Başının Tacını Kaybetmeyenlere Ne Mutlu!, Tarih, Misafir Köşesi

Başının Tacını Kaybetmeyenlere Ne Mutlu! yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Başının Tacını Kaybetmeyenlere Ne Mutlu!

13.05.2013 10:20 - Misafir Köşesi
Başının Tacını Kaybetmeyenlere Ne Mutlu!

Fatih Pala, kitaphaber için kaleme aldı.

İnsan neyin mücadelesini veriyorsa, o şey onun için hayatî önem taşır. Hayat derken şu üç günlük dünyayı düşünmeyelim hemen; kişiye göre hayat'a verilen anlam farklılaşabilir. Ve eğer uğruna her şeyini feda etme raddesine geliniyorsa bu verilen mücadelede; o şey saygınlığını ve değerini kat kat artırır insanlar nezdinde.

Bu dertli topraklarda, on yıllarca davası güdülen ve gündemden hiç ama hiç düşmeyen bir vakıadır başörtüsü, nam-ı diğer emr-i ilahi ve dahi Müslüman kadının kimlik ibrazı.

22 Temmuz tarihinde başlayıp(yılın notu düşülmemiş) 27 Aralık 1999'da biten bazen çok kısa, bazen de çok uzun olarak tutulan günlüklerin oluşturduğu bir Başörtüsü günlüğü; zulme ve iç devinimlere şahitlik eden bir eser, de diyebiliriz Sen Başımın Tacı için. İlk baskısı Mayıs 2001'de üçüncü ve en son baskısı ise Eylül 2002'de yapıldıktan sonra, yeni bir baskı görmemiş daha.

Esra Erol adına kayıt düşülen bu günlükte/eserde insanın içini pareleyen, kalbini cız eden yaşanmışlıkları okuyoruz tane tane, gün gün, tarih tarih, dert dert, hüzün hüzün ve ama umut umut, direnç direnç...

O malum ve meşum sopsoğuk günlerin ve gecelerin nabzını tutma cüretini göstermiş yazarımız. Tutmuş tutmasına; ama yutan yutmuş, soğutan soğutmuş, tüten tütmüştür gayrı. Dövünmek ne fayda! demiyoruz tabi, fayda direnmekte, dayanmakta ve kısıp gözünü zulmün kapkara duvarını delivermektedir mümince.

Günlüklerin başında Erol yazarımızın örtüsüyle henüz tanıştığı vakitlerde, onunla verdiği savaşımı okuyoruz. Nefret ediyoruz, istemiyor, onu örttüğünde insanlar içine çıkılmayası görüyor kendini. Zorla güzellik olmaz'ın numunesini yaşıyor.

Sonra günler ve fikirler/düşünceler ilerliyor tabi. İlerleyenlerin içinde kara kışlar da var elbet. Dört bir koldan herkes ve her şey kendi cenahı tarafından koyulmuş yola yürüyor... Bazıları koşuyor, bazıları emekliyor, bazıları tekliyor, bazıları da sevda üstüne sevda ekliyor diğer yandan. Bunun farkında değil siyah ömürlüler. Onların takındıkları at gözlüğüdür. Gördükleri ancak göremez olasıca önleridir. Ve aslında önlerinde gördükleri, arkalarına büyük yük olarak geri dönecektir ya, ah bir bilseler!

Aşama aşama büyük bir tesettür destanının yazıldığı bu küçük hacimli eserde, önce nefret edilen, uzak durulan; ama sonrasında baş tacı olarak görülen, sevgili gibi üstlenilen bir örtü öyküsüyle müşerref oluyoruz. Mütesettir bütün kulların hemen hemen yaşayabileceği hallerin ve duyguların sunulduğu eser okunmaya da, dokunmaya da, tavsiye edilmeye de öyle değer ki!

En az üç kez okuyan ve her okuyuşunda başkalarına da okutan bir okur olarak, başörtüsü günlüklerini/kitaplarını/albümlerini tarihler tarihine atılmış koca bir not olarak kabul ediyorum. Kabul etmemle birlikte bu mücadelenin kahramanlarının tümüne içtenlikle ve kardeşçe selam duruyorum. Zira onlar, tavizsiz bir inancı öğrettiler insanlığa. Kimlik olmazsa, hayat da olmaz diye haykırdılar olanca soluklarıyla... Öğüt alınmalı değil mi?

Allah(c.c.)'ın tartışılmaz emri, inanmış kadın yüreklerin vazgeçilmez kimliği ve cennet bahçelerinin giriş ve ağırlanış müjdesi olacak tesettürün aslını kuşanan ve yaşatanlara ne mutlu.

Sen Başımın Tacı
Esra Erol
Birun Yayınları


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 13.05.2013 10:20 - Güncelleme Tarihi: 03.12.2021 11:33
2454

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 820 yazı bulunmaktadır.