Cemal Şakar “ Edebiyat Ne Söyler” De Ne Söyledi?, Edebiyat, Tuba YAVUZ

Cemal Şakar “ Edebiyat Ne Söyler” De Ne Söyledi? yazısını ve Tuba YAVUZ yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Cemal Şakar “ Edebiyat Ne Söyler” De Ne Söyledi?

20.06.2022 09:00 - Tuba YAVUZ
Cemal  Şakar  “ Edebiyat Ne Söyler” De Ne Söyledi?

Edebiyat üzerine kafa yoranların, öykü yazanların, günümüz öykülerini inceleyenlerin yolu Cemal Şakar'a çıkar mutlaka. Geleneğe sırt çevirmeden modern edebiyat tekniklerinin imkânlarını kullanarak öykülerini oluşturur Cemal Şakar. O, her öyküsünde evvela kurgu ve üslupla farklılığını ortaya koyar. Ayrıca değindiği meselelerle günlük hayatta insanı ne kadar iyi fark ettiğini de okura hissettirir, sokaktan çok da uzaklaşmadan ama özgün yöntemlerle insanı anlatır. Cemal Şakar öykücülüğüne dair yazması gereken pek çok isim yazmıştır, akademik çalışmalar yapılmış, konuşması gerekenler konuşmuştur. Bu nedenle söylenenleri tekrar etmeden asıl meselemize geçmek isterim.

Öykü neticede kurgusal bir metin türüdür. Cemal Şakar gibi sağlam bir edebiyat duruşuna sahip, bir meselesi olan yazarların birikimlerini, fikirlerini belki de yapmak istediklerini sadece kurgusal metin sınırlarında ifade edebilmeleri güçtür. O, üst kurmaca, küçürek öykü, paralel anlatı, çoklu bakış açısı, parodi gibi modern tekniklerin imkânlarını fazlaca kullanan bir yazar olmasına rağmen anlatmak istediklerini zaman zaman anlatamadığı oluyordur kurgu sınırlarında. Bundadır ki öykü dışında sanat, estetik ve güncel edebiyata dair yazılar da kaleme alır. Hatta kendi öykü poetikasını da bu şekilde oluşturur demek yanlış olmaz. Güçlü bir kalem olarak elbette en çok öykü kitaplarının konuşulması ve bunların incelenmesi doğaldır. Fakat ben bu yazımda Şakar'ın öykücülüğüne pek girmeden " Edebiyat Ne Söyler" ini tanıtmak niyetindeyim. Bu vesileyle de usta bir öykücünün edebiyata ve sanata dair fikirlerini nasıl ifade ettiğini okura göstermek gayretinde olacağım.

Modern hayat insanı parçalara ayırırken onu biraz da yere düşürür. Burada edebiyat ne yapmalı sorusuna, insanı toparlayıp ona elini uzatan araç olmalıdır cevabı verilebilir. Hem bu işleviyle kıymetli fakat insana hizmet etmesi bakımından insandan kıymetli değil. Edebiyat bu ikisi arasında bir noktada durmalı belki de. İşte tüm bu meselelere fazlaca kafa yormuş bir isim Cemal Şakar.

Anlatıcıyı yani yazarı özne olarak varsayarsak günümüz edebiyatında özne silikleşerek nesneye dönüşmüş müdür? Hikâye anlatıcısı ya da kafa karıştırmadan hikâye yazarı diyelim dijital dönemde sanal dünyaya yenilmiş midir? Bunca yazar arasında herkes güzeli anlattığını ve güzel anlattığını iddia ederken çirkinin edebiyatı nasıl bu kadar çoğalmıştır? Modernizmin ve akabinde post modernizmin değerleri değersizlerle değiş tokuş etmesi ve tüm renklerin giderek flulaşması karşısında öykücü ne yapmalıdır?

Cemal Şakar'dan bahsedeceksek tüm kapılar öyküye çıkar ve geçtiği yollarda hep öykü parçaları görünür. Bana kalırsa o, hayatı da bir kurgu olarak görür, öyle hisseder ve yaşar. Türk öykücülüğünde kendine has imgeleriyle velud yazar Cemal Şakar, edebiyat teori/eleştirisine dair yazdıklarıyla da okuru selamlayalı çok oldu. " Edebiyat Ne Söyler" sadece Cemal Şakar'ın edebiyata, sanata, felsefeye yüklediği tanımlardan oluşan bir eser değil. Edebiyat ne söyler daha ziyade tüm yolları birbiriyle kesişen sanat metinlerinde kim ne anlar/ anlatır sorusuna cevap gibidir.

" Edebiyat Ne Söyler" de yazarımız edebiyatın ne söylediğine kulak vermek için evvela İslam sanatı ve Müslüman sanatçıların ne söylediğiyle başlar meseleye. Bugünün estetik değerlerini anlamanın yolu geçmişteki engebeleri görmekten geçeceğinden; modern hayatta İslam sanatının nasıl konumlandığını Turhan Koç'un İslam Estetiği eserinden hareketle izah eder.

Cemal Şakar'ın öykülerinde kullandığı çoklu perspektif sanki inceleme yazılarında da kendini hissettirir. Öyküde bir olaya farklı gözlerden, açılardan, kişilerden bakmaktaki maharetini inceleme metinlerinde de olguya/kavrama/duruma bakarken gösterir.

Edebiyatın iyisi olur mu, kötü edebiyat nedir, nasıl anlaşılır yahut bunun bir yöntemi sınavı, tahlili var mıdır diye sorarız hepimiz zaman zaman içimizden. Fakat bu sorulara cevap aranmadan evvel iyi ve kötünün ne olduğunun sınırı belirlenmelidir. Günümüz yazarları bu sınırları nasıl çizmiştir, iyilik hâlâ bir değer olarak kabul görüyor mu meselelerini de masaya yatıran Cemal Şakar; bu değerlerin ( ki kendisi bu kavramları değer olarak adlandırır) modern edebiyatın biçimci tutumunda nasıl tahrip edildiğini anlatır. Burada Şakar'ın estetik anlayışının da payı vardır. O, öykülerinde de güzellik peşindedir. Fakat onun güzeli ahlaktan, etikten, düzenden, tevhitten uzak bir güzellik değil bilakis bunları kapsayan bir güzelliktir.

Entelektüellerin halk ile olan mesafesi hep tartışıla gelmiştir. Entelektüel nerede durmalı? Halkın önünde mi yanında mı; yoksa tepesinden mi bakmalı halka? " Edebiyat Ne Söyler" de Şakar organik entelektüeller kavramını kullanır. Ve onların halk üzerinde kurduğu baskının nasıl şiddete döndüğünü şöyle izah eder:

"Batılılaşma sürecimiz boyunca yürütülen tüm etkinliklerin hem taşıyıcıları hem de sözcüleri olarak entelektüeller; toplumu daima eğitime muhtaç, çağdaşlık seviyesine çıkarılması lazım gelen bir yığın, bir güruh olarak görmeleri neticesinde toplumun üzerinde tuhaf bir şiddetin de yaratıcısı olmuşlardır."(s.39)

Entelektüellerin halka karşı bu tutumlarını boyun eğdirmek olarak tanımlayan Cemal Şakar, devlete eklemlenen entelektüellerin bağımsız yazarlara karşı tutumunun da hep onları marjinal gösterme şeklinde olduğunu düşünür.

" Edebiyat Ne Söyler" de tüm farklı başlık ve konular mutlaka edebiyata bağlanır. Cemal Şakar sadece bir öykücü değil aynı zamanda fikir adamıdır. Onun kırk yıllık yazar deneyimleri ve iyi bir okur olmasının verdiği güveni okurla paylaşmasının ürünüdür bu eser.

Eserde en uzun ve görsellerle desteklenen bölüm Sanal Medeniyet kısmıdır. Değişen ve dönüşen dünyada değer yargılarının bulanıklaşması, bireyci bakış açısının hâkimiyeti ile mutlak doğruların silikleşmesi, insanda garip biraz da tereddütlü bulanık bir hale yol açar. Cemal Şakar gerçekle sanalın karıştığı bu kaos ortamında nerede duracağımızı iyi kestirmek gerektiği üstünde durur. Eser boyunca sorunları ortaya koyan ve çözüm önerileri sunan yazarımız bu bölümde de uzunca bahsettiği sanal dünya ve medeniyet kavramlarına dair can alıcı soruları sorar:

" Şimdi soru şu: Eğer medeniyet tasavvuru, geri dönüp atalardan kalma eserlerden hareketle kuruluyorsa; bir gün torunlarımız geri dönüp şimdi bizlerin ürettiği eserlere ve hayat biçimine bakarak bir medeniyet kurduğumuza hükmedecekler mi? Eğer edeceklerse onun adı " Sanal Medeniyet " olur mu? Yok eğer medeniyet; sanat, estetik, kültür, bilim, ahlak, siyaset, toplum gibi hayatın tüm alanlarında tezahür eden bir şeyse; şimdi bizlerin yaşayadurduğu hayat için an be an ortaya koyduğumuz, ürettiğimiz şeyler de medeniyet ürünü müdür? " (s. 60)

Edebiyat en kaba tarifle hayatın yansımasıdır. Bu nedenle insandaki, tabiattaki ve pratik yaşamdaki tüm rüzgârlardan etkilenerek şekillenir edebi metinler. Bazen fırtınalarla ters düz olur aniden, bazen usul usul taşın yontulması gibi şekillenir. Bugün yazılan metinleri, imgeleri, modernizmi, post modernizmi hâsılı edebiyata dair her şeyi anlamanın, anlamlandırmanın yolu biraz geriden bakmaktır. Cemal Şakar kırk yıllık yazı hayatında hem gördüğü hem de bizzat içinde bulunup eserleriyle katkı sağladığı edebiyat ortamının melezleşmesinden bahseder. Bu melezleşmede kimlerle yan yana durduğunuzun önemi de belki klas duruş sahiplerine hastır, zamanla belirecektir.

Değişen dünyaya, değişen dile ve edebiyata uzaktan bakanların bu değişimi tabii bir hal saymalarına rağmen durumun o kadar da masum olmadığının farkındadır Şakar. Dilin uzlaşımları değiştikçe, gerçeklik de dünyada değişir der yazarımız. Ve kötü / çirkin olanın edebiyatı olur mu sorusunu ısrarla sorar.

Cemal Şakar demek öykü demektir. Onun farklı mecralarda yayımlanan öykü dışındaki yazıları da öykünün olanaklarında anlatamadığı yine öyküye dair meselesidir yazarın. O hikâyeye kafa yoran, kurgusal metnin bu devirde geldiği noktada sınırlarını zorlayan hatta ona yeni sınırlar çizen bir yazardır. " Edebiyat Ne Söyler" de; Sait Faik'ten 80'li yılların öykülerine geçerken hissedilen sancılar, Avrupa'da başlayan ve adım adım diğer coğrafyalarda da hissedilen sanatın yükselişi, sanatçının belki de Tanrılaştırılmasına kadar varan noktada insan ve edebiyat nerede durmalı sorusuna cevap aranır. Cemal Şakar insanı anlatan metinler insandan nasıl koptuğunu; parçalanan, ufalanan "insan" ile sanatın yüzleşmesi gerektiğini düşünür ve şöyle öneride bulunur:

"Bugün bize düşen, sanatı; insana, insanlığa sırt dönerek kendi üzerine kapanan edebiyat anlayışını, 'Gayb Hazineleri'nden arketipler devşirmek gibi kutsallıklardan arındırarak, insani bir eylem, hatta insanın yarın sorumlu tutulacağı amellerden bir amel olarak yeniden tanımlamaktır. Ancak böylesi bir sanat/edebiyat anlayışıyla sanatçılar sorumluluklarını kuşanabilirler." (s.126)

Son Söz

Kendi söylemiyle bir umudu diri tutmak için öyküler yazan Şakar neden umudu diri tutmak gereğini de incelemelerinde temellendirir. Öykü adına bir Cemal Şakar poetikasından söz etmek yanlış değildir. Onun kendine has çizgisi öykünün bu dönemde durduğu kaygan zemine daha iyi tutunmasına vesiledir. Sadece öykü yazarak değil öyküye dair yazdıklarıyla da buna hizmet eder yazarımız.

Edebiyata, sanata ve en çok da kurgusal metinlere dair fikirlerini sakınmaz, saklamaz. Yazar kendiyle meselesi olan ve kendi sınırlarını geçmek isteyendir diye düşünür ki hep kendi sınırlarının ilerisi için mücadele eder Cemal Şakar.

" Edebiyat Ne Söyler" ilk yazısından son noktasına kadar meselesi sadece estetik kaygılar olan bir yazarın bakışını yansıtmaz. Meselesi bu devrin ufalanan değerlerinde öyküyü nereye koymak gerektiği, sanatın bu hengâmede nasıl icra edileceği ve belki de bizi hangi güzelliğin kurtaracağını düşündürmektir. Eserde Şakar bu böyledir demek yerine bu nasıldır diye sorar evvela. Sonra kimler buna nasıl bakmış onu gösterir okura. Sonunda yine kendi çıkarımlarını, öngörülerini soru kılıfıyla okuruna paslar. Okur " Edebiyat Ne Söyler" de kendini baskıda hissedecek dominant bir öykücü/ poetikacı/eleştirmen sesi işitmez. Eser okuru da içine alıp birlikte yol aldığımız bir edayla yazılmıştır.

Cemal Şakar'ın öykücülüğü üzerine çok yazıldı, konuşuldu. Çıkan her öyküsü belki de masaya yatırıldı. Böyle de olmalıydı. Bu yazımda onun öykücülüğüne girmemeye, elimden geldiğince "Edebiyat Ne Söyler"i okumayanlar için eseri tanıtmaya gayret ettim. İyi bir öykücüden iyi inceleme metinlerinin yazılacağını ve bunların da ihmal edilmemesi gereğini vurgulamak isterim.

Cemal Şakar

Edebiyat Ne Söyler?

İz Yayınları

2. Baskı, İstanbul, 2016

164 sayfa


Yazar: Tuba YAVUZ - Yayın Tarihi: 20.06.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 17.06.2022 16:03
229

Tuba YAVUZ Hakkında

Tuba YAVUZ

1982 yılında Erzincan’da doğdu. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra Ankara’da çeşitli kurumlarda çalıştı. 2008’den bu yana Edirne’de Milli Eğitimde öğretmen olarak görev yapmakta. İki çocuk annesi.

Türk Edebiyatı, Hece Öykü, Ihlamur, Balkan Türküsü, Poyraz gibi çeşitli dergilerde öyküleri yayımlandı.

2014’te “Sitare” öykü kitabı çıktı. (meserret yayınları)

Tuba YAVUZ ismine kayıtlı 23 yazı bulunmaktadır.

Yorumlar
  • Meltem Akalın 2022.06.21 14:01

    Değerli Tuğba Yavuz hocamızın kaleminden yine çok güzel bir eser tanıtım yazısı olmuş . Kalemine , yüreğine sağlık hocam