Bir Savaş Sanrısı ve Dönem Anlatısı: Bahçedeki Gidonl, Edebiyat, Ülker GÜNDOĞDU

Bir Savaş Sanrısı ve Dönem Anlatısı: Bahçedeki Gidonlar yazısını ve Ülker GÜNDOĞDU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuya

Bir Savaş Sanrısı ve Dönem Anlatısı: Bahçedeki Gidonlar

22.11.2021 09:00 - Ülker GÜNDOĞDU
Bir Savaş Sanrısı ve Dönem Anlatısı: Bahçedeki Gidonlar

Zekânın felsefe üzerinden kurulan bilmecelerine rastlamış mıydınız? Sosyal sorunlar üzerinden kurgulanan, edebiyat evreninde felsefi çözümlerle keşif yapmanın heyecan verici olduğunu bilebilir misiniz? Kitap bir düşünsel deney laboratuvarı, dil ise fikir deneylerinin sonucu gerçekliği kavrayıştır. İnsan, savaştan yana mı, savaş karşıtı mı? Georges Perec, eseri Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır Da Neyin Nesi? Bir bilmece gibi küçük parçaları birleştirerek ilerleten bir kitap. Benzer parçayı yerine oturtmayı deniyorsun olmuyor, tekrar yeni bir parça oluşturmak için zekâ oyunları kurguluyorsun. Çünkü Perec, romanı akıl oyunlarıyla işlemektedir. Perec'in bu eseri oyunbaz birinin ortaya koyduğu bir eser gibidir; eserini eğlenceli kılmak için sanatsal birikiminden faydalanarak ortaya koyar. Bir de bunu savaşın en hararetli dönemini anlatırken yapmış olması anlatı biçimindeki hareketliliği/aksiyonu inanılmaz bir hale getiriyor.

Bu eser edebiyat meraklıları için çok keyifli bir keşif olacaktır. Barış yanlısı, barışçıl olsun tercihen. Eser, özgürlüğe, demokrasiye, insanlık ideallerine, sosyalizme varla yok arası, seslerini duyurarak yer vermektedir. Okurun en büyük şansı böylesi yazarların düşünce dünyasını kitapları aracılığıyla öğrenmek olmalı, her eser çünkü farklı bir dünyayı anlatır ve okuyucu o eserler farklı dünyaların kapılarını aralar.

Perec; öylesine tatlılıkla bir anlatım üslubuna sahip ki; savaşın en can alıcı anında, imdat isteyen genç bir askerin Cezayir'deki savaş cehennemine düşmemesi için türlü türlü çareler aramalarını ayrıntılı bir biçimde sunmaktadır. Buldukları planı en ideal şekliyle uygulamak için ise çeşitli girişimlerde bulunmaları gerekecektir. Bunlar bu aksiyona girişirken; Ajax ve Aşil'in, Herkül ve Telemak'ın, altın postu arayan Argonatların, Üç Silahşörler'in, ve hatta Kaptan Nemo'nun, Saint-Exuper'nin, Teilhard de Chardin'in hakiki mirasçılarıdır. Anlatılan olayın anlatım dili güzelliğine hiçbir okur duyarsız kalamayacaktır. Bu küçücük kitapta, keyif almalarına yetecek miktarda konu dışı öykücükler, mevzudan sapan hoşluklar, tatlılıklar ve bilhassa belirttikleri gibi en zor beğenenleri bile doyurması gereken bir zeytinli pilav tarifini başka nerede bulacaklar.

Karakterler ve Kafadarlar Hakkında

Henri Pollak, Cezayir'de deniz aşırı sömürgelerde görev yapmaktan muaf, sokağa bırakılmış, yetim bir çavuşmuş. İkili hayat sürer. Akşam sekiz otuzu çalar çalmaz, pata pata giden, gidonları kromajlı bir pırpıra atlar, memleketi Montparnasse'a uçarmış. Sevdiceği, kitapları ve kafadarları ile şen şakrak bir geceye dönüşür, filmden, felsefeden sohbet ettiği kafelere gidermiş. Her sabah Vicennes Kışlası'na yiğit Karaşov'un, yiğit Falempain'in, (pis ırkçı olan) Van Ostrack'ın, buzkıran lakaplı küçük Laverriere'in önünden geçerek mangasındaki adamların onu, çeşitli kuş sesleri çıkararak selamlamalarını dinlermiş. Çünkü bayağı sevilen adammış Pollak Henri.

Bir delikanlı varmış adı Karabişi'ymiş. Roman boyunca adı Karaşey, Karafoş, Karapşu, Karakiri, Karalelli gibi değişimlerle hitap edilmektedir. Savaştan yana mı savaş karşıtı mı? Bilinmemektedir. Ermeni, Bulgar, Makedon, Balkan, Slavofil ya da Türk, oralardanmış. Koca postalları, şirin suratı, biraz yavaş zekâsı, hevesliliği ve kekeleyerek konuşması çevresindekileri eğlendirip güldürürmüş. Yüksek Komutanlık tarafından, Fransız toprağı haline getirilen Afrika'nın tepelerini kanlarıyla sulamaya gideceği kişileri saptayan listeyi hazırlama görevi Karaoplaş'a verilir. Pollak Henri'den bu listeyi hazırlamak için yardım ister. Karaschmerz ile Pollak Henri vurulup sevdalındıkları kızar, başta olmak üzere herkes barış anlaşması imzalanacağını söyler. Pollak Henri'nin ahbaplarına ne düşündükleri soruluyordu. Ne düşünüyorlardı? Karastenberger'i, ne yapıp ne edip onu düştüğü durumdan kurtarmaları gerekmektedir.

Cezayir'e gitmekten yırtmak, barışın imzalanması ve sevdalandığı kızın kollarında olmak için sakat kalmak isteyen Karaplaş'a dair hikâyedeki üçkâğıt, kafadarları baymıştı. Fransız entelijansiyasının, nezdinde büyük bir yüce gönüllülükle izinli çıktığı gün Karayorgoviç'in kolunu hep birlikte ve usulca kırmaya oy birliğiyle karar vermişlerdi. Marignan gibi cesur, Pothas gibi kuvvetli, Artemis gibi incelikli, D'Altaban gibi onurlu bir gurup adamlar şunlarmış, kafadarlar sıkı arkadaşları Henri Pollak ve çavuş piti piti giden bir pırpırın gidonları kromajlıdır. Seferberlik emri gelenler hazırlanırken Pollak Henri, Dr. Marti Carta'nın mor teneşir ruhu kapsüllerinin on ikisini birden yuttuğunu, çavuşu Pollak Henri'nin hiçbir şekilde bu işte parmağı olmadığını, babasından, albayından, annesinden şeker gibi biri olan yüzbaşısından, baş çavuşundan, arkadaşlarından ve Fransa Cumhur Başkanı'ndan, General De Gaulle'den özür dilediğini açıklayan bir mektup yazdırmıştı. Karafodul yazdıklarını okuyup çocuksa imzasıyla imzalamış. Sonra bir daha hiç haber alamazlar. İşte okurunu düşürdüğü muamma; savaşmak için mi, savaşmamak için mi savaşmalı? Barışı savaşmadan sağlayıp korumalı tercihen.

Yazar Hakkında

1936'da Paris'te doğdu. Şeyler adlı eseriyle Renaudot ödülünü kazandı. Kitaplarının hemen hepsinin belli bir otobiyografik damga taşıdığını söyleyen Perec, çalışmasının dört ufkunu belirleyen dünya, kendi tarihi, dil, kurgu ötesinde, yazarlık tutkusunun, çağının tüm edebiyatını kat etmek olduğunu, ama bunu kendi ayak izlerinin üzerinden yeniden geçerek değil, sürekli hareket halinde, sürekli yürüyerek yapmak istediğini söyler. Yapıtlarını başka yapıtlardan oluşan bir bütünün parçası olarak niteleyen yazar, hep yeniden okuduğu, alttan alta yanıt verdiği, irdelediği, kendine kaynak olarak gösterdiği yazarlar arasında Flaubert, Kafka, Joyce, Jules Verne, Queneau ve Leiris'i sayar. Perec 1982 yılında Ivry'de bronş kanserinden öldü.

Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır Da Neyin Nesi?
Georges Perec
Metis Yayınları
87 Sayfa
2010 İstanbul


Yazar: Ülker GÜNDOĞDU - Yayın Tarihi: 22.11.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 22.11.2021 10:18
767

Ülker GÜNDOĞDU Hakkında

Ülker GÜNDOĞDU

1977 yılının Ocak ayında Konya Ereğli’de dünyaya geldi.  Ereğli Lisesi’nde eğitimini tamamladıktan sonra iş hayatına; Ankara’da IBM Bilgisayar Satış Temsilcisi olarak atıldı. İstanbul’da kendi şirketlerini kurana dek çeşitli işlerde çalıştı. İstanbul’da yaşamakta. Kütüphanesini oluşturduğu yirmi üzeri alandaki, beş bini aşkın kitabının anlamını, canına okudu. 

Bilgisayar, dil, gitar, estetisyenlik alanlarında eğitimler aldı. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere yirmi şehri, kültürel gezme imkanı buldu. Kitaplara, yazmaya, tablolara, eski ve yeni objelere, tüm renklere ve dört sitil yüzmeye tutkun. “O kadar derinim ki” diyen okyanusu kıskanmakta.

18.08.2020 tarihinde Kitap Haber ailesine katıldı. Kitap Haber Kültür Sanat Editörü olarak biteviye yazmaya devam etmekte. Kitap Haber Dergisi, Yolcu Dergisi, Şehir ve Kültür Dergisi, Teferrüc Dergisi, Aydos Edebiyat Dergisi’nde yazdı ve yazmakta. İlk yazmaya amatör olarak bir roman ile başladı. Şu ana kadar bir roman, bir deneme, bir öykü, bir Kadıköy’ün Semtleri, iki değerlendirme dosyaları; en güzel haliyle gün yüzüne çıkmak için naçizane enikonu hazırlanmakta. 

1998’de evlendi. Bir oğul ve bir kız evladı var. Ailesi ve kitaplarıyla huzurlu bir yaşamın diğerkâm ve müptezel yolcusu. Bibliyomani değil sadece bir kitap daha okuyacak…

Ülker GÜNDOĞDU ismine kayıtlı 105 yazı bulunmaktadır.