Yeni Sezon Tanıtım Kataloğundan Kendine Bir Cinnet Seçmek

Yeni Sezon Tanıtım Kataloğundan Kendine Bir Cinnet Seçmek

Yeni Sezon Tanıtım Kataloğundan Kendine Bir Cinnet Seçmek

29.07.2020 - Bilal Can
Yeni Sezon Tanıtım Kataloğundan Kendine Bir Cinnet Seçmek

"Bir ülkede bir kimse açlıktan ölürse, bütün ülke onun katili sayılır"

Kapitalizm homo economicus üzerine temellenir. Metaya köle olan bu insanı metanın tasallutundan kurtaracak olan temeli sağlam olan değer yargıları ve dindir. Bunlar doğrultusunda dünyada insan kalabilmek mümkündür. Marx’ın o çok bilinen “yabancılaşma” kavramı bu konuda başvurulacak önemli kavramlardandır. Bu gün kapitalizm eleştirisinin de sadece Marx’a veya ondan sonra gelen ve kendini Marksist olarak sunan kişilere yapıştırılması doğru değildir. Kapitalizm karşıtı olmak her “insan kalma mücadelesi” veren kişilerin temel mücadele sahası olmalı. Metanın kölesi olmamak için girişilen bu çaba bir özgürlük mücadelesidir bana göre. Metayı bir amaç değil, bir araç olarak görmek insanlığın temel edinimi olmalıdır. Aksi taktirde insan kalma bilincini yitirerek dünyada bir metadan daha değersiz bir şeymiş gibi kalacaktır.

Sanayi inkılâbı ve onun getirmiş olduğu Fransız İhtilali neticesinde dünyada bir ideolojiler çağı açıldı. Bunun neticesinde bölünmeler, çarpışmalar ve Marx’ın tabiriyle “çarpışmalar tarihi” büyüyerek gelişti. I. Dünya Savaşı bunun bir sonucu olarak tarihe geçti. Bu savaş dünyada bir eksen kaymasına neden olarak insanlık tarihi boyunca yaşanmamış büyüklükte insan kaybına neden olmuştur. Sanayi- para- meta ve bu sonuçlar doğrultusunda insanlık onurunu yerlere alıp ezen kapitalizm tüm bu ölen, ezilen ve sömürülenlerle kendini büyüttü, temelini sağlamlaştırdı, kanlı ellerini artık hijyenik mendillerle siler pozisyona geldi.

  1. Asrın reaksiyonu kapitalizm ile komünizm arasındaydı. Doğu ülkeleriyse onları izleyerek kendilerine uygun olan yapıyı araştırıyordu. Bu reaksiyon sonucu ortaya konulan çalışmalar neticesinde dünya bir nevi ideolojiler çağının zirvesini yaşadı. Bu ideolojiler kendine milyonlarca taraftar bulurken başka bir mücadelenin siren sesleri duyuluyordu: meta ve insan arasındaki mücadele.

İnsanların üretim araçları karşısındaki durumunun sınıf yapısını belirlediğini söyleyen Marx’a göre sınıflar üretim araçlarına sahip olmak veya olmamak üzere iki kısma ayrılır: Burjuva ve proleter sınıf. Bu kavramlar günümüzde de hala kullanılmaktadır fakat bunlar arasına; yeni burjuva, orta sınıf, yeni işçi sınıfı, akademik kölelik, sonradan görmüşlük vs. gibi kavramlar konuşlanmış durumdadır. Ülkemizde de sık sık duyduğumuz orta sınıf, yenice zenginlenmiş ve belirli bir sınıf atlayıp başları göğe ermiş olan sınıflar için kullanılmaktadır. Bu yeni sınıf ülkedeki siyasi durumlara göre değişmekte, kimi orta sınıftakiler artık üst sınıf, kimileriyse tekrardan alt sınıf kısmına göçebilmektedir. Ülkemizdeki sınıfların hızlıca değişim ve dönüşüme girmesi “siyasi iktidarsızlık”ın hakim olduğunun göstergesidir.

Modernlikte Yeni Kreasyon

Bu gün "namaz bittiğinde yeryüzüne dağılın ve rızkınızı arayın (42/10)" ayetini çok yanlış anlayan bir burjuvazimiz var. Bu burjuvazi iktidardaki partimiz neticesinde orta sınıftan bir üst sınıfa geçmiş, modernliğin getirmiş olduğu bu kreasyonun tesirini ölçemeden bir modernlik bunalımına girmiştir. Önceki iktidarlar tarafından “yobaz” olarak gözüken bu insanlar şimdilerin cinnete girmişçesine nereye gittiğini bilmeden sağda solda dolaşmaktadırlar. Özellikle bayanlar üzerinden ölçülebilen bu durumu net biçimde gözlemleyebiliriz.

Modernlik tanımların özellikle batı kaynaklarında “kadının kamusal alanda daha fazla gözükmesi” olarak okunduğunu belirtirsek bu gözlemin neden daha çok kadınlar üzerinden yapıldığını anlayabiliriz. Bu gün kadınların taktıkları başörtüsü neticesinde “modern-mahrem” ayrımında “hem laik – hem dinsel” olabildiklerini göstermeye çalışmaları modernliğin getirmiş olduğu dengesizliğin, cinnet halinin en büyük göstergesidir. Artık başörtülülerin bile başörtüsüne, dini değerlere saldıran bir yazarın imza gününde sırada bekleştiğini görebilirsiniz. Bu da artık sadece başörtüsünün dini bir sembol olarak değerlendirilmemesini ve bunun öyle okunmaması gerektiğini biz sosyal bilimcilere okutmuş ve öğretmiştir.

Başörtüsünün siyasal bir sembol olarak takılmasına karşı olan laik güdümlü zihinlerin neticesinde başörtüsünün bir patriyot füzesi olarak algıladığım günlerin sonrasında bu gün elli yıllık moda dergilerine taş çıkartan türban moda dergilerinin ortaya çıkması bende yine bir akıl tutulması yaşatmış, bunun neticesinde de başörtüsünün de artık modaya uygun bir metaya dönüşme sürecini izlettirmiştir.

Artık yeni sezon tanıtım kataloglarından kendimize uygun bir cinnet halini seçebiliriz.

Bilal Can - 29.07.2020

,

6066

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.  Yayınlanmış 2 kitabı vardır. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin