Bir Yeniçeri Yoldaşlığının Tarihi, Tarih, Misafir Köşesi

Bir Yeniçeri Yoldaşlığının Tarihi yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Bir Yeniçeri Yoldaşlığının Tarihi

06.02.2024 09:00 - Misafir Köşesi
Bir Yeniçeri Yoldaşlığının Tarihi

Umut İdiz Yazdı...

Türkler yaşam boyunca savaşarak kendilerine güzel bir vatan almaları sonucunda bu vatana ömürleri boyunca sahip çıkan bir kavimdir. Anadolu Bozkırına Doğu'dan gelen büyük tehlike, başta Selçukluları tedirgin etmiş ondan sonradan Türkmen boylarını tedirgin eden Moğollar zaman içeresinde Türkmen boylarını Batı'ya sevk ederek yeni bir devletin çıkmasına sebep olmuştur. Anadolu bozkırında Selçuklu Devleti yıkılması sonucunda küçük bir beylik haline gelen Osmanoğulları Gazâ faaliyetlerini hızlı bir şekilde sürdürmeye devam ederken Anadolu coğrafyasında teşkilatın 4 önemli kolu sayesinde İslam dini hızlı bir şekilde yayılmıştır. Osmanoğulları'nın beyi olan Orhan Gazi ve onun oğlu olan I. Murat döneminde askeri teşkilatlanmalar hızlı bir şekilde yayılmaları sonucunda Osmanoğulları, büyük ve ihtişamlı bir devlet haline gelerek kültür, din ve millet ayrımı yapmaksızın örnek bir devlet haline gelmiştir. Osmanlı Devleti'ni oluşturan unsurlardan birisi de askeri yapısı olan Yeniçeriler idi…

Turna'nın Kalbi adlı eserini kaleme alan Erdal Küçükyalçın, yeniçerinin içindeki teşkilat yapısını, kültürlerini, tarihini, dini yapılarının yanında olan bağlı kaldıkları tarikat kolu olan Bektaşiliği ve Yeniçerilerinin birbirlerine bağlı olarak (kardeş olmaları) yoldaşlığın tanımlarını detaylı bir şekilde incelemesinin sonucunda Kapı Yayınları tarafından gözden geçirilerek basılarak okura sunulmuştur. Turna; bir kuş türü olsa da edebiyat, folklor ve mitoloji gibi bu türlere konu edinmiştir. Özellikle de eserde Turna kuşunun mitoloji alanında Türklerin inanışını şu şekilde ifadeye yer vermiştir: ''Zira Yakutlar gibi Gök Tanrı tarafından bir görevlendirilen yedi genç kızın insan olmak ve çocuk doğurmak için dünyaya indiklerine inananlar olduğu gibi,[1] Başkurtlar gibi kendilerini düşmanlardan korudukları için turnalar da tapan vardı.[2] Turnaların yaşadığı bölgeyi, özelliklerini ve tarih boyunca değişik kültürleri detaylı bir şekilde eserinden bahseder.

Eser; akademik bir üslupla beraber dilin rahat anlaşılması için sadeleştirilerek okurlar için okunur bir hale getirilmiştir. Erdal Küçükyalçın, Yeniçerilerinin yaşam kültürlerini, teşkilatlarını ve dini tarikat geleneklerini kendi özgün kalemiyle o dönemi yansıtması sonucunda ön yargıların kırıldığı noktalara değinerek tüm yanlışların doğru bilinenlerden ziyade yanlışları akademik eserler aracılığıyla doğruları objektif bir şekilde açıklayabilmiştir. Eser, 8 alt başlıktan oluşmuştur bunlardan bazıları:

  • Yeniçeri Ocağı
  • Yeniçerilerin Bektaşiliği Meselesi
  • Yeniçeri Yoldaşlığı
  • Yeniçeri ve Ölüm

Yeniçeri Ocağı; I. Murat Döneminde kurularak büyük başarılar göstermesi sebebiyle Osmanoğullarının büyük bir cihan devleti olabilmesini yardımcı olmakla beraber siyasi organizasyonlar, seferler ve çeşitli ekonomik, dini sebeplerden dolayı II. Mahmud Döneminde kadar ayakta kalabilen Yeniçeri Ocağı, II. Mahmud, Vaka'i Hayriyye (Hayırlı Olay) adıyla Yeniçerilerin bozulmuş düzenini tamamen yıkarak yeni bir modern askeri teşkilatı kurulmasında büyük bir rol oynamıştır. Yeniçeri Ocağının kurulmasında dört en etkili unsur oluşturur. Birincisi; kendi hesapları adına ganimetle çalışan yarı-zamanlı akıncılar maaşları sadece sultan tarafından verilerek ve sadece sultandan emir alan profesyonel askerlerden oluşur. İkincisi; hareketli uç süvarilerden oluşur bu süvariler Osmanoğulları daha küçük bir beylik halinde iken en etkili bir şekilde savaşan savaşçı gruptan oluşur. Üçüncüsü; akıncıların özgür bir şekilde düşüncelerini korkmadan dile getirmeleri sonucunda kendi hilafına oluşan bu savaşçı grup yeni durumda eskisi gibi olamamıştır. Dördüncüsü; yeniçerilerin devşirme usulünü yapan Osmanoğullarının askeri ve dini yapısını güçlendiren bir siyasi organizasyon kol haline gelmiştir.

Yeniçerilerin Bektaşi Meselesi

Yeniçerileri önemli kollarından biri olan Bektaşilik geleneği idi. Bektaşilik geleneği Hacı Bektaş-ı Veli tarafından oluşturulan bu kol Balkanlara kadar uzanan büyük bir tarikat olmuştur. Bu günümüzde ise Alevilikle-Bektaşilik kavramları başta olmak üzere dini ritüellerine kadar yanlış veya karıştırılarak büyük bir hata edilmektedir. Eserde ise Yeniçerinin yeniçeri olmayan bir kişiyi kanunsuz bir şekilde yargılaması sonucunda Ocak Kanunlarına göre aykırı hareket etmiştir. Eserde ise şu şekilde bahsolunmaktadır: ''Zira bir yeniçerinin yeniçeriyi olmayan biri tarafından cezalandırılması (hem ceza verenin hem de ceza görenin rütbelerinden bağımsız olarak) kanunsuz bir hareket olmanın ötesinde, Ocak kanunlarına göre bizzat hareketin kendisi cezayı gerektiren, kötü niyet içeren bir suç teşkil etmekteydi. Hikâyenin sonunda kadıasker görevinden azledilerek cezalandırılmıştır.[3] Açıkça görülüyor ki, Hacı Bektaş vekilinin otoritesi yalnızca dinî işlerle sınırlı olmayıp aynı zamanda Yeniçeri Ocağı'nın gelenek ve prensiplerinden oluşan Kânun-ı Kâdim'i korumak ve kollamaktı.''[4] Yeniçeri Yoldaşlığı; Yoldaş kelimesi aynı yolda yürüyenlere denir. Türkiye'nin sağ- sol çatışmaları yaşanan 1970'li yıllardan bu kelime solcular arasında daha çok yaygın halde kullanılmıştır. Osmanlı Döneminde Bektaşi dervişleri olan Yeniçeriler bu 'yoldaş' kelimesini kendi aralarında kullanarak aralarındaki dostluk veya kardeşlik bağlarını sıkı bir halde sağlamıştır. Eserde yeniçerilerin yeminleri hakkında şu şekilde bahseder: ''Dede Korkut destanında, savaşçı Beyrek, Alp Kazan'a bağlılığını ilan ederken şöyle söylemektedir: ''Kendi kılıcımla doğranayım, yer gibi kertileyim, toprak gibi savrulayım!''[5] Yazıcızade de bir kalenin alınmasından sonra gerçekleşen yine böyle bir törenden bahisle savaşçıların yemin ederken bir çember oluşturacak şekilde toplandıklarını ve bir ''dolu'' dan şarap içtiklerini anlatmaktadır.[6] Yazıcızade bu savaşçıların yeniçeri olup olmadıklarını açıklığa kavuşturacak bir bilgi vermez, ama yine de tanıklığı bize bu âdetin Osmanlı savaşçıları arasında hiç görülmeyen bir olay olmadığını göstermektedir.''[7]

Yeniçeri ve Ölüm

Yeniçerilerin savaşçı bir askeri grup olmalarına rağmen Bektaşilik geleneğiyle birleşerek korkusuz savaşçı toplumu olarak Osmanoğulları'nın ve İslam'ın Sancaktarlığında üstlenmeleri sonucunda büyük askeri yapıya dönüşmüştür. Yeniçerilerin ölüm hakkında düşüncelerini eserde şu şekilde bahsolunmaktadır: ''Bektaşi ideolojisi, hükümdarlar tarafından bazen kullanılan bazen de hizmet edilen din temelli makro-politikalar ile yeniçerinin şahsen ve ruhsal olarak savaş alanında karşılaştığı zorluklarla baş edebilmek için duyduğu ihtiyaç arasında bir köprü işlevi görmekteydi.''[8] Özellikle yeniçerilerin öldüklerinde İslam kurallarına göre şehitlik makamına erişeceklerinden dolayı savaşı bir düğün olarak görmüşlerdir. Eserde yeniçerilerin ölüme doğru koştuklarını şiirsel bir dille kaleme alan Bektaşi şairlerinden Şâhî'nin şiirinden bir kesit bahseder: ''XVI. Yüzyıl Bektaşi şairlerinden Şâhî'nin bu âyini anlattığı şiirinde seçtiği kelimelerinden de yaklaşık aynı içeriği yansıtmaktadır: ''Üryan büryan olub meydana geldim… İçeri aldılar dökdüm yaşımı…''[9] Yeniçerilerin ölümden korkmayan bir savaşçı grup olan ve devleti ayakta tutan bir güç unsuru olmakla beraber dini inanışları sağlamlaştırılarak devletin anahtar işlevi haline gelmiştir.

Sonuç olarak bir güç unsuru olan Yeniçeriler; yoldaşlık, Bektaşilik, savaşçı kimliğiyle tanınan İslam'ın Sancaktarlığında bir rol alan ve bu rollerinde başarılı olsalar da III. Murat Döneminden itibaren Anadolu da başlayan isyanlar, ekonomik sıkıntılar ve serserilerin rol alması sonucunda Yeniçerilerin sonunu getiren II. Mahmud, yeniçerileri ayrı yerlere vererek en son da İstanbul da bulunan Yeniçeri Ocaklarına lağvederek ve bu olaya Vaka'i Hayriyye (Hayırlı Olay) olarak adlandırılan bu kötü olay sonucunda Yeniçeriler Osmanlı'nın yazılı kaynaklarında bir tarihe geçmişlerdir.

Erdal Küçükyalçın
Turna'nın Kalbi
Kapı Yayınları
Mart 2022
229 sayfa


[1] Erdal Küçükyalçın, Turna'nın Kalbi, Kapı Yayınları, İlk Basım Mart 2022, s.19

[2] İbn Fazlan, Seyahatname, Seyahatname, İstanbul, Bedir, 1995, s.47. Erdal Küçükyalçın, Turna'nın Kalbi, Kapı Yayınları, İlk Basım Mart 2022, s.19

[3] age s.99

[4] age, s.99

[5] age s.121

[6] age s.122

[7] age, s.121-122

[8] age, s.185-86

[9] age, s.190


ERDAL KÜÇÜKYALÇIN

Erdal Küçükyalçın, 1969 senesinde Çorlu'da dünyaya geldi. Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Türk araştırmacı, yazar ve akademisyen. Doktorasını modern Japonya'daki din-devlet ilişkileri konusunda yapan Küçükyalçın'ın Japonya tarihi ve erken dönem Osmanlı tarihi konusunda çok sayıda akademik ve edebi eserleri mevcuttur. Çalışmalarını ise Boğaziçi Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi'nde sürdürmektedir.


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 06.02.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 31.01.2024 15:02
438

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 1008 yazı bulunmaktadır.