Yolculuklardaki Dost : Kitaplar

Yolculuklardaki Dost : Kitaplar

Yolculuklardaki Dost : Kitaplar

28.03.2011 - Ferit Genç
Yolculuklardaki Dost : Kitaplar

Yolculuklar her zaman insana keyif verir. Bavulları hazırlamaktan tutunda, otobüse, uçağa ya da arabaya bindiğiniz ilk ana kadar. Her şey ne kadar tatlı bir heyecan içindedir. Otobüse binerken ilk birkaç dakika müzik eşliğinde etrafınızı seyretmekle geçer. Ardından dağlar, tepeler ve nehirler yol ile birlikte peş peşe sıralanırlar. Ya da bir uçak yolculuğuna çıktığınız zaman bulutların üstünde olduğunuzu hissettiğiniz o anın size verdiği keyifle ve hafiften içinizde oluşan bir korkuyla gökyüzünü seyredersiniz.

Ancak bu dakikalar ilerledikçe belli bir süre sonra sıkılmaya başlarsınız. Yolculuklarda uyumayı seven biri iseniz yolculuğunuzun nasıl geçtiğini bilmezsiniz. Gözünüzü kapatıp açtığınızda varacağınız yere çabucak varırsınız. Ama yolculuklarda uyumayanlardansanız eğer ne ala karşınızda iki seçenek vardır. Ya bir yol arkadaşı ya da kitaplar…

Dilden dile dolaşan hala da tartışıla gelen bir soru vardır; "Çok okuyan mı çok bilir, çok gezen mi?" diye. Her ikisini aynı derecede ağırlıkta bastıklarını düşünenlerde vardır. Bence çok okuyan bilir. Çünkü kitaplar, insanların en sadık dostlarıdır, sizden bir şeyler almadan veren, zamanınızı en değerli şekilde dolduran, sizi sıkmadan bazen eğlendiren, bazen düşündüren, bazen sinirlendiren, bazen şaşkına çeviren, bazen hayretler içinde bırakan, bazen hayaller âlemine daldıran yegâne dostlardır. Kitaplar gideceğiniz yerin; kültürünü, alışkanlıklarını, gezilecek yerlerini öğretendir.

Şehirlerarası yolculukların en zevkli geçen yanı size eşlik eden bir arkadaşınızın olması ya da kitapların size eşlik etmesidir. Ama kitaplar ile gerçek dostluklar arasındaki tek fark hiç kuşku yok ki sizinle beraber geçirdikleri zamandır. Yolculuk esnasında arkadaşınız ile hiç bıkmadan karşılıklı olarak konuşabilirsiniz. Ama bunu bir kitapta bulamayız. Çünkü kitaplar sadece susar, sadece siz konuşursunuz. Bu tek taraflı konuşma sizi bir süre sonra sıkmaya başlar. İşte bu, kitap ile gerçek bir dost arasındaki farktır.

Kitaplar ile dost olmak çok başka bir duygudur. Gerçek dostluklardan çok farklıdır. Okuyucusunun her türlü ruh haline göre sunar kendisini. Örneğin; âşık mı oldun, şiir kitapları ile sunar kendisini sana, geçmişte ki tarihini mi öğrenmek istiyorsun, tarihi roman olarak çıkar karşına ya da deneme, roman öykü olup farklı kimliklerle karşınıza çıkar.

Yollar ne kadar uzun olsa bile sizin gözünüzde okuduğunuz kitap o yolu kısaltır. Kitaplar yolculuk maceranızı size sevdirir. Size eşlik eden bir dost olarak görünür. Düşündürtmez yolların çileli, uzun, sıkıcı yanlarını. Hep kendisini hatırlatır size. Kaybetmek istemez kazandığı dostlarını. Çünkü kitaplar ile dost olmak kolay değildir. İlk zamanlar zor gelir kitaplar ile olan arkadaşlıklar, sıkıcı görünürler. Aşka benzemez başlangıçları. Kitaplarla arkadaş olmak için uzun bir süreç ister. Sabır ister. Önemli olan o sıkıntıya dayanmaktır. Sonra sunar size sevgisini ve bir sevgilinin size vereceği tüm sevgisini.

Her insanın kitap okuma alışkanlığı değişiktir. Mesela, yaz mevsiminde sabah saat 02.00'dan sonra kapının önündeki sokak lambasının altında, çöp tenekesini karıştıran kedilerin ve onlara görünmeden karanlık köşelere sıvışmaya çalışan farelerin çıkardığı sesler eşliğinde, sadece gökyüzünün altında ve tek başına okumak. Issız ve ağaçsız, çorak ve karla örtülmüş bir dağ başında, güzel ve şömineyle ısınan bir çiftlik evinde, sallanan ama ses çıkarmayan bir sandalyede okumak. İki bin metrede yükseklikteki bir yayla da, dört bir yanı ağaçlarla çevrili bir ormanın içinde el feneri ışığında kitap okumak.

Güneş batarken, güneşin odaya dolan son ışıkları eşliğinde, ışığı yakmaya gerek duymadığımız, hafif kırmızı renkli güneş ışınlarının her tarafı turuncu renklerle boyadığı günün o anında, çarşafı ve yorganı bozulmuş bir yatakta okumak.

Soğuk bir güz vakti, dolgun karların beyaz ışığı sıcak odamın ince, sarı tülünü delmeye yeltenmişken... Karşı ki evin beyaz damına tezat eden bacanın dumanları havaya süzülürken... Annemin aşağıda hazırladığı kurabiyelerin kokusu burnumu yoklar ve kitabın en heyecanlı yerinde onları yemek için aşağı koşturabileceğimi düşlemek…

Okumak…

edebifikir.com

Ferit Genç - 28.03.2011

,

2368

Ferit Genç Hakkında

Ferit Genç

89 yılında temmuz ayında dünyaya geldi. Bitlis doğumlu. Sosyoloji öğrencisi. 43 numaralı ayakkabısıyla 43 plakalı Kütahya sokaklarını arşınlayıp parmak uçlarıyla üşütür dünyayı. Soğuk espirilerin en hayır kısmında sağanak yağmurun ıslaklığıyla dokunur kancık bir klavyeye.

Neden hayallerinizi sürekli erteliyorsunuz diye iddalı düşünceleri sağlam bir temele oturduğunda ve iyi bir sigara içicisi durumuna geldiğinde ciğerlerinden bir himalaya fışkırtmaya çalışacak.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin