Zulmün Şahidi Kitaplar

Zulmün Şahidi Kitaplar

Zulmün Şahidi Kitaplar

24.10.2012 - Fatih Pala
Zulmün Şahidi Kitaplar
Yazılan her bir kitabın bir gayesi, konusu ve alanı vardır. Gelişi güzel ve amaçsız kitap yazılmaz, yazılmamıştır ve yazılmamalıdır da. Kimisi ilmî içeriklidir, kimi düşündürmeyi amaçlar, kimi güzel tablolar çizmenin derdindedir, kimi yaşanmışlıkları, kimi yaşanması gerekenleri, kimi de hayalleri yansıtır okuyucuya.

"Bütün kitaplar tek bir 'kitab'ın daha iyi anlaşılması için okunur!" sloganıyla yayın hayatını devam ettiriyordu bir vakitler İz Yayıncılık. Tabi ki yazılan her kitap bir boşluğu doldurmanın hesabını yaparak okuyucuların zihnine misafir olur. Ama nice kitaplar da vardır ki şahitlik görevini icra ederler. Tarihten izler taşırlar. Hatta bizzat tarihi sunarlar. Ve kim bilir, belki bir gün gelir de tekerrür ettiğine şahit olurlar yazılanların!

işte Mushaflar ve Bombalar, işte Şehit Hama ve işte Hamalı... İlk baskıları İslamoğlu-Bengisu Yayınlarından çıkan ve şimdi Çıra Yayınlarının basma işini üstlendiği rahmetli Ahmet Pakalın'ın yazdığı Baas zulmünün 1982 Şubatındaki kapkaranlık yüzünün okuyucuya yansıyan yüzü... Bunlar birer roman, birer hayat ve birer direniş destanı. Nusayrilerin mazlum ve Müslüman Suriye halkı üzerinde gezdirdikleri kara bulutlar... "Gün şubatın ilk haftası, yıl seksen iki" sözleriyle başlıyordu "Ne olur sen bizi affet Hama" ezgisi.

Mushaflar ve Bombalarla başlıyor zulümatın çirkefliğine karşı dimdik durabilmenin mücadelesini verme erdemini gösteren yiğitlerin destansı hikayeleri. Hama henüz tam olarak işgal edilmemiş ve güç hala Müslümanların elindedir. Romanda öyle sarsıcı kareler var ki, etkilenmemek, duygulanmamak ve zalime/zalimliğe öfke savurmamak elde değil. Bir tanesini sunmakla yetinelim biz:

Bir yaşlı adam işkenceye alınır. Bedenine yapılmadık eziyet bırakılmaz. Lakin hiçbir şekilde emellerine ulaşamaz işkenceciler. Konuşturmak, isim almak ve Müslümanların her birini yeryüzünden silme derdindedir bu nasipsizler. Ama yüce Allah'ın inayetiyle, sabırla bilenen mümin adamdan tek bir isim bile alamazlar. Sonra akıllarına bir başka işkence formülü gelir, daha doğrusu getirtilir sömürgeci üstadları tarafından. Babasının hasta olmasından dolayı refakatçiye ihtiyacı var, yalanıyla kızını getirtirler. Kızı kanalıyla, kızına bir şey olmasın için artık konuşması gerektiğini hissettirme küstahlığındadırlar. Baba-kız arasında geçen şu diyalog yürekleri ürpertici ve nihayetinde de umut yayıcı nitelik taşır:

Baba: - Kızım, bu alçaklar seni bana yem olarak getirdiler. Zaafımdan faydalanıp beni konuşturmayı hedefliyorlar. Ama ben asla konuşmayacağım. Kızım! Onlar kötü emellerini işlemeye koyulduklarında, benim sessizliğimi seni sevmediğime, sana değer vermediğime yorma sakın! Ağzımdan alacakları tek bir mücahidin adı Hama'daki İslamî Hareket'in sonu olur. Sakın müdahale etmediği için babana lanet okuma!

Kızı: Hayır baba, asla bu olmayacak! Aslında beni buraya çağırdıklarında bu çirkin niyetlerini anlamadım değil. Ama yine de seni yalnız bırakmak istemedim. Ben de şunu söylemek isterim ki; bu aşağılık insanlar benim üzerimde iğrençliklerini gerçekleştirme yoluna koyuldukları anda, sakın bana karşı evlat sevgin ağır basıp da sırlarını ele vermeyesin. Rabbim yardımcımızdır!


Evet... Böylesi metanete sahip bu müminlerin direngen ruhlarına kim, ne yapabilir ki! Hayatı yalnızca dünyadan ibaret bilenler, ibret almanın semtine bile varamazlar.

Şehit Hama'ya geldiğinizde zulmün lanetli yüzünün ne kadar tiksindirici bir hal aldığını sezinliyorsunuz. Her karış toprağına onlarca, yüzlerce ve hatta binlerce şehit serili şehirdir artık Hama. Kıpkırmızı lalelerin göğermeye yüz tuttuğu destansı beldedir o artık.

Ve bir kare: Mücahitleri bir meydana toplar zulmün askerleri. Ya itiraf ya da şehadet... Önlerinde iki seçenek... Ve tabi onlar en kutlu sonu tercihlerine korlar.

Asker: - Bütün tekliflerimizi reddettiniz, bize başka seçenek bırakmadınız. Ya bizimle anlaşın ya da öleceksiniz.
Şeyh Ahmet: - Biz zalimlerle asla bir olmayız, birlik kurmayız. Her şey Allah'ın elindedir, Onun yolunda ölmek bizim için şereftir.
Asker: - Dönün, yüzünüzü duvara çevirin.
Şeyh Ahmet: - Biz İslam alimiyiz, kurşuna dönmek adetimiz değildir, onu göğsümüzde karşılarız.


İşte Hama'yı Hama yapan, Hama'yı şehitler yurdu yapan idrak, kavrayış ve sevda budur. Onlar bir ölür bin dirilirler. (Mushaflar ve Bombalar ile Şehit Hama eserlerinin yine aynı isimde Bant Tiyatrolarının olduğunu da hatırlatmakta yarar var. Okumanın yanında dinlemek isteyenlere de duyurulur.)

Hamalı da ise, Nusayri rejiminin vahşet rüzgarlarına daha fazla dayanamayan bir Müslümanın Türkiye'ye göçü konu edilir. Yazar Ahmet Pakalın bu eserini tamamlayamadan geçirdiği bir kaza sonucu vefat eder. Romanı daha sonra yayın evi tamamlar. Bir şahidin dilinden, katliamla beslenenlerin hazmedemediklerini tüm mide bulandırıcılığıyla kustukları günleri okuyorsunuz satır satır bu eserde.

Şimdi otuz yıl sonrasına, yani bugüne baktığımızda fazla bir değişikliğin olmadığını ve hatta zulmün katlanarak devam ettiğini, bu yaranın artık kangrene dönüştüğünü görüyoruz. Ve meselenin iç yakıcı ve yürek dağlayıcı yönü ise; sadece seyirci olmamız, seyirci kalmamız... Baas rejiminin farklı ve daha katı versiyonla acımasızlığını kat be kat çoğalttığını görüyoruz, hissediyoruz, anlıyoruz ve belki de kim bilir, ağlıyoruz! Zira şimdi yok edilmeye yüz tutulmuş, hayalet şehre dönüştürülmeye ant içilmiş şehir yalnız Hama değil; Humus da var, Halep de var ve Şam da var.

Arzın ve yüce arşın pek yüce Sahibi olan Allah (cc)'a, mazlumların kanlarının zalimleri ebediyyen boğması ve Tevhid Güneşinin hiç batmamak üzere doğması için duacıyız. Kabul buyur Rabbimiz! Fatih Pala - 24.10.2012

,

3054

Fatih Pala Hakkında

Fatih Pala

Gümüşhane/Köse doğumlu. 2003’ten beridir Kayseri’de ikamet etmektedir. 

Küçük yaşlarda başlayan okumaya olan sevgisi, şimdilerde, kimi yayıncıların kitaplarının tashihini ve editörlüğünü yapmasıyla daha da büyümektedir. 

"Genç Birikim" dergisinde ve "dunyabizim.com"da düzenli olarak yazmakta. Genellikle portre, deneme ve kitap tahlili türlerinde yazan yazarımızın Mayıs 2017'de Okur Kitaplığı'ndan "Gün Gün Rahmet İklimi - Ramazan ve Oruç" isimli bir kitabı yayınlanmıştır.

Rüveyde Bera, Şüheda Vera ve Sümeyye Sena’dan dolayı Peygamber aleyhisselatu vesselam'ın cennet müjdesine nail olacağına inanıyor. 

E-mail: fatihpalafatih@gmail.com

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin