Arzu Özdemir İle Kitaplar ve Yazma Üzerine, Söyleşi, Necla DURSUN

Arzu Özdemir İle Kitaplar ve Yazma Üzerine yazısını ve Necla DURSUN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Arzu Özdemir İle Kitaplar ve Yazma Üzerine

10.11.2023 10:00 - Necla DURSUN
Arzu Özdemir İle Kitaplar ve Yazma Üzerine

Merhaba, bize kendinizden söz eder misiniz? Arzu Özdemir kimdir?

Kim ve ne olduğunu anlamaya, bulmaya çalışan; ancak bunun beyhude bir çabanın ötesine geçemeyecek olmasından tedirgin biriyim. Güzel bir söze tutunarak umut devşiriyorum. "Aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardır."

Bulunduğunuz çağdan memnun musunuz? Tereddütlü bir "evet" ise yanıtınız, hangi çağda yaşamayı dilerdiniz?

Bulunduğum çağdan memnun değilim aslında. Belki memnuniyetsizliğimin nedeni şükreden bir kul olamayışımdır. Sonuçta Allah adil… Beni bu çağda dünyaya getirdiğine göre ona göre de programlamıştır. Çok hızlı değişen bu çağ, benim başımı döndürdü. Buna engel olamadım. İletişimin az, zor ama kıymetli olduğu zamanlarda yaşasaydım daha mutlu ve huzurlu olabilirdim gibime geliyor. Alternatifler çok ama insanlar yapayalnız. Bir yerde, bir kişide, bir zamanda derinlemesine kalamıyoruz. Bu da hasletlerimizin körelmesine neden oluyor. Her şeye rağmen bunun üstesinden gelebilmeyi hatta krizi fırsata çevirecek gücü ve donanımı kendimde bulabilmeyi isterdim.

Bir Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni, bir yazar ve bir okur olarak sizce yazı yazmak insanda neye tekabül ediyor? Yazdığınızda ve yaz(a)madığınızda ne hissediyorsunuz?

Yazabilmek çok değerli… Bir şeyler yazabildiğimde, kurgusal bir evren kurabildiğimde kendimi Yaradanıma yakın hissediyorum. Cüzi de olsa "yaratmak" eylemini gerçekleştiriyorsun çünkü. O'nun en önemli sıfatını kendinde görünür kılıyorsun. Dolayısıyla yazamadığım dönemleri her ne kadar biriktirme olarak nitelendirmek istesem de karamsarlaşabiliyorum. Artık hiç yazamayacakmışım hissine kapıldığımda garip bir şekilde Rabbimden uzaklaşmışım gibi içsel bir çatışma yaşıyorum. Fakat bazen de kendimi çok aydınlanmış hatta aşmış hissedip Zebercet'in aklından geçen "İlle gerekli miydi başkaları" repliğini kendi ruh halime uyarlıyor, cümleyi kafamın içinde döndürüyorum: "İlle gerekli mi edebiyat?"

Gariptir ki aynı cümle depresif zamanlarımda da aklıma hücum ediyor.

Yazma yolculuğunuz nasıl başladı, çocukluk hayallerinizin içinde var mıydı?

Yazma yolculuğum okuma-yazmayı öğrenmeden başladı desem yalan söylemiş olmam. Bildiğim harfleri yan yana getirip babama ne yazdığımı sorardım. Zannederdim ki harfler yan yana gelince muhakkak anlamlı bir sözcük çıkacak. Babam hiçbir şey yazmamışsın dediğinde hayal kırıklığı yaşardım. Hayal kırıklığım öylesine derin olurdu ki babamın şaka yapma ihtimalini düşünür, kendimi teselli ederdim. Evet, illa ki harfler bir araya geldiğinde bir sözcük, bir cümle çıkmalıydı. Aksi mümkün olmamalıydı. Sözün büyüsüne inanışım bu dereceydi.

Cengizhan Genç'e göre öyküleriniz Van Gogh tabloları gibi. Sade fakat alışılagelmemiş bir derinlikte. Bu bağlamda küçürek öykü nedir, nasıl yazılır, sizin bu kulvardaki vardığınız nasıl başladı, öğrenebilir miyiz?

Küçürek öykü; birçok uyarıcıya maruz kalan, işi kolaylaşan ve fakat buna ters orantılı olarak zamanı daralan çağımız insanın içine düştüğü cendereyi kısa ama etkili biçimde anlatan bir tür. Ramazan Korkmaz'ın ifadesiyle bir "çığlık." Ona göre bu çığlık ne kadar kısa ise o kadar tiz ve keskindir.

Ben 2000'li yılların başında yüksek lisans yaparken tanıştım bu türle. Danışman hocamın Ramazan Korkmaz olması en büyük şansımdı. İlk yazdığım öyküleri ona okutmam ve derslerde yaptığımız küçürek öykü analizleri büyük bir kısmetti benim açımdan. Buna rağmen o yıllarda yazdığım öyküleri yayımlatabilmek ancak on dört yıl sonraya nasip oldu.

0001936097001-1 Dil Sürçmesi ve Kısa Devre adlı iki eseriniz var. Hem kitaplarınızın isimleri hem de kısa hatta kısacık diyebileceğimiz öykülerinize isim bulma süreciniz nasıl gelişiyor? Bilgi alabilir miyiz?

Başlık öykünün kapısıdır. Buradan yola çıkarsak kitap ismine de "cümle kapısı" demek yerinde olur.

Ben başlıklar üzerine çok kafa yorarım. Çünkü başlık sayesinde öykümü daha çok kısaltma imkânı bulabiliyorum. Ayrıca öyküden muradımın daha net anlaşılabilmesi için bir nevi şifre olarak kullanıyorum başlıklarımı. Dil Sürçmesi öyküsü Freud'un lapsuslar üzerine yaptığı yorumlardan yola çıkarak yazılmıştı. Dil sürçmeleri rüyalar gibi bizi ele verir, bilinçaltımızı gözler önüne serer. İlk kitap benim için yıllarca sakladıklarımı paylaşmak olacaktı. Mahzenimi açacaktım. Cengizhan Genç'in tavsiyesiyle bu ismi koyduk, zaten kitaptaki bir öykünün de ismiydi. Kısa Devre'ye gelince küçürek öykülerin şok ediciliğine ve hacminin küçüklüğüne bir gönderme olarak seçildi.

Bu yazın türü şiire yakın gibi duruyor, bu konudaki düşüncenizi öğrenebilir miyiz? Şiir yazıyor musunuz?

Evet, şiire yakın bir tür. Küçürek öyküde bir olay ya da durum vardır, şiirde duyguların anlatımı/aktarımı. Küçürek öyküde bir an anlatılır genelde. Yazar bizi sarsan o "an"ı fotoğraflar. Az sözcükle çok şey anlatmak yönüyle benziyorlar.

Bazı öyküleriniz öyle kısa ki, örneğin on iki kelimelik öyküleriniz var. İki mısralık şiir uzunluğundaki eserlerinizle ilgili olarak; "tamam oldu, bitti işte" dediğiniz anı, buna tam anlamıyla nasıl inandığınızı merak ediyor insan. Zor beğenen biri misiniz?

Çok zor beğenirim, çok zor içime siner. Bu yüzden defalarca okurum yazdığım öyküyü. Hissederim sözcük fazlalığını, sesli okuduğumda özellikle. Genellikle hislerim doğru çıkar. Bu olmadı, bu öyküye tekrar dönmeliyim demişsem birkaç gün sonra tekrar okurum. Hem öykü demlenmiş olur hem benim zihnim dinlenmiş… Birkaç gün önce bulamadığım o fazlalığı garip bir şekilde rahatlıkla bulurum.

Düş Kaçkını adlı küçürek öykünüzde; Rüya görmek için uyuyan, rüyasını yaşamak için de uyanan bir kadın var diyorsunuz. Bu cümleyi yazmak hayal gücü gerektiriyor izlenimi veriyor bana. Bu sebeple sormak istiyorum; hayalci biri misiniz? Yazmak için hayal kurmak gerekir mi?

Evet, özellikle küçüklüğümde çok hayal kurardım. O zamanlar hayatımızda bu kadar uyarıcı yoktu zaten. Hayal kurabilmek için vaktim boldu, çocuk saflığının hediyesi her şeyin kolaylıkla olabilirliği inancı vardı içimde. Gece olacak, ben yatağıma gideceğim, sessizliğe ve kimsenin giremeyeceği dünyama kavuşacağım. Bana engel olan tek şey hayal gücümün sınırlarıydı. Şimdi eskisi kadar hayal kurabildiğim söylenemez. Hem sorumluluklarım arttı, hem günlük hayatta yapacak işlerim. Hem de kırk dört yıllık tecrübemle dünyanın hep daha kötüye gittiğini gözlemledim. Bu şartlar altında hayal kurmanın gerçeklikten tamamen kopmak anlamına gelebileceğini üzülerek düşünüyorum.

0001936099001-1 Öykülerinizde otobiyografik izler görüyoruz. Fenomenoloji adlı küçürek öykünüzde; Adımı arzu koymuşlar. Hangi arzuyu kastettiniz? diye sorunca ses çıkmıyor. Kendim bulmaya çalışınca gürültü kopuyor yazmışsınız. Kendinizi kısacık cümlelere sığdırmak konusunda bize neler söylersiniz?

Adalı kadın yazarlar olarak bir araya geldiğimizde bunu konuşmuştuk seninle. Bu sene aldığım bir eğitim kendimi daha iyi tanımamı sağladı. Allah her insanı belli bir mizaç üzerine yaratıyor. Benim Enneagram'a göre mizaç tipim 4, kanadım da 5. Tip 4'lerin en önemli özelliği, yaşamdaki onları harekete geçiren en güçlü motivasyon kaynağı kendini tanımak, kendi varoluşunu keşfetmek. Bu sebeple otoriteyi sevmez hatta buna başkaldırırlar. Sanırım bu öykü de Enneagram tip 4 bireyi anlatan iyi bir örnek olmuş. Hem otoriteye karşı çıkış hem kendini bulma arzusu.

Yazarken size eşlik eden bir uğurunuz, ritüeliniz, içeceğiniz, şarkınız, vb. var mı?

Hayır, yok. Zaten küçürek öykü yazdığım için saatlerce bilgisayarın başında kalmam gerekmiyor. Öyküyü kafamda taşıyorum. Zihnimde gezdirip son haline ulaşmaya çabalıyorum. Bu, yemek yaparken de olabilir, yürürken de… Bisiklet sürerken hatta uyumaya hazırlanırken bile. Uykusuz geçlerde yatağımın içinde dönüp dururken şöyle söylendiğim de çok olmuştur: Allah'ım ne olur bana katından bir öykü yolla.

Yazdıklarını merakla bekleyip takip ettiğiniz bir yazar var mı? En son hangi kitabı okudunuz, ne tür kitaplar okursunuz? Bize 10 kitaplık bir okuma listesi verebilir misiniz?

Küçürek öykü türünde en sevdiğim yazar Eduardo Galeano. Öldüğü için yeni kitabını merakla beklemek söz konusu olmuyor. Bunun dışında Ferit Edgü'nün çıkardığı kitapları takip etmeye çalışırım.

Devam etmekte olan ve gelecekte planladığınız projeleriniz var mı?

TYB Sakarya olarak projelerimizi gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Sağ olsun başkanımız Fahri Tuna proje üretmek konusunda pek mahir. Sakaryalı ya da Sakarya'da yaşayan kadınlar olarak bizi bir araya getirmesi takdire şayandı. Önümüzdeki günlerde ortak kitabımız "Kelimeler ve Şeyler"i Karasu'da tanıtacağız. Bunun dışında Allah nasip ederse baharda Karasu'nun ev sahipliği yapacağı bir projemiz de olacak. Kültürel, sanatsal faaliyetlere önem veren Sayın Belediye Başkanımız İshak Sarı her zamanki gibi bize destek olacağını yineledi.

Vefat edenin kendi mezar taşına iki dize yazmayı vasiyet ettiği bir dünyada yaşıyor olsaydınız mezar taşınıza ne yazılmasını isterdiniz?

"Yalancı dünyaya konup göçtüm."

Bu röportaja bir soru ekleme hakkınız olsa kendinize hani soruyu sorarsınız?

Ne için gerekli edebiyat?

Hiçbir şey yaratılmadan önce söz vardı. Allah "Ol!" deyince oldu her şey. Yuhanna İncil'inin başlangıç satırları edebiyatın kutsiyetine, kıymetine işaret etmesi bakımından ne kadar derinlikli.

"Başlangıçta söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve söz Tanrı'ydı. Başlangıçta O, Tanrıyla birlikteydi. Her şey O'nun aracılığı ile var oldu; var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı... Söz insan olup aramızda yaşadı."

Son söz: Teşekkür ederim.


Yazar: Necla DURSUN - Yayın Tarihi: 10.11.2023 10:00 - Güncelleme Tarihi: 09.11.2023 17:09
818

Necla DURSUN Hakkında

Necla DURSUN

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans teziyle tamamlamıştır. Finans sektöründe çalışmakta ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Necla DURSUN ismine kayıtlı 96 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.

Twitter Facebook Instagram YouTube Kişisel Kitap Satış Sitesi