CESUR YENİ DÜNYA’NIN EĞİTİMİ

CESUR YENİ DÜNYA’NIN EĞİTİMİ

CESUR YENİ DÜNYA’NIN EĞİTİMİ

28.05.2021 - Misafir Köşesi
CESUR YENİ DÜNYA’NIN EĞİTİMİ

Gurbet LÜY yazdı...

İnsanoğlu var olduğundan beri bir tek hedefin peşinden gidiyor, mutluluk. Tüm insanların ulaşmak istediği nihai hedef bu. Bütün uğraşlarımız mutluluğa erişebilmek ve onu daim kılabilmek adına. Bu kelime, özellikle son yıllarda kişisel gelişim alanının daha çok ilgisini çekiyor. Mutluluğun sırrı, On Adımda Mutlu Olmanın Yolları, Sonsuz Mutluluk İçin ne Yapmalı? gibi isimleri bir kitaba verdiğinizde satmama ihtimali neredeyse hiç yok. Hatta bazıları yok satıyor. Peki mutluluk böyle stratejilerle bulunabilecek ya da arttırılabilecek bir olgu mu? Bir insanın her dakika mutlu olabilmesi mümkün mü?

Aldous Huxley Cesur Yeni Dünya kitabında herkesin mutlu olduğu bir dünya ortaya koymaya çalışmıştır. Bu dünyada sıkılmak, mutsuz olmak, üzülmek yok. Olur da böyle şeyler hissederseniz cebinizde taşıdığınız minik bir takviye hemen bu olumsuz duyguları sizden uzaklaştırıp, kavuştuğunuz mutluluğu sürdürmenize yardımcı oluyor. Ortaya çıkardığı bu kurgu ütopya kategorisinde yer alıyor. Ancak kitabı okuduğunuzda karşınızda bir distopya örneği görüyorsunuz. Bu yüzden ütopik bir distopya olarak anılıyor. Ya da anti-ütopya ismi kullanılıyor. Kurgusu gerçekten çok iyi olan bu kitabı okuduğunuzda yaşananların gerçekleşme ihtimalinin çok yüksek olduğunu hissediyorsunuz. Bu durum her distopya okuduğumda tedirgin etmiştir beni. Sanki bir kurgu değil de geleceği öngören bir araştırma metni okuyor gibi hissederim. Ama benim bu yazımda bahsetmek istediklerim sadece kitapla alakalı değil.

Kitabı okurken zihnimde eğitim sistemimizle ilgili karşılaştırmalar oluştu. Kurgudaki sistemde insanların hangi sınıfa mensup olacağına ülke ihtiyaçlarına göre karar veriliyor. Zekâ gelişimleri dahil olacakları sınıfın yeterliğine göre ayarlanıyor. Ford’un makine sistemine konmuş embriyolardan bebekler elde ediliyor ve düşük kalitede kabul edilen yumurtaların devletin hizmet sektöründe değerlendirerek fazla zekâya ihtiyaç duymadıkları düşünülüyor. Düşük kalitedeki yumurtadan doğan bebekler Hipnopedya yani uykuda eğitim yöntemiyle şartlandırılarak yetiştiriliyorlar. Bir yetişkin olduğunda nasıl düşünmesi isteniyorsa uykusunda ona göre mesajlar veriliyor ve bu mesajlar çocuklar büyüyene kadar onlara yüzlerce binlerce kez dinletiliyor. Bu şekilde şartlandırılmış bireylerin de zihinleri bu yönde çalışıyor. Bunlar bana eğitim sistemimizdeki sorgulamayan, düşünmeyen, ne yapacağına, ne öğreneceğine başkası tarafından karar verilen çocuklarımızı hatırlattı. Belli başlı bilgileri defalarca tekrarlayıp, ezberlemelerini istiyor, düşüncelerini, hayal güçlerini kısıtlıyoruz. Sadece bizim koyduğumuz sınırlar çerçevesinde bilgiyi alıyor ve sınavlarda yine kısa süreli belleklerine aktardıkları bilgileri kullanıp sonra da zihinlerinden tamamen silmek üzere ezberliyorlar. Verilen ödevler bile ezberledikleri bilgileri kullanabilmeleri için sadece. Onların özgür ve yaratıcı düşünmelerini sağlayacak tek bir olgu yok. John Taylor Gatto “Eğitim:Bir Kitle İmha Silahı” kitabında,

“Okulun asıl amacı çocukları mümkün mertebe birbirlerine benzer kılmaktır. Okulun temel amacı, her bir öğrenci için uygun bir toplumsal rol tanımlamaktır. Toplumsal rolleri ‘teşhis edilen’ çocuklar, daha sonra rollerine göre ayrılır ve toplum içinde sahip olacakları işlevin gerekli kıldığı ölçüde eğitilirler. Okulun bir işlevi de toplumun devamı için uygunsuz olanların –yani notları düşük olanların, tedaviye ihtiyaç duyanların ve diğer benzeri durumdakilerin- açıkça etiketlenmesi, böylece bu kişilerin arkadaşları tarafından aşağı görülerek türün devamına katılımlarının etkin bir şekilde engellenmesidir.”

ifadelerini kullanır.

İşte bizim sistemimizde de farklılıklara yer yok. Biraz hareketli ise dikkati dağınık, talimatları yerine getiremiyorsa öğrenme güçlüğü var, bazı harfleri yanlış yazmışsa ya da okumakta zorlanıyorsa disleksi diye etiketleyip, çocukları çürüğe ayırıyoruz resmen. Her birisinin farklılıklarıyla kendilerine özgü ve değerli olduklarını unutup sistemin istediği tarzda insan yetiştirmeye çalışıyoruz. Eğitim gördüğü on iki yıl boyunca ne yapacağı adım adım belirlenen öğrencilerimiz birer yetişkin olduklarında da eleştirel boyutta düşünemiyor, onlara verilen talimatlar dışında insiyatif alamıyorlar. Peki, bu çocukların birey olarak sahip olduğu değerler nereye gidiyor bu süreçte? Yok oluyor. Bunları görünce Cesur Yeni Dünya sistemini düşünmemek mümkün değil. Etiketlenen Alfa, Beta, Epsilonlar, bu etiketlemeye göre yapılan görev dağılımları ve sahip olunan imkânlar, rollerin önceden belirlenmesi ve ona göre verilen eğitim hepsi distopya sisteminin bir unsuru. Farklı düşünen insanlara şehirden uzak bir yerde komün hayatı sürdürülmesi ya da vahşi bölgelere sürgün edilmesi Ford sisteminin bir parçası. Herkes liderin istediği ve söylediği şekilde davranmak, düşünmek zorunda. Mutluluğunun daim olmasının şartı bu. Bizim öğrencilerimiz de sistemin istediği belirlediği şekilde davranmak zorunda, başarılı(!) olmasının şartı bu.

Cesur Yeni Dünya

Aldous HUXLEY

İthaki Yayınları/2020

Çev.

272 sayfa

Misafir Köşesi - 28.05.2021

,

477

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin