Yirminci Yüzyıla Doğru Kayan Patenler

Yirminci Yüzyıla Doğru Kayan Patenler

Yirminci Yüzyıla Doğru Kayan Patenler

28.07.2021 - Necla Dursun
Yirminci Yüzyıla Doğru Kayan Patenler

Oldukça eski bir tarihe sahip olan buz pateni sporu en estetik ve zarif spor dallarından biridir. Artistik buz pateninin olimpiyat yarışmalarındaki yerinin ayrı olduğu bilinir. Tıpkı benim kalbimde olduğu gibi. Bu sporu yapmak büyük bir özveri ve sabır gerektirir. Vücut esnekliği kazanılması bakımından küçük yaşta başlanması ise diğer bir gerekliliktir. Günümüzde spor, sanat ve hobi olarak icra edilen buz pateni aslında ilk olarak bir ihtiyacı gidermek amacıyla kullanılmıştır. Yerkürenin soğuk kuzey bölgelerinde yaşayanların donmuş göller ve nehirler üzerinde yolculuk yapabilmek için geliştirdiği araçlardan biridir. Yazımıza konu olan filmde de patenler bir ulaşım aracı olarak kullanılmaktadır.

Mary Mapes Dodge'un 1865 tarihli aynı isimli romanından uyarlanan “Gümüş Patenler” filminin senaryo uyarlaması Roman Kantor’a aittir. Daha önce animasyon ve sinema filmi olarak izleyicinin beğenisine sunulan eserin bu defaki versiyonunun yönetmeni Michael Lockshin’dur. İlk gösterimi Ekim 2020’de Moskova Film Festivali’nde gerçekleşen Rus yapımı film Aralık 2020’de Rusya’da vizyona girmiştir.

Üstü buz tutmuş nehrin dronla çekilmiş görüntüleri ile başlayan filmin dekoru karlı ve buzlu St. Petersburg sokaklarıdır. Filmde zaman 1900 yılbaşının hemen öncesi, mekân ise yılbaşı heyecanının sardığı 20.yy arifesindeki St. Petersburg’dur. Filme konu zaman diliminin en önemli olayı olan yeni bir yüzyılın başlama heyecanı sadece Rusya’yı değil tüm dünyayı sarmıştır. Kutlamalar için Eiffell Kulesi’nin elektrikle aydınlatılacağı haberi gazetelerden okunur. Yeni asrın gelişi partilerle, süslemelerle, ışıklandırmalarla ve meydanlarda kurulan pazarlarla kutlanmaktadır.

Dürüstçe Kazanmadığın İyi Bir Şeye Yol Açmaz*

Filmdeki ana karakter Matvey Saint (Fedor Fedotov) Petersburg’da yaşamaktadır ve bir fırında pasta dağıtıcısı olarak çalışmaktadır. Patenleriyle hızlı hareket ettiğinden gözde bir personeldir ve zorlu hava koşullarına rağmen 30 dakikada pasta teslim etmesiyle ünlüdür. Ancak bir gün soylu birinin geçmesi için yaya geçişine kapatılan köprüde beklemek zorunda bırakıldığı için teslimatı geç yapar. Bu sebeple müşteri şikâyeti oluşur ve işinden kovulur. İşsiz kalan Matvey, babasının verem hastası olduğunu ve tedavinin Almanya’da bir klinikte yapılabileceğini, tedavinin oldukça pahalı olduğunu öğrendiğinde ne yapacağını bilemez. Tam o günlerde kolay ve çabuk para kazanmak için Alex (Yuriy Borisov) isimli gencin liderlik ettiği bir çeteye katılır. Buz panayırında cüzdan ve köstekli saat çalan çete, yaptıkları işi “yeni ortak girişim” olarak tanımlarken bir anlamda “kamulaştırma” yaptıklarını telaffuz etmektedirler. Matvey ise babasına yeni işini “yeni bir endüstri” olarak tarifler.

“Tüccarlar, asiller kendilerinin olmayan varlığa sahipler” diyen bu çeteye üye olan Matvey zenginlerden çalarken bir gün bu zümreden birine kalbini çaldıracağını tahmin dahi edemez. Devlete bağlı “Toplum Düzen ve Güvenlik Departmanı” nın buz pateninde mahir, o dönem için ilk kez kullanılan “jop” lu jandarma birlikleri ise oyunu bozan aktör olacaktır.

Aristokrat Nikolai’nin (Aleksei Guskov) kızı Alissa (Sonya Priss) okuyan, yazan, araştıran, sorgulayan biridir. Bilime takıntı derecesinde ilgi duyduğu bir kurbağanın gövdesini incelediği sahne üzerinden anlatılmaktadır. Okuduğu gazetenin adı dahi: “Bilim ve Yaşam” dır. Ancak talihsizlik şudur ki anılan dönemde Rusya’da kızların üniversitede okumaları babalarının veya eşlerinin iznine tabidir. Alissa’nın babası muhafazakâr görüşleriyle üniversiteleri “özgür düşünceli, sorun çıkaran insanların yeri” olarak görmekte ve saygın biri olarak kızının üniversitede bulunamayacağını savunmaktadır. Bu sebeple baba-kız arasındaki sürtüşme bitmez. Astral olaylara ve tematik davetlere meraklı üvey anne ise bu duruma son vermek için evliliğin çözüm olduğunu gündeme getirir.

Birkaç Anekdot

“Zengin kız fakir oğlan aşkı” temalı filmlerde bulunması gereken tüm yan bileşenlerin olduğu filmin mıknatıs gibi kendisine çeken bir yanı olduğu aşikârdır. Klasik aşk hikâyesinin etrafındaki zengin-fakir dünyasına paralel suç dünyası ile halk ve devlet ilişkileri olan yapımda, kısmen Sovyet devrimine giden yol tarif edilmektedir. Grand dükün “alarus” (geleneksel Rus dili) temalı balosuna ülkenin en ünlü tiyatro kostümcüsünün elinden çıkan elbiseleriyle giden aristokratlarla ekmeği süte banarak karnını doyuran halkın görüntüleri Sovyet devriminden açıkça söz edilmese de zeminini anlayabilmek adına dikkatli gözlerden kaçmamaktadır.

St. Petersburg’un buz tutmuş sokaklarındaki çekimler oldukça zor bir çekim macerası yaşandığına işaret etmektedir. İklim koşullarının zorluğu ile birlikte ilk sahneden son sahneye kadar patenlerin ön planda olduğu her kare oyuncuların ve çekim ekibinin emeğini ispat etmektedir. Oyuncu seçimi hususunda yerinde tercihlerin yapıldığı gözlemlenirken, “arkadaşlık” olgusunu değişik bir açısıyla ele alındığı, bireyler arasındaki uçurumun, kadınlar için fırsat eşitliğinin, sosyal hayattaki zıtlık ve zorluklarla zengin/fakir yaşantısının etkileri buz pateni sahneleri eşliğinde verilmektedir.

Mesleği “lambacılık” olan Matvey’in babası, her gece hava karardığında şehrin kandil lambalarını yakarak hayatını sürdürmektedir. Dedesinden kalan garip görünümlü patenlerin sihrine inanmakta ve onurlu yaşam felsefesini oğluna aktarmaya çalışmaktadır. Aristokrat sınıftan sorgulayan ve öğrenmeye açık bir kız ile zeki, “bir gün tüm dünya elektrikle aydınlatılacak” diyen ileri görüşlü ve şahsiyet sahibi yoksul oğlan arasındaki ultra duygusal sahneler birbiri ardına sıralansa da benim aklımda daha çok Matvey ve babası arasında geçen şu diyalog kaldı:

Baba: Hiçbir şey şans eseri olmaz, hepsi kaderdir.

Oğul: Çatıdan büyük parça buz düşüp birini öldürse ne olacak, bu da mı kader?

Baba: Duruma göre değişir. Eğer bir vali ölürse belki çatılardaki buz temizlenmeye başlanır.”

Sonuç

Sosyal medyada sıkça karşılaştığımız “en iyi Noel pazarları destinasyonu” konulu seyahat rotalarındaki fotoğrafların canlı halini izleme şansı veren filmdeki ışıltı, parlak renkler ve halk pazarı tezgâhlarındaki yeni yıl armağanlarına sinmiş “yeni başlangıç” heyecanı izleyiciye de sirayet etmektedir. St. Petersburg’un kış manzaralarıyla süslenen hikâyenin, soğuk kış mevsimini resmetse de iç ısıtan bir yanı bulunmaktadır. Filmde bir tutam roman tadı, bir tutam teatral bakış, bir tutam buz kokusu, bir tutam ihtişamlı hayat müziği olmak üzere bir karışım elde edilerek izleyiciye sunulmuştur.

Film, “zengin kız fakir oğlan aşkı” bahsinde dünya çapında tanınan diğer bir film olan “Titanik” i hatırlatmaktaysa da; masalsı görüntüler eşliğinde bir buz dansı izliyormuşçasına akıcıdır. Altı doldurulmuş sorgulamalarla birlikte senaryonun dayanağı “Gümüş Patenler” isimli kitap iken ondan rol çalan bir kitap daha vardır yapımda. Marx’ın “Kapital” isimli kitabıdır sözü edilen.

Bu filmin kitap okumayı ve kitap uyarlamalarını sevenler için ideal olduğu söylenebilir. Ancak benim tercih nedenlerimde ilk sırayı “patenler” teşkil ettiğini yazmadan edemeyeceğim.

*filmden bir replik

Yönetmen Michael Lockshin

Senarist Roman Kantor

Oyuncular: Fedor Fedotov, Sonia Priss, Yuriy Borisov

Orijinal adı: Serebryanye Konki

Süre: 2s 10dk

Necla Dursun - 28.07.2021

,

321

Necla Dursun Hakkında

Necla Dursun

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans teziyle tamamlamıştır. Finans sektöründe çalışmakta ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin