Bir Sapkınlığın Hikâyesi: Siyonizm, Düşünce, Misafir Köşesi

Bir Sapkınlığın Hikâyesi: Siyonizm yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Bir Sapkınlığın Hikâyesi: Siyonizm

02.02.2024 09:25 - Misafir Köşesi
Bir Sapkınlığın Hikâyesi: Siyonizm

Mehmet Zana Öngenç yazdı...

Siyonizm yalnızca bir sapkınlık değil yazarın ifade ettiği biçimiyle, öldürücü bir hastalıktır. Bir devlet kisvesine büründüğü günün öncesinden başlayıp ve hala öldürmeye devam eden bir hastalık.

Yüz yılı aşkın bir süredir dur durak bilmeyen katlin ve zorbalığın dayanağı tam olarak bu safsatadır. Buna karşı çıkan tüm Yahudiler 'siyonizm yahudiliği' tarafından bugün de sindirilmeye çalışılmakta.

Kenan diyarı yani başta Filistin olmak üzere buralarda kendi 'üstün ırkları' dışındaki tüm etnik grupların yitiminin meşruluğunun ispatı olarak görmektedir bu korkunç zihniyet.

Nazilerin Yahudilere yaptığının 'tarihin en büyük soykırımı' olduğunu ifade etmekteki gaye hiç şüphesiz, kıtadaki yerli halkı yok edişinden yola çıkarak Amerikalı sömürgecilerin yine aynı şekilde ABD'nin Hiroşima ve Nagazaki'de yaptıkları gerçek soykırımın üstüne sünger çekmek, unutturmak idi.

Bir sapkınlığın hikâyesini yazdığını ifade ediyor Roger Garaudy İsrail, Mitler ve Terör isimli kitabının henüz başında. Söz konusu kitabın bağlamında kalarak Batı menşeli bir siyasi hareket olan siyonizmi ele alma gayretinde bulunacağım. Yazımız için bir mesnet hükmünde olan İsrail, Mitler ve Terör isimli kitap hakkında kısa bir bilgilendirme yapmak gerekirse; Fransa'da hiçbir yayınevi tarafından basılmadığı için Garaudy kendi imkanlarıyla basmıştır. Daha sonrasında Ruşça, İspanyolca, İngilizceye, İngilizceden de Türkçeye ve bugün hemen hemen tüm dünya dillerine çevrilmiştir. Siyonizme dair kısa bir özet hükmünde iki deneme şeklinde kaleme alacağım. Aslolan Garaudy'nin mezkûr eseridir.

Siyonizm Uydurusu

Siyonizm, Yahudi halkının kendi ulus devletini kurma düşüncesidir. Bu fikir, birçok modern düşünce gibi 19. yüzyılın sonlarında Batı'da ortaya çıktı ve yüzyıllardır çeşitli ülkelerde devletsiz bir halk olarak yaşayan Yahudileri kurtarmak için bir çözüm olarak kabul edildi ve tüm dünyaya sunuldu, daha doğru ifadeyle yutturuldu. Evet siyonizm yalnızca bir sapkınlık değil yazarın ifade ettiği biçimiyle, öldürücü bir hastalıktır. Bir devlet kisvesine büründüğü günün öncesinden başlayıp ve hala öldürmeye devam eden bir hastalık.

Siyonizm sapkınlığının, Tevrat'ın seçmeci bir bakış açısıyla okunarak üretilen, kurucuları tarafından tarif edildiği üzere '1896'dan itibaren Theodor Herzl tarafından kurulmuş bir siyasi hareket olduğu' gerçekliği göz önünde bulundurulmalıdır. Yani dini değil bütünüyle siyasi bir inanç. Nitekim siyonist bir İsrail'in kurulması yönünde her türlü mücadeleyi vermiş Theodor Herzl'in kendisini agnostik olarak tanımlaması da bunu destekler nitelikte. Herzl'i ilgilendiren 'kutsal toprak' fikri değildi. İsrail devletinin her hâlükârda kurulması asıl meseleydi ve bu devletin nerede kurulduğunun bir önemi yoktu. Fakat diğer taraftan tüm Yahudileri bir araya toplayabilmenin yani 'dönüş'ün anlamını bulabilmesi için "Filistin bizim unutulmaz tarihi yurdumuzdur... Tek başına bu isim halkımızın güçlü bir birleşme çığlığı olacaktır." ifadelerini kurmak mecburiyetindeydi.

Sömürgeci Bir Doktrin

Garaudy, Siyonizmi diğer açıdan sömürgeci bir doktrin olarak tanımlar. Theodor Herzl, 11 Ocak 1902'de 'sömürge madrabazı' Cecil Rhodes'e yazdığı mektubunda İsrail devletini kurmak üzere hazırladığı programının bir sömürge programı olduğunu ifade eder. Dolayısıyla bu politik, milliyetçi ve sömürgeci teşebbüs, Yahudi inanç ve maneviyatının hiç de tabiî sonucu olmadığını ortaya koyuyor. Hülasa siyonizm politik, milliyetçi ve sömürgeci bir programdır ve bu programı Herzl, 1897'de yapılan Basel Kongresi'nde tüm dünyaya kabul ettirmiştir. Yahudi inancının bütünüyle tezat hali olan siyonizm bugün olduğu gibi o gün de Yahudi cemaat önderleri tarafından makbul sayılmamıştır. İsrail hiçbir şekilde bu manevi akımların tenkitlerini yok edememiştir. Bugünün Amerika'sı nasıl var gücüyle siyonizmin destekçisi olduğunu her şeye rağmen ilan ediyorsa o gün de Baltimore Deklrasyonu'ndan itibaren, Filistin topraklarında bir 'millî Yahudi yuvası'nın kurulması için siyonist yöneticilerin koruyucusu olduğunu ilan etmişti. Ecdadının kıtada altmış milyonu aşkın yerli halk üzerinde deneyimlediği sömürü alışkanlığının bir başka tezahürüydü Amerika'nın yaptığı, şaşmamak lazım!

Bir 'Yahudi Nazi' politikası olan siyonizmin, edebiyat, sinema, sanat gibi vasıtalarla tüm dünyaya nasıl kabul ettirildiğini, defaatle BM kararlarını görmezden gelerek sınırlarını soykırım yaparak nasıl genişlettiğini, ticari ve sosyal hatta nispeten siyasi tüm kanalları güdümü altına nasıl aldığını kısaca tetebbu etmekte yarar var.

Vadedilmiş Değil Sömürülmüş Topraklar

Herzl ve avenesi siyonist devlet, henüz kurulmadan önce devlet fikrini dini bir meşrutiyete eriştirmek için deyim yerindeyse Tekvin'de yer alan tarihi bir efsaneyle hareket etmek durumundaydı: arzımevut. Mezkûr efsaneye göre Tanrı ile ahdini bozmuş halkın (ben-i israil) yeniden doğru yolu bulmaları şartıyla kendilerine vadedilen sadece o dönemi kapsayan bir ifade. En azından Tekvin müfessirlerinin açıklamalarından yola çıkılarak bu açıkça ifade edilebilir. Hususun özünde kutsallaştırılmış bir toprak değil ahde tabi kalmak vardır yani Siyon'a layık olmak. Dolayısıyla üstün ırk olduğunu ve Filistin topraklarının asli sahibi olduğunu iddia eden siyonist zihniyetinin bugün daha önce olduğu gibi merhametten yoksun bir tavırla hareket etmesinin ve dünyanın gözü önünde soykırım yapmasının, her tarafı işgal etmenin altında yatan senaryo tam olarak budur.

Ben-İ İsrailin Seçilmiş Millet Olma Safsatası

Ne ilahî ne de tarihî hiçbir mesnede dayanmayan bu inanç Tevrat'ı yazıya çeviren Yahvist ile Elohist tarafından kitaba sokuşturulmuştur. Monoteist bir bakış açısından uzak bir tavırla yani şirkle, Yahudi ilahının diğer ilahlardan üstün olduğu ve onlar tarafından kıskanıldığını ifade ediyorlar. Bu itibarla başka tanrılar tarafından kıskanılan Yahudi tanrısı tüm dünyayı kendilerine yurt olarak tanımlamış ve onları seçkin kılmıştır. Yüz yılı aşkın bir süredir dur durak bilmeyen katlin ve zorbalığın dayanağı tam olarak bu safsatadır. Buna karşı çıkan tüm Yahudiler 'siyonizm yahudiliği' tarafından bugün de sindirilmeye çalışılmakta.

Yeşu Efsanesi: Etnik Temizlik

Yeşu, Eski Ahit ile Tanah'ın altıncı kitabıdır. Kitapta anlatıldığı üzere Yeşu (Yuşa Peygamber) önderliğinde İsrailoğulları, kölelikten kurtulup Kenan topraklarında tanrıya hizmet ederler. Daha fazla detaya girmeden söz konusu hususa bir imde bulunmanın yeterli olduğunu düşünüyorum. İşte ilk günden beridir siyonizm, 9 Nisan 1948 Deir Yasin'de yaşayanların tamamını katletmesinde görüldüğü üzere yakıp yıkarak yani kendilerince hakları olduğuna inandıkları topraklara kanla sahip olarak Yeşu efsanesinin izahını yapmışlardır. Kenan diyarı yani başta Filistin olmak üzere buralarda kendi 'üstün ırkları' dışındaki tüm etnik grupların yitiminin meşruluğunun ispatı olarak görmektedir bu korkunç zihniyet. İsrail'in karanlık çetelesinden pek çok örnek verilebilir fakat 1. İntifada'da yaptıklarını işaret ederek bu hususu noktalamalıyım.

Asıl Amaç Yahudilerin 'Dönüş'ü Müydü?

Siyonistlerin asıl gayesi Yahudilerin hayatlarını kurtarmak değil, Filistin'de bir Yahudi devleti kurmaktı. İsrail'in ilk yöneticisi olan Ben Gourion, 7 Aralık 1938'de yaptığı bir açıklamada bu meyandaki niyetlerini açıkça zikreder. Amaçlarının Nazi'nin elinden Yahudileri kurtarmak değil Filistin'de bir siyonist devlet kurmak olduğudur. Garaudy'nin ifadesiyle; Yahudi devleti ve Yahudi sermayesi onlar için Yahudilerin hayatından çok daha önemliydi, öncelikle bu ikisinin elde edilmesi gerekiyordu. Bu anlamda Filistin topraklarına daha çok Yahudi yerleştirilip Müslümanların sayısı Yahudi halkın eliyle azaltılmaya çalışılmıştır. Hatta birçok kez sözde sivil Yahudiler köylere baskınlar yapıp katletmiştir. Hiçbir şekilde bu katliamların müsebbipleri yargılanmadı, bugün olduğu gibi. Siyonist devlet, nüfusun artması için dünyanın dört bir tarafında dağılmış Yahudilerin İngilizlerin ve Amerika'nın eliyle yeni kurulan İsrail'e getirilmelerini zoraki bir şekilde yapmak durumunda kaldılar. Örneğin, 1950'de Bağdat'ta yaşayan Yahudilerin İsrail'e gelmemekteki ısrarlarına karşı İsrail gizli servisi tarafından Şem-Tov sinagoguna bir saldırı düzenlenmiş ve buradaki Yahudiler zorla İsrail'e getirilmiştir.

Bir Dogmaya Dönüşen Holokost

Nürnberg Mahkemesi tarafından onanan altı milyon Yahudi'nin Nazi kamplarında katledildiği meselesi, tarihi kaynaklar ve tanıklarca yalanlanmıştır. Söz konusu katliamda üç milyona ulaşmayan bir sayıdan bahsedilmektedir. Bir insanın bile bu şekilde katledilmesi kabul edilemez ama anlatmak istediğim 'altı milyon' diyerek belirtilen ve her türlü vasıtayla siyonizmin bir mağduriyet kisvesinde değerlendirilmesinin üstünde durulması gerektiğine inanıyorum. Bu efsane, İsrail devletinin Filistin, bütün Ortadoğu, ABD ve ABD aracılığıyla bütün dünya siyasetinde yaptıkları haksızlıkları ve milletlerarası her türlü hukukun üstüne yerleştirerek işledikleri bütün zulümleri mazur göstermek için istismar edilmektedir. Nürnberg Mahkemesi bu 6 milyon resmileştirmiş ve o zamandan beri bu yazılı veya sözlü basında, edebiyatta, sinemada ve hatta okul kitaplarında dahi insanları yanıltıp yönlendirmede kullanılagelmiştir. İsrail, Mitler ve Terör kitabına bir işaret olması gayesiyle kamuoyuna yutturulan 'gaz odaları' meselesinin aslında devasa bir kurmaca olduğunu söylemekle yetinmiş olayım. Ayrıca Nazilerin Yahudilere yaptığının 'tarihin en büyük soykırımı' olduğunu ifade etmekteki gaye hiç şüphesiz, kıtadaki yerli halkı yok edişinden yola çıkarak Amerikalı sömürgecilerin yine aynı şekilde ABD'nin Hiroşima ve Nagazaki'de yaptıkları gerçek soykırımın üstüne sünger çekmek, unutturmak idi. Başarılı oldular mı, ne esef ki evet! Bugün en çok Yahudilerin, Almanların eliyle yaşadıkları mağduriyet tüm canlılığıyla dillerde pelesenk. Çünkü Holokost'un 'kurban' niteliğini haklı göstermek için eksiksiz bir imha olarak lanse edilmesi gerekliydi.

Arzımevut Çılgınlığı

Siyonizm, Tekvin'de geçtiği iddia edilen şu ilkeyle varlığını koruyor: "O günde Rab Abram'la (İbrahim'le) ahdedip dedi: Mısır ırmağından Fırat ırmağına kadar, bu diyarı senin zürriyetine verdim." Siyonist yöneticiler, kendileri agnostik veya Tanrıtanımaz olsalar dahi, Yahudilerin büyük bir çoğunluğuna ve tüm dünyaya Filistin topraklarının kendilerine verildiğini iddia ettiler ve etmeye de devam ediyorlar. Roger Garaudy, Natham Weinstock'un Siyonizm İsrail'e Karşı isimli kitaptan şu alıntıyı yapıyor: "İsrail'de haham gericiliği galip geliyorsa, siyonist inanışın Hazreti Musa'nın dinine sarılmaktan başka tutanağı olmadığı içindir. 'Seçilmiş Halk' ve 'Vadedilmiş Toprak' kavramlarını silip atın, siyonizmin temeli bir anda çöker."

İsrail izahı mümkün olmayan çeşitli yollarla bir 'devlet' olarak kurulduktan hemen sonra, 1949 yılında Filistin topraklarının yüzde seksenini zapt ettiler. Yüz binlercesi şehit edildi ve 770 bini aşkın Filistinli toprağından sürüldü. Bu süreçte uygulanan terörizmdi bütünüyle. Zaten öncesinde Deir Yasin'de İrgun çetesi tarafından 254 Filistinli şehit edildi. Bu katliamın tek bir amacı vardı, korkutarak, sindirerek sözüm ona 'arzımevut'a sahip olmak. İsrail'in en derininde acımasızlığının, merhametsizliğinin kılıfı tam olarak budur. Siyasî siyonizm, bu konuda, kendisinin sömürgeci programından kaynaklanan tek bir çözüm üretebilmiştir: Filistinlileri kovarak ve Yahudileri göçe teşvik ederek, yeni yerleşim birimleriyle nüfusu çoğaltmak. Filistinlileri kovmak ve topraklarına el koymak, kasıtlı ve sistemli bir girişim olarak yürütülmüştür.

İsrail, Mitler ve Terör
Roger Garaudy
Timaş Yayınları, 2019
296 Sayfa


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 02.02.2024 09:25 - Güncelleme Tarihi: 02.02.2024 10:29
447

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 1008 yazı bulunmaktadır.