Bir Bakış Binlerce Kelimeydi, Edebiyat, Elif MERT

Bir Bakış Binlerce Kelimeydi yazısını ve Elif MERT yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Bir Bakış Binlerce Kelimeydi

14.07.2023 09:00 - Elif MERT
Bir Bakış Binlerce Kelimeydi

Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil, gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil, hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil… Beni gör.

Cumhuriyetin ilanı ile Osmanlı'nın yıkılışı arasında doğan bir aşk️ hikâyesi. Yazar Azra Kohen, kitabın kahramanı olan Ülkü'yü, anneannesinden ilham alınarak başkarakter yapıyor. Kitap, Cumhuriyetin ilan edildiği yıllara, Kadıköy Yel değirmeni Mahallesindeki İstanbul'un ilk apartmanı olan Valfredo Apartmanı'nın içinden ve çevresinden bakıyor. Ülkenin içinde bulunduğu uygarlıklar, dinler tarihi, siyasi olaylar, Cumhuriyet'i destekleyenler ve desteklemeyenler, bu karşıtlıkların ortasındaki imkânsız aşklar, hüzünler, kayıplar… Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş dönemi... Bir yandan Cumhuriyet'in getirdiği yeniliklerin hayatın her alanına yansımasını büyük bir gurur ve sevinçle karşılayan ve savaşı iliklerine kadar hissetmiş olan halk, diğer yanda Osmanlı'ya ihanet edildiğini düşünen halk.

Azra Kohen'in ailesi, Rodos'tan Bodrum'a geçmek zorunda bırakılan Türklerden geliyor. Osmanlı parçalanırken, İtalyanların Bodrum'u bombaladığı zamanlarda yazarın anneannesi, elinde tüfek, kendi topraklarını, tarlasını ve zeytinliğini koruyan bir ailenin kızıdır. Bütün gençliği elinde tüfek, at üstünde sınırlarını koruma mücadelesiyle geçiyor. Anneannesinin yanında bu savaş hikâyeleriyle büyümüş olan yazar, pek çok insanın hikâyesini romanına aktarıyor. Romanın başkahramanları olarak Cumhuriyet uğruna ailesindeki tüm erkekleri kaybeden Cumhuriyet kızı Ülkü ve Osmanlı rejimini savunan, babası yurtdışına sürülmüş olan Selim yer alıyor. Bununla birlikte oğlunu Çanakkale'de şehit vermiş Türklüğü benimsemiş olan öğretmen Fred, romanda diğer karakterlerden biridir.

Dört senelik bir araştırmanın sonucu roman okuyucuyla buluşuyor. Yazar çok iyi araştırmacılığı sayesinde İngilizlerin istihbarat raporlarının bağlantılarını dip not olarak kitabında paylaşıyor. Her şeyi kaynaklarıyla okuyucuya sunuyor. Romanına tüm tarihsel bilgileri kaynaklarıyla yerleştiriyor. Tarihin farklı dönemlerinde yaşayan gerçek kişileri, bu hikâyede bir araya getiriyor. Dünyanın en eski medeniyetlerinden olan Sümer tabletlerine, o tabletlerdeki anlatılanlara dikkat çekiyor.

Mesela Avrupa'nın 711 ila 1492 yılları arasında İspanya merkezli olarak 800 yıl boyunca siyah ırk tarafından, "Moors İmparatorluğu" adı altında yönetildiğini biliyor muydunuz? Bilmiyordunuz; çünkü Ortaçağ Kilisesi koca bir imparatorluğu sadece siyah tenli olduğu için Avrupa tarihinden çıkarmıştır. Neden modern insanın tarihin gerçek yüzünün bilinmesi istenmiyordu? Çünkü insanlık tarihini ve her şeyin tek bir kaynaktan geldiğini bilince zihin yapınız değişiyor. Gör Beni, bize öğretilen, dikte edilmiş tarihin arkasını görmemiz için bizi düşünmeye, araştırmaya sorgulamaya teşvik eden bir roman.

Bu bilgi aktarımı dışında romanda bazı farkındalıklar da yaşıyorsunuz. Yazarın çok okuyan ve araştıran bir insan olmasının yanında psikolog olmasının da bunda etkisi var diye düşünüyorum. İnsanlık tarihi konuşulurken, birçok bilginin üstünün nasıl örtüldüğü ve hala birçok şeyin muamma olduğunu fark ediyorsunuz. Bu anlayışın aktarımı sırasında aslında bir alt katmana geçiyorsunuz diyebilirim. Dört katmanlı kitabının ilk katmanı, bambaşka bir geçmişten gelip şimdiki zamanda çarpışan iki karakterin birbirini sevmesi, ikinci katman ise tarihi döneme indiğiniz alandır. Yazarın kendisinin de ifade ettiği gibi, üçüncü ve dördüncü katmanlar çok anlatabilecek şeyler değil. Bu katmanlar, kitabı eline alıp okuyucuyu tekrar tekrar bakmaya itiyor. Aslında olaylardan çok olguların olduğu katmanlar bunlar.

Hikâyenin akışındayken zaman zaman ileriye göndermelerle karşılaşıyorsunuz. Roman, sizi içine çekiyor ve gelecekten bir fotoğraf karesi gösteriyor. İleriden birinin size göz kırpması gibi. O geleceğe ulaşmak için okumaya devam ediyorsunuz. Film izliyormuş gibi hissediyorsunuz.

Özellikle Ülkü ve Selim'in birbirlerine duydukları sevginin enerjisini içinizde duyuyorsunuz. Öyle bir sevgi ki, göz göze geldiklerinde, bir bakışın binlerce kelimeye denk geldiğini deneyimleyecek kadar derin bir bağ. Sevgi dolu bir ilişkinin güçlü bir duygusal bağa dayandığına şahit oluyorsunuz.

Her şeye rağmen sevebilmenin gerçek aşka giden bir öğreti olduğunu anlıyorsunuz. Birbirlerine karşı dürüst olan iki insanın derin sevgisi. Dürüstlüğünü kaybetmiş birinin âşık olabileceğini düşünebilir misiniz? Aşkın gerçek olup olmadığını anlamak için cesaretli olmak gerekir. Gerçek aşk, varlıkların senkronize bir şekilde birbirlerini hissedebilmesi, "sen kendi varlığınla varsın ben de kendi varlığımla varım" diyebilmek ve birbirlerini görebilmektir. İki farklı kutuptaki insanın vizyonlarının, zekâlarının birleşmesidir aşk. Kendi zihninde yaşadığın yolculukta, onun zihninde yaşadığı yolculuğu görebiliyorsan, sen beni gerçek manada görebiliyorsun demektir.

""Bir fısıltıya koydum kendimi
Kalbine soruyorum yerimi;
Başarabilir misin beni görmeyi?
Cesaretin yeter mi?
Topla cesaretini ve gör beni."

Azra Kohen

Gör Beni

Everest Yayınları

593 sayfa


Yazar: Elif MERT - Yayın Tarihi: 14.07.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 06.07.2023 12:21
442

Elif MERT Hakkında

Elif MERT

Üç kuşak İstanbullu bir aileden geliyor. Eğitim hayatını İstanbul’da tamamladı. Marmara Üniversitesi Fransız Dili ve Eğitimi Bölümü mezunu. Kısa bir dönem Saint Joseph Lisesi'nde öğretmenlik yaptıktan sonra gönüllü kuruluşlarda çocuklarla çalıştı. Düşünen, sorgulayan, barışçıl, kendi iç yaratıcılığını harekete geçiren, farklı dil ve dinlere karşı saygılı, özgüvenli çocukların yetişmesine destek olan bir vakfın eğitim programları bölümünde eğitim uzmanı olarak çalışıyor. Türkiye’nin yetmişe yakın ilini gördü ve farklı renklere sahip Türkiye’nin çocukları ile çalışmak, çocuk ve insan sevgisini daha da yükseltti.

Her şey sizin bakış açınızda gizli. Siz hayata güzel bakarsanız, hayatın size akacağına, iyiliğin ve güzelliğin hep sizinle olacağına inanıyor. Okumayı, deneme, makale yazmayı, yeni kültürleri, doğayı, insan psikolojisini, yabancı dilleri ve bu dilleri konuşmayı ve insanları seviyor. İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümünde eğitim alıyor, öğrenmeyi çok seviyor;  bu nedenle çok okuyor ve eğitimlere katılıyor.

Elif MERT ismine kayıtlı 35 yazı bulunmaktadır.