Ali Emre’nin Gözünden Mehmed Âkif Ersoy, Edebiyat, Nihat ÇINAR

Ali Emre’nin Gözünden Mehmed Âkif Ersoy yazısını ve Nihat ÇINAR yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Ali Emre’nin Gözünden Mehmed Âkif Ersoy

01.03.2024 09:00 - Nihat ÇINAR
Ali Emre’nin Gözünden Mehmed Âkif Ersoy

Biyografik romanlar, bir kişinin hayat hikâyesi, dönemin veya sürecin anlaşılmasını amaçlayan ve tarihi, toplumsal ve kültürel bağların kuvvet bulmasını amaçlayan ve sağlayan eserlerdir. Bu eserlerde bir kişinin hayatı ele alınarak doğumundan ölümüne kadar; başarıları, zorlukları, çektiği eziyetler verdiği mücadele ortaya koyduğu çalışmalar gibi geniş bir yelpazeyi kapsarlar. Bu romanlar genellikle gerçek bir kişi ve olaylara dayanmaktadır. Bunun için yazarın iyi bir araştırma sürecinden sonra yazması gerekmektedir. Biyografik romanlarda zaman zaman gerçekler kurguya kurban edilmekte, çarpıtılmak veya bağlamından koparılmaktadır. Bu romanlar iki boyutlu işlev görmektedirler; ya çok bilinen birisini, başka bir açıdan ele alarak daha iyi anlaşılmasını veya bilinmeyen, unutulmuş veya unutulmaya yüz tutmuş birisini ele alarak onun tanınmasını sağlamaktadırlar.

Mehmet Akif Ersoy; hakkında en çok çalışma yapılmış olan şair, yazar, vaiz vb. çok yönlü bir eylem adamı ve münevverlerimizdendir. Bunların birçoğu belgesel, biyografi, hatıra çerçevesinde kalmıştır. Çocukluğundan itibaren hayatının her anı en ince detayına kadar kayıt altına alınmıştır. Böylece olunca Akif hakkında yazı yazmak için bol miktarda hazır veri bulunmaktadır. Bazı şahsiyetlerde olduğu gibi Akif'de eserlerinin gölgesinde kalmış, daha doğrusu indirgemeci bir yaklaşımla bütüncül, kapsamlı bir şekilde Akif'in anlaşılması-anlatılması tam olarak mümkün olmamıştır. Son zamanlarda birçok STK ve kamu kuruluşlarının yaptığı kültürel çalışmalarla bu döngü kırılmaya çalışılmıştır. Gerek yazılı gerekse görsel çalışmalarda Akif'i anlama odaklı ele alarak, özellikle yeni nesle rol model olarak sunma gayretlerinin devam etmesi, şuurlu ve bilinçli bir neslin inşası için oldukça elzemdir. Şu ana kadar Akif'le ilgili kapsamlı ve müstakil bir roman yazılmamış olması bu eseri daha da önemli kılmaktadır.

Emre'nin Nureddin Zengi, Selahaddin Eyyubi ve Baybars üçlüsünden sonra Mehmed Âkif'in doğumunun 150. Yılına (2023) özel olarak 'Mehmed Âkif' romanının ilk baskısı 4 Ocak'ta yayınlanmış ve okurlarca yoğun bir ilgiyle karşılanmıştır. Eserde duygu ağırlıklı, şiirsel bir dil ön plandadır, romanda Akif yalnızca şair veya bürokrat olarak değil, aynı zamanda zor zaman ve şartlarda her daim ileriye çıkarak cesur ve fedakârca önderlik yapmakta, bir yandan vatanının kurtuluşu için diğer yandan yeni bir nesil yetiştirmek için çabalayan bir muallimdir. Akif, bütün bir yaşamı boyunca yakasını bir türlü eziyetlerden, sıkıntılardan kurtaramamış gönüllü bir sürgün hayatı yaşamıştır. Fedakâr, çalışkan bir talebe, ıstırap çekmekte olan bir baba ve zor koşullarda ideallerinden ödün vermeyen bir şahsiyet olarak karşımıza çıkmaktadır.

Akif, eserde, sağlam ve sarsılmaz bir inanç sahibi, Kur'an ve Sünnet bilgisiyle donanmış, milli mücadele esnasında belde belde, cephe cephe gezerek yazı ve vaazlarıyla topluma direnme gücü, bilinci ve azmi kazandırmış, savaş sürecinde ise kesintisiz bir gayretle çevresine iyi bir örnek olarak, kimlik ve şahsiyet kazandıran eşsiz bir karakter abidesi olarak tezahür etmektedir. Eseri önemli kılan başka bir hususta Akif, zafere kadar sahiplenilmiş milli mücadelede hem bedenen hem de vaaz ve yazılarıyla aktif olarak rol almış, birinci mecliste mebus olmasına rağmen ikinci mecliste yer verilmediği gibi, tam bir kadre uğrayarak maalesef adi bir mücrim, vatan haini muamelesi görerek, yeni rejimce takibata maruz kalmış olmasının, çektiği eziyet, çaresizlik, vefasızlık ve sıkıntılarında cesurca ortaya konulmuş olmasıdır. Birinci meclis'in lağvedilmesiyle zaferde rol sahibi, dindar ve muhalif olanların üstü çizilerek yeni bir hesaplaşmaya girişildiği bu dönemde Akif, küsmüş, küstürülmüş, hayatın merkezinden dışa iteklenmiştir. Tam bir paradoks yaşanmaktaydı; Devletçe bir yandan Milli şairimiz diye şiirleri merasimlerde okunurken diğer yandan bu şahsiyet abidesine eziyet edilmekte olduğu da ortaya konulmuştur. Romanda Kur'ân'la konuşan şair olarak bilinen Akif'in gün yüzüne çıkmamış yönlerine de ışık tutulmuştur.

Eser, biyografik olmakla beraber aynı zamanda kronolojik bir tarihi tespit ve vesika işlevine de sahiptir. Romanda, birçok olay ele alınmıştır; Balkan faciası ve 31 Mart Vakası, İstanbul'un işgali, Ali Şükrü Bey'in Topal Osman tarafından katledilmesi, siyasi cinayetler, kalkışmalar, İstiklâl mahkemelerinden "İrtica 906" dosyası ile kodlanan Akif'in suçlama ve takibata uğraması gibi pek çok önemli gelişmeye temas edilmiştir. Bununla beraber eserde, Eşref Edîb, Babanzâde Ahmed Naim, Sultan Abdülhamid, Talat Paşa, Mithat Cemal, Abbas Halim Paşa, Cemaleddin Efganî, Tevfik Fikret, Mustafa Kemal Paşa, Topal Osman, Prenses Emine Hanım, Muhammed İkbal, Ömer Muhtar, Emin Ersoy, Abdülvehhab Azzam, Kuşçubaşı Eşref, Yozgatlı İhsan Efendi, Neyzen Tevfik, Celâleddin Ökten gibi zamanın çok önemli şahsiyetler de yer almıştır.

Eserde 12 yaşından itibaren babasının yanında bulunan Şair'in büyük oğlu Emin de yer almaktadır. Emin'in bu esnada cephelerde bulunması, belde belde babasıyla beraber gezmesi (sürüklenmesi) ve yetişkinler arasında geçen serüveni de yer almaktadır. Emin'in 26 yaşında askere gitmek için Türkiye'ye dönüşüne de yer verilmiştir. Ancak, artık ülke eski ülke değildir, âdete o dönemin bir 28 Şubat süreci yaşanmaktadır, İslami söylem ve duruşlar suç olarak kabul edilmektedir. Askerde Kur'ân okuduğu ve birkaç kişiye tefsir yaptığı için suçlanmış, dövülmüş, irtica suçlamasıyla divanı harpte yargılanmış, birçok kötü eziyete maruz kalmıştır. Yemeğine ilaç konulmuş, morfin verilmek suretiyle uyuşturucuya alıştırılmış olduğuna dair iddialara yer verilmiştir. Askerlik ve hapishanedeki yaşadıkları ileride daha sonraki kötü şeyler yaşamasına sebep olmuştur.

Roman, altı bölümden oluşmuş olup her bölümün altında da beş alt başlık içermektedir. Eserde Akif'in hayatı, babası Tahir Efendi'nin ölümünden başlayıp şairin vefatına kadar ele alınmıştır. Her bölümün sonunda ise o döneme ve Akif'in hayatına şahitlik yapmış olan önemli bir şahsiyet konuşturulmuştur. Aslında bu roman üzerinde biraz çalışılarak şu ana kadar kapsamlı ve hakkı verilerek yapılmamış/yapılamamış Mehmet Akif Ersoy filmi için iyi bir senaryo haline getirilip filmi çekilebilir. Böylelikle büyük bir eksiklik de giderilmiş olur. Ne yazık ki milleti, devleti için kendinden vaz geçen, dünyaya örnek teşkil edecek, romanı yazılıp filmi yapılacak birçok değerimiz olmasına rağmen yeterince ve nitelikli eserler ortaya konulamamıştır. Emre, eserinde akışı ustalıklı bir şekilde sağlamışken biyografik ve tarihi gerçekleri kurguya feda etmemiştir. Ali Emre'nin çalışmaları, Akif çizgisi istikametinde olup, kültürümüz, milli bilinç, kadim kültür ve münevverlerimizden izler taşımaktadır.

Romanda önemli bir hususta Mustafa Kamal'in konuşturulmuş olmasıdır. M. Kamal, Akif'i ikinci mecliste istemediği gibi, Akif 'den bahsedenleri, onu seven ve ona benzeyenleri de kendisinden ve devletten uzaklaştırmıştır. Artık bunlar yeni rejim için tehlikeli olup tehdit oluşturuyorlardı. Çünkü Akif'in fikirleriyle kendi fikirlerinin karşılaşmasıyla aklı karıncalanıyor, hisleri altüst olarak tereddüt ve ıstırapları artıyordu. Aklından ve ülkesinden kovarak çökmesini, çürümesini beklemiştir. Artık istikamet, fikir ve hedefler değişmiş, Akif de maalesef zaferin sıradan bir aparatı gibi işi bitince bir kenara atılarak, hastalığında dahi takibat ve zulüm devam etmiş, iş bununla kalmamış cenazesine dahi sahip çıkılmamıştır. Bu konu sürekli göz önünde olmakla beraber şimdiye kadar pek yüksek sesle dillendirilmemiştir. Bu da Emre'nin cesaretini ortay koymaktadır ve takdire şayandır.

Sonuç olarak; Daha önceki romanları gibi bu eserin de konuya ilgi duyan, şairimizi anlamak, daha yakinen tanımak, Akif'in izinden yürümek isteyenler ve bilhassa gençlerin milli şuur ve bilinç kazanmalarını sağlayarak, yeni zihni ufuklar açıp katkı vereceği bir gerçektir. Yazar, okuyucuyu Akif'in zihinsel ve zamansal dünyasına sokarak daha iyi anlaşılmasına ve yeniden keşfedilmesine çağırmaktadır. Eser, okuyucuya yaşamın zorluklarına karşı mücadele eden Akif'in hikâyesiyle güçlüklerle başa çıkma, azim gösterme, sağlam ve ilkeli durmak suretiyle kişisel gelişim konularında ilham kaynağı olacaktır. Aynı zamanda okuyucunun bu hikayeden hareketle kendi yaşamı üzerine tefekkür edip, deneyim ve duruşuna daha eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmasına yardımcı olacaktır.

Mehmed Akif
Ali Emre
Alaz yayınları
271 Sayfa
Ocak 2023


Yazar: Nihat ÇINAR - Yayın Tarihi: 01.03.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 03.03.2024 17:19
485
Yorumlar
  • Mehmet Temiz 2024.03.02 07:14

    Nihat hocamı gönülden tebrik ederim... Allah necatina vesile kılsın...

  • İsmail Tuğcu 2024.03.03 02:24

    Eser, okuyucuya yaşamın zorluklarına karşı mücadele eden Akif'in hikâyesiyle güçlüklerle başa çıkma, azim gösterme, sağlam ve ilkeli durmak suretiyle kişisel gelişim konularında ilham kaynağı olacaktır. Bu cümle, bu kitabı dikkatle okumak azmi (tek başına) vermektedir zaten. Emeği geçenlerden Halık-ı Zül-Celal razı olsun.

Nihat ÇINAR Hakkında

Nihat ÇINAR

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni tamamladıktan sonra bir kamu kurumunda yönetici olarak çalışmış olup, halen görevine devam etmektedir. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Lisansütü Eğitim Enstitüsü Sosyoloji Bölümünden Sırat-ı Müstakîm Dergisi'nde Garbiyatçı Söylem teziyle mezun olmuştur.

Evli ve 2 çocuk sahibi olup bir de torunu vardır. 

Nihat ÇINAR ismine kayıtlı 10 yazı bulunmaktadır.