Bağımsız Bir Yaşamın Mükemmel Kılavuzu, Edebiyat, Ülker GÜNDOĞDU

Bağımsız Bir Yaşamın Mükemmel Kılavuzu yazısını ve Ülker GÜNDOĞDU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Bağımsız Bir Yaşamın Mükemmel Kılavuzu

25.08.2020 09:00 - Ülker GÜNDOĞDU
Bağımsız Bir Yaşamın Mükemmel Kılavuzu

Ülker Gündoğdu yazdı...

İnanılmaz yaşamları içinde barındıran kitaplar, anlatımıyla gerçek olan olayları yaşıyormuş gibi okura aktarabiliyorlar. Yazarın eserinde acı ve mizahı birlikte kullanma yeteneğiyle kitabın dramatik etkileyiciliği artmaktadır. Bu etkili anlatımlara iyi bir örnek Nikos Kazancakis’in Zorba adlı eseridir.

Nikos Kazancakis’in “Zorba” karakteri üzerinden bir anlatıdır. Yaşam unsurları barındıran eserin Zorba karakteri, korkmayan, yaşamı olduğu gibi seven, ayakta durabilen, bir yaşam kılavuzudur.

Yazar hayatı özümseyerek yaşayanlar için mükemmel bir anlatım sunuyor. Kahvede balıkçı Konstantin, günaydın kahve, tünaydın ev diyerek dönemin işsizliğine dem vuruyordu. Kafkas’ta, ırkımızdan binlerce insan tehlikede; gel, onları kurtaralım. Diye öneride bulundu arkadaşı. Onları kurtaramazlar belki, ama kurtaralım derken, kendileri kurtulur. Kendini kurtarmanın tek yolu başkalarını kurtarmak için çabalamaktır. Girit’e yerleşen yazar bir süre kitaplarını bir kenara bırakıp ilgilendiği Linyit maden ocağında çalıştıracağı usta arayışındaydı.

Yazarın dikkatine mahsur olan madenci Aleksi Zorba, ile kısa bir tanışmanın sonunda sohbetleri esnasında öğrendiği kadarıyla Zorba; meraklı bir Türk’ü bulup santura öğretmesi için ayaklarına kapanmış. Santura çalana dek yanında kalmış müziğe sevdalı Zorba, evde dert var, kadın var, çocuklar var ne yiyeceğiz, halimiz ne olacak diyerek açık yürekli konuşmalarının sonunda patronu üzerinde iyi bir izlenim uyandırır.

Zorba, arayıp bulamadığı; canlı bir yürek ve hilesiz, kocaman bir ruh! Olduğu için işe alır.

Zorba ile anlaşırlar. Çağın olaylarını o kadar aşmıştı ki, Zorba’ya göre kuşkusuz telgraf ve vapur, demiryolu, şimdiki ahlak ve din de ona göre eski uygarlıklardı. Onun ruhu, dünyadan çok daha hızlı ilerliyordu. Zorba’ya göre insan, gençliğinde canavardır, evcilleşmek bilmez canavardır ve insan yer. Yazar, Zorba karakteri ile hata yapmadan öğrenmeyen insanın yaptığı hatadan dönmesinin pişmanlığın önemli olduğunu belirtir. Şafağın pembe ışıklı doğallığına salıverince hayat böyle anlarda tüy gibi hafiftir. Bu dünyada her şeyin gizli bir anlamı var, insanlar, hayvanlar, ağaçlar ve yıldızlar hiyeroglif olduğunu düşünüyordu. Onları anlayana ne mutlu! Aşk yeryüzündeki en kuvvetli sevinç olsada özgürlüğü seviyordu Zorba. Birlik kurup hep birlikte çalışıp aynı yemeği yiyerek kardeş gibi yeni bir toplum yeni ortak hayatın mayasını yaratıyordu okurun zihninde yazar.

Zorba güçlü olan, insanlardan iğrenebilen, keyifli olup onlarla güreşebilen bir adamdı. Karga keklik gibi yürümek isteyince kendi gibi yürümeyi unutmuş. Hayatım boşuna geçmiş diye düşündü yazar Zorba’nın okuluna gidip beş duyumu sevip anlamaya talim ettirmiş olurdum.

Hayatı mutluluk kabul edersin, öyledir de. Maddeyi ruha çeviren ölümsüz güç insanın içinde var. Yazık değil mi bu güce? Gerçek mutluluk, yükselme tutkun olmadan erişmiş gibi çalışmak, insanlardan uzak yaşayıp onları sevmek ve gereksinim duymamak ve hayatın masal olduğunu duyumsamaktır. Zorba’ya göre yuvarlanan taşlar varlıklarına inişte sahip oluyordu. Zorba gururu yenmiş, düşünmeye gereksinimi yoktu. İyilikten dolayı sevinmeyen kötülükten dolayı da üzülmeyen biriydi. Önemli olan günahkâr ya da günahsız olmak değildi. Zıtlıklar ile hayatı doğru yaşamaktı. Kötülük iyiliği, şeytan meleği gösterir. Yenilginin olması zaferlerin tadına vardırır.

Sonsuzluk, aşk, umut, anayurt, ve Tanrı sözcüğüne tutunup ilerlediğini sanıyordu. Sadece sözcük değişiyordu. Şu an “Buda” sözcüğüne asılıydı. Bundan sonsuza dek kurtulacaktı. Manastırda dönen pisliğe kurban giden genç keşişin ölümü bu kararında etkiliydi. Zorba’nın elinde dünya canlanıyordu, hayat ile göğüs göğüse savaşıyordu. Dünyayı bu hale getiren; yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan korkma!

İnsanın erişebileceği en yüksek şeyin “Kutsal Korku” olduğudur. Ruhuma girmeyeceksin, sana kapıyı açmıyorum, ocağımı söndürmeyecek, beni yıkamayacaksın! Hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm.

Sonuç ve Değerlendirme Üzerine Kısa Kısa

Yazar, Zorba, Madam Ortans, Dul, Mavrandonis, Pavlis, Zaharias-Yosif, Karayannis, Mimitos bütün karakterleriyle kitabın olay örgüsünü dramatik halde canlandırmayı mükemmel bir biçimde başarmaktadır. Eser, baskısıyla hızlı okunabilirliği ön planda oluşu, yazı karakteri olarak iyi ve gözü yormayan bir mizanpaj ile sunulması, okunuşunu kolaylaştırmaktadır.

Kapak rengini aldığı mavi gökyüzünün altında heybetiyle hayatla dans eden Zorba’nın ahengi sizleri içsel huzura götürecektir.

Eser; Sonsuzluğu ve bağımsızlığı kazanımın, gerçekle anlatımına sahip. Çok seveceğiniz Zorba karakterini okurken duyacağınız hayranlığınızın kalıcı olacağını garantiliyorum. Girit’in doğasının betimlemeleri içindeymişsiniz hafifliğine kapılacaksınız. Bir karakter anlatımı olan Zorba’yı tüm içsel ve dışsal serüvenleriyle ele alan Kazancakis, başarılı bir anlatım ve aktarımla insanlığın kültürel mirasına bir katkı olarak sunmuştur. Zorba, aslında bütün insanların kendinden bir şeylerin bulabileceği bir karakterdir. Dünya edebiyatında bu kadar sahiplenilmesinin sebeplerinden biri de belki budur. Çünkü onun umut ile umutsuzluğu, korku ile korkusuzluğu, miskinlik ile çalışkanlığı arasında bir yerde duran insanlar, Zorba’nın içsel muhasebesi ve dışa yansıttığı ifadeleri, bir özdeyiş gibi düşüncemizin çeperlerinde yankılanıp durmaktadır. Eser, her ne kadar Michael Cacoyannis'in yönettiği aynı isimle dünya sahnesinde isminden söz ettirse de Kazancakis’in o ayrıntıcı anlatımı bu ünü layıkıyla hak etmektedir.

Kitabın başından sonuna yüzümde eksilmeyen bir tebessüm oluşturan Zorba’nın okuma keyfine doyamadım, sonsuzluğa karşı oluşan heyecanım pürdikkat okumamın kaynağı oldu. Hayatı olumlu ve olumsuz değerlendirmek yerine her duyumuzla oluruna yaşamalı. Empati yeteneğinizi, çok şükretmeyi ve sevme yetinizi zenginleştirecek bir eser. Her insanın bir Cennet’i vardır; benim Cennet’im kitaplardı. Nitelikli okurlar için nitelikli bir kitap.

Zorba

Nikos Kazancakis

Can Yayınları

348 sayfa


Yazar: Ülker GÜNDOĞDU - Yayın Tarihi: 25.08.2020 09:00 - Güncelleme Tarihi: 24.08.2020 10:01
3633

Ülker GÜNDOĞDU Hakkında

Ülker GÜNDOĞDU

1977 yılının Ocak ayında Konya Ereğli’de dünyaya geldi.  Ereğli Lisesi’nde eğitimini tamamladıktan sonra iş hayatına; Ankara’da IBM Bilgisayar Satış Temsilcisi olarak atıldı. İstanbul’da kendi şirketlerini kurana dek çeşitli işlerde çalıştı. İstanbul’da yaşamakta. Kütüphanesini oluşturduğu yirmi üzeri alandaki, beş bini aşkın kitabının anlamını, canına okudu. 

Bilgisayar, dil, gitar, estetisyenlik alanlarında eğitimler aldı. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere yirmi şehri, kültürel gezme imkanı buldu. Kitaplara, yazmaya, tablolara, eski ve yeni objelere, tüm renklere ve dört sitil yüzmeye tutkun. “O kadar derinim ki” diyen okyanusu kıskanmakta.

18.08.2020 tarihinde Kitap Haber ailesine katıldı. Kitap Haber Kültür Sanat Editörü olarak biteviye yazmaya devam etmekte. Kitap Haber Dergisi, Yolcu Dergisi, Şehir ve Kültür Dergisi, Teferrüc Dergisi, Aydos Edebiyat Dergisi’nde yazdı ve yazmakta. İlk yazmaya amatör olarak bir roman ile başladı. Şu ana kadar bir roman, bir deneme, bir öykü, bir Kadıköy’ün Semtleri, iki değerlendirme dosyaları; en güzel haliyle gün yüzüne çıkmak için naçizane enikonu hazırlanmakta. 

1998’de evlendi. Bir oğul ve bir kız evladı var. Ailesi ve kitaplarıyla huzurlu bir yaşamın diğerkâm ve müptezel yolcusu. Bibliyomani değil sadece bir kitap daha okuyacak…

Ülker GÜNDOĞDU ismine kayıtlı 140 yazı bulunmaktadır.

Twitter Instagram LinkedIn Kişisel