Ayşe Kaş İle Anıların Peşinde Umudun Kalbine Koşan Çocuk

Ayşe Kaş İle Anıların Peşinde Umudun Kalbine Koşan Çocuk

Ayşe Kaş İle Anıların Peşinde Umudun Kalbine Koşan Çocuk

05.11.2019 - Merve Yüksel
Ayşe Kaş İle Anıların Peşinde Umudun Kalbine Koşan Çocuk

Çocukluğun en masum zamanlarının arasında savrulan, umudun sayfalardan taşıp ruhumuza karıştığı bir anlatım... Bu sadece bir çocukluk kitabı değil çok da önemli bir çeşniyi bize meczeden bir çocuk edebiyatı ürünüdür. Temel İslam Bilimleri Arap Dili ve Belagatı Bölümü’nde Doktora eğitimine devam eden Yazar Ayşe Kaş ile çocukluğa, anılara ve hayata dair keyifli bir söyleşi yaptık.

Merve Yüksel: Sayın Ayşe Kaş anılardan söz ederken sizinle ilgili ilk ayrıntı medeniyetlerin doğduğu yerlerden biri olan Elazığ’da Harput’tan neşet etmiş bir ailenin evladı olmanız. Elazığ… Harput… Ankara… Arap Dili ve Belagatı… Anadolu… Emek… Hüzün… Diyanet Çocuk ve Kültür Ajanda Dergileri... Çocuk şiirleri… Sizi bize anımsatan bu kilit kelimeler sizi tanımamız için bize edebiyatın has sofrasında cömert ışıklar sunsa da bunların toplamındaki sizi merak ediyoruz. Birkaç cümle ile bize kendinizden bahseder misiniz?

Ayşe Kaş: Ayşe Ciplioğlu Kaş kızlık soyadımla birlikte uzun bir isim oldu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Fars Dili ve Edebiyatı ve Arap Dili ve Edebiyatı çift anadal bölümünden mezunum. Yüksek lisansım da yine bu üniversitenin İlahiyat Fakültesi Tasavvuf bölümündendir. Şu anda Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Arap dili ve Belagatı bölümünde doktora öğrencisiyim. Aynı zamanda Sağlık bakanlığına bağlı olarak bir kurumda Farsça ve Arapça dillerinde tercüman olarak görev yapmaktayım.

Sıradan, sade, mütevazi bir ailenin çocuğuydum. Ama dedelerimin ikisinde de ilim varmış. Birini hiç görmesem de çevreden duyduklarım böyle. Annemin babasını gördüm ama…Ondan aldığım bereketle ve babaannemin emekleriyle Kur’an harfleriyle tanışmış oldum…Çocukluk yıllarımdan itibaren hep “İkra” emrinin peşinden koştum. Hayata güzel renkler katacak bir yaşamın yaşayıcısı olmak azmi ve hevesi olan biriyim…Öğrenmeye ve öğretmeye aşık bir kalbin taşıyıcısıyım. Bildiğiniz gibi ilim talep edene verilirmiş. Biz de diledik, say ettik. Rabbim kapılarını açtı hamdolsun.

Merve Yüksel: Ayşe Hanım kitabınızda Anadolu'dan Harput'a, oradan hayatınızda iz bırakan kahramanların ve olayların duru ve akıcı bir Türkçe ile anlatıldığı bu anılar, kimi zaman bizleri hayatta yaşanan trajik olaylardan haberdar ederken, kimi zaman da gündelik hayatın hengâmesinde dikkatlerimizden kaçan ibret dolu olaylara gözümüzü ve kalbimizi açıyor. Kitapta belki de aklımızda en fazla kalacak cümleden biri, " Çiçeklendi umutlar çocuk tomurcuğundan..." Sahi, Çocukluğum Bir Kardelen Öyküsü kitabınız nasıl doğdu? "Bir çocuk anı yazarsa" dediniz. İlk olarak buradan başlayalım isterseniz.

Ayşe Kaş: Evet nasıl derler çıkacak kan damarda durmazmış Merve Hanım. İnsan zamana yığdığı anılarını ne kadar yüreğinden dökmemeye direnebilir ki? Hele ki o bir yazar ve şairse... Bir de anadilinden hariç iki dil ve o iki dilin de edebiyatından haberdarsa...Bu insana çok yönlü bir fehm ve açılım veriyor ister istemez. Hep olur ya yazmak istersiniz içiniz fokurdar kelimeler kalbinizden dudaklarınıza oradan da kaleminize süzülüverir...’’Ya Allah’’ der alırsınız kutsal kelamda o ismine sure inen kalemi elinize… Yazmakla arınmak çocuklaşmak çocukça düşünmek ve bu kitaba sahip olmak... Elhamdülillah diyorum.

Evet, Çiçeklendi umutlar çocuk tomurcuğundan…

Çocuk, cennet bağından gelen verimli bereketli mucizevi bir mükâfattır... Çocuğun başağa duran buğdaylardan, yağmura gebe bulutlardan, sabahı müjdeleyen saba esintisinden bir farkı yoktur. Çocuk umut tomurcuğuna durduğunda bilin ki dünyanın makus talihi değişmektedir. Bilin ki o aşkı içindeki siyah incilerini göstererek ilan eden gelincik çiçekleri gibi sinesine gerdana dizer gibi teşhir etmiştir... Bir gün Ankara Üniversitesi Dil Tarih Fakültesi’nde Türk Dili hocamız, Bilge hocanın dersine beş dakika gecikmiş olarak girdim. Başımı kapıdan uzattım. Hoca benim, "kusura bakmayın hocam geciktim “ dememle, "Ay bu var ya bu! Bunu çok seviyorum ben. Bu tam Yurdum İnsanı "demişti. Anadolu’yu özümsemek.... Doğduğu topraklara vefalı olmak... Memleket sevdalısı olmak... Gittiği yerde o güzel günlerin özlemini taze tutmak... Harput’u babam dedemden dinlemişti. Sonra o da bize anlattı. O güzel diyarın havasını solumak göğüslerimize ferahlık ve vüsat verdi kanımca. O yüzden de "Bize Harputlu Derler" denilmiş olmalı... Umutlar çocuklarla çiçeklenir çiçeklenecektir sevgimizle... Kalbinde bir çocuğa sevgi taşıyamayacak kadar pejmürde bir kalbin mahvi yakındır bekleyin...Çocuğuna sevgiyle bakamayan gözlerin hayatın tatlılığından nasibi yoktur acıyın ona...

Kitapta çocukluğa birçok yönden bakış var. Çocuk olduğu günleri hatırlamak isteyenlerin okuması gereken öykülerse içtenlikle satırlara aktarıldı tarafımdan... O öykü benim hep aklımda şekillenmekteydi bugüne değin... Çocukken hep zihnimde kelime çevirme oyunu oynardım. Sanırım yazarlığımı bu oyuna borçluyum. Çocukluğun çok özenilmesi ve kadri bilinmesi gereken bir devre olduğunun altını çizmek ve bir çocuğun kalemini konuşturmaktı gayem... Hayat penceresinden bu naif varlıklar tarafından seyrini okuyucuya sunmaya çalıştım. Doğrusu yazdıktan sonra ben de çocukluğuma şahitlik ederken unuttuğum bu masum günlerime heveslendim... Sonrada içime bu kitabı yazma fikrini koyan meleğe teşekkür ettim.

Merve Yüksel: Ayşe Hanım şiirlerinizde Çocuk edebiyatına güzel göndermeler yer almış... Mesela Yalancı Çoban şiiriniz hikemi yani didaktik şiire güzel bir örnek teşkil etmekte. Bu tarz size alanınız olan Fars ve Arap Edebiyatı’ndan da geçmiş olabilir mi?

Ayşe Kaş: Tabii ki bu eğitici, hikemi şiirler sayfalarca anlatılan nesir yazılarından daha etkindir insanlar üzerinde. Benim Kelile ve Dimne’den veya bir Hemezani’den etkilenmiş olmam da Hz. Mevlana ve Sadi Şirazi'nin sınırlarından beslenmiş olmam da mümkündür. Çünkü insan nasıl ismiyle müsemma olabilmekte ise özümseyerek içine oturttuğu bilgileri kendi çalışmalarına yansıtabilir. Bu isteyerek te olur istemsizce de...

Merve Yüksel: Ayşe Hanım kitabınızda Türk kültürünün ve milli değerlerimizin zarif bir takdimiyle karşılaşıyoruz. Nasreddin Hoca, Karagöz, Hacivat, 23 Nisan, Bez bebek gibi...Öykülerin akıcılığıyla hayali bir ferahlama var mısralarınızda fark ettiğim. Çocuk olmak hayal kurmak mıdır sizce?

Ayşe Kaş: Merve Hanım elbette milli değerler ve kültür olmadan çocuklarımız yolunu bulamazlardı. Biz onların yarınlara aktarması ümidiyle yazıyoruz bunları. Bugün ne ekersek yarın onu biçeceğiz çünkü. Çocuk hayalin berrak yüzü bence.


Merve Yüksel: Ayşe Hanım bir de mesleğinizin de ağırlığı var kitabınızın hikaye ve şiirlerinde... Tercüman olmak dertleri dile getirmek... Aracı olmak... Ara bulmak... Mültecilerle haşır neşir oluşunuz ve şefkatinizle onlara hamilik edişinizi siz kardelen olmanın gereği olarak izah etmişsiniz...Siz de onların kalplerine iltica etmiş gibisiniz desem ne dersiniz?

Ayşe Kaş: Çok doğru Merve Hanım...Mesleğimin gölgesinde yaşamaktayım evet. Dini, dili, ırkı, milliyeti ne olursa olsun onların kalbine bakmak ve daha tek kelam etmeden gözlerindeki umut ışığıyla buluşmak beni sağlam düğümlerle kilitliyor insanlık ödevime... Ben de o güzel insanlardan bir aileyle tanışık oldum onlar bana Anne diyorlar hem de şefkatli gül yüzlü annem diyordu bana Fatema... Kardeşliğin ölümsüzlüğü için anılması bu kitabın verdiği önemli mesajlardan birisi aslında...

Merve Yüksel: Çocukluğa dair her yazdığınız öyküde okuyucuya ayrı bir mesajınız var. Sizce kardelenlerin öyküsü biter mi?

Ayşe Kaş: Çocukluğa dokunmak cesaret isterdi. Çünkü en çok yaralandığımız zaman dilimidir çocukluk... İnsan çocukken yaralandı mi iyileşmesi güçtür değil mi? Ruhen yani yara aldı mı sağalması kolay olmaz. O yüzden itina ister çocukluk çağı... Çocuklarımızı mutlu, umutlu ve sağlıklı yetiştirmek için gayret etmeliyiz. Kardelenlere ve öykülerine gelince akan selin önü tutulmaz bence... İlk adımdaki cesaretin hazzıyla kurduğu kişilik çerçevesinde gözlemlediği dünya ile umut ettiği yasama hevesle atladığı... Bu özel mi özel ve güzel mi güzel devreye bir tutam sevgi katmaktı aslında amacım bu kitabı yazarken... Korkularını umutlarının gölgesinde bırakan sevinç çığlıklarının derin sevmelerle süslendiği bu devrenin yüzüne bakanların kin ve nefret kirlerinden arınmış olması lazım. O yüzden bu masum yüzlere bakarken yıkayalım gönüllerimizi aşk suyuyla, merhametle, şefkatle... ‘’Gülden ağır laf etmemek’’ diye bir deyim vardır Elaziz diyarımızda...Gönüllere gül demeti bırakan bu aziz canları saralım şefkat kanadımızla inşallah...

Merve Yüksel: Annenizin hastalığı ve çocukluğunuz desem?...

Ayşe Kaş: Bir Özge Candır anne… Sabahın Meltem'i ile gönle doğan ilhamdır annenin bakışları… Anne Dağıdır çocuğun ufuktan özlediği günleri görmesine yardım eden… Eğer o dağı çıkamazsa çocuk Umut Düşleri kurumaz olur. Annenin göğsünde bütün elemleri ve kederleri unutur insan. Bizim annemiz de böyle bir anneydi hastalandı ve onun ağır çilesi ve imtihanı başladı. Aslında annemin hastalanmasına neden olan sebep korkuydu. Evimize gelen bir hırsız onun o korkusuna sebep olmuştu. Annem bahçede çamaşır sererken, hırsız onu fark etmeden pencere kenarına çöküp, babamla babaannemin inşaat halinde olan evimizin yapılması için biriktirdiği parayı ayarlarken saydıkları anda dinlemektedir. Annem adamı görünce korkuyla feryat eder, adam annemin tarifine göre takım elbise giyinmiş biriymiş. Korkma bacı, benden sana zarar gelmez demiş demesine de annem öyle bir korkmuş ki 3 gün konuşamaz olmuş. İçeri babamlara haber vermeye gittiğinde ağzından bir türlü kelimeler çıkamamış. Ve o lohusa haliyle ateşlenmiş hastalanmış. İşte kitapta anlattığım annemin o evham hali bu olaydan sonra ilerlemişti onun hep temizliği sevdiği ve çok eve, temizliğe düşkünlüğü herkes tarafından bilinirdi ama sağlığını ve sağlığına feda edecek kadar banyoda vakit geçirmesi daha sonradan ağrılarının artmasına, vücudundaki iltihabın ona zarar vermesine sebep olmuştu. Evin direği anneydi, annemin Şifa bulması için uzun bir süre onunla birlikte ikinci evimiz hastaneler olmuştu.

Merve Yüksel: Siz çocuksu düşlerin kurulduğu içinde şeker tadında sözlerin kurulduğu yerler biliyor musunuz?

Ayşe Kaş: Evet yani o bendeki özlemdir içimde daima. İnsanların hayatta sahip olabileceği en güzel şey bir çocuğun tebessümü olmalıdır. İnsanlar o masum gülücüklerin, çığlıkların, bağrışmaların hamisi ve özlemcisi olmaya can atmalıydılar. Ben o güzel diyarı oluşturmak elimizde diyorum. Sevgi emek ve itina ile büyüsün çocuklarımız göz yaşlarıyla değil...

Merve Yüksel: Bu güzel söyleşi ziyadesiyle mesrur kıldı. Kelama bereket atfeden gül kelamınıza sağlık. Çok teşekkür ediyorum Ayşe Hanım. Son olarak okurlarımıza ulaştırmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Ayşe Kaş: Ben de çok teşekkür ederim Merve Hanım. Sevgili okurlarım, yazarlar kalplerinin ve akıllarının deryalarında yüzerler ama onlara yön veren sizlerin teveccühü ve beğenisidir. Bizler sizler okudukça yazacağız. Okuyun. Bu öyküler bu şiirler sizlerin ufkunuzu yeni pencereler açacaktır. Elbette hatalarımız olacaktır olmalıdır da çünkü mükemmele ulaşmanın yolu hata yapmaktır. Biz hayatı satırlarımıza nakışlıyoruz sizden aldığımız güç ve ilhamla ileriye gitmek ve bu ülkenin yarınlarında Türk edebiyatına güzel şeyler katmak yeni çeşniler oluşturmak amacıyla kolları sıvıyoruz. Aslında bu milli bir davadır. Vatanın Şerife hanımlara, Elif kızlara, Nene Hatunlara ihtiyacı olduğu gibi Ayşe Ciplioğlu Kaş gibi okumaya sevdalı bir yüreğe de ihtiyacı vardır. Bu hakirin bu fakirin ardında durduğunuz müddetçe inşallah muvaffakiyeti mümkün olacaktır. Çok selam ve hürmetlerimi sunuyorum.

Merve Yüksel - 05.11.2019

,

2753

Merve Yüksel Hakkında

Merve Yüksel

Kitap sever, deniz sever, camilerin ezan seslerinin bereketinde yaşar; sadece olduğu gibi yaşamaya çalışan, gördüğünün ve yaşadığının hakkını vermeye çalışan bir kul...

 

Yorumlar
  • Hayri Gülle 2019.11.12 16:17

    Çok iyi

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin