Orhun Anıtları’ndan Nobel Ödülü’ne uzanan Türk Edebiyatı’nın geçmişi, gidişatı hakkında yazarlarla yapılan söyleşileri içeren Yazmasam Ölürüm, Profil Yayınları tarafından basıldı. Kitap, hem bildiğimiz yazarların edebiyat üzerine düşüncelerine hem de onların diliyle edebiyat tarihinin bilinmeyen yönlerine vurgu yaparak okuyuculara doyurucu bilgiler sunması bakımından önem taşıyor.
Ayşe Böhürler’in yeni çalışması olan “Yazmasam Ölürdüm”, 34 yazar ile gerçekleştirilen röportajların bir derlemesi niteliğinde. Röportaj halinde tasarlanan kitap, edebiyatın farklı alanlarında eser veren yazarlarla yeni edebiyat, eski edebiyat, günümüz edebiyatı, yazarların fikirleri ve eserleri üzerine yapılmış konuşmaları içeriyor.
Röportaj yapılan yazarların sorulara verdiği cevaplar kendi düşüncelerine göre, kendi edebi bağlamlarını ve düşünce serüvenleri hakkında bilgiler içeriyor. Her yazar kendi düşünce serüveninde kendine sirayet eden ve kendisini etkileyen yönlere vurgu yaparak aslında bir nevi kendi edebiyatını ve kendini tanıtmaktadır. Kitap bu yüzden yazarların kendilerini başka bir şekilde - bu sefer kendi eserleri ile değil de, başkasının tasarladığı bir kitapta başrol oynuyorlar- görücüye çıkarmaktadırlar.
Röportajlar, yazar ile okuyucu arasında bir köprü vazifesi görmüştür daima. Okuyucular, röportajlar sayesinde yazarları daha iyi tanımış, onların fikirleri hakkında ayrıntılı bilgilere ulaşmıştır. Röportajlar bu yüzden en çok okurlar içindir. Bir yazarı en iyi tanıtan yine yazarın kendisidir ama bu sefer tek bir farkla: o da soruları başkası sorar, yazar cevaplayıcı rolündedir.
Kitap temel olarak bir soru üzerinden hareket eder: İnsan ne için yazar! Bu soruya karşılık yazan herkesin bir cevabı olduğu muhakkak. Bu cevaplardan en bilineni ise Sait Faik’in “Yazmasam ölürdüm!” olmuştur. Neden konuyu özetleyen olarak Sait Faik’in “Yazmasam ölürdüm” cümlesini aldık! Çünkü yazının yazar üzerindeki etkisini özetleyen bir cümle. Yazmanın yazar üzerinde, nefes almak, yemek yemek, su içmek gibi bir hayati etkisi vardır. Yazmasam ölürüm cümlesi bu yüzden yazar için nefes almak kadar hayati bir önem taşır.
Kitapta ismi geçen yazarlar alfabetik sıralamayla sıralanmıştır. Ahmet Altan, Ahmet Ümit, Alev Alatlı, Fatma Karabıyık Barbasoroğlu, İskender Pala, Yavuz Bülent Bakiler gibi 34 edebiyat insanının söyleşisine yer verilmiştir. Yapılan röportajlarda yazarların hem edebiyata kattıkları hem de edebiyatın onlara neler kazandırdığını kendi cümleleriyle öğrenmek mümkün.
Kitabı önemli kılan diğer bir unsur ise yazarların edebiyat üzerine analizleri, edebiyat tarihi üzerine değerlendirmeleridir. Yazarlar edebiyat serüvenlerini anlatırken Orhun Anıtları’ndan Nobel Ödülü’ne uzanan Türk Edebiyatı’nın kısa bir tarihçesine de vurgu yapmışlar. Bu vurguyla da Türk siyasal, sosyal, kültürel tarihine de ayna tutup yazar olmanın getirdiği sorumlulukla okuyuculara yol göstermişler.
Temmuz 2010

86 yılının mayıs ayında doğdu. Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji öğrencisi.
Filbahar | Edebiyatın Yeni Baharı sanal dergisini 15 sayı yayınladı.
Yolcu Dergisi'nde düzenli olarak deneme yazıları ve kitaplar üzerinden yazar portreleri yazıyor. Şiirleri çeşitli dergilerde yer alıyor.
Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor.
Bilal Can İsmine Kayıtlı 197 Yazı Bulunmakdadır.