Zamanın Fecr Vakti

Alıntı | Yayınevleriyle Söyleşi | Okunma: 795 | 05.03.11


Tuncer Namlı'ya Fecir Yayınlarını sorduk.

1986 yılında doğmuştu Fecr. Özendiği ve adını aldığı fecir aydınlığını Türk okuruna sunma iddiasıyla yola çıkmıştı. Karanlık severlerin ufkumuza gerdiği zulmet perdesini aralamak ve aydınlık bir dünyaya pencere açmak, hep öncelikli hedefi oldu. İmkânları mütevazı ama hedefi büyüktü. Samimi duruşunu ve amatör heyecanını hiç yitirmedi. Yaptıklarıyla yetinme yerine sürekli geleceğe baktı; daha iyiyi aradı. Öğrendi, öğretti, bir okul gibi çalıştı. Geride bıraktığı çeyrek yüz yılı, bir aşınma aracı olarak görmedi, arıtan ve yenileyen bir ırmak gibi değerlendirdi. Emek ve birikimi yüce hedeflerine merdiven ederken azim ve vefayı o merdivenin parmaklıklarına sarmaşık yaptı.

Her basamağı bir sonrakinin ümidi ve müjdesi olarak gördü. İlke, azim ve cesaretin çok güzel örneklerini verdi. Yanlış anlaşılma ve ithamlarla dolu spekülasyonlar onu hiç yıldırmadı, çizgisini değiştirmedi. Hedefi hakkı aramak olunca, gerçeğe nereden ve kimden geldiğine bakmaksızın sarıldı. Doğruların arkasında durdu, özür dileyici bir tutum sergilemedi. Düşüncenin dokunulmazlığına inandı, yazarın kaleminden döküleni olduğu gibi yansıttı. Taşıdığı güzellikler adına, katılmadığı ve onaylamadığı düşünceleri yayınladı ama okuruyla birlikte eleştirdi. “Eleştirdiğiniz kitabı neden yayınlıyorsunuz?” sorularına, “Daha güzeli önümüze gelmedi” diye cevap verdi. Bunun mahzurları gündeme geldiğinde Fecr, hep okurun ferasetine güvendiğini, savunduğu hakikatin bir akarsuya benzediğini ve aktıkça kendisine karıştırılan tortuları bir kenara atacağı gerçeğine inandığını söyledi. Çünkü Fecir için objektif olmak kadar, orijinal olmak da önemliydi. Dindar kesimin ihtiyacına cevap olacak özgün çalışmalara, barındırdığı burukluğa rağmen katlandı ve eleştirileri göğüsledi.

Kendine ve savunduğu değerlere olan bu güven, Fecirdeki cesaret ve metanetin de temelini oluşturmuştur. İnanmanın akıl işi olduğu kadar bir yürek işi olduğunu, dindar olmak için kahraman olmak gerektiğini bilmiş ve inanmıştır. Bunu pervasızlık olarak değerlendirenlere buruk bir tebessüm atmakla yetinmiştir. Çünkü kendilerini başkalarına bakarak yontanların bir gün kendilerini tüketeceğini biliyordu. Bu nedenle hiç bir grubun veya kesimin sübjektif tutumlarıyla kendini bağlı hissetmedi. Bu da çok yönlü eleştirilere neden oldu. Bazen uç fikirlerin sözcüsü olmakla itham edildi, bazen de statükonun. Fakat Fecr, bu tür dokundurmaları hiç bir zaman ciddiye almadı. Çünkü İslam’ın öngördüğü hayati ilkeler, Fecrin de temel prensibiydi: Hakikat, dürüstlük ve kardeşlik. Öyle inanıyoruz ki bu ilkeler, bundan sonra da fecrin çizgisini belirlemeye ve yolunu aydınlatmaya devam edecektir.

Fecr Yayınevi, bu ulvi gayesine hizmet ederken günü birlik tartışmaların mümkün mertebe uzağında durmayı ve bilinç oluşturmaya zemin teşkil edecek kültürel alanda faaliyet göstermeyi yeğlemiştir. Dinin en temel kaynağının Kuran ve onun yaşayan sünneti, dünyanın en güzide yaratılmışının insan olduğu gerçeğinden hareketle yayınladığı eserlerde ve düzenlediği sosyal organizasyonlarda vahyi ve aklı ön plana çıkarmış, bu bağlamda yüz elli civarında eser yayınlamıştır. Bu güzel hizmetini geleneksel hale getirdiği Kuran Sempozyumlarıyla da destekleyen Fecir Yayınevi, gittikçe gelişen bakış açısına paralel olarak yayın çizgisini de geliştirme yönünde önemli adımlar atmıştır.

Fecr Yayınevi, Kuran’a salt rasyonel/pozitivist yaklaşımın dezavantajlarını görmüş; vicdan, irfan, duygu ve estetiğin göz ardı edilmemesi gerektiği kanaatine varmıştır. Bu cümleden olarak kanatları altında geliştirdiği yan kurumları aracılığıyla edebiyat ve çocuk edebiyatı sahasına el atmış, tecrübesini bu alana da taşımıştır. M. Önal Mengüşoğlu'nun da belirttiği gibi ediplerin Kuran'dan, Kur'an ehlinin edebiyattan uzak durduğu bir dönemde bu boşluğu doldurmanın önemini fark etmiştir. Edebiyat ve çocuk edebiyatında faaliyet gösteren Meneviş Yayınları, Fecrin yan kuruluşu olarak yüz civarında esere imza atmıştır.

İlahi vahyin anlaşılmasına ağırlık veren Yayınevi, bu yönde yapılan tartışmaların boşlukta kaldığını, tarihten devralınan İslami düşünce paradigmasının güncellenmesi ve yeniden yapılandırılması gerektiğini düşünmektedir. Bu düşünce gereği, Tefsir, hadis ve fıkıh gibi İslamî ilimlerin kapsamlı bir proje çerçevesinde yeniden yapılandırılmasını planlamakta ciddi edisyon çalışmaları için akademik komisyonlar oluşturmayı düşlemektedir. Bu girişimi sosyal bilimler alanında yapılacak çalışmaların izlemesi düşüncesiyle felsefe, tarih, siyaset, sosyoloji, psikoloji, antropoloji ve benzeri bilimlerin, İslami bir formatta yeniden ele alacak çalışmaları da bu organizasyonun bir parçası olarak görmektedir. İlahi vahye ve insani tecrübeye dayalı bir dünya görüşü, bütüncül bir bilim, ahlak ve siyaset felsefesi gerçekleştirmeden yapılacak faaliyetlerin yerine oturması ve insanımızın geleceğe güvenle bakması imkânsız görünmektedir. Dört yıldır yayın hayatını sürdüren yarı akademik, üç aylık düşünce dergisi ESKİYENİ, önümüzdeki yıl bu tür önerilerden oluşan dosyaları gündeme taşımayı planlamaktadır. ESKİYENİ, aynı zamanda bir yayınevi gibi çalışmakta ve sosyal bilimler alanında eserler yayınlamaktadır.

Bütün bu güzel hedeflerin gerçekleştirilmesi için Fecr Yayınevi, bundan böyle de üzerine düşeni yapmaya azimli ve kararlıdır. Okurundan yazarına tüm dostlarına ve gönül üyelerine bu gönül işçiliğine katkılarından dolayı şükranlarını arz eder. Kendisini ayın yayınevi seçen “okudum yazdım” ekibine, en derin teşekkürlerini sunar. Başarı Allah'tandır; ama inanıyoruz ki bu da azim, sabır, şuur ve ihlasla çalışan kulları içindir. Nice başarılı yıllara, sevgi ve saygılarımızla

Tuncer Namlı
Fecr Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni





Alıntı İsmine Kayıtlı 65 Yazı Bulunmakdadır.