Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Ayşegül Sözen, Söyleşi, A. Erkan AKAY

Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Ayşegül Sözen Dağ yazısını ve A. Erkan AKAY yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyab

Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Ayşegül Sözen Dağ

25.05.2022 09:00 - A. Erkan AKAY
Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Ayşegül Sözen Dağ

Sizi çocuklar için yazmaya yönelten nedir?

Beni çocuk edebiyatı alanında yazmaya yönlendiren en büyük itki, hayal dünyamın penceresinin hiç kapanmamış olmasıdır. Bu pencereden dünyaya her bakışımda çocuk sesleri kuş seslerine karışıyor. Bu yüzden çocuklar için yazdıkça çocuğun dünyasına erişmenin huzurunu yaşıyorum. Bazen yazmak için kelimeleri yan yana koymaya başlıyorum. İşte o anda içimde çağlayan bir nehir, biriktirmiş olduğum kelimeleri çocukların dünyasına sürüklüyor.

Çocuklar için yazmanın yetişkinler için yazmaktan daha zor olduğuna inanıyor musunuz?

İlk edebiyat ürünlerimi yetişkinler için şiir türünde verdim. Yirmi küsur yıl önce şiirlerim dergilerde yayımlanırken üniversitede çocuk edebiyatı dersleri alıyordum. O günlerde iki edebî tür arasındaki farkı çok idrak edemiyordum. Çocuklar için yazmaya başlayınca bunun ne derece farklı ve güç olduğunu fark ettim. Nitelikli bir çocuk yazını zorun süzgecinden geçirilmiş kolay bir anlatımdır/ kurmacadır/ çağıltıdır aslında. Daha somut bir örnek verecek olursak: Bir yetişkin ile iletişim kurmak için ona doğru başımızı çevirmemiz yeterli iken bir çocukla iletişim kurmak için onun boy hizasına kadar eğilip, gerekirse dizimizin üzerine çöküp göz teması kurarız. Çocuklar için yazmak büyük bir sorumluluk ve özveri de gerektiriyor ayrıca. Nihayetinde hedef kitlemiz ile aynı yaşta değiliz. Onların dilinden konuşmak, onların penceresinin önünde nelerin olup bittiğini bilmek gerekir.

engelsiz-masallar

Çocuklara hitap eden metinlerinizde "olmazsa olmaz"ınız nedir? Sizce yazma sürecinizde bu ölçütünüz değişebilir mi?

Çocuk edebiyatı yazı türlerimde olmazsa olmazlarımdan birisi çocuğa göreliktir. Bir şiir yazdığım zaman, bu benim dilimden değil çocuğun dilinden dökülüyormuş gibi olmalı. Yahut bir masal yazdığımda bu masalı okuyan çocuk, kendini masalın neresinde bulacak gibi kaygılarım oluyor. Zaten kaygı gütme eylemi çocuk edebiyatı yazarları için en belirgin kamçıdır. Bir de çocuk edebiyatında buluşlar oldukça önem taşıyor bana göre. Çarpıcı bir buluş yahut metafor ile desteklenmeyen metinler sığ kalacaktır. Çocuk okurların hayal dünyası çok geniştir. Metnin içindeki imgelemleri, betimlemeleri ve metaforları çok çabuk kavrıyorlar. Mesela zorun üstesinden gelen, azimli bir masal kahramanı olarak karıncayı seçiyoruz ki çocuğun zihnindeki şema ile bizim metaforik karakter örtüşsün. Çocuk yaş grubuna metin yazarken ince eleyip sık dokuyoruz, çünkü onlar yadsınamayacak kadar dikkatliler.

Çocuk edebiyatının ülkemizde ve dünyadaki gelişimini takip ediyor musunuz? Diğer yazarları okur musunuz? Gidişat nasıl?

Çocuk edebiyatı alanında dünya edebiyatını yakından takip ediyorum yıllardır. Gidişat oldukça iyi. Dünya edebiyatında bilhassa resimli/felsefî çocuk kitapları hayli yer edinmiş bulunuyor. Haliyle ülkemiz de bu zenginlikten çeviri kitaplar vesilesiyle nasibini alıyor. Birçok yayınevi yurt dışından nitelikli çocuk edebiyatı ürünlerini resimleri ile telif haklarını belli süreliğine satın alarak okuruna ulaştırmakta. İlk gençlik ve çocuk kitaplarında bilhassa yerli çocuk edebiyatını oldukça yakından takip ediyorum. Bu bağlamda çizeceğim tablo yüzleri güldürür cinsten. Gerçekten son beş yılda ülkemizde yerli çocuk edebiyatı alanında harika eserler ortaya koyulmakta. Gerek kurgu gerek ise anlatım olarak nitelikli kitaplar okuru ile buluşuyor. Türkçemizin zengin ve akıcı dilini çocuklara yönelik yazınlarda kullanmak kadar güzel bir nimet olamaz diye düşünüyorum. Çeviri kitaplarda yer yer kültür farklılıkları oluyor. Bizden, içimizden bir karakteri çocuklar da çok seviyor. Yazarlar aynı zamanda iyi birer okurdur, malumunuz. Elbette gerek dünya edebiyatını gerekse ülkemde yer alan çocuk yazarlarını yakından takip ediyor, kitaplarını okuyorum.

alparslan

Yazarken edebî kurgu ve dile mi yoksa öğreticiliğe mi ağırlık veriyorsunuz? Sanat mı eğitim mi?

Son zamanlarda tematik birkaç projeye editörlük yapıyor olsam da hiç kuşkusuz baskın olan edebî kurgu diyorum. Öğretici metinlerde de edebî kurgu ve dil estetiği olmalıdır. Masalların tarihsel gelişimine baktığımızda hepsinin ders verme amaçlı olduğunu biliriz. Aslında çocuk edebiyatı eserlerinde örtük bir biçimde ders vermemek mümkün müdür? Bunu bir örnekle açıklamak çok daha yerinde olacaktır: İyilik temalı bir masal yazarken metnin içinde "iyilik/yardım" gibi sözcükleri kullanmadan o metni çarpıcı bir sonla bitirmeliyiz. Böylece çocuk okuduğu metinden bir şeyler almış olacaktır. Kahramanın değişimi kurguda olmazsa olmaz bir kuraldır zaten. Hal böyleyken bu değişim olumlu bir şekilde sonlanır genelde. Didaktik, öğüt verici bir dilden kaçınmamız gerekir. İşte yukarıda bahsettiğim metafor burada yazarın eli ayağı oluyor. Öyle bir metafor ve buluş ile yazmalıyız ki masalı, okurun zihninde iyilik duygusu belirmeli. Zaten bir eser çocuğa hiçbir şey katmayacak kadar sığ ise onun çocuk edebiyatı eseri olup olmadığını da tartışmak gerekir. Çocuklar için yazan birisi, üstü örtülü bir şekilde iyilik, güzellik, umut ve benzeri duyguları satır aralarında hissettirmeli. Toparlayacak olursak; çocuk kitaplarında dil estetiği, edebî zenginlik ve buluşlar merkeze alındığı takdirde, didaktik olmamak kaydıyla öğretici yöne de sevimli bir kapı aralanıyor.

Çocuk edebiyatı hakkında genel kabul görmüş ama katılmadığınız klişeler var mı? Rahat olabilirsiniz biz bizeyiz.

Aslında bu soruyu edebiyatın her türü ve seviyesi üzerinden cevaplamak daha doğru. Klişeler, edebiyatın kangrenidir bana göre. Çocuk edebiyatında da bu böyledir. Bu durum, çocuğun önüne her gün yemekten sıkıldığı bayatlamış bir yemeği koymaktan farklı değil. Genel kabul görmüş klişeler döneme, metnin içeriğine, hikâyenin geçtiği zamana göre değişkenlik de gösterebilir. Popüler çocuk kitapları bazı klişelerden nasibini almış durumda maalesef. Afacan çocuk tiplemeleri, yaramaz ama kitabın kahramanı, sürekli gizem peşinde olan bir grup çocuk, mükemmel çocuklar…

omerle-bir-kutu-macera-biruni

Az önce belirttiğim gibi elbette bazı durumlarda kullanılması da gerekiyor bunların. Bir de nostalji konusu var ki bugünlerde aklımı kurcalıyor. Çocuklar nostalji sevmiyor. O yüzden metinlerde nostaljinin de dozunu kaçırmamakta fayda var.

Çocuk kitapları yayıncılığında sizce en büyük eksiğimiz nedir? Bilgisayarda açtığınız boş dosyadan kitabınız okurun eline ulaşana kadar hangi basamak sizi en çok zorlar?

Hem yazar hem de editör olduğum için, işin mutfağında ve sahasında aynı anda duruyorum. Mutfaktaki zorlukları görene kadar bir dosyanın yayıncıda bekleme süresine anlam veremezdim. Hele ki bu dosya resimli bir çocuk kitabı ise buyurun size giydirilmesi gereken ahtapot kolları. Bir dosyanın yazardan çıktıktan sonra kitap haline gelip okurun eline ulaşması ahtapotu giydirmekten pek farklı değil. Çizimleri, grafik tasarımı, dizgisi, tashihleri derken haftalar belki de aylar geçiyor. Yazarın bazen bir çırpıda yazıverdiği bir hikâye, bir yıl sonra ancak eline ulaşıyor okurun. Son dönemdeki kâğıt ve benzeri sıkıntılar hepimizin malumu. Geçici bir süreç olduğunu umut ederek yazmaya ve üretmeye devam, diyorum.

Yazdıklarınızla çocuklara erişebilmenin bir ön şartı var mıdır? Çocuk sevmek, çocuk sahibi olmak, çocuklarla iyi anlaşmak gibi.

Çocuklara erişebilmenin ön şartı içinizde bir yerlerde barındırdığınız, hiç büyümeyen çocuksu duygularınızdır. Çocuk sahibi olmak, çocukları sevmek yahut çocuklarla haşır neşir olmak onlar için yazmanın ön koşulu kabul edilemez. Zira hiç çocuk sahibi olmayıp da kült eserler veren çocuk edebiyatı yazarları da mevcuttur. Her çocuk sahibi olan yazsaydı sanırım nereye dönsek çocuk kitabı görürdük. Neyse ki öyle değil. Şunu da gözden kaçırmamak gerekir; her ne kadar ön şart olmasa da çocuklar ile haşır neşir olmanın yazara katkısı yok değil elbette. Örneğin ortaokul öğretmeni ilk gençlik kitaplarında çocuğun dünyasından zaman zaman ilham alabilir yahut okul öncesi öğretmenleri 5 yaş altı resimli hikâyeler yazarken çocuğun hayal dünyasının eteklerinde bir miktar da olsa da gezinebilir.

omerle-bir-kutu-macera-cezer

Çocuk kitaplarında ne görürseniz sizi rahatsız eder? Çocuk hayatının da gerçeklerinden olan olumsuzluklarla kitabınızın içeriği arasındaki dengeyi nasıl belirlersiniz?

Modern dünyada her ne kadar çocukları olumsuzluk içeren metinlerden uzak tutmaya çalışsak da bizler Kemalettin Tuğcu hikâyeleri ile büyüdük. Açıkçası pedagojik olarak ciddi problemler ortaya çıkmadığı takdirde çocuk yazınlarında olumsuz duyguların da yer alması gerektiğini düşünüyorum. Onları hayatın içinden soyutlamak yerine hayatlarında karşılaşabilecekleri bazı kayıp, yoksulluk ve üzüntü gibi durumlarla tanıştırmalıyız. Dünya edebiyatında resimli çocuk kitaplarında ölümü ve kaybı anlatan çok çarpıcı hikâyeler var mesela. Beş yaşında bir çocuğun ölümle veya üzüntüyle ilgili soruları da olacaktır. Hikâyelerde belli bir dozda yaşamın olumsuz yönleri yahut ölümle ilgili bölümler olması, çocuk edebiyatı için bir zenginliktir.

Okuyan çocuğun daha iyi bir insan olacağına dair elimizdeki dayanak nedir?

Öncelikle ifade edeyim ki çocuklar zaten iyidir. Onların iyi insan olmasından kasıt büyümüş halleri ise şu şekilde cevaplayayım soruyu:

Böyle bir dayanak yok maalesef. Okuyan yahut okumayan çocuğun "iyi insan" olması sürecinde birçok etken vardır. Aile ortamı başta olmak üzere, akranları, okul çevresi, sosyal medya gibi unsurlar çocuğun karakter oluşumunda önemli rol oynar. Salt kitap okumak bir çocuğun" iyi insan" olmasında tümüyle etkili değildir ama okuyan çocukların bakış açıları daima daha geniş olacaktır. Kötü bir çevreden gelen ama kitaplar sayesinde büyüdüğünde iyi insan olmayı seçenler de vardır.

omerle-bir-kutu-macera-ibn-i-batuta

Ebeveyn ve öğretmenlerin çocuk okumalarına katkısı gerekli veya yeterli mi? Çocuk bu konuda yönlendirilmeli mi, nasıl yönlendirilmeli, kitap nasıl seçilmeli ve okunmalı?

Bir çocuğun kitap seçiminde, kitap okumasında anne babanın rolü oldukça büyüktür. Üç yaşındaki bir çocuğun kitap alma sürecinde tercihi çok belirgin değildir. Burada ebeveynlere büyük bir görev düşüyor. Çocuğa rol model olmak, çocuğu için nitelikli kitaplar seçmek gibi. Çocuk büyüdükçe belli bir okuma tarzı ve zevki olacağından seçimi kendisi de yapabilir. Şöyle de bir gerçek var, kitabın mali boyutunu ebeveyn karşıladığı için ister istemez çocuğun okuma listesindeki kitaplar kontrol ediliyor. Öğretmenlerin de çocuğu yönlendirmesi gayet makul. Son yıllarda okullarda veya sınıf bazında bir dizi kitap öğretmenler tarafından belirleniyor. Öğrenciler o kitap setlerini temin ediyor, bir sene boyunca o kitaplar okunuyor, hatta bir de o kitaplardan sınav oluyorlar. Seçilen kitap setleri nitelikli çocuk edebiyatı eserlerinden oluşuyor ise pek âlâ bir aktivite bu, peki ya kitaplar gelişi güzel seçilmiş ise? Öğrencilerin iyi kitapla tanışacağı ortamlar çoğalsın dilerim.

Okurlarınızla buluşuyorsunuzdur. Hangi çocuk sizi heyecanlandırır? Çocuklardan beklentiniz nedir?

Söyleşi ve imza günlerimde beni en çok heyecanlandıran şey okuyan çocuklar. Kitabımı okuyan çocuklarla söyleşi yapmak çok keyifli. Bir de onların yazmak üzerine soruları oldu muydu, tadından yenmez.

Modern pedagojiyle aranız nasıl? Geleneksel yöntemlerle modern pedagoji arasında nerede duruyorsunuz? Yazdıklarınızda hangisinin ağırlığı daha fazladır?

Modern pedagoji bağlamında son dönemde birçok şehir efsanesi de boy gösterdi maalesef. Aman çocuğum üzülmesin, ağlamasın, anneler çocuklara hiç bağırmasın, çocuklar her zaman kral olsun…

Bazı aileler çocuklarına köle olmuş durumda bence. Bu konuda çok cicili bicili şeyler söyleyemeyeceğim. Çocuk, yeri geldiğinde ağlar, yeri geldiğinde üzülür, kıskanır, yalnızlık duygusu yaşar. Çocuklar da birer küçük insan değil midir bir nevi? Küçük yaşlarda sorumluluk almayan bir çocuğa büyüdüğü zaman neyi emanet edebilirsiniz? Bence çocuklar düğüne de cenazeye de gitmeli ki ilkbahar ve sonbaharın farkını idrak edebilsin. Yazdıklarımda aşırı koruyucu değilim, çocukları bazı gerçekler ile yüzleştirmeyi tercih ederim. Tabii ki hikâyenin sonunda çocuğa verdiğim umut ve azim ile çocuğun iç huzurunu da sağlarım. Her masalımda mutlu son vardır ama masalın düğüm bölümünde çocuk birçok sıkıntı ile yüzleşir. Burada dengeyi sağlamak çok önemli. Dengeyi koruduğumuz sürece çocuğun kalbine dokunabiliriz.

omerle-bir-kutu-macera-ibn-i-baytar

Bugünün yazarları kalıcı eserler bırakabilecek mi? Sizce çağdaşlarınızdan kim yüz yıl (yüz çok olduysa elli diyelim) sonra da okunur?

Bugün çocuk edebiyatı alanında yüzlerce nitelikli yazar var. Hangilerinin kalıcı olup olmadığını bundan yarım asır sonraki çocuklar belirleyecek. İsim vermek istemiyorum ama aklımda en az elli yazar/şair var, elli yıl sonra da hatırlanacaklar.

Yetişkin bir yazarın bugünkü çocuğun diline, düşüncesine sahip olması mümkün müdür, gerekli midir? Farklı kuşakların bağını koruyabilmek için dünyalar arası bir köprüye mi yoksa tek dünyalaşmaya mı ihtiyaç var?

Biz yetişkinler çocuklar için yazdığımız metinlerde onların dilinden yazmalıyız. Kesinlikle bu çok gereklidir ve çocuğa göreliktir. Hiçbir çocuk bir yetişkinin öğütlerini okurken keyif almaz. Onların yaş grubuna uygun bir dil en uygun seçim olacaktır. Farklı kuşaklarla bağı korumak için de dil uyumu çok büyük önem taşır. Hem köprü hem de anlaşılmaktır bir nevi.

Günün şartları ve çocuk edebiyatının ticarileşmesi sizi korkutuyor mu? Okumak bir lüks, yazarlar marka, okurlar müşteri olmaya doğru mu gidiyor? Giderse ne olur?

Günümüz şartlarında diyoruz ama asırlar önce de durum pek farklı değilmiş aslında. Edebiyatın her alanında olduğu gibi çocuk tarafında da bir ticarileşme var. Bu durum beni korkutmuyor zira ticari kaygıyla yazmıyorum. Bu bağlamda kaygısı olanları zaman zaman korkutan bir durumdur kanımca. İyi bir kitap eninde sonunda okurunun ilgisini çeker, bu beraberinde geniş kitlelere ulaşmayı ve maddi tatminkarlığı da getirir. Bir hikâyeyi kaleme alırken okuru müşteri olarak gören bir yazar hiç yazmasa daha iyi olur. Okurlar asla müşteri değildir. Sağlam ve nitelikli okur baş tacıdır. Bazı yazarların marka olduğu doğrudur, bu konuda olumsuz bir durum sezmiyorum. Eğer marka olmayı hak ediyorsa ne mutlu ona, yok eğer hak etmiyor ve sadece popüler edebiyat ile gündemde kalıyorsa zaten tarih onun gereğini yapacaktır zaman içinde.

omerle-bir-kutu-macera-ibn-i-heysem

Sosyal medyada binlerce kitap değerlendirme hesabı var. Bunlar sizce okurları doğru yönlendiriyor mu, işe yarıyor mu? Kitap incelemeleri, değerlendirmeleri, eleştirileri noktasında neredeyiz? Takip ettiğiniz, çocuk kitaplarını değerlendiren bir mecra var mı?

Sosyal medyada kitap tanıtımı yapan hesapların birçoğu ya bir platformun marka elçisi yahut yayınevi ile iş birliği yapan kişiler. Tanıtım yaptıkları bazı kitapları ben de yakından takip ediyor, okuyorum. Bu tür hesaplar kitabı tanıtır ve önerir. Bu metinler eleştiri yazısı değildir nihayetinde. Kitapla ilgili akademik yapıcı onarıcı eleştiriler de pek yer almıyor bu sayfalarda. Okurları yönlendirme konusunda haliyle çok etkililer. Bunda ciddi bir sakınca görmüyorum. Çünkü bu sayfalar eleştiri/inceleme sayfası değil. İş birliği sayfası olduğunu da profillerinde belirtiyorlar zaten. Okur da tanıtım yapan da memnun ki etkileşimleri oldukça yüksek.

Kitap değerlendirmeleri, kitap haberleri ve eleştirisi konusunda yetişkin edebiyatı süreli yayınlarda bir nebze iyi durumda. Lakin çocuk edebiyatı alanında kitap eleştiri, haber ve inceleme türünde çok nadir yazılar yayımlanıyor. Birkaç internet sitesinden yapılan eleştiriler haricinde bugün çocuk edebiyatı kitabını inceleme, haber, sağlam bir eleştiri yapacak süreli çocuk dergisi var mıdır bilmiyorum. Tudem Yayınları'nın İyi Kitap Dergisi'ni çok beğeniyorum ve bu tür dergilerin çoğalmasını arzuluyorum.


Yazar: A. Erkan AKAY - Yayın Tarihi: 25.05.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 06.05.2022 19:07
519

A. Erkan AKAY Hakkında

A. Erkan AKAY

1981 İstanbul doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 2008 yılından bu yana Konya'da yaşamaktadır. İki evlat babası, iki evlat amcası, ikisinin de eniştesidir.

Spora, edebiyata ve küçükleri eğlemeye ilgisi çocukluğundan beri devam etmektedir. 2012-2020 yılları arasında Bilgin Atıcılık Spor Kulübü Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, 2015-2020 yılları arasında Türkiye Atıcılık Federasyonu Teknik Kurul Başkanlığı, 2017-2020 yılları arasında Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezleri Atıcılık Komisyonu Üyeliği ve İl Branş Sorumluluğu görevlerini yürüterek ulusal ve uluslararası düzeyde başarıya ulaşmış birçok sporcunun yetişmesine katkıda bulunmuştur. Destek AFAD gönüllüsüdür.

2017 yılında, kardeşinin bir hayali olan “Hayallerin Karın Doyursun” isimli kitaba katkılarından sonra, hep arzuladığı çocuk kitapları yazımının önü açılmıştır. Yayımlanmış sekiz çocuk kitabı bulunmaktadır. “Edebistan”, “Eğitim Her Yerde”, “Dilhane” gibi çeşitli sanal dergilerde deneme, makale ve şiirleri yayımlanmıştır.

Farkındadır ki her yazılan okunmaz ama okunanlar da ancak yazılanlardır. Yaşadıkça anlamını kaybeden sonsuz sözler arasından zarurî olanlara tutunuyor.

Dualarınızı bekler.

A. Erkan AKAY ismine kayıtlı 40 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.