”Bu kitabı kendini yobazlara adıyorum. İbrahim’e. Her şeytani taarruzda, gövdesi oklarla delik deşik edilen o katı kayaya. Eyyub’a…”
Ve dahi denilebilir ki kendini yobaz sayanlara. Yobazlığın kötü bir şey olmadığının altını çizmek gerekir. Çünkü yazan el ellerini kancık bir klavyede gezdirirken kalem değmiş sayfalarda muaf tuttuğu sesiyle bizlere sesleniyor.
Daha önceki kitabı ”aşk ile hain kardeş”ten sonra çıkan kitabı ellerime aldığımda Süleyman Çobanoğlu sesine aşinalığım pek yoktu. Ama bu kitap vesilesiyle onun sivri dilli ve istediğim kıvamda sözler söyleyen, düşündüren cümleleriyle kitabı okudum bitti havasından uzak tutan eserleriyle karşımızda duruyor.
İsmet Özel’in ”benden sonra tek bir şair geldi o da Süleyman Çobanoğlu’ dur” sözü üstüne bir şey demeye gerek yok. Şiirlerindeki o seslilik yazdığı eserlerine sinmiştir. O bildiğim cümle örgüsünü alt üst ederek sözlerini kalbimize batırmıştır. O sözleri toplarlarsanız elinize düşecek olan ilk kitap ”aşk ile hain kardeş” ardından ”yobazlığa övgü” dür.
Kısa kısa denemelerle uzun düşüncelere sürükleyen kitap bir solukta biten cinsten. Ben öyle yaptım. Elimden düşünce kitap zaten bitmişti. Dilindeki tavır süsten uzak ama anlamla dolu cümleleriyle dolu sözler söylemiştir Çobanoğlu bu eserinde.
” Gerçekten de yobaz kuvvetli ve yavuzdur. Bir şeyi kavi tutar, bir yanlıştan dönmek üzere şiddetle gericidir”
Sahi düşler kuran ve kurduğu düşleri kaleminin sert harflerine değdirip sivrilten sivrilten ardından tesirini onun bile belki bilmediği bir şekilde-nefis bir şekilde- okuyucunun kalbine saplatan adam resmidir onun yazdığı eserler. Otobiyagrafik bir özelliği yok bu kitabın. Ama hayatın süssüz kalmış yarınlarına dair sağlam durmak ve ertesi dünden birikmiş umutların birleşimden en kavi seslerle çağırdığı eseri bizde büyük sesler uyandırmıştır.
Yobazlığa övgü bir dışlanmanın aslında bir gurur meselesi olduğunu anlatır nitelikte. Bırakın yobaz desinler siz asil duruşunuzla çok şey kazanmışsınızdır zaten.
‘‘ biz yobaz değiliz demenizin bir faydası yok. Siz de kendilerini tırmalayan, ürküten, korkutan, o cevheri gördükleri müddetçe, sizi rendelemek, yamyassı etmek, avuçlarına alabilecek hale getirmek üzere bu uğursuz kelimeleri sarf etmeye devam edecekler.”
Daha sonra yine dönerim diyecektim ama kitapta kendini çeken cümleler sıralandığında kitap yeniden yazılıyor. Bu yüzden kitaplarını yeniden okutan bir yapıda.
Yazarın ayrıca şiir kitabı mevcut. Yeniden yeni eserlerle karşımıza çıkmasını bekliyoruz.
”karanlık bir gecenin paçaları gibi fitneler…
Laik ve çağdaş olmayan analar dua etsin”

86 yılının mayıs ayında doğdu. Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji öğrencisi.
Filbahar | Edebiyatın Yeni Baharı sanal dergisini 15 sayı yayınladı.
Yolcu Dergisi'nde düzenli olarak deneme yazıları ve kitaplar üzerinden yazar portreleri yazıyor. Şiirleri çeşitli dergilerde yer alıyor.
Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor.
Bilal Can İsmine Kayıtlı 197 Yazı Bulunmakdadır.