Zeynep Kahraman Füzün ile Yazım Serüvenini Konuştuk

Zeynep Kahraman Füzün ile Yazım Serüvenini Konuştuk

Zeynep Kahraman Füzün ile Yazım Serüvenini Konuştuk

30.08.2019 - Kitaphaber
Zeynep Kahraman Füzün ile Yazım Serüvenini Konuştuk

İlk kitabınızın yazılış öyküsünü bize anlatır mısınız?

18 yaşlarındaydım. Yazmayı deniyor; şiir, deneme ve öyküler kaleme alıyordum. O dönemde bir radyo programı şiir yarışması düzenliyordu. Oraya gönderdiğim şiirler hep haftanın ve ayın birincisi olunca ben de şiir yazmaya devam ettim. Sonra şiirlerimi şehrimize panele gelen bir grup şaire gösterdim. Olumlu tepkiler alınca şiirlerimden bir dosya oluşturdum. Babamla beraber büyük bir yayınevine gidip editöre teslim ettik. Editör; yayınevinin artık şiir kitabı basmama kararı aldığını söyleyip kendisinin yayınevi kuracağını ve kitabımı yayımlayabileceğini söyledi. Ben de kabul ettim. Böylelikle ilk kitabım çıkmış oldu. 2004-2006 yılları arasında yazdığım şiirlerden oluşuyor. Kitaplar koli ile eve geldiğinde heyecanlanmıştım. Güzel bir duyguydu. Tanıtım programı yapmak için girişimde bulundum ancak kimse yardımcı olmadı maalesef. Kısa sürede baskısı bitti ama o arada yayınevi 70 küsur kitabıyla birlikte iflas etti. O kitabım öyle bir hatıra olarak kaldı. Biraz hayal kırıklığı oldu. Ondan sonra sadece internet sitelerinde yazmaya devam ettim ta ki birkaç yıl önce edebiyat dergilerinde yazmaya karar verene kadar.

İlk eserinizi ne zaman yazdınız? Neler hissettiniz?

İlk eserim bir mektuptu. Kaldığım yurtta mektup yarışması düzenlenmişti. Yarışmada dereceye giren eserleri okudular. Üçüncüyü okudular, ikinciyi okudular, ben dedim ki birinciyim. Daha birinciyi açıklamadan mektubumun birinci olduğu anlamıştım. Çok güzel bir duygu. Hem mutlu oldum, hem gururlandım. Tarif edemiyorum bu hissi. Yaşadığım nadir duygulardan biri. Yazdıklarım her yayımlandığında benzer duyguları hissediyorum. Ama hiçbir zaman abartılı bir sevinç yaşamadım. Uzun süredir yazdığım için belki de o duygu sıradanlaştı gözümde.

Yazmasaydınız delirir miydiniz? Yazmak sizin için ne anlam ifade ediyor?

Yazmasaydım diye bir şık yok benim için. Küçücük bir çocukken kurduğum hayaldi. İlkokul dörde veya beşe giderken bir çocuk dergisinde sizden gelenler köşesinde ilk metnim yayımlanmıştı. Basit bir metindi ama benim için başlangıçtı. Sonra yazmadım ama sürekli okudum ta ki bahsettiğim mektubu yazana kadar. Bir öyküyü yazma süreci, tamamlamak ve sonrasında bir dergide yayımlanmasının bende anlamı çok büyük. Yazmadığım bir hayatı düşlemem çok zor. Yine dünyaya gelsem yine bütün yaptıklarımı yapar, bütün seçimlerimi seçerdim. Ve yine yazar olurdum.

Size göre okumak, yazmanın neresindedir? Okumadan yazmak mümkün mü?

Okumak, yazarlık serüveninin olmazsa olmazı. Yazmak istediğimiz türde, eskiden yazılmış ve günümüzde yazılan metinleri okumadan bir adım atmamız doğru değil. Hangi meslek kendi kendine öğrenilir? Hangi sanatı bir örneğini incelemeden yapabiliriz? Okumadan hatta bir bilenle iletişim halinde olmadan yazmak boşa kürek çekmektir. Kendi üslubumuzu oluşturmak için önce ustaların üsluplarını incelemeliyiz. Okumanın yanında yaşanmışlıklar da bizim kalemimizi sağlamlaştırır. Yaşamadığımız hikayeleri yazarız ama yaşamadığımız bir duyguyu tarif edemeyiz, tarif etsek anlatamayız, anlatsak hissettiremeyiz.

Tamamlanan veya tamamlamaya çalıştığınız çalışmalarınız hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Tamamlanan ve yaklaşık on ay önce İzdiham Yayınları tarafından yayımlanan Köz Yanılması isimli öykü kitabım var. Tamamlamaya çalıştığım bir de romanım var. Onun ne zaman yayımlanacağı henüz belli değil.

Şu sıralar okuduklarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Ben birkaç kitabı birlikte okurum. Biri çalıştığım kurumda, biri başucumda, biri oturma odamda durur. Yola çıkarken çantama aldıklarım olur. Çürümenin Kitabı, Erkeklerin Hikayeleri ile Ses ve Öfke şu sıralar bana arkadaşlık ediyor.

Kitaphaber - 30.08.2019

,

654

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Yayınladığımız ajans haberlerini bu profilden paylaşıyoruz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin