Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Hafize Çınar G, Söyleşi, A. Erkan AKAY

Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Hafize Çınar Güner yazısını ve A. Erkan AKAY yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyab

Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Hafize Çınar Güner

28.12.2022 09:00 - A. Erkan AKAY
Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Hafize Çınar Güner

Sizi çocuklar için yazmaya yönelten nedir?

İlk ve ortaokulun ardından liseyi Moda Kız Meslek Lisesi'nde, çocuk gelişimi bölümümde okudum. Lisans eğitimimi çocuk gelişimi ve eğitimi, yüksek lisansımı ise yaratıcı drama alanında tamamladım. Yirmi beş yıldır çocuklarla çalışıyorum. Onlarla oyunlar oynuyor, onlara masallar anlatıyor, kitaplar okuyor, kurgular oluşturup oyunlar sahneye koyuyorum. Çocuklarla ve çocuklar için üretirken kendimi çocuk edebiyatı dünyasının içinde bulmam sanırım çok da şaşırtıcı değil. Ancak çocukların içinde olmak kadar, hayata onların gözünden bakabilmek de önemli. Yazdığım öyküleri, masalları, tiyatro oyunlarını çocuklarla yaptığım drama atölyelerimde yıllarca kullandım. Fakat diyebilirim ki çocuk kitabı yazma yolculuğum çalıştığım okulun dolabında karşılaştığım muhteşem bir tilkiyle başladı. Beni tanıyanlar o tilkinin kim olduğunu çok iyi anladılar, tanımayanlar için ise bu küçük bir merak unsuru olsun.

Çocuklar için yazmanın yetişkinler için yazmaktan daha zor olduğuna inanıyor musunuz?

Her ne kadar edebiyat bebek, çocuk, gençlik, yetişkin gibi bölümlere ayrılsa da ölçütler aynı bence. Çocuklar için yazarken aslında sadece çocuklar için yazmıyor olmanız belki işi biraz daha zorlaştırıyor olabilir. Çünkü bence çocuk kitabı yazarları çocuk gözünden yetişkinler dünyasına da sesleniyorlar. Benim kitaplarımda da bu söylediğimi görebilirsiniz. Örneğin; "TeşekkürleR Kırçıl" adlı kitabımda bir çocuğun sokak köpeğiyle kurduğu dostluğu anlatırken bir yandan da şehir yaşamındaki yalnızlığa, yabancılaşmaya vurgu yapıyorum. "Eğer" adlı kitabımda beş buçuk yaşındaki bir çocuğa sen yalnız değilsin ve gayet normalsin derken onun isyanını yetişkinlere duyurup onları çocuklarla empati kurmaya çağırıyorum. Son kitabım "Bahara Merhaba" da ise sadece çocuklara değil hepimizi doğaya dönmeye, doğaya kulak vermeye davet ediyorum. Okul öncesi dönemde henüz okuma yazma bilmeyen çocuğa resimli bir kitabı yetişkin okuyor. Bu okumada her iki tarafın da haz alması, her iki tarafın da düş ve düşünce dünyasının hareket etmesi gerekiyor. Bu durumda sadece çocuklar için yazmış olmuyorsunuz. Ayrıca çocuk edebiyatından zevk alan ve bu alanı yakından takip eden pek çok yetişkin de var. Bu karşılaştırma sıklıkla yapılır ama okuru hafife almamak, edebi bir dil, bir üslup yaratmak, kurmacayla gerçeklik arasında incelikli köprüler kurarak bir öykü anlatmak zaten hiç kolay değildir ve bunu kimin için yaparsanız yapın sanatsal bir bakışı açısı ve emek ister.

h5

Çocuklara hitap eden metinlerinizde "olmazsa olmaz"ınız nedir? Sizce yazma sürecinizde bu ölçütünüz değişebilir mi?

Açıkçası bunu hiç düşünmemiştim. Çünkü konu bazlı yazan, yazmadan önce şablonlar hazırlayan bir yazar değilim. Tek ölçütümün yazarken benim de yazdığım öyküden keyif almak olduğunu söyleyebilirim. Öyküm beni de şaşırtmalı, heyecanlandırmalı, eğlendirmeli ve bana da yeni bir şeyler söylemeli.

Çocuk edebiyatının ülkemizde ve dünyadaki gelişimini takip ediyor musunuz? Diğer yazarları okur musunuz? Gidişat nasıl?

Hem bir yazar, hem bir ebeveyn, hem bir öğretmen hem de bu alanda tanıtım ve değerlendirme yazıları yazan biri olarak elbette elimden geldiğince takip ediyorum. Son on yılın gidişatını düşünürsem aslında pandemi ve ekonomik krize kadar hiç de fena gitmiyorduk. Birbirinden güzel resimli kitaplar yayınlanıyor, kurgu dışı kitaplar kendine yer buluyor, yerli kitaplarımız başka başka dillere çevriliyor, baskı kalitesine ve tasarıma daha özen gösteriliyordu. Elbette tüm bunlar şu anda da devam ediyor. Ama bir başka soruşturmada da ifade ettiğim gibi çocuk yayıncılığındaki gidişata bakmadan önce sosyal, siyasi ve ekonomik politikalara bakmak gerekiyor. Ülkenizde bir kültür sanat politikası yoksa güzel bir gidişat bazı kahramanların olağanüstü çabalarıyla bir yere kadar gidebiliyor.

Yazarken edebî kurgu ve dile mi yoksa öğreticiliğe mi ağırlık veriyorsunuz? Sanat mı eğitim mi?

h4

Bence iyi bir çocuk kitabında bu iki şeyin dengede olması gerekiyor. Ama buradaki öğreticilik dediğimiz şeyin ne olduğunu da iyi anlamak gerek. Ebetteki çocuk edebiyatının derdi çocuğa bir şey öğretmek, ona ders vermek değildir ve olmamalıdır da. Ama her yazarın söylemek istediği, düşündürmek istediği bir şey, anlatmak isteği bir derdi vardır. Bu şeyi sanat, edebiyat yoluyla ortaya koyar. Ancak okur adına karar vermez, ona öğretiler sunmaz. Burada Adnan Binyazar'ın "Edebiyat öğretmez, doğru, ama edebiyatın öğrettiğini hiç kimse öğretemez." sözünü hatırlatmak isterim. Çocuk kitaplarında didaktik ögeler çok konuşuldu artık bu tartışmadan çıkmamızın çocuk edebiyatını edebiyatın bütünlüğü içinde bir sanat olarak görmemizin vakti geldi de geçiyor…

Çocuk edebiyatı hakkında genel kabul görmüş ama katılmadığınız klişeler var mı? Rahat olabilirsiniz biz bizeyiz.

"Resimli kitaplar sadece okul öncesi dönemdeki çocuklar içindir."

Çocuk kitapları yayıncılığında sizce en büyük eksiğimiz nedir? Bilgisayarda açtığınız boş dosyadan kitabınız okurun eline ulaşana kadar hangi basamak sizi en çok zorlar?

Ben bu konuda çok şanslı olduğumu düşünsem de nitelikli editörlerin sayısı az bence. Ayrıca pek çok yayınevinde editör pazarlamadan, okul ilişkilerine, telif haklarına kadar pek çok işe bakmak zorunda kalabiliyor. Bununla beraber öykü için o öyküye uygun bir çizer bulma işi beni en çok düşündüren konulardan biri oluyor. Pek çok yayınevi yazara telif öderken çizere telif ödemek istemeyip çok az paralar teklif edebiliyorlar. Bir yazar olarak pek çok kez özgün bir çizerle çalışabilmek adına gönüllü olarak telifimi paylaştım ama bence bu konuda taşın altına elini koyan ben olmamalıydım. Çizim aşmasının ardından tasarım işi de çok mühim. Tabii bir de baskı kalitesi sorunu var. Ben tüm bunları düşünürüm. Kitabın okurla buluşma aşamasında da bazı kalıp yargıları yıkmak, kargadan başka kuş tanımam halini de değiştirmek kolay değil bence. Çocuk okur için kitap seçen, alan ebeveyn ya da eğitimciler sadece kitapla bağ kurmakla yetinmeyip yazarını da tanıyıp sevmek istiyorlar. Bu durumda da çocuk kitabı yazarları için görünür olmak gibi bir durum söz konusu olabiliyor. Bu durumda yazar kitabın önüne geçebiliyor. Etkinlik yapamayan bir yazarın kitabı okul listelerinden çıkarılabiliyor.

h3

Yazdıklarınızla çocuklara erişebilmenin bir ön şartı var mıdır? Çocuk sevmek, çocuk sahibi olmak, çocuklarla iyi anlaşmak gibi.

Hayır, bence yok.

Çocuk kitaplarında ne görürseniz sizi rahatsız eder? Çocuk hayatının da gerçeklerinden olan olumsuzluklarla kitabınızın içeriği arasındaki dengeyi nasıl belirlersiniz?

Özensizlik beni rahatsız eder. Çocuk okuru afife alan, basit çizimler ve kuru bir dille suya sabuna dokunmayan, çocuk adına karar veren, çocuğa had bildirmeye çalışan bir metin beni rahatsız eder. Cinsiyetçilik, ayrımcılık, ırkçılık gibi öğelerden hiç bahsetmiyorum.

Okuyan çocuğun daha iyi bir insan olacağına dair elimizdeki dayanak nedir?

Daha iyi insan derken tam olarak neyi kast ediyorsunuz bilmiyorum. Okuyan çocukların beyin gelişimi ve akademik başarısıyla ilgili kaynaklar var elbette ama bunların hiçbiri açıkçası beni ilgilendirmiyor. Okumak "dahalar" için yapılmamalı. Okumak bireysel bir eylem ve herkes için anlamı, hedefi, seçimi farklı. Sadece şunu söyleyebilirim iyi edebiyatla karşılaşmış bir birey boyun eğmeyecektir. Çünkü aynı zamanda sanat ve edebiyat politiktir.

Ebeveyn ve öğretmenlerin çocuk okumalarına katkısı gerekli veya yeterli mi? Çocuk bu konuda yönlendirilmeli mi, nasıl yönlendirilmeli, kitap nasıl seçilmeli ve okunmalı?

h2

Çocuğun kitapla tanışması maalesef çok geç olabiliyor. Benim zamanımda bu tanışma, buluşma ilkokul düzeyinde oluyordu neyse ki günümüzde çocuğun kitapla buluşması okul öncesi dönemde oluyor ama tabii bu da çok geç. Bir zamanlar AÇEV'in okul öncesi dönemin önemini vurgulamak adına yaptığı "7 Çok Geç!" diye bir kampanya vardı ya işte okuma kültürü adına da "3 Çok Geç!" Ebeveynler doğduğu andan itibaren bebeğe kitap okumalı, bebekle kitapla kitap okumalılar ve onun sanatla olan bu ilk karşılaşmasına imkân vermeliler. Nitelikli eserlerle buluşan çocuk zamanla bir edebiyat zevki kazanacak ve kendi seçim yapmaya başlayacaktır. Her alanda olduğu gibi çocuğu "iyi kitaplarla" buluşturmak bizim görevimiz ama seçim yapma işini ona bırakmalıyız diye düşünüyorum.

Okurlarınızla buluşuyorsunuzdur. Hangi çocuk sizi heyecanlandırır? Çocuklardan beklentiniz nedir?

Çocuklardan hiçbir beklentim yok açıkçası. Her çocuk beni heyecanlandırır. Yeter ki o buluşmalarda özgür bırakılsınlar; öğretmenleri tarafından baskılanıp, ebeveynleri tarafından yönlendirilmesinler.

Modern pedagojiyle aranız nasıl? Geleneksel yöntemlerle modern pedagoji arasında nerede duruyorsunuz? Yazdıklarınızda hangisinin ağırlığı daha fazladır?

Ebeveyn ve bir öğretmen olarak pedagojiyle ilgileniyorum. Ama bir yazar olarak onunla işim yok. Neden yetişkin kitaplarını psikologlar, psikiyatristler okuyup onaylamıyor da söz konusu çocuk olunca dönüp dolaşıp pedagojiyi konuşuyoruz. Artık bunu aşmanın vakti gelmedi mi? Çocuk edebiyatı adı üstünde edebiyattır, sanattır. Çocuk kitapları da sanatsal bir üründür.

Bugünün yazarları kalıcı eserler bırakabilecek mi? Sizce çağdaşlarınızdan kim yüz yıl (yüz çok olduysa elli diyelim) sonra da okunur?

h1 Neden olmasın, elbette kalıcı eserler bırakan yazarlar olacağı gibi şimdilerde on binlerce basan ama bundan elli yıl sonra adını bile hatırlamayacağımız yazarlar da olacaktır. Tüm bunları şimdiden öngörmek zor. En azından benim alanım değil.

Yetişkin bir yazarın bugünkü çocuğun diline, düşüncesine sahip olması mümkün müdür, gerekli midir? Farklı kuşakların bağını koruyabilmek için dünyalararası bir köprüye mi yoksa tek dünyalaşmaya mı ihtiyaç var?

Neden mümkün olmasın ki? René Goscinny yetişkin bir yazar olarak 1950'lerde "Pıtırcık" adlı serisiyle çocuğun diline, düşünce dünyasına ulaşmış. Ve hala da ulaşıyor. Günümüz çocukları yetmiş yıl önce yazılan bu kitapları okuyorlar. Haydi, gelin birlikte bakalım, bir kez daha bu seriyi okuyalım hem zamansal, hem kültürel anlamdaki farka rağmen bu nasıl olabiliyor?

Günün şartları ve çocuk edebiyatının ticarîleşmesi sizi korkutuyor mu? Okumak bir lüks, yazarlar marka, okurlar müşteri olmaya doğru mu gidiyor? Giderse ne olur?

Çocuk kitapları sanatsal bir ürün olmakla birlikte zaten ticari üründü. Bunda korkacak bir durum yok. Popüler yazarlar, kitaplar her zaman olacaktır. Okumayı lüks olarak gören bir grup her zamana çıkacaktır. Edebiyat zamanla içinden bunları eleyecek hatta içine bile almayacaktır zaten.

Sosyal medyada binlerce kitap değerlendirme hesabı var. Bunlar sizce okurları doğru yönlendiriyor mu, işe yarıyor mu? Kitap incelemeleri, değerlendirmeleri, eleştirileri noktasında neredeyiz? Takip ettiğiniz, çocuk kitaplarını değerlendiren bir mecra var mı?

Bu hesapların kitap değerlendirme değil de kitap tanıtım hesabı olduğunu düşünüyorum. Elbette içlerinde az da olsa kitap değerlendirmesi yapan hesaplar da var. Kitabı görünür kılması, çocuk edebiyatına alan açması anlamında bu hesapların önemli olduğunu düşünüyorum ve verdikleri emeği de değerli buluyorum. Yayınevleriyle birebir bağlantılı çalışan hesapların dışında nitelikli bağımsız hesaplar da var. Ve iyi ki de varlar. Ama dediğim gibi bu hesapları edebiyat eleştirisi anlamında değerlendirmemiz uygun olmaz. Kitap incelemeleri, değerlendirmeleri, eleştirileri konusunda son yıllarda gelişme kaydetsek de daha gidilecek çok yolumuz var. Bu konuda İyi Kitap, Çocuk Yazını, Sanat Kritik bence takip edilmesi gereken mecralardan.


Yazar: A. Erkan AKAY - Yayın Tarihi: 28.12.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 22.12.2022 21:35
922

A. Erkan AKAY Hakkında

A. Erkan AKAY

1981 İstanbul doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 2008 yılından bu yana Konya'da yaşamaktadır. İki evlat babası, iki evlat amcası, ikisinin de eniştesidir.

Spora, edebiyata ve küçükleri eğlemeye ilgisi çocukluğundan beri devam etmektedir. 2012-2020 yılları arasında Bilgin Atıcılık Spor Kulübü Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, 2015-2020 yılları arasında Türkiye Atıcılık Federasyonu Teknik Kurul Başkanlığı, 2017-2020 yılları arasında Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezleri Atıcılık Komisyonu Üyeliği ve İl Branş Sorumluluğu görevlerini yürüterek ulusal ve uluslararası düzeyde başarıya ulaşmış birçok sporcunun yetişmesine katkıda bulunmuştur. Destek AFAD gönüllüsüdür.

2017 yılında, kardeşinin bir hayali olan “Hayallerin Karın Doyursun” isimli kitaba katkılarından sonra, hep arzuladığı çocuk kitapları yazımının önü açılmıştır. Yayımlanmış 14 kitabı bulunmaktadır. Edebistan, Eğitim Her Yerde, Dilhane, Masal Dergisi gibi çeşitli sanal dergilerde, Hece ve MEB Özel Eğitim Çocuk Dergisi gibi matbu dergilerde deneme, makale ve şiirleri yayımlanmıştır.

Farkındadır ki her yazılan okunmaz ama okunanlar da ancak yazılanlardır. Yaşadıkça anlamını kaybeden sonsuz sözler arasından zarurî olanlara tutunuyor.

Dualarınızı bekler.

A. Erkan AKAY ismine kayıtlı 148 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 10 kitap bulunmaktadır.

Twitter Facebook Instagram mastodon/Threads LinkedIn YouTube Kişisel Kitap Satış Sitesi Kitapyurdu.com