Balkanlarda Bir Şiir Dili Kurmak: Rabie Ruşid, Söyleşi, Necla DURSUN

Balkanlarda Bir Şiir Dili Kurmak: Rabie Ruşid yazısını ve Necla DURSUN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Balkanlarda Bir Şiir Dili Kurmak: Rabie Ruşid

02.08.2022 09:00 - Necla DURSUN
Balkanlarda Bir Şiir Dili Kurmak: Rabie Ruşid

Rabie Ruşid kimdir? Bize kendinizden ve ailenizden söz eder misiniz?

Kuzey Makedonya'nın İştip'e bağlı olan Kurfallı Köyü'nde doğurmuş beni annem. Evde gelmişim dünyaya, kolay doğurmuş beni güçlü anacığım. Daha başlarken duygulandırdınız beni. Köyde büyümek zenginliğim oldu benim. Birçok şeyi hep anne babamdan görerek öğrendim. Tarımcılık ve hayvancılıkla geçinen bir ailenin en küçük kızıydım. Sokakta oyun yaşlarımı geçirir geçirmez, ailem bahçeye ben de bahçeye, onlar tarlaya ben de tarlaya. Onlar kuzu beslemeye, ben de kuzu sevmeye. Buzagı, kuzu, oğlak sevdim, su verdim. Ailem okuyamamış o zamanlarda "koja bozgun" diye adlandırdıkları savaş dönemlerinde okulları yıkılmış, toplu göçler yaşanmış. Bizim okumamız için de ellerinden gelenlerin fazlasını yapmışlar. Hafız bir oğulları var Bursa'da, Hasan abim, doktora tezini savunma aşamasında. Biz sanırım onlar için de okumayı sevdik. Bize anne- babamız okumayı sevdirdi. Babamın zekâsına hayrandım hep. Matematiği her zaman benden daha iyidir. Matematik ödevlerimde yardımcım hep babam oldu. Annem de çok zeki, marifetli ve hamarat bir ev hanımı.

Öğretmenlik mesleğini sürdürürken doktorasını yapan ve aynı zamanda eser üreten çalışkan bir Balkan kadınısınız. Sizin ve çevrenizdeki kadınların hayat yolculuğu göz önüne alındığında "Balkan Kadını" nı nasıl tariflersiniz?

"Güçlüyüz, doğruyuz, çalışkanız, tuttuğumuzu koparırız." Nedense bu slogan geldi aklıma ilk olarak. Çok şükür nasip oldu bir şeyler yapabilmek, Allah hepimize yüreğimizdeki güzel şeyleri başarabilmeyi nasip etsin. Atalarımızın kanını taşıyoruz bedenimizde, çalışmamak, tembellik etmek kime yakışır ki? Tabii zaman zaman bir şeyler üretemediğimiz kesitler olabiliyor. Bedenin dinlenmeye ihtiyacı var. Balkan kadını hayatın zorluklarına göğüs gerebilmeyi ilke edinmiş, çilekeş özle yoğrulsa da pes etmemiş. Sessizce bizler de buralarda bir yerlerdeyiz, demiş.

r2

İçinizdeki okuma ve yazma sevgisi (hatta belki de "tutkusu") nereden kaynaklanıyor? Kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?

Bu sevgiyi destekleyen faktörler değişkenlik gösterse de en büyük ilhamım anne-babam oldu hep. Ardından ilkokul öğretmenim, sınıfta ilk sırada oturma isteme merağım gibi uzar gider liste. Kitap yazmaya gelince, başlangıçta böyle bir sevdam olmadı benim. Ben kitap yayımlamak için yazmadım hiç. İlkokulda kısa dörtlüklerle anneme şiirler yazmışlığım oldu. Lise eğitimimde ilkbahar mevsiminde yemyeşil doğaya şiir sunmak istedim. Ardından birikti şiirlerim ve kendimi yıllar sonra Hüma Kuşu'nu elimde tutarken buldum. Allah nasip ederse yol çiziliyor. Yeter ki doğrulukla yürüyebilelim.

Doğu Makedonya Yörüklerinin şehri olarak bilinen İştip'in havası ve suyu ile büyümüş olmanın yüksek lisans tezinizin konusu olan "Doğu Makedonya Yörük Masalları" nı belirlemenize etkisi oldu mu?

İnanın bunun da en büyük etkisi anne ve babam oldu. Küçüklüğümde bana masal sevdiren onlardı. Ne kadar yorgun olsalar da, geceleri masal anlatır bizi uyuturlardı. Onlara da anne babaları anlatırmış. Sözlü kültür geleneğini bize de aktardılar. Masalları hep sevmişimdir. İyilerin kazanması hep buruk bir mutluluk bırakmıştır içimde. İyi olan kahraman birçok zorlu merhaleden geçtiği için okuyucu ve dinleyicisinde buruk bir mutluluk bırakıyor. Kendime "İleride ne olurum bilemeyeceğim ama mutlaka iyilerin safında yer alacağım" sözünü daha o zamanlarda verdim.

Eserlerinizde; başkalarının derdiyle dertlenen, onlar için içindeki merhameti gözyaşı olarak döküp hislerini açık eden, hayvanları ve doğayı çok seven, çiçekleri, kuşları, yağmuru, dağları gönlünüzde ayrı bir yerde tuttuğunuz hissedilmekte. Bu hususta bize neler söylersiniz?

Ah şu duygusallığım, beni müşkül durumda bırakıyor zaman zaman. Sevgi… Mısralarda da bunların hissedilmesi beni mutlu ediyor. Sevgidedir hayatın tılsımı. Her şeyi sevmeyi bilmeli insan. Yaratılanlar tarafımızca hoş görülecek ki, biz de hoş görülelim. Nefret; itici ve yorucu. Yunus Emre'ce "Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz."

Sizce yazmak nasıl bir eylem? Nasıl yazıyorsunuz?

Bunun net bir cevabı yok efendim. Duygu seline kapılıp yazıyorum. Kimi zaman sabahın köründe, kimi zaman gece ortasında kimi zaman öğle sıcağında, yolculuklarda. Çoğu zaman hazırlıksız yakalanıyorum bu yazma isteğine ve bu gibi durumlarda telefonuma kaydediyorum, bilahare yazıya geçiriyorum. Bir kitap okuyunca gelebiliyor yazma isteği, yorgun bir nineyi görünce ya da cıvıl cıvıl sevimli bir çocuğun gözlerindeki sevinç bile itebiliyor yazıya. Ya da karınca yuvasının etrafında o küçücük varlığın omuzlarında taşıdığı buğday taneleri. Emek, emekler kimi zaman da hayal kırıklıkları, mutluluklar.

Yazmaktan söz ettik, bir de okumayı soralım. Şiir nasıl okunmalı sizce?

Şiir okumak neredeyse yazmak kadar sanat gerektiren bir olgudur. Ben bu hususta da başarılıyım deyip kendimi övemem. Övmeyi de pek sevmem o ayrı. Elbette ki yavaş ve sindire sindire okumalı, mısralar üzerine de düşünülmeli. Acaba burada ne demek istemiş yazar? Biz o mısrayı nasıl yorumlayıp idrak edebiliriz? Tefekkür gerektiren bir hadisedir okumak da, tıpkı büyüklerimizi dinlemek gibi. Kimi zaman sözlü dinlemek nasip olur, kimi zaman da yazılı. Her halükârda tefekkürü beraberinde getirir.

r1

Neden kitap yazıyorsunuz? Kendinizi anlatmak için mi? Dünyayı anlamak için mi? Yoksa sözün uçucu yazının kalıcı olması sebebiyle mi?

Yazdığınız üç hasepten dolayı da diyebiliriz buna. Birdenbire doğmuyor bu kitaplar da önce his, ardından kelimeler, mısra derken şiir oluveriyor. Belki yanımızda bir dinleyici bulamayışımızdan, belki de bizzat paylaşmak istemeyişimizden, zaman zaman da anlayabilmek ve anlaşılabilmek içindir bu uğraşlar. Yazı, yazı kalır bir yerlerde, tozlu kitaplıklar arasına sıkışır kaleme aldıklarımız. Konuşunca da aynısı olur ya bu kulaktan girer, diğerinden çıkar bazen muhatabımızın. Ama biz teskin oluruz en azından, bir yerlerde bir yazı var, kimse bilmese de, bizi bizden soranlara kelamımız var.

Öğretmen olmaya nasıl karar verdiniz? Öğretmen olmak, birilerine bir şeyler öğretiyor olmak nasıl bir duygu?

Şükür, kelimesiyle başlamak isterim bu sorunun cevabına. Çok şükür ki, bu kutsal mesleği yapmak bana da bahşedildi. Liseyi, hemşirelik bölümünde tamamladım. Devlet hastanesinde altı ay staj da yaptım. Kendimi hemşirelik ilanlarında gezerken bulduğumda, önüme sunulan öğretmenlik oldu. Severek aşkla yapıyorum işimi. Yabancılara, Türkçe gibi zengin bir dili öğretmek apayrı bir güzellik. Kursiyerlerimle aramda güçlü ve kırılmaz bir bağ var. Eski kursiyerlerimle her zaman görüşüyoruz. İletişimimiz sürüyor. Yaşça benden küçük veya büyük olanları var. Hepsine yetecek sevgimiz ve saygımız bizle, karşılıklı her şey.

Kitap okurken olmazsa olmazınız var mıdır? (kahve, müzik, açık hava vb.) Hayatınızda yer etmiş veya birden fazla defa okuduğunuz bir kitap var mı?

Genelde fonda hafif bir müzik açmayı yeğliyorum. Tabi ki açık havada okumak hepimizin en çok istediği belki de ama bu çok mümkün olmuyor her zaman. Bir fincan Türk kahvesi ve yanında Türk lokumu da oldu mu tamam o zaman değmeyin keyfin kahyâsına. Bir çırpıda bitirmek isteği ve sevdiklerimizin de o eseri okumuş olması temennisi hepimizle.

En beğendiğiniz 10 eseri sıralayarak eserlerden sizde iz bırakan birer cümleyi bizlere aktarabilir misiniz?

  • Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı:

"Yerli kara dağların yıkılmasın

Gölgeli büyük ağacın kesilmesin

Taşkın akan suyun kurumasın

Kanatlarının uçları kırılmasın...

Ak bürçekli ananın yeri cennet olsun

Ak sakallı babanın yeri cennet olsun..."

  • İskender Pala, Dört Güzeller Toprak, Su, Hava, Ateş

"Toprak bizim köyümüz, kasabamız şehrimiz, ülkemiz, vatanımızdır. İşte bu yüzden ona layık olduğu saygıyı göstermek gerekir."

  • Cengiz Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel:

"...gururlu yalnızlığında, dalları kuruyan koca bir çınar gibi, ömrünün kışına gelip çatmıştı."

  • Adnan Şenel, Hey Mey Moro

"Kehribar, milyonlarca yıl toprağın altında kalan çam sakızının fosillenmiş hâlidir."

  • Carmine Gallo, TED Gibi Konuş

"Ben bir öğrenme makinesiyim ve burası öğrenmenin yeri."

  • Cemil Meriç, Bu Ülke

"Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaplardaki insanları, sokaktakilerden daha çok sevdim..."

  • Kâmil Uğurlu, Masal Gibi Öyküler:

İmam Ahmet'e "Ahmak kimdir?" diye sormuşlar.

"Kendini beğenip kendini öven insandır." demiş.

  • Sadık Yalsızuçanlar, Yakaza

"Hem sevgiliniz olan nefsinizin belasını çekiyordunuz, hem de hırsı bir türlü yok olmayan pervaneyi çağrıştırıyordunuz. Hayır hayır, usule aykırı davranıyorsunuz."

  • Nevzat Tarhan, Kendinizle Barışık Olmak

"Pencereden dışarıyı gözlemleyen bir kişi düşünün. İyimser bakış açısına sahipse ağaç, kuş, çiçek gibi güzelliklerle ilgilenecektir. Kötümser bakış açısına sahipse çöpleri dağınıklıkları görecektir."

  • Cengiz Dağcı, Yurdunu Kaybeden Adam

"Ölüme korkusuz, telaşsız bakan insanlar korkuyu öğrettiler bana."

Devam eden ve gelecekte yapmayı planladığınız projeler nelerdir, bilgi verir misiniz?

Allah neyi nasip eder bilemiyoruz, elbette ki istek ve hayallerimiz çok. Türkçemizi daha fazla kuşaklara öğretmek istiyorum. Kendimi geliştirmek hedefim, daha donanımlı olup yayınlamak istediğim şiirlerim var şiir defterimde. Kitap olarak nasip olursa ne âlâ, olmazsa da sağlık. İçimizdeki iyi bir şey yapabilme inanç ve tutkusu bizi hep doğru yollara çıkarsın yeter.

Hayatınız bir film olsa soundtrack'inde hangi şarkı olurdu?

Evet, güzel bir soru. Hayatımın film müziği çok değişken olurdu her halde. Sevdiğim şarkılar değişkenlik gösteriyor. Bir şarkıyı aşırı çok sevdiğimde bıkana kadar onu dinliyorum, bir de bakıyorum her hafta başka bir şarkıya alışmışım. Şarkılar insanlara benzemiyor. Genelde iyi bir insandan asla bıkmayız ama şarkı öyle değil. Ara ara açıp hâlâ severek dinlediğim "BARABAR- Aman Of." Bir de, Özcan Deniz yorumuyla "Gesi Bağları" ama tabii bu çok duygusal olduğu için çoğu zaman dinlemekten kaçınıyorum.

Sizi taklit eden konuşmaya meraklı bir muhabbet kuşunuz olsa ona ne söylemesini öğretirdiniz?

Kuşlar, gökyüzünün süsleridir benim için; hiç kafeste bir kuşum olmadı. Lakin bir muhabbet kuşum olsaydı ona şüphesiz 'olumlama cümleleri' öğretmeyi denerdim. Motivasyonumuzu kaybettiğimiz ve karamsar olduğumuz anlar kaçınılmıyor maalesef. Olumlamaları hatırlamamız zaman alabiliyor, bu gibi durumlarda kuşumuzun devreye girmesi çok hoş olmaz mıydı?

Bu röportaja bir soru ekleme hakkınız olsa kendinize hangi soruyu sorarsınız?

Her halde sormazdım artık ya da şu an aklıma gelmedi. Keyifli bir söyleşi oldu benim için. Harika sorularınız için emeğinize sağlık. Beni hem duygulandırdınız hem de düşündürdünüz. Minnettarım.


Yazar: Necla DURSUN - Yayın Tarihi: 02.08.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 09.08.2022 16:21
1069

Necla DURSUN Hakkında

Necla DURSUN

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans teziyle tamamlamıştır. Finans sektöründe çalışmakta ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Necla DURSUN ismine kayıtlı 100 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.

Twitter Facebook Instagram YouTube Kişisel Kitap Satış Sitesi