Züleyha

Züleyha

Züleyha

25.11.2016 - Ethem Erdoğan
Züleyha

Kuran’da Yusuf suresindeki anlatıya öykünen pek çok eser yazılmıştır. Bunların ilki/öncüsü, Anadolu sahası Türk edebiyatının, bir başka deyişle Divan edebiyatının bilinen ilk Yusuf u Züleyha’sı olması bakımından önem arz eden Şeyyad Hamza’nın Yusuf u Züleyha eseridir. Bu eser bir mesnevi olup 1529 beyittir. İslâmi edebiyatların ortak konulu eserlerindendir. Şeyyad Hamza ayrıca Kur’an tefsirlerinden de yararlanarak konuyu kendi duygu ve düşünce dünyası içerisinde geliştirerek anlatmıştır.

Ortak konulu eser demişken, Divan edebiyatındaki kullanım formunu bilen, bu konuda kalem oynatan günümüz anlatı ustalarından biri olan Zeki Bulduk ve Züleyha romanından bahis açmak yerinde olacaktır.Bu roman ortak konulu eser geleneğine farklı formda eklemlenenbir halkadır. Divan şairlerinin mesnevileri yerine günümüzde roman, hikâye, kısa öykü gibi anlatılar, ortak konulu eser zincirine postmodern bir katkı olarak durmaktadır.

Anlatı olarak 2000 yılından itibaren 10’dan fazla kitabı bulunan bir yazar Zeki Bulduk. Anlatı haritası da oldukça geniş. Bir eserinde “Müstesna Deliler”den başka bir eserinde Bağdat savaşından bahsedebiliyor. Milletin değerlerinden oluşan bir atmosferi anlatmakla yükümlü bir kalem. Bu yükümlülük kendiliğinden, hasbi ve harbidir. Kitap Erdem Yayınlarından 5. Baskı olarak çıkmış. Yazarın 5 romanından biri ve 5 bölümden oluşuyor.

Öncelikle geleneğe uyarak başlamış esere. Eskilere has girizgâhla ve farklı bir öyküyle. Besmele, hamdele ve salvele niyetine. Sonra dualara geçmiş.

Zeki Bulduk oluşturduğu şiirsellik ve akışkanlık için çok geniş bir dil kurmuş öncelikle. Sonra da dilin tüm inceliklerinden bir anlam örgüsü oluşturarak, bu örgüden elde ettiği tınıyı kullanarak yeniden yorumlamış Züleyha’yı. Bu anlamda okuyucuyu yoracak, onun duygusunu gemleyecek şeyler de yok değil. Mesela; yazarın şiirselliğin düşmesi riskini almamak için olsa gerek ilk başvuru kaynağı olan devrik cümle kullanma önceliği.

Yusuf güzelliği karşısında nefis sahibi olan bir kadının macerasını. Onun acısını, sevdasını, savunma ve direncini… İnsandan başlayan aşkın, insanın sahibine götüren yönünü. Haset, kıskançlık ve ihtirastan başlayan yolculuğun nasıl boyun eğmeye, umut, sevgi, vefa, inanç ve teslimiyet gibi özü genleştiren bir hakikat durağına insanı götüren; bir nevi “Leyla’dan Mevlaya” giden yol olduğunu anlatmış.

Olaylar yerine sembolleri anlatmış. Sembollerin çözümlerini de çağrışımlara ısmarlamış. Çok da iyi etmiş. Esasen Kuran için anlatı olmuş bir güzellik ve sabrın destanını anlatmak, bir nevi küçülme olurdu. Değerini azaltmaya çalışmak sayılırdı. Yazar yapması gerekeni yapmış. Kurduğu imgesel anlatı bir şiirselliğin içinde gezdiriyor okuru. Anlatı içerisinde de konuyu bütünleyecek pek çok farklı öykü anlatmış. Bir bölümü şöyle:

“Bir kadın vardı; kınanmış.
Bir kadın vardı; âşık.
Bir kadın vardı; sabır taşı çatlamak üzere olan.
Bir kadın vardı; dünyanın en güzel erkeğine sevdalanmış.
Bir kadın vardı; adı güzelin yanına yazılan.
Bir kadın vardı; hikâyesi bin yıllardır anlatılan.
Bir kadın vardı; günahının karanlığına hapsedilen ama ruhundaki izlerden haber verilmeyen.
Bir kadın vardı; aşkın dört halin de yasadığı halde günahkâr diye damgalanan.
Bir kadın vardı; sevdiğinin yalnızlığında. Öyle ya, insan sevdiğine benzerdi.
O kadın savunma yapmayı ve temize çıkmayı hak ediyordu… Çünkü Yusuf'u sevmişti.
O kadın Züleyha'ydı.

Züleyha

Zeki Bulduk

Erdem Yayınları

Ethem Erdoğan - 25.11.2016

,

1428

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin