Yorgun Merdiven Hançereleri

Yorgun Merdiven Hançereleri

Yorgun Merdiven Hançereleri

26.04.2021 - Ülker Gündoğdu
Yorgun Merdiven Hançereleri

Yorgunluk gelince, ruh sükûnetini yitirerek kendinden hoşnutluğunu kaybeder insan. Yorgunluk, ruhlara intikal edince dallar arasına saklanmış kuşlar artık ötmez olurlar. Ruhlar, var oluşun yorgunluğundan kurtaracak huzuru bekler. Gam ile demlenen ruhlar, her nedense yorgunluklarını hançerelerinin bir yerlerinde gizleyerek baharı sayıklamaya başlar. İnsanın ruh sükûnetinin kırılgan olmasıyla; günler kısalır, hazinleşir, yorgunluklar uzar…

Hakikaten insanın sadece bir kültürün, bir dünyanın ve bir dünya görüşünün mahdut sınırları içerisinde hayatı anlaması imkânsızdır. Eksilmek için mi bu dünyanın telaşını yaşıyoruz. Her ağızdan bir ses çıkıyor, seslerin anlamları aynı olurken benzerlikten niçin aklımızın kılcal damarları sancımıyor. Halimiz vaktimiz yerindeyken ötelediğimiz duygusallıklarımız, tökezlediğimizde niçin kocaman bir kavgaya dönüşüyor. Sözlerimiz kendimizi tüketmek için en iyi argümanlarsa, kendimizi doldurmak için neye muhtacız. Sessizlik bizim aklımızın alacağı kadar bir boşluk mu? Konuşmak ilerlerken nefessiz kalmaksa, kelimeler kendimizi harap etmek değil midir? Sorgularından yola çıkarak hayatın bütünlüğünü görmeden anlamak yorgunluk sebepleri değil midir? İnsan ancak bir yorgun ile karşılaşınca kendi sınırlarının farkına varır. İnsanın, sınırlarını hayatın içinden tasavvur gücü ve temâşâ kudretinin iyileştirici gücü olacak; Yorgun Merdiven 2017’de ilk baskısını yapan bu deneme eserinde, tüm içtenliğiyle hissettiriyor Mustafa Toprak. Türk toplumu kültürünün bir sentezini bu eserle yapıyor.

Müşterilerle günlük konuşmasını yapmamış bir berber biraz tehlikelidir. İlk müşteri olmanın siftahtan daha farklı bir anlamı vardır. Dertler, sıkıntılar sabah sakinliğinde size anlatılacak demektir. Kafadan saçlar kesilirken beyne dert ekleyen bir berber vardır ve tam olarak tepenizdedir, kafanızın oralarda, beyninizde, sabah mahmurluğunuzun merkezindedir. Mustafa Toprak, yorgunların resmini çiziyor Yorgun Merdiven'de. Mustafa Toprak, İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi’nde Sinema yüksek lisansı yapıyor. TRT Diyanet Televizyonu Kitap Okuyorum programı sunucularından. Yazıları İzdiham, Tohum, Anadolu Gençlik, Asır, Yolcular ve Diyanet Aile dergilerinde yayınlandı. İzdiham Dergisi’nde yazmaya devam ediyor.

Ruh kırılganlığı, aklın deliliği, kalbin çılgınlığı yaşamda varlığın kanıtı değil midir? Oysa ruh, huzurun yurdudur. Mamafih hayatı aşktan beslenen ve şekillenen ruh, varlığının derinliklerinde dünya ıstırabını taşırken yorulmaktadır. Alıp başını gitmek isterken, dünyada her yer ve herkes birbirine benzediği için nereye gidecektir? Mutluluğa gitmek isterken sıkıntılarını da alıp yorgunluğa gitmektedir. Söylenecek sözleri olanlar, ne sözcüklere ne de kendine itimadı olanlar, iyilik tasarlayanlar, fırsat verilse çok sevilecek olanlar, umut etmekten korkanlar, şaşkınlığını kaybedenler yarım akıl tam gönül ileri giderken ömür, eksilme payımızı toparlayarak yeniden arayışın desteğine girilmelidir. Bilinmezlik insanların çekincesi olabilirken, bizim gittiğimiz yolda birbirimizi bilmemiz yeterliydi, der Mustafa Toprak.

Beklerken ne yapmalı? Samuel Beckett, Godot’yu Beklerken oyununu oynamalı:

ESTRAGON: Ne diyeyim?

VLADIMIR: Mutluyum de.

ESTRAGON: Mutluyum.

VLADIMIR: Ben de.

ESTARGON: Ben de.

VLADIMIR: İkimiz de mutluyuz.

ESTARGON: İkimiz de mutluyuz. (sessizlik) Mademki mutluyuz, şimdi ne yapıyoruz?

VLADIMIR: Godot’yu bekliyoruz.

Hayatın kendisini işte bu oyun gibi yaşamamız gerekir. Mutlu olduğunuzu düşünün. Şu anda mutsuz mu? Hayır, çünkü mutlu olduğu varsayımını kabul etti. Mutlu olduğunu varsay. Fakat aynı zamanda mutlu olduğuna emin ol. Öyleyse bu varsayımlara ne kadar uzun süre uymak gerekir? Bize faydalı oldukları sürece. Bu aynı zamanda mutluluğu uygun ve faydalı gördüğün sürece anlamlı gelir.

Ömür, eksilirken umudu verenlere muhtacız. Çekincelerimizin verdiği yorgunluğumuzun bilinmezliğin oluşturduğu çekinceleri bırakıp birbirimizi bilmemiz yeterliydi. Sonra farkında olduklarımızdan biraz uzaklaşıp unutmak değil midir gülme aralığı? Tüm yalancı gülmeleri bir aşığın gülmesi telafi edebiliyor sadece. Boşluğa da tahammülümüz kalmadı. Bizi yoran kalabalıklara alışır olduk. Ferahlık unutulan bir anlam artık. Mustafa Toprak bu eser; samimi bir merak ve derinliği ile anlatımında birleştirerek okura kısmî bir haz yaşatmaktadır. Yazar eseri ile uzun uzun sohbet eder okurla sanki. Hayatın yorduğu basamaklarda dinlendirecek bir eserdir.

Bizim yorgunluğumuz mutluluğumuza engeldir. Evet, hayatın yorduğu ve kaderin üzgün, ümitsiz bıraktığı insanı, dinlendiren sevgidir. Bu konu da Nietzche şöyle der: “Sevgide her zaman bir çılgınlık vardır. Ama çılgınlıkta da, her zaman biraz yöntem vardır. Bana da, ben ki hayatı severim, öyle geliyor ki, mutluluğu en iyi bilenler, kelebekler ve sabun köpükleri ve insanlar arasında bunlar gibi olanlardır.”

Yorgun Merdiven

Mustafa Toprak

Sayfa 64

İzdiham Yayınları

Ülker Gündoğdu - 26.04.2021

,

240

Ülker Gündoğdu Hakkında

Ülker Gündoğdu

Okumaya başladığımdan bu güne bulabildiğim her tür kitabı okumaktan duyduğum zevk daha fazla okumaya teşvik etti. Bir çok alanda okuma gayreti ile beni seçen kitapları okuyorum. Bilgi birikimimi paylaşma isteği ile uygun platformlarda okur yazar olarak okuma sevgisine farkındalık oluşturmak için kitaplara verdiğim anlamı aktarıyorum. Bibliyomani değilim sadece bir kitap daha okuyacağım…

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin