Ağıdı Yakılmamış Çocuklar İçin Bir Ağıt Kitabı , Düşünce, Bilal CAN

Ağıdı Yakılmamış Çocuklar İçin Bir Ağıt Kitabı Yahut Yakın Tarihle Hesaplaşma yazısını ve Bilal CAN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.c

Ağıdı Yakılmamış Çocuklar İçin Bir Ağıt Kitabı Yahut Yakın Tarihle Hesaplaşma

21.03.2022 09:00 - Bilal CAN

Mito-politik söylem olarak bir yakın tarih anlatısı olarak karşımıza çıkan Yüzleşmenin Kişisel Tarihi adlı eser Selçuk Küpçük'ün 2008 yılında Yolcu Dergisi'nin 51. Sayısında yazmaya başlayıp 2011 yılında 63. Sayıya kadar sürdürdüğü yazılarının belirli bir tema ekseninde toplanıp genişletilmesinden oluşan bir eser. Yüzleşmenin Kişisel Tarihi, Küpçük'ün tarihe tanıklık olarak kendi hayatı ekseninde fakat belirli argümanların açılımlarını da dahil ederek irdelediği ve kendi kişisel tarihinde yer edinen unsurların toplumsal tezahürlerini irdelediği yoğun anlatımlı bir eser olarak durmaktadır.

Yüzleşmenin Kişisel Tarihi yedi bölümde;

  • Ülkücülüğün Mito-politik Taşıyıcıları: Ergenekon, Bozkurt ve Kürşat
  • Ana Gövdeden Zorla Atılan Çocukların Dergisi: Bizim Dergâh
  • Unutulmak İstenen Ütopya: Esir Türk İlleri
  • Kutsanmış Devletin Zimmetli Urganlarında Soluklanan Hayal Kırıklığı: 12 Eylül ve İdam Edilen Ülkücüler
  • Bir Kuşağın 12 Eylül İşkencehanelerinde Biten Öyküsü
  • Muhsin Yazıcıoğlu ve Devlet Aygıtı İle Hesaplaşan Ülkücülük
  • Ağıdı Yakılmamış Çocukların Ozanı: Hasan Sağındık

Başlıkları etrafında "ülkücülük" olgusunu odak noktası olarak seçmiş alt başlıklarla da bunu desteklemiştir. Bunu yaparken ilkin ülkücülüğü tarihsel zemine oturtarak tarihsellik-mitolojik olarak irdeleyerek başlamıştır. Yüzleşmenin Kişisel Tarihi adlı eser, ilginçlikler ve ele aldığı konulara yaklaşım biçimi olarak belirli bir orijinallik taşımaktadır. Küpçük'ün olay ve olguları ele alış biçimi, ne tam tarihsel ne de sosyo-politik olarak durmaktadır. Eser, hem sosyolojik hem tarihsel, hem psikolojik hem de sosyo-kültürel bağlamda odağına aldığı "ülkücülük" olgusunu detaylı bir biçimde irdelemektedir. Geniş bir literatür taramasıyla karşımıza çıkan eser, milliyetçilik kavramı üzerinden sosyal bir fenomen ve sosyal bir hareket biçimi olarak karşımıza çıkan "ülkücülük" olgusunu irdelemekte, bunu yaparken de bu hareket içerisindeki kişilere, olaylara ve belirli temalara değinerek "ülkücülüğün" tarihsel ve sosyolojik durumunu gözler önüne sermektedir.

Eser, sosyal bir fenomen olarak "ülkücülüğü" ele alarak, bunu sosyal, siyasal, kültürel, ideolojik ve mitolojik yönleriyle açımlarken faillerin yaşantısına dair de çözümlemelerde bulunarak dönemin bir tür analizini yapmaktadır. Politik eleştirilerle birlikte sosyolojik bir okumayı da beraberinde getiren dönem araştırmaları, tarihi bir vesika olarak toplumların anlaşılmasında büyük öneme sahiptir. Küpçük de bu eseriyle bir tür mikro dönem tarih çalışması yapmış, sosyolojinin ve sosyal psikolojinin sağlamış olduğu imkânları da göz önünde bulundurarak 12 Eylül döneminin kaotik ortamını analiz ederek ülkücülük hareketini irdelemiştir.

Mit, Mitoloji ve Bozkurtlar Ekseninde Bir Okuma

Eserin birinci bölümünde büyük oranda edebiyat sosyolojisinin imkânları bağlamında Hüseyin Nihal Atsız'ın daha önce Bozkurtların Dirilişi ve Bozkurtların Ölümü isimleriyle yayınlanmış olan daha sonra tek kitap olarak yayınlanan Bozkurtlar eserini değerlendirirken olay ve olgularla birlikte okunduğu dönemin toplumsal izleklerini kıyaslayarak sunmaktadır.

Küpçük, Bozkurtlar adlı eseri ele alırken bu eserin "mitik anlatılarından beslenen 70'lerin Ülkücüleri üzerinde dönemsel bir görev(!)" ifa ettiğini belirterek (Küpçük, Yüzleşmenin Kişisel Tarihi, 2012, s. 18) eserin kültürel bir kod olarak toplumsal bellekte yer edinen unsurlara yaslanması açısından simgesel bir anlam taşıdığını aktarmaktadır. Bunu ifade ederken de "bence "Bozkurtlar" bize ait bir edebiyat geleneği içerisinde varolmadığı gibi, gelenek-bugün sürekliliği bakımından da sorunludur" (Küpçük, Yüzleşmenin Kişisel Tarihi, 2012, s. 19) eleştirisiyle eserin değerlendirmesini "geleneksel olan" ile temasını ele almış, gelenek ve tarih unsuru üzerine yoğunlaşmış, bunun kültürel bir kod olarak sahiplenildiğine vurguda bulunmuştur. Atsız'ın "Bozkurtlar" adlı eserini değerlendirirken ülkücülüğün mitolojik bir zemin arayışının bir sonucu olarak, eserin değer kazandığını göstermektedir. Mehmet Kaplan'ın arketipleştirilmiş ilk prototip olan Oğuz Kağan'ın akabinde Atsız'ın "Kürşat" figürü ile ülkücülerde uyandırdığı duygu durumu ve hayal durumu ile eserin bir işleve büründüğünü ifade etmektedir.

Türkiye'deki milliyetçilik akımının zihinsel kodlarını ele alırken bunun Batılı kodlarla ortaya konulduğunu ifade eden Küpçük, milliyetçiliğin bir fenomen olarak kendi mitik anlatısını ortaya koyarken de yine Batıdan kaynaklı paradigmalarla bunun ortaya konduğunu değerlendirmektedir. Jung'un 4 temel arketibi üzerinden hareketle Atsız'ın da Bozkurtlar adlı eseriyle "Kürşat"ı bir arketip olarak sunması, Türklük açısından bir tür mitik kökenlere yaslanma yahut arayışın bir sonucu olarak okunabilmektedir.

Küpçük, Resmi Türkçülükten Sivil Türkçülüğe Ülkücülüğün Köken Kazısı başlığında Türk'ün simgesel ve olgusal açılımı üzerinden geliştirdiği milliyetçilik orjinli yazısında Türk'ün varoluş kökeninin mitoslarla açıklanmasının seküler bir bakışın ürünü olduğunu ifade eder. Daha sonra Selçuklu/Osmanlı temelli bir temellendirmeyle açıklanması ise İslami bir köken arayışının sonucudur. Küpçük, Türklüğün köken arayışında mitsel unsurları birçok kaynaklardan kıyas ederek açıklana gelen tablolardan farklı bir tablo sunmaktadır. Ergenekon Destanı üzerinden bir anlatımla bu güne kadar ayrıntılı bir biçimde önümüze sunulan efsanenin bilinenin aksine farklı bir anlatım taşıdığı yaklaşımı bu alanda mayınlı bir arazi olarak kendini göstermektedir. Küpçük'ün farklı kaynaklarla birlikte ele aldığı bu tartışmalı konu algı ve imaj ile simgesel bir anlama bürünerek aktarılmaya devam etmektedir.

Dönem ve Hareket: Tarihsel Gerçeklik

40'lar ve 70'ler döneminin ülkücülük hareketini karşılaştırmalı olarak ele alan Küpçük, hareket olarak aynı isimlendirmeyle anılsalar dahi içerik olarak farklılıklar taşıdıklarını, bunda en önemli etmenin dönemlerin konjönktürel yapısındaki farklılardan oluştuğunu ortaya koymuştur.

Selçuk Küpçük, Türkiye'deki dergicilik alanında önemli işlere imza atmış, dergilerin seyrini iyi takip edip, dergi alanında önemli bir arşive sahip olan biri. Ortaya koyduğu Türkiye Edebiyat Dergileri Atlası, Türkiye'nin farklı yerlerinde çıkan dergiler üzerinden 1980'den 2000'lere uzanan süreci kültür dünyası izleğinde edebî muhitleri de içerisine alarak ele aldığı kapsamlı bir çalışma ortaya koymuştur. Gerek Yüzleşmenin Kişisel Tarihi, gerekse de dergiler üzerine yaptığı çalışmalarla Küpçük, sosyal, siyasal ve kültürel tarihin izleğinde Türkiye'nin geçirmiş olduğu değişim ve dönüşümü farklı parametreler üzerinden okumakta, bunu da ortaya koyarken geniş bir perspektifle sunmaktadır.

Sonuç olarak; Küpçük, 70'lerden günümüze uzanan siyasi ve sosyal bir hesaplaşmayı ayrıntılarıyla ortaya koyarken ara ara kişisel bir dille tanıklıklarını da aktararak ortaya kaynak niteliğinde bir eser çıkartmıştır. Yakın tarihin bilinmeyen, gizli kalmış yahut unutulmaya yüz tutmuş kaotik durumunu irdelemek açısından önemi bir eser olan Yüzleşmenin Kişisel Tarihi, ağıdı yakılmamış bu coğrafyanın çocuklarının gelecekte de anılması için tarihe bir not düşürmüştür.

Eser, 12 Eylül darbesi neticesinde devlet argümanlarıyla hareket eden darbeci yönetimin kendi halkına reva gördüğü baskıları, sindirmeleri ve işkenceleri gözler önüne sererken darbe yönetiminin nasıl olduğunu da unutanlar için bir anımsama, bilmeyenler için şaşırtıcı ve acı bir tecrübe şeklinde sunmaktadır.

Küpçük, Yüzleşmenin Kişisel tarihi adlı eserinde olaylar ve o dönemin önemli isimleri üzerinden hareketle tarihle bir nevi hesaplaşma içerisine girer. Bu hesaplaşma, bir nevi darbelerle yönetilen dönemlerin bir sonucu olarak genele yayılabilir. Darbe yönetimi, her şekilde insanlığın baskı unsurlarıyla sindirildiği, hâkim görüşten olmayanların ortadan kaldırıldığı yahut sindirildiği, insanilikten ve vicdanilikten uzak bir yönetim biçimi olarak kendini göstermektedir.

Küpçük, S. (2012). Yüzleşmenin Kişisel Tarihi. İstanbul: Granada Yayınları.

collage2


Yazar: Bilal CAN - Yayın Tarihi: 21.03.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 12.05.2022 20:59
844

Bilal CAN Hakkında

Bilal CAN

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı.

Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.

Yayınlanmış Kitapları

Zaman İçinde Mekan, Hece Yayınları, 2021. (TYB 2021 Şehir Kitabı Ödülü)
İnsanlığın Ağlama Tarihine Bir Giriş, Hece Yayınları, 2021.
Kebikeç, İzdiham Yayınları, 2019.
Kentle Kavga: Mustafa Kutlu Öykücülüğünde Mekan, İzdiham Yayınları, 2017.

twitter: @bilalcan1

Bilal CAN ismine kayıtlı 297 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 4 kitap bulunmaktadır.