Yürekte Sahih Çizgiler: Şahinkoç Şiiri

Yürekte Sahih Çizgiler: Şahinkoç Şiiri

Yürekte Sahih Çizgiler: Şahinkoç Şiiri

06.05.2016 - Ayşe Bağca
Yürekte Sahih Çizgiler: Şahinkoç Şiiri

Bir şiir kitabını ele almak bir şairi ele almaktır aslında. Şiirin ince vuruşlarında şairin ahlarını duyarız. Mehmet Şahinkoç, Gökyüzünde Bir Mızrak Güneş’inde çok değişik ruh hallerine sürüklüyor bizi. Zengin bir kelime ikliminde inişli yokuşlu, dalgalı dingin nice mecraya sürüklüyor okurlarını. Ve ekliyor ardından; “ Şiir, zamanın belli bir anında ve dil ile mukayyet bir coğrafyada, orayı yurt edinenler için hakikatle kurulan irtibat dolayımıyla var olur. Şiirin bir dünya kurma kaygısı olmalı. Şiir mutlaka bir mekân yaratır ve ancak vasıflı okurun imkânı bunu mümkün kılabilir.”

Kitap iki bölümden oluşuyor. Yanlı sarkaç ve Şehrin Uzak Ucu… Birinci bölümde sert bir seslenişe kulak veriyoruz. Ben’in iç deviniminde kulağımıza Necip Fazıl edalı yankılar ilişiyor. Kimi zaman insanı tokatlayan, kimi zaman ironik bir o kadar anlamın en ücrasında yerine kuruluyor sözcükler.

“Zor fakat ne beklenir zıbınla belenenden bir vakit

Ağdalı söz yanık ten belki cilalanmış taşlar

İle sürülmez toprak tarla murdar olur biline” (sf:14 Zor)

Öyle ki şair, bu bölümde hem söyleyeceklerini önemli buluyor, hem de türlü seslerle bunu dile getirmeye çalışıyor. “Uç pabuç uç” ironik bir ifadenin yanında dikkate mazhar bir ses zenginliği katıyor şiire. “tap tap” da yine ses vurgularının şiddetle öne çıktığı şiirlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Şahinkoç, şiirdeki biçimsel özelliklerin kediliğinden şiirle birlikte geliştiğini söylüyor. Biz de şöyle bir çıkarımda bulunabileceğimizi düşünüp, ilk bölüm şiirlerinin pek çoğunun serbest yazılmasının içindeki heyecanın şiirde sınır belirlemek gibi bir kaygı taşımadığını söyleyebiliriz.

İkinci bölüme geçtiğimizde ise, daha dingin ve düzenin hâkim olduğu bir mecrada buluyoruz kendimizi. Halk şiiri etkisinin baskın olduğu bu bölümde, kelimeler kalbin deruni sokaklarına doğru bir gezinti vaat ediyor.

“Yandım artık bilirim ellerim uluorta serpilmiş

Yürekte sahih çizik kainatın esrarıdır

Yaltak hazlar yansısı bedestene serilmiş

İnandım Rabbulâlemin aşk saltanatın sırrıdır” (sf:71 İfşa)

Halk şiirinin iki ustasına da değinmeden geçmemiş şair; Karac’oğlan ve Yunus’a… Karac’oğlan’a Nazire’ de bulunurken, ardından Bin Yıl Var mıydı Yunus diyerek sesleniyor kadim şairlere.

Kitabın geneline bakacak olursak ilk göze çarpan elbette ki ustalıkla kullanılmış zengin dil hareketleri olmuştur. Acemi bir şairden öte oturmuş bir dilin duygu dünyasında kaygısız salınımlarını müşahede edebiliriz. Yoğun diyebileceğimiz sembolik anlatım anlaşılma da okuru biraz zorlayacaktır. Buna mukabil çeşitli sebeplerle şairin söylemlerinden de anlayacağımız gibi daha çok “okur kitabı seçmekten ziyade kitap okurunu seçecektir.”

Gökyüzünde Bir Mızrak Güneş

Mehmet Şahinkoç

Okur Kitaplığı

Ayşe Bağca - 06.05.2016

,

1011

Ayşe Bağca Hakkında

Ayşe Bağca

1983 Haziran ayında doğdu. Yüksek öğrenimi Cumhuriyet Üniversitesinde başladı ve şuan Anadolu Üniversitesi AÖF Sosyoloji porogramıyla devam ediyor. İlk yazıları 2001 yılında Yitik Düşler dergisinde yayınlandı. Zaman içerisinde çeşitli dergi ve edebiyat sitelerinde yazdı. Yolcu Dergisi ve Kitap Haber'le yoluna devam ediyor. Şiir yazdığına dair bazı rivayetler var.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin