Bastarden: “Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli?”, Sinema, Şerife Saliha BOZOKLU

Bastarden: “Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli?” yazısını ve Şerife Saliha BOZOKLU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabili

Bastarden: “Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli?”

26.06.2024 09:00 - Şerife Saliha BOZOKLU
Bastarden: “Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli?”

Tarık Tufan'ın ünlü eseri Şanzelize Düğün Salonu'nda şöyle bir pasaj yer almakta:

"İnsan farklı farklı mekânlarda, sanki doğrudan kendisine yöneltilmiş gibi, o an içinde cevap verilmesi zaruriymiş gibi duran çetin sorularla karşı karşıya gelir. Sadece karşılaştığınız insanlar değil, bazen bir reklam afişi, okuduğunuz bir şiirin dizesi, kitapçıda rastgele gördüğünüz bir kitap kapağı, izlediğiniz filmin en saçma sapan karakteri garip bir soru yöneltir ve hazırlıksız yakalar. Duvarda asılı duran hat levhası da çetin bir soruyla karşılayabilir insanı; insanın içindeki bütün karanlık odaların kapısını zorlayan bir soruyla." (Tufan, 2021, s. 190)

Bir dostumun tavsiyesiyle yıllar önce dinlediğim, söz ve müziğinin ise Zülfü Livaneli'ye ait olduğunu sonradan öğrendiğim, bir türkü de aynen böyle çetin bir soru ile karşılamıştı beni. Soru şuydu: "Bir insan ömrünü neye vermeli/ Harcanıp gidiyor ömür dediğin". Aslolan sorudur, derler; o soruyu önünüze koyan araç değişebilir ama soru baki kalır, sizi kıskıvrak bir kez daha yakalayabilir. Öyle de oldu benim için ve insanı derin bir tefekküre sevk eden soru ile karşılaşmama bu kez de etkileyici bir film vesile oldu: Bastarden (The Promised of Land/ Vadedilmiş Topraklar). Dünya prömiyerini 80. Venedik Film Festivali'nde yapan, yönetmen koltuğunda Nikolaj Arcel'in oturduğu, 2023 yapımı film, şahsım adına, etkisinden epey kurtulamayacağım filmler arasında çoktan yerini aldı. Gerek senaryo gerek oyunculuk açısından isminden övgüyle bahsettirmeyi başaran yapımı henüz izlemediyseniz bir şans vermenizi tavsiye ederim deyip sözü daha fazla uzatmadan sizleri filmimize kısaca bir göz atmaya davet ediyorum.

Vaatler Uğruna Harcanan Ömürler

Yıl 1755, yer Danimarka. Danimarka Kralı vergi gelirlerini artırmak amacıyla geniş bozkırları ıslah ederek kolonileştirmek istemektedir. Bunun için daha önce şansını denemek isteyen birkaç kişi olmuştur fakat çorak arazi sebebiyle bir başarı elde edilememiştir. Artık Kral hariç herkesin o topraklardan ümidini kestiği bir anda ise emekli Yüzbaşı Ludvig von Kahlen (Mads Mikkelsen), kendi emekli maaşı ile bu işe girişmek istediğini, onlardan tek kuruş talepte bulunmayacağını söyler. Ancak tek bir şartı vardır: işin sonunda toprak ve soyluluk ünvanı verilmesi. Bunun için hazineden para istemeyeceğini duyan yetkililer önce şaşırırlar, fakat sonra Kahlen'in istediği toprağı ve ünvanı vadedip, onu bu işle görevlendirirler. Ve Kahlen için zorlu süreç böylece başlar! Hiç vakit geçirmeden zenginlik ve soyluluk hayalleri ile işe koyulan Kahlen karşısındaki tek zorluğun çorak Jutland bozkırları olmadığını anlayacaktır. Zira o topraklara sahip olmak isteyen derebeyi De Schinkel (Simon Bennebjerg) bölgesinde yaşananlardan haberdar olunca Kahlen'i bir akşam yemeğine davet ederek ona emri altında çalışmak ya da çekip gitmek şeklinde iki seçenek sunar; ancak o ikisini de reddedince Kahlen'in işini zorlaştırmak adına elinden geleni ardına bırakmayacaktır. De Schinkel çalışanlarına zulmeden zalim bir derebeyidir. Öyle ki De Schinkel ile zorla evlendirilmek istenen kuzeni Edel Helene, Kahlen'in soyluluk ünvanına kavuşunca onu kurtarabileceği ve onunla evlenebileceğine dair hayaller kurmaya başlar. Zulmünden kaçan bir çift de –Johannes ve Ann Barbara- Kahlen'in ilk çalışanları ve tabir-i caizse eli kolu olacaktır. En başından beri emeğini ve dostluğunu esirgemeyen rahip Anton (Gustav Lindh) ile birlikte dört kişi olmuşlardır, ancak elbette ki kocaman bir araziyi ıslah edip ekip dikmek için dört kişi yeterli değildir. Bulduğu diğer işçileri de De Schinkel iki katı ücret teklif ederek elinden alınca Kahlen, yasak olduğunu bilmesine rağmen, Çingenelere başvurmak durumunda kalır. Bu süreçte ise Helene'in yaptıklarından haberdar olan derebeyi zorbalığının şiddetini artırmaktan çekinmeyip Johannes'i işkence ederek öldürüp Çingenelere gözdağı vererek onların da gitmelerine sebep olur. Onlardan kaçmayı başaran küçük kız Anmai Mus (Melina Hagberg) ise Kahlen ile kalmaya kararlıdır ve Ann Barbara'nın (Amanda Collin) etkisiyle kendisini kabul ettirmeyi başarır. Kahlen için her şey daha da zorlaşmış vaziyetteyken Ann Barbara, rahip ve Anmai Mus bu zor zamanlarında dahi onu yalnız bırakmayarak maddi ve manevi her türlü desteklerini esirgemeyeceklerdir. Öyle ki onlar sayesinde Kahlen gizli silahı olarak gördüğü patatesi zamanında ekebilecektir. Bir çocuğun doğumunu bekler gibi patateslerin yetişmesini beklerken geçen bu süreçte küçük kızı kendi çocukları gibi benimseyip, acısıyla tatlısıyla, birlikte bir aile sıcaklığını yaşarlar. Nihayetinde ilk hasadı alıp Kral'a gönderdiklerinde Kahlen ona vaat edilenlere bir adım daha yaklaşır; Kral ilk yerleşimcileri göndermiştir. Bu ise Kahlen'in hayatında, her anlamda, dönüm noktası olacaktır; zira bu sefer de yaşanan gelişmeler ona vaat edilenler ve dostları arasında bir tercih yapmaya zorlar. O da tercihini toprak ve bir ünvandan yana yapar. Çok geçmeden nasıl bir hata yaptığını anlar anlamasına ama yaşananları telafi etmek mümkün müdür?

Sonuç

Hayat hep seçenekler sunuyor insana ve yaptığımız her seçim de bir vazgeçiş aslında. Kişiliğimizi/ kimliğimizi belirleyenler de biraz da bu seçimler/vazgeçişler değil midir? Neyi ne uğruna seçiyoruz diğer bir ifade ile nelerden ne uğruna vazgeçiyoruz? En basitinden, 'çalıştığımız iş yerinde vadedilen yüksek mevkiye gelebilmek için amaca giden her yol mübahtır deyip beraber çalıştığımız bir insanın üzerine basmak suretiyle o mevkiye gelmeye ya da vadedildiği iddia edilen topraklar için binlerce insanı, bir halkı yok etmeye değer mi?' diye durup herkes kendine bir sorsa bu kadar ağır bedeller ödenir miydi, diye düşünmeden edemiyor insan. Filmimizde hayatta neyin değerli olup neyin olmadığını anlayabilmesi için pek çok bedel ödemesi gerekmiştir Kahlen'in de; ama yine de, en azından, o son nefesini vermeden fark edebilmiştir ve bir şeyleri telafi edebilmek adına gayret gösterir. Ömür denilen sermaye tükenip giderken onun fark ettikleri bizlerin de bir durup düşünmesine, 'insan ömrünü neye vermeli' sorusu ile yüzleşip tefekkür etmemize vesile olur umarım. Vesselam…

Kaynakça

Tufan, T. (2021). Şanzelize Düğün Salonu. İstanbul: Doğan Kitap.

FİLM: BASTARDEN YÖNETMEN: NİKOLAJ ARCEL


Yazar: Şerife Saliha BOZOKLU - Yayın Tarihi: 26.06.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 05.06.2024 15:08
264

Şerife Saliha BOZOKLU Hakkında

Şerife Saliha BOZOKLU

1994’te Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde doğdu. Lise öğrenimini Yeşilhisar Anadolu Lisesi’nde gördü. 2017’de Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden (İngilizce) mezun oldu. “Kendini Bil” sözünü kendine gaye edinmiş, bu uğurda ‘insan’ kalmak ve insan olarak son nefesini vermek üzere çaba harcayan, ‘insan’ denen meçhulün peşinde koşan, tek sığınağı kitaplar olan bir ademkızı…

Şerife Saliha BOZOKLU ismine kayıtlı 27 yazı bulunmaktadır.

Twitter