Yeni Bir Baskı Aracı Olarak Şok!

Yeni Bir Baskı Aracı Olarak Şok!

Yeni Bir Baskı Aracı Olarak Şok!

06.01.2016 - Mustafa Öztürk
Yeni Bir Baskı Aracı Olarak Şok!

"tanrının gözünde yeryüzü bozulmuş ve şiddet doluydu artık. Ve tanrı Nuh’a insanların varlığına son vermeye karar verdim. Çünkü yeryüzü şiddetle dolu, şimdi yeryüzünü onlarla birlikte yok edeceğim" dedi. Yazarın Tevrat’tan yaptığı bu alıntıyla başladığı kitapta açıkladığı şok doktrininin temel mantığı şöyle. Bir işkence aracı olarak şok, yani zorlayıcı sorgulama tekniği, esirlere gayri iradi olarak itirafta bulunmayı sağlayan bir dizi sorgulama yöntemidir. Yakın dönemde ırak ve Afganistan’da uygulandığını bildiğimiz bu yöntem, CIA kaynaklarına göre direnişi çözmenin yoludur. Yöntem şu, tutsak ile onun çevresindeki bağı kesmek için esirin başına çuval geçirilip kulakları tıkanır. Eline kelepçe vurularak dış dünyayla teması kesilir. Sonra farklı bir ortamda yanıp sönen ışıklar, yüksek müzik, dayak ve elektroşokla beyinde bir kasırga yaratılır. Böylece psikolojik bir felç durumu oluşur ve kendini savunamayacak olan esir itirafta bulunur. Bu işkence yöntemi başta ırak ta olmak üzere guantanamo gibi birçok farklı yerde kullanılmış ve serbest kalan esirlerde bile kalıcı biyolojik ve psikolojik hasarlar oluşturmuştur.

Tezini bu işkence yöntemine dayandıran Naomi Klein, tezini ispatlamak için çoğunlukla Latin Amerika ülkelerinden örneklerle açıklıyor. Şok doktrini, bu bedensel ve işkence yönteminin kapitalist ve emperyalist güçler tarafından taklit edilerek, şok işkencesinin bir esir üzerindeki yarattığı etkiyi toplumlar üzerinde deneyerek istedikleri sonucu elde etmeyi amaçlar. Bir örnekle açıklayalım; tüm dünyayı özelliklede doğuyu önce 11 Eylül elektroşoku verildi, peşinden üzerinde planlar yapılan bu toplumların çevreyle olan ilişkileri kesildi. Medeniyetler Çatışması teorisi üzerinden ‘şer ekseni’ , ‘islamofaşizm’ülke güvenliği’ gibi yüksek sesli müzik baskısıyla şok işkencesinin sonuna gelindi. Tutsak artık tamamen teslim olmuştu ve işkence sonucunu vermişti. Savaş baronları amacına ulaşmış ceplerini doldurmaya hazırdılar. Baronlar hem Amerika’da özel güvenlik şirketleri üzerinden hem de dışarıda Irak’taki gibi savaş gücü satışı üzerinden ceplerini doldurdular. Öyle ki, son dönemde Irak’taki bir Amerikan askerinin finansmanı bir şirketi doyuracak noktaya gelmişti. İşte büyük şirketlerin egemenliği olarak bilinen kapitalizmin tarihi bu şoklarla yazılıdır.

Yazar hem Afganistan ve Irak gibi doğu toplumlarından, hem de çoğunlukla Orta Amerika ülkelerinden birçok darbe ve savaş örnekleriyle geniş halk kitlelerinin nasıl şoka sokulup başlarına çorap örüldüğünü ve bundan nasıl bir sonuç elde edildiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Tarihi olayların aslında doğal olmayan muharrikleri olduğunu görüyoruz.  Uzunca olan bu kitabı okuduğunuzda her toplumsal olayın arkasında bir ekonomik güç olduğunu düşünmeye başlayacaksınız. Hele de yakın tarihi darbelerle geçmiş ülkemizde daha da dikkatli okunması gerekir. Maraş şoku ve peşinden gelen yüksek sesli müzik, Sivas şoku ve peşinden gelen yüksek sesli bağlama müziği, gezi şoku ve peşinden gelen yüksek sesli diktatör müziği ve sonucu henüz görünmeyen dershane şoku tasavvuf müziği.

Şok doktrininin yeni icat edilmediğini aksine 1950’lerden beri uygulandığını görüyoruz. Bize de yakın tarihi birde bu bakış açısından okumak düşüyor.

Şok Doktrini: Felaket Kapitalizminin Yükselişi
Naomi Klein
Agora Kitaplığı
Türkçesi: Selim Özgül

Mustafa Öztürk - 06.01.2016

,

1890

Mustafa Öztürk Hakkında

Mustafa Öztürk

1974 yılında Sivas'da doğdum. İmam hatip lisesi mezunuyum. 20 yıldır çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü faaliyetlere katıldım. İstanbul'da yaşıyorum ve üç çocuk babasıyım. Kitap okuma platformlarında okuma faaliyetlerine devam ediyorum. Okumayı bitmeyecek bir arayış çabası olarak değerlendiriyorum.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin