Bana Çocuk Edebiyatının Resmini Çizer misin Sümeyye Kal, Söyleşi, A. Erkan AKAY

Bana Çocuk Edebiyatının Resmini Çizer misin Sümeyye Kale? yazısını ve A. Erkan AKAY yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabili

Bana Çocuk Edebiyatının Resmini Çizer misin Sümeyye Kale?

31.05.2023 09:00 - A. Erkan AKAY
Bana Çocuk Edebiyatının Resmini Çizer misin Sümeyye Kale?

Bilinçli, nitel, kayda değer, saklanmaya değer ilk çiziminizi hatırlıyor musunuz? Ne zaman, nerde, ne çizmiştiniz? Şimdi nerde, ona ne oldu?

Esasında çizimle ilkokul günlerimden beri iç içeyim. Fakat öyle saklamaya değer bir çizimim olduğunu hatırlamıyorum. Ekseri basit karalama ve doğadaki öğelerin taklidi olan çalışmalarımdan ibaretti. Ancak o dönemde ve sonrasında çizmiş olduğum tüm çalışmalarım benim için kıymetli. Çizmeye arzum daima vardı lâkin teknik bilgim yoktu. Aile bireylerinin vesikalık fotoğraflarını alır onları karınca kararınca portrelemeye çalışırdım. Tabii söylemeden geçemeyeceğim ama çizerken en fazla zorlandığım kısım genelde hep burunlar olurdu. Gargamel'in burnu gibi kocaman, Pinokyo'nunki kadar da uzun burunlar çizerdim. Buna rağmen çizdiklerim ile mutlu olup kâğıdın altına tarih ve imzamı da attıktan sonra çizimlerimi dosyama güzelce koyduğumu iyi hatırlıyorum. Çizdiklerimin bir kısmı hâlen dosyamda durmakta. Ara sıra onlara bakıp bende hâsıl olan gelişimi görünce mutlu oluyor, onlar vesilesiyle biriktirdiğim anıları yâd ediyorum.

Yeteneğinizi nasıl geliştirdiniz? Çocuk kitaplarına çizimlerinizle katılma fikri/fırsatı nasıl doğdu? Kendinizi bu piyasaya nasıl kabul ettirdiniz?

Öğrenmek ve kendini geliştirmek yaşam boyu süren bir şey ve bu zannedersem evvela farkındalık ile başlıyor. Elimin çizime yatkınlığı ve çizmeye yönelik arzumun varlığını farketmem ilkokuldayken abim ve kuzenimin bir şeyleri çizdikleri vakit onları izlemeye koyulmalarım ertesinde oldu. Çizdiklerine uzun uzun bakar, anlamadığım kısımları devamlı sorardım. Bir seferinde abim insan anatomisi üzerinde deneme çizimleri yaparken ona:''Rastgele karalıyorsun, o kadar karmaşık çizgilerin arasında doğru çizgiyi nasıl buluyorsun?'' dediğimde bana: ''Elini esnek alıştırmalısın. Rastgele de olsa çizmelisin ki zamanla doğru hatlar gözünde belirmeye, çizgiler de arzu ettiğin türde şekillenmeye başlayacak'' diye karşılık vermişti. Bu, o vakitler anlam verebildiğim bir şey değildi. İnsan çizdikçe elinin yatkınlığı artmakla kalmıyor, bakış açısı olgunlaşıyor ve zamanla kendi tarzı vücut buluyor. Abimin o sözünü bugün daha iyi anlıyorum.

sum2 Kurşun kalem ile başlayan çizim serüvenim son 3 yıldır dijital çizim üzerine devam etmekte. Bunun ilk iki yılı portre tarzı ve hareketsiz karakter çizimlerdi. Çocuk kitaplarına yönelmem ise onları oğluma uyku hazırlığı vakitlerinde okurken sadece ona değil, aslında benim içimdeki çocuğa da iyi geldiğini fark etmemle başladı. Oradaki çizimler dikkatimi çeker, onların bende ne tür hisler uyandırdığını anlamaya çalışırdım. Zaman içerisinde benzer karakterleri karalamaya başladım ve ertesinde içimdeki çocuğun da o kitaplar içerisinde bulunmak ve bunları okuyacak çocukların hayal dünyasında yer edinmek istediğini anladım. Bunun için hesap açıp tanınmış çocuk kitabı çizerlerini takip etmeye, eserlerini incelemeye başladım. Bolca tekrar yaparak kurs niteliğindeki öğretici videoları izledim. Çizerler cemiyetinde yerim ne kadar? Bunu pek düşünmüyorum. Sanıyorumki henüz emekleme aşamasındayım. Bu süreçte pek değerli çizer arkadaşlar edindim, bilgi ve tecrübeleriyle bana çokça yardımı dokunan büyüklerim oldu. Kendim için bir tedavi maksadıyla başladığım bu serüvende çocuklar için güzeli bulmaya gayret ediyor, en önemlisi de işimi severek yapıyorum.

Çizdiğiniz bir çocuk kitabını elinize aldığınızda kendinizi eserin neresinde hissedersiniz? Mesela kitabı bir film gibi düşünsek, rolünüzü nasıl tanımlarsınız?

Sanırım görüntü yönetmeni sayılırım. İnsanoğlu kelimeler ile düşünür, hayallerini onların taşıdığı manalar üzerine kurar. Okurken iç ya da dış her zaman bir ses olur. Resimlerle okuyanın gözlerine de hitap edilir ve okuyucuda uyandırılması arzu edilen duyguların azamiye çıkarılması fırsatı bulunur. Burada metin ve çizimlerin birbirini tamamlayıp okuyucuya bambaşka bir deneyim yaşatabilmesi, üzerine fazlaca eğildiğim bir kısım.

sum3

Yöntemlerinizden ve prensiplerinizden biraz bahseder misiniz? Bir proje önünüze geldiğinde hangi şartları öne sürersiniz? Ya da size sunulduğunda kabul etmediğiniz şartlar nelerdir?

Öncelikle metni bir okumak ve bende uyandıracağı ilk intibaya bakmak isterim. Ertesinde benden nasıl bir çalışma istendiğini anlamaya çalışırım. Sonrasında projeye ne kadar emek harcayacağımı hesaplayıp bunu yayınevi ya da yazarla görüşür ve iki tarafın da mutabık kaldığı uygun bir sözleşme imzalarım. Resimlemeye başlamadan evvel yazar ile birkaç kez görüşür ve metni kaleme alırken hangi hislerle yazdığını, tam olarak neleri yansıtmak istediğini sorarım. Proje boyunca yazar ile irtibatı sıkı tutar ve çizimlerin gidişatını düzenli bir şekilde gösteririm.

Acil olarak çizilmesi istenen projeleri kabul etmiyorum, teklif edilen meblâğ yüksek olsa bile. Her iş gibi çizimde de sindirilmesi gereken bir süre vardır. Çok basit görünen ama aslında sanıldığının aksine iki dakikada yapılıp gönderilen bir iş değildir bence çizim. İki dakikalık görünen bir iş aslında bizlerin saatlerini alabiliyor.

Yazarak derdini anlatanlara çizerek destek veriyorsunuz. Yaptığınız iş kimi zaman hayali somutlaştırmak, kimi zaman gerçeği soyutlaştırmak. İlk adımıysa sanırım görünmeyeni görebilmek. Dolayısıyla çocuk edebiyatına baktığınızda bizim göremediğimiz ama sizin gördüğünüz sorunlar var mıdır diye merak ediyorum. Gerek okur açısından, gerek yazar veya çizer açısından sizce neler iyi gidiyor, nerelerde aksıyoruz?

Çocuk edebiyatında görece yeni olduğumdan bu soruya vereceğim cevap ne kadar isabetli olur emin değilim. Bu sahaya ilgi hem yazar hem de çizerler açısından epey yüksek ve ister metin ister görsel içerik üretimi noktasında gayet iyi işler çıkarılıyor. Lâkin gelenekselden dijitale doğru bir dönüşümün içerisinde artık dünya ve bu süreç son birkaç yılda iyice hızlandı. İlerleyen senelerde kâğıt tabanlı neşriyatı fazla göremeyeceğiz gibime geliyor. Okullarda defter ve kitap yerine artık sadece tabletlerin kullanıldığı büyük bir değişim bu, tıpkı kaset ve CD'lerin işlevini kaybedip müziği artık dijital ortamda saklamaya başladığımız gibi. İşte bu dönüşüm süreci ve yeni standartların oturmasıyla yaşanacak o belirsizlik dönemi beni biraz düşündürüyor. Çocukların bu değişime ayak uydurması işin kolay olan kısmı, onlar yapıları gereği hızlı bir şekilde adapte olabilirler. Lâkin eserlerin sadece PDF dosyası olarak var olacağı öyle bir ortamda yayınevlerinin konumu, yeniden gözden geçirilmesi gerekecek olan telif hakları konusu, bu dijital materyallerin okurlara ulaştırılması noktasında köprü olabilecek güvenilir platformların tesisi v.b. hususlar yanında üreteceğimiz bu içeriklere ulaşımın iyice kolaylaşması ve bunların da artık birer tüketim malzemesi gibi görünecek olma ihtimali de var. Evet, bizler çizimleri tabletlerde yapıyoruz, fakat çocuklar bunları kitaplarda görüyor ve hikâyeleri onda okuyorlar. İşte bahsettiğim öylesine dijital bir hengâmede yazar ve çizerler olarak eserlerimizde yansıtmak istediğimiz duyguları çocuklara nasıl en güzel aktarabiliriz onu düşünüyorum. Tabii bir de yapay zekâ konusu var ki o başlı başına bir mesele. Bakalım, her zorlukla beraber bir kolaylık vardır ama değil mi?

sum4

Yazarlarla aranız nasıl? Çizimini yaptığınız eserin sahibi ile hangi düzeyde bir iletişim kurarsınız? Hangi kafa yapısındaki yazarlarla çalışmak kolay, hangileriyle çalışmak zordur?

Yazarlar ile iletişimim daima içtenlikle oldu. Samimi ve içten bir iletişim içinde olduğumuzu düşünüyorum.

Projeyi birlikte yürüteceğim her kim olursa olsun farklı fikirlere açık, çizerine güvenen, o rahatlığı veren kişiler olmasını isterim. Bu düşüncede olanlar ile çalışmak keyifli olduğu gibi verimli de oluyor. Taslak üzerinde anlaşılıp çizime geçildiğinde çizime yönelik sonradan gelen değişiklik taleplerini karşılamak kolay olmuyor tabii, fakat yazarlar da metnin en güzel şekilde betimlenmesini istediğinden elimden geldiğince yardımcı oluyorum. Lâkin birlikte çalışması en zor olan yazar arkadaşlar genellikle mükemmel çizimi arayanlar oluyor. Bir söz vardır hani ''Mükemmel, iyinin düşmanıdır'' diye, öyle bir şey işte. İyi de iyidir aslında.

Yayınevleri ile aranız nasıl? Muhatabınızdan ne bekler, ona ne avantajlar sunarsınız?

Şimdiye dek çalıştığım yayınevleri ile genel itibariyle pek bir sıkıntı yaşamadım. İki taraf da saygı, beklentilerin vaktinde karşılanması ve özveriyi ön planda tuttuğunda iletişim de o derecede sağlıklı oluyor. İşlerimi daima belirtilen vakitte teslim etmeye özen gösterdim. Arzu edilen sonradan dokunuşları hep hızlıca yerine getirir ve yayınevleri ile irtibatı her dem canlı tuttum.

Ufak tefek sıkıntı yaşadıklarım genelde tek bir hususta oldu: Ödemelerin geciktirilmesi. İş teslimi yapıldığında ödeme sürecinin başlaması gerekir. Fakat kiminin aylar sonra kiminin de haftalar sonra ödeme yaptığı oldu. Ödemeler noktasında çizer bir beklemeye mecbur bırakılmamalı. Hele ki çizerin mesajları cevapsız bırakılmamalı. Belirsizlik iyi bir şey değil, çizerdeki yaratıcılığı köreltir.

sum5 Çocuklarla aranız nasıl? Onlardan fikir alır mısınız?

İçimdeki çocukla, kendi yavrularımla, başka çocuklarla aram hep iyidir. Onları anlamanın zannımca en iyi yolu kendi anılarımızı hatırlayabilmek. İnsan hızlı büyüyor ve haliyle evvelki dönemlerini ve o vaktin şartlarını unutabiliyor. Çocukları anlamak da kişinin kendi çocukluğunu hatırlayıp onu tahlil etmek ve başka çocukları izlemekle oluyor diye düşünüyorum.

Bir projeye başlarken metnin derinliklerine inmek, onu anlamak ve çizgilere dökmek benim, bir çocuk gözüyle metni anlamlandirmak, hayal etmek içimdeki çocuğun görevi. Bunun yanında büyük oğlumun fikirlerini alıyorum. Çizime pek ilgili olmadığından verdiği cevaplar genelde "iyi, güzel" gibi ifâdelerden öteye geçmese de bana bazen güzel fikir de veriyor. Çevrede çocuklar varsa eğer hikaye olsun çizim olsun. Onların da fikirlerinin alınması düşüncesindeyim. Sonuçta bu kitaplar onlar için yazılıp çiziliyor. Kendileri için yazılan, çizilen bir kitap onların da fikirlerine sunulmalı, düşünceleri alınmalı. Lâkin eldeki imkânlardan ötürü daha çok çevremdeki çocukları izleyerek ve kendi anılarımı hatırlayarak çıkarımda bulunuyor ve kaleme öyle sarılıyorum.

Bir çocuk kitabını çizerken hedefiniz nedir, hangi konularda kendinizi sorumlu hissedersiniz?

Hedefim öncelikle çizimde samimi bir hava verebilmek. Bir onun kadar önemli gördüğüm ve kendimi devamlı geliştirmeye odaklandığım husus ise okuyucunun merakını hikâyenin sonuna kadar canlı tutmaya yardımcı olacak metinle ahenk içerisindeki çizimler. Her kitap farklı bir hikâye ve tecrübe. Bu konuda daha kat edecek çok yolum olduğunu düşünüyorum. Duyguların isabetli betimlenmesi mühim.

sum6 Çocuk kitabı yazar ve çizerliğinin başlı başına bir sorumluluk olduğuna inanıyorum. Çünkü bu kitapları küçük yaştaki çocuklar okuyor ve hayal dünyalarını oluştururken orada gördükleri kelimeler ve görsellerin etkisi büyük oluyor. Şahsen 5-6 yaşlarında iken gördüğüm kitaplarda beni etkileyen görselleri halen hatırlıyorum. Tanıdığım yazar ve çizerlerin genel itibariyle bu konuda hassas olduklarını biliyorum, bu ne kadar güzel bir şey. Çocukların hayal dünyasını olumsuz yönde etkileyecek, ahlaki değerlere zarar verecek çizimlerden kaçınıyorum. Çocuklar tabula rasa misalidir, güzel şeyler görmeleri büyüdükçe güzeli ummaya ve güzel davranmalarına vesile olabilir. Dilerim bu konuda yeterince bilinçli olurum.

İyi bir okur musunuz? Çizime başlamadan önce metni nasıl okursunuz? Sonrasında işiniz bitene kadar kaç defa daha okursunuz? Bu işi yapıyor olmak okuma alışkanlıklarınızı etkiledi mi?

Öğrencilik yıllarımda iyi bir okur olduğumu söyleyemem. Sonraki senelerde okumaya biraz daha meraklı oldum. Oğlum birkaç yaşına geldiğinde ona ezbere bildiğim masallardan okurdum. Bildiklerim bitince bu alanda yazılmış çocuk masal kitapları almaya başladım ve oğlumun bizzat bu kitaplara fazlaca ilgi duyuşuna şahit olmam beni etkilemişti. Ertesinde okumaya ilgim daha bir arttı.

Çizimden önce metni okuyup konu ve temasının ne olduğunu öğrenirim. Tekrar okurum. Bu sefer zihnimde canlanan sahneleri tahlile koyulurum. Bir yandan da not alırım. Bir daha okurum. Bende uyandırdığı duygu, düşünce his üzerinde düşünürüm. Sonrasında çocuklarımla metin üzerinde biraz sohbet eder ve metni son bir kez de onların gözüyle okurum. Bir çocukta uyandıracağı duygu halinin üzerinde düşünürüm. Bir kez de içimdeki çocukla birlikte metni okur ve notlar alırım. En son ben ve içimdeki çocuk mutâbık kalırsak ufaktan çizime dökerim. Kitabın beğenilmesini sağlamak için yerine göre esprili çizgiler katmayı ve yerine göre abartmayı da severim.

sum7

Evet, bu işi yapmak okuma alışkanlıklarımı olumlu yönde etkiledi.

Çocuk kitaplarını çizerken sizi en çok zorlayan nedir? Tıkandığınız olur mu, sizi neler besler?

Beni en fazla kısıtlayan şey zaman darlığı oluyor. Buna bazen uzun süre kapalı havalar, düşük moral, ilham etmeyi bırakan periler de eklendiğinde tıkanma durumu oluyor. Bu halin geçmesi için birkaç gün çizimden uzak duruyor ve kendimi dinlemeye koyuluyorum. Ertesinde düzeliyor.

Beslendiğim kaynaklar! Hmm.

Bir çocuğun gülümsemesi, bazense gördüğüm bir çizim olur. Sonra doğadan çok beslenirim. Gökyüzünü izlemek, bulutların pamuksu hali. Daha sonra çiçekler, ağaçlar, bazen bir salyangoz yürüyüşü, rüzgârın esintisi, yaprağın hışırtısı. Beslendiğim kaynaklar çeşitlidir. Lâkin bunların en tesirlisini daima bir çocuğun gülümsemesinde bulurum. Gördüğüm güzel bir çizim, gökyüzünde süzülen bulutlar, rüzgârdan sağa sola sallanan çiçekler... Hepsi birbirinden güzel. Bazen afiyetle yenen bir meyve de çizim için ihtiyacım olan şevki vermekte.

Okuyup çizmemeye karar verdiğiniz ya da istemeyerek çizdiğiniz metinler oldu mu? Olduysa size bunu hissettiren neydi?

Şu vakte kadar öyle bir metin gelmedi. İçime sinmeyen hikâyeleri nasıl görsele dökebilirim, doğrusu böyle bir tecrübem olmadığından bir yorumda bulunamayacağım fakat bu durum çizgilerde kendini belli eder diye düşünüyorum, isteksizce karalanan çizgiler... Şimdiye dek gelen projelerin hepsini severek çalıştım.

Bugüne kadarki en iyi işinizi görmek istesek bize hangi kitabın ismini verirsiniz?

Resimlemesini yaptığım hikâyelerin hepsinin bende ayrı bir yeri, hatıralarımda ayrı heyecanları var. Benim için hepsi çok güzel ve özel. Ancak teknik konulara daha çok hâkim ve onları daha fazla uygulama fırsatı bulduğum kitap son kitabım oluyor. Her kitap bir tecrübe olduğundan son projeler her zaman en iyi iş olarak kalacaktır.

Metinlerinden en çok keyif aldığınız yazarlar, çizimlerini en çok beğendiğiniz çizerler kimlerdir?

Birlikte çalıştığım değerli yazarlarım başta olmak üzere Nur Dombaycı, Nehir Aydın Gökduman ve Tuğba Akbey İnan hocalarımın kitaplarını ziyadesiyle beğenerek okuyorum.

Çizgilerini en beğendiğim illüstratör ise kendimi geliştirme konusunda çokça danışmama, sorularımla çokça rahatsız etmeme rağmen her defasında bana nezaketle dönüş yapan ve ufkumun açılmasında yardımcı olan saygıdeğer Ahmet Demirtaş hocamdır.

Daha sonra, Hüseyin Sönmezay, Afra Elif Kim, Ümran Aşkın, Eslem Yaşar, Volkan Akmeşe, Elif Yemenici, Ceyhun Şen, Gökhan Özdemir ve henüz adını hatırlayamadığım gayet başarılı çizerler var. Pek güzel çalışmaları bulunuyor. Hepsinin ellerine sağlık.

Hayalinizdeki proje/iş ya da mesleğinize dair en büyük hayaliniz nedir? "Ben yapsaydım" dediğiniz işler oldu mu? Hadi aksini de düşünelim; işinizin geleceğine dair endişeleriniz var mı?

En büyük hayalim metni ve resimlemesini bizzat yaptığım birkaç çocuk kitabı hazırlayabilmek.

Charlie Mackeys'in "Çocuk, Köstebek, Tilki ve At'' isimli eserini pek beğenmiştim. İçimden ''bunu ben yapsaydım'' diye geçtiğini hatırlıyorum.

Doğrusunu söylemek gerekirse işimin geleceğine yönelik endişe fazla. Fakat bunlara takılıp günü ıskalamak yerine mevcudu en güzel şekilde değerlendirip anın kıymetini bilmeye çalışıyorum. Bardağın dolu tarafına bakabilmek için ihtiyacım olan motivasyon ararım. Çocuklarla vakit geçirmek ve bolca çizmek en güzel terapi.


Yazar: A. Erkan AKAY - Yayın Tarihi: 31.05.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 21.05.2023 23:26
801

A. Erkan AKAY Hakkında

A. Erkan AKAY

1981 İstanbul doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 2008 yılından bu yana Konya'da yaşamaktadır. İki evlat babası, iki evlat amcası, ikisinin de eniştesidir.

Spora, edebiyata ve küçükleri eğlemeye ilgisi çocukluğundan beri devam etmektedir. 2012-2020 yılları arasında Bilgin Atıcılık Spor Kulübü Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, 2015-2020 yılları arasında Türkiye Atıcılık Federasyonu Teknik Kurul Başkanlığı, 2017-2020 yılları arasında Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezleri Atıcılık Komisyonu Üyeliği ve İl Branş Sorumluluğu görevlerini yürüterek ulusal ve uluslararası düzeyde başarıya ulaşmış birçok sporcunun yetişmesine katkıda bulunmuştur. Destek AFAD gönüllüsüdür.

2017 yılında, kardeşinin bir hayali olan “Hayallerin Karın Doyursun” isimli kitaba katkılarından sonra, hep arzuladığı çocuk kitapları yazımının önü açılmıştır. Yayımlanmış 14 kitabı bulunmaktadır. Edebistan, Eğitim Her Yerde, Dilhane, Masal Dergisi gibi çeşitli sanal dergilerde, Hece ve MEB Özel Eğitim Çocuk Dergisi gibi matbu dergilerde deneme, makale ve şiirleri yayımlanmıştır.

Farkındadır ki her yazılan okunmaz ama okunanlar da ancak yazılanlardır. Yaşadıkça anlamını kaybeden sonsuz sözler arasından zarurî olanlara tutunuyor.

Dualarınızı bekler.

A. Erkan AKAY ismine kayıtlı 148 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 10 kitap bulunmaktadır.

Twitter Facebook Instagram mastodon/Threads LinkedIn YouTube Kişisel Kitap Satış Sitesi Kitapyurdu.com