Bilincin Gelişimi Üzerine Dört Arketip, Düşünce, Ülker GÜNDOĞDU

Bilincin Gelişimi Üzerine Dört Arketip yazısını ve Ülker GÜNDOĞDU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Bilincin Gelişimi Üzerine Dört Arketip

29.11.2021 09:00 - Ülker GÜNDOĞDU
Bilincin Gelişimi Üzerine Dört Arketip

Arketipler gerçekte insan kültürünü oluşturan yapıtaşlarıdır. İnsanlar uzun dönemler boyunca karşılaştığı benzer olayları bir süre sonra belli davranış kalıplarına oturtmuş ve bu kalıpları kuşaklar boyunca aktarmaya başlamıştır. Bunun sonucunda ise bireyin anne, baba, erkek, kadın gibi rolleri ve geçimini sağlamak, eş ve arkadaş bulmak, yolculuğa çıkmak arketipleri ortaya çıkmıştır. Psikolojide ilk defa Carl Gustav Jung tarafından arketip kullanılmıştır. Arketip kavramını çözmesi onu Sigmund Freud'tan ayıran bir özelliktir. Tıp ve psikiyatri kökenli bir ruh çözümlemecisi olan Jung'un, psikolojik tiplemeler, kompleksler teorisi ve sözcük çağrışım testi gibi özgün bilimsel katkıları günümüz psikolojisi ve psikiyatrisi içinde hala yerini korumaktadır. Bunun ötesinde, bugün Jung'un bir ekol alarak anılmasının nedeni, bütün insan bilimlerine yansıyan türev ve etkileriyle "simge" alanındaki çalışmaları, kişisel ya da kollektif bilinç dışının dinamiklerini ve görüngelerini irdeleyen yapıtlarıdır. Jung, düşüncenin antropolojiden teoloji ve felsefeye, etnolojiden sosyolojiye çok geniş bir alanda kalıcı izleri vardır. Arketip, felsefe sözlüklerinde genellikle özel örnekleme, sembolik anlatım gibi karşılıkları bulunur. Evrensel bilginin sembolik datalarıdır ve rüya tabirlerinde, eski mitlerde, edebiyatta, sosyolojik temel yasaların bağlı olduğu ana örneklemelerdir.

Metis Yayınlarını buradan kutlamak istiyorum. Hazırladıkları birçok kitap dizinimi ile okuru için muazzam bilgi kaynağı zenginliği sunmaktadırlar. O kitap dizinimleri çeşitliliğinden oluşan bir okuma listesi önerisini edindim ve inanılmaz bir heyecanla listeyi okumaktayım. Ve değerlendirmesini yazarken bile yeni yeni keşiflerde bulunmaktayım. O dizinimlerden biri olan Ötekini Dinlemek doğrudan insana dair uzmanlaşmış bir dizi. Hayatlarımıza dair bir bilgi kaynağı. Carl Gustav Jung'un eseri Dört Arketip, Ötekini Dinlemek psikiyatri ve psikanaliz alanında 20. Yüzyıl boyunca yazılmış temel yapıtları bir kütüphane oluşturacak kapsamda bir araya getirme amacıyla okura kazandırılmıştır. Kendimiz ve diğer insanlarla ilgili sezgilerimizi geliştirmemize yardımcı olacak, yeni kavrayış imkânları verecek ve öğrenirken herkesin kendi deneyimleriyle sınayacağı bir bilgi hazinesidir.

Okuduğum bir diğer eseri olan İnsan Ruhuna Yönelik Bilinçaltı ve İşlevsel Yapısı adlı eserinden bu eseri Dört Arketip'i ayıran en belirgin özelliği bilinçdışı çözüm kurgularıdır diyebilirim. Dört Arketip, ilk bölümü Anne Arketipinin Psikolojik Yönleri ile arketip kavramını aktarmaktadır. Arketip daha Antik Çağda kullanılan Platon'un "idea"sıyla eş anlamlı bir kavramdır. İnsanı insan kılan özellikleri ve insan eylemlerinin insana özgü biçimleridir. Prensipte nitelenebilen arketip, tezahür biçimini asla somut olarak değil, yalnızca prensipte belirleyen değişmez bir anlam çekirdeğine sahip olduğu belirtilmektedir. İlkel insanın zihni katı bir disiplini, yani bilgi eleştirisini henüz bilmez; ilkel insan için dünya hayal meyal bir görüntüdür, özne ile nesne ayırt edilmeksizin iç içe geçmiştir. Goethe gibi "Dışarıda olan her şey aynı zamanda içerdedir de". Öyle görünüyor ki, kendi varoluşunu boşu boşuna arayan ve bundan bir felsefe çıkaran insan, artık bir yabancı olmayacağı dünyaya giden yolu ancak simgesel gerçekliği yaşayarak yeniden bulabilir. Modern insan ruhsuzlaşmış bir dünyada köklerinden kopmuş bir yabancıdır...

İkinci bölüm Yeniden Doğuş Üzerine, Jung'un tanımladığı duyguötesiyle ilgili tüm ifadeler arketipler tarafından belirlenmiştir. Yaşamın aşkınlığı ölüm ve yeniden doğuş aracılığıyla tasvir edilen dönüşüm. Zaman mekânın tüm engellerini ortadan kaldıran aşkınlığına katılmaktır. Zamanda bir sonsuzluk anıdır. Kişinin kendi dönüşümünün aşkınlığı doğal dönüşümünde iç sesi ölümlünün ölümsüze dönüştüğü, ölümlü kabuğundan kurtulup kendi yaşamına doğduğu, bir dönüşüm. Bu çok eski bir düşüncedir. Dönüşüm sürecini aktarmak için "yeşillenen" Hızır'ı seçer. Hızır Kur'an'ın, yeniden doğuşu gizemini anlatan Kehf (mağara)18. Suresi'nde karşımıza çıkan mağara yeniden doğuşun gerçekleştiği yerdir. Kur'an'da burası şöyle anlatılır: "Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın. Onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatmaktaydı. Eğer o insanları görseydin dönüp kaçardın ve gördüklerin yüzünden içini korku kaplardı" [1]

Hızır bilgelik olmasına rağmen insan aklının ermeyeceği davranışları da temsil eder. Hızır yeniden doğuşun sağladığı ölümsüzlüğün nasıl gerçekleştiğini anlayana anlatacaktır. Jung bu bölümde pek çok farklı şekillerde aktardığı yeniden doğuşun; kendilik kavramı, Ben'le örtüşmeyen ama Ben'i kapsayan ruhsal bir bütünlük ve merkezdir. Yeniden doğuşun ana düşüncesini vermektedir. İnsanın içgüdüsel ruhunu kaybettiğini belirtmektedir.

Üçüncü bölüm; Masallarda Ruhun Fenomenolojisi Üzerine, doğal yaşam ruhunun üzerine bir üst ruh binmiş, hatta salt doğası olan ruhun karşıtı konumuna yükselmiştir. Üst ruh doğaötesi ve dünyaötesi, kozmik bir düzen ilkesi haline gelmiş ve "Tanrı" olarak nitelendirilmiştir, ya da Spinoza'da olduğu gibi Tek Töz'ün bir niteliği ya da Hıristiyanlıkta olduğu gibi Tanrı'nın bir parçası olarak görülmüştür. Ruhun materyalist çerçevede kavranması her yerde kabul görmedi de bu ruh kavramı dinsel alanın dışında, bilinç fenomenlerinin uzamında kalmayı sürdürdü. İnsan, ruhu kendisinin yarattığına ve ona sahip olduğuna inanma gafletine düşer.

Son bölüm; Hilebaz Figürünün Psikolojisi Üzerine, Hilebaz mitosunun sonunda kurtarıcının kendini belli ederse, bu rahatlatıcı öngörü ya da umut, bir felaketin gerçekleştiği ya da bilinçli bir biçimde anlaşıldığı anlamına gelir. Kötülük içinde kaybolmuş olmak kurtarıcıya özlem duyurur. Kavranması ve kaçınılmaz bir biçimde bütünleşmesi bu yazgının düğümlenmiş yumağını ancak doğaüstü bir kurtarıcı çözer. Bütün bölümlerin sonucu olarak, tarihsel ve bireysel alanda, kendini bilinçsizlikte tutsak olmaktan yavaş yavaş kurtaran bilincin gelişimi söz konusudur. İnsanın insan olma konusunda kendini irdelemesini sağlamaktadır. Her şey "kendi"nin kuramıdır. Öteki, ancak bir ilişki sürecinde ötekinden kendini bulmak ve oluşturmak içindir.

Sonuç olarak; Jung'un ortaya koyduğu bu yaklaşım biçimi, insanın anlama ve anlamlandırma serüvenin bir sonucu olarak bütün insanlarda yer alan imajların birer yansıması hükmündedir. Ortaya koyduğu bu eserle de insan bilincinin yansımalarına dair bir ilk örnek, ilk form olarak kollektif bilinçdışının bir ürünü olarak bütünleşmeyi amaçlamaktadır.

Yazar Hakkında

İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung 1875 Kesswil'de doğdu, 1961 Küssnacht'de öldü. Analitik Psikoloji Okulunun kurucusudur. Zürih Üniversitesi'ni bitirerek doktor oldu. Psikiyatri alanında uluslarararsı bir ün kazandı. Freud'un yakın çalışma arkadaşı ve mirasçısı oldu. Freud'un kişisel bilinçdışı görüşüne kolektif bilinçdışı görüşünü ekledi, arketip kavramını geliştirdi.

Carl Gustav Jung
Dört Arketip
Metis Yayınları
163 Sayfa
2003 İstanbul


[1] https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Kehf-suresi/2158/18-ayet-tefsiri


Yazar: Ülker GÜNDOĞDU - Yayın Tarihi: 29.11.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 29.11.2021 10:16
782

Ülker GÜNDOĞDU Hakkında

Ülker GÜNDOĞDU

1977 yılının Ocak ayında Konya Ereğli’de dünyaya geldi.  Ereğli Lisesi’nde eğitimini tamamladıktan sonra iş hayatına; Ankara’da IBM Bilgisayar Satış Temsilcisi olarak atıldı. İstanbul’da kendi şirketlerini kurana dek çeşitli işlerde çalıştı. İstanbul’da yaşamakta. Kütüphanesini oluşturduğu yirmi üzeri alandaki, beş bini aşkın kitabının anlamını, canına okudu. 

Bilgisayar, dil, gitar, estetisyenlik alanlarında eğitimler aldı. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere yirmi şehri, kültürel gezme imkanı buldu. Kitaplara, yazmaya, tablolara, eski ve yeni objelere, tüm renklere ve dört sitil yüzmeye tutkun. “O kadar derinim ki” diyen okyanusu kıskanmakta.

18.08.2020 tarihinde Kitap Haber ailesine katıldı. Kitap Haber Kültür Sanat Editörü olarak biteviye yazmaya devam etmekte. Kitap Haber Dergisi, Yolcu Dergisi, Şehir ve Kültür Dergisi, Teferrüc Dergisi, Aydos Edebiyat Dergisi’nde yazdı ve yazmakta. İlk yazmaya amatör olarak bir roman ile başladı. Şu ana kadar bir roman, bir deneme, bir öykü, bir Kadıköy’ün Semtleri, iki değerlendirme dosyaları; en güzel haliyle gün yüzüne çıkmak için naçizane enikonu hazırlanmakta. 

1998’de evlendi. Bir oğul ve bir kız evladı var. Ailesi ve kitaplarıyla huzurlu bir yaşamın diğerkâm ve müptezel yolcusu. Bibliyomani değil sadece bir kitap daha okuyacak…

Ülker GÜNDOĞDU ismine kayıtlı 106 yazı bulunmaktadır.