Yol Hikâyeleri - Mehmet Öztunç
![]() Mustafa Atalay | Öykü | Okunma: 369 | 18.04.11
-Gitmek-
“Kalmaktan çok gitmeye yakındım; ama gidenlerden değil kalanlardan olmuştum” “Aslında giden değil/Kalandır terk eden/Giden de bu yüzden gitmiştir zaten”[ Murathan Mugan] Gitmek zordur. Bilinmezlere adımlamak, yürünecek bir yol bulmak ve cesaretle yola çıkmak… Kaygısızca ve tüm korkuları arkada bırakarak... Öncelikle de kendini… Çünkü her gitmek, biraz kendine gelmek demektir. Her gidenle birlikte bir de yol hikâyesi zuhur eder biteviye. Duraklar, gözlemler, şaşkınlıklar bir bir cümleleşir. Satırlarla sadırlar arasında bağlar kurulur. Bilinmez mekânlara, umuda dair adımlar taşınır. Zira giden umuttur ulaştığı diyarlara… Gidenleri anlatan bir kitap… Gidenleri hatırlatan, giden olmak için gidenleri tanıtan bir kitap… Mehmet Öztunç’un kaleme aldığı Yol Hikâyeleri adlı kitap, Kaynak Yayınları tarafından okuyucuya sunulmuş. 120 sayfaya sığdırılmış on altı tane yol hikâyesi anlatılıyor. Kelimeler kırık dökük taşlarla bezeli yollarda cümleleşiyor. Ete kemiğe bürünüyor anlam. Ve yola çıkıyor satırlar… Tılsım adlı bir sayfalık hikâyece zihin dünyamıza tutuşturulan “… her yolculuk kendine yapılan yolculuktur.” cümlesinin rehberliğinde başlıyor kitabımız. Şeyh Şamil, Tolstoy, Ashab-ı Kehf, Bediüzzaman Said Nursi, Hızır ve Musa, Eba Eyyub El Ensari, Selman-ı Farisî, İkrime İbn Ebu Cehil, Mevlana-Şems-Veled üçlüsü ve Veled’in yolculuğu, Ümmü Haram, Hz Yunus gibi bilinen yolculuklarla devam ediyor ve bunlara ek olarak birkaç yolculuk hikâyesi de düşünce dünyamıza bırakılıyor usulca. Bu yol hikâyeleri zihninizdeki sızıyı dindirmiyor. Oysa daha nice yol erleri vardı, yolla özdeşleşen: İbn Arabiler, Cemaleddin Afganiler, Evliya Çelebiler… Her biri bu ümmet adına yola çıkmıştı. Ve hiçbiri yola çıkarken arkasına dönüp bakmamıştı. Yürümüş ve bugün zihnimizin yürüyeceği izler bırakmışlardı. -Duraklamak- “İddialı metinler olmaktan uzak, mütevazı olmak zorunda olan metinlerden oluşan bir kitap. Çatısı referans olabilecek kadar sağlam kaynaklardan yararlanılarak çatılmadı.” Bu eser ve bu kategorideki tüm eserlerin çıkmazı; ortak bir kabul görmüş, haklarında kitapların ve tezlerin yazıldığı, yani yeni bir keşfin yakalanmasının zor olduğu bir alandan seslenmesi okura. Bu durum eserinizi daha ilgi çekici bir noktaya getirmenize engel teşkil ediyor. Aynı durum bu eserimiz için de geçerli maalesef. Okur, düşünce dünyasını ve ufuk açısını genişletme niyetiyle kitabınızın sayfalarını her çevirdiğinde farklı bir tat ve lezzeti kovalamalı. Merak duygusunun yol açıcı rehberliğinde yüreğinin derinliklerinde yer edecek sözler bulmalı. Oysa sayfaları çevirdikçe kitabımızın bu konuda oldukça zayıf olduğuna şahit oluyorsunuz. Yazar, yukarıda da yer verdiğimiz önsözünde bu tehlikeye karşı okuru uyarıyor fakat yine de ister istemez yol hikâyelerinin daha güçlü bir kaynak birikimi ile harmanlanıp yüreklere sunulmasını bekliyorsunuz. Yol hikâyeleri yazarın üç yılda doldurduğu bir havuz. Böylece uzun bir süre zarfında oluşturulan eser hakkında, daha geniş ve sağlam bir kurgu, araştırmaların ve derin bilgilerin yer edinmesini beklemek her bir okurun hakkı olsa gerek. Ve bu yönüyle eserimizin çok sığ bir havuz olduğunu üzülerek ifade etmeliyiz. Zira okuyucu bu kitaplardaki bilgilere az ya da çok vakıf bir durumda. Bu yüzden doğru ve yanlış bilgi ayırımı, sağlam kaynak taramaları bu tip eserlerin temelini oluşturuyor. Aksi takdirde okuyucuyu zor bir durumda bırakmaktan ve bir zihin karışıklığına yol açılması içten bile değildir. Eserimiz edebi bir eser olma kaygısı gütmüyor. Bu da eserimizi daha sıradan bir hale getiriyor maalesef. Oysa daha beliğ bir ifade tarzıyla yazar, çatısını sağlam olarak kurmadığı eserinin eksiklerini okuruna fark ettirmeyebilirdi. Böylece eserini daha farklı bir incelemenin mecrası haline de getirebilirdi. Yazar, eseri için her ne kadar iddialı bir metin olmaktan uzak dese de, biz okuyucular için bu açıklama bir mazeret olarak kabul göremiyor. En azından İslami bilgiler açısından sağlam bir kaynakçaya yer verilmesi eserin değerini artırabilirdi. Fakat yazar Hadis-i Şeriflerde bile bir kaynak belirtmiyor ve bu da hadislerin sıhhati hakkında yapılacak bir araştırmanın kapılarına okurun daha zor gelmesine neden oluyor. Bu yönüyle en büyük handikap, eserde bir kaynakçaya yer verilmemesi olarak ifade etmek isteriz. -Ulaşmak- Bütün bu eleştirilerin yanında kitabımız, merak ve düşünce dünyamızı tetiklediği için ve bizleri araştırmaya yönlendirdiği için okumaya değer buluyoruz. Neticede her eser bir eser için okunur. Ve yola çıkanların istediği tek şey gitmek istedikleri yere ulaşmaktır. Ve kitabımız da bu yönüyle tam bir yol hikâyesi… Mehmet Öztunç Yol Hikâyeleri Kaynak Yayınları 120 sayfa 1988 yılında bir gölün yanıbaşında yokluktan varlığa çıkarıldı.
2007'den bu yana ise bir denizin yakınlığında varlığına şahit olmaya çalışıyor. Şimdilik öğrenci olarak üzerine biçilmiş rolü oynuyor. Haydarpaşa'nın denize bakan yönünde Eczacılık okuyor. Ömrünü bugün bilmek için çırpınıyor. Düşüyor, kalkıyor, düşüyor, kalkıyor... Ve insan olmayı seviyor. Mustafa Atalay İsmine Kayıtlı 31 Yazı Bulunmakdadır. Mustafa Atalay İsmine Kayıtlı 31 Yazı Bulunmakdadır.
• Söz Yangını - Senai Demirci |

1988 yılında bir gölün yanıbaşında yokluktan varlığa çıkarıldı.









