem bir kitap… Küçük Ağaç, bütün değerlerin yitip gittiği güçlünün güçsüzü ezdiği, acımasız bir dünyaya yabancıdır. Oysa sevginin, dürüstlüğün, içtenliğin, Çeroki’nin kendini adadığı gidişatın, doğanın düzeninin hüküm sürdüğü bir dünyada hiç yabancılık çekmeyecektir. Çünkü o, ağaçlara, kuşlara, sulara, yağmura, rüzgâra tam bir sevgi duymak için seçilmiştir. Hiçbir zaman yalnızlık hissetmeyeceği, kendisini bağrına basan, tüm canlılar arasında saf sevginin olduğu doğaya dönecektir. O, doğanın çocuğudur. Küçük Ağaç, tüm insanlığın özünü temsil eder. Tıpkı Büyükanne’nin mırıldandığı ezgide dile getirdiği gibi:

“Küçük Ağaç yüreklidir,

Ve onun gücü inceliğindedir

Ve Küçük Ağaç asla yalnız kalmayacak”.

Forest Carter Hakkında

(d. 4 Eylül 1925 - ö. 7 Haziran 1979), Kızılderili yazar. Küçük yaşta anne ve babasını kaybeder. Büyük Babası ve Büyük Annesinin yanında yetiştirilir. Düzensiz hayatından dolayı belirli bir okul eğitimi alamaz. On yaşında büyük Anne ve Büyük Babasını kaybeder. Yetişkinlik yıllarında kovboy, sığırtmaç, çiftçi ve mevsimlik işçi olarak çalışır. 45 yaşında, çocukluk hayali olan yazarlığa adım atar. Gün yüzüne çıkan ilk kitabı Josey Wales'in Kader Dönemeci'dir. Kitabın maliyetini kendisi üstlenmiştir. Kitap, daha sonra Delacorte/Eleanor Friede tarafından Gone to Texas (Teksas'a Gitti) adıyla yayınlanır. İyi satar, bunda menajeri Rhoda Weyr'in büyük katkısı vardır. Teksas'a Gitti (Josey Wales'in Kader Dönemeci) kitabının 1976 yılında Batı Barut Kokuyor adı altında filmi çekilmiştir. 1860-1890 Kızılderili soykırımının anlatıldığı Dağlardan Sorun Beni, başkaldırı romanı olarak algılanır. Fakat 1976'da yazılan Küçük Ağaç'ın Eğitimi adlı kitabı çok rağbet görür. Neredeyse bütün dünya dillerine çevrilir.

Forest Carter

Küçük Ağaç’ın Eğitimi

Say Yayınları

280 sayfa

Elif Mert - 08.09.2021

,

267

Elif Mert Hakkında

Elif Mert

Eğitim hayatını İstanbul’da tamamladı Marmara Üniversitesi Fransız Dili ve Eğitimi Bölümü mezunu. Kısa bir dönem Saint Joseph Lisesinden öğretmenlik yaptıktan sonra gönüllü kuruluşlarda çocuklarla çalıştı. Düşünen, sorgulayan, barışçıl, kendi iç yaratıcılığını harekete geçiren, farklı dil ve dinlere karşı saygılı, özgüvenli çocukların yetişmesine destek olan bir vakfın eğitim programları bölümünde eğitim uzmanı olarak çalışıyor. Türkiye’nin yetmişe yakın ilini gördü ve farklı renklere sahip Türkiye’nin çocukları ile çalışmak, çocuk ve insan sevgisini daha da yükseltti.

Her şey sizin bakış açınızda gizli. Siz hayata güzel bakarsanız, hayatın size akacağına, iyiliğin ve güzelliğin hep sizinle olacağına inanıyor. Okumayı, deneme, makale yazmayı, yeni kültürleri, doğayı, insan psikolojisini, yabancı dilleri ve bu dilleri konuşmayı ve insanları seviyor. İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümünde eğitim alıyor, öğrenmeyi çok seviyor;  bu nedenle çok okuyor ve eğitimlere katılıyor.

Yorumlar
  • Nart Sawa 2021.09.11 10:10

    Küçük ağaçlar değil küçük yarış tayları yetiştiren bir eğitim sisteminde “gidişat” nereye olabilir? Küçük ağaçlara içlerinde mevcut sevgi ile eğitim öğretim yapmadan, onları neye malolursa olsun sınavları kazanan küçük taylara çevirerek, nereye kadar!

    Okuduğumda benim de çok etkilendiğim bu kitabın, kaç okulun kütüphanesinde olduğunu da hep merak etmiştim. Sanırım çok çok azdır..

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin