Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Hatice İbiş, Çocuk, A. Erkan AKAY

Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Hatice İbiş yazısını ve A. Erkan AKAY yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsini

Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Hatice İbiş

08.06.2022 09:00 - A. Erkan AKAY
Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Hatice İbiş

Sizi çocuklar için yazmaya yönelten nedir?

Kendi çocuk yanıma dokunmaktı yola çıkarkenki amacım. Çocukluğumdan çocuklara uzanmak.

Çocuklar için yazmanın yetişkinler için yazmaktan daha zor olduğuna inanıyor musunuz?

Çocuklar için yazmanın daha kolay olduğuna dair genel bir kanı var toplumda. Fakat işin içinde çocuk olunca yazarın üzerine ekstra bir sorumluluk biniyor. Kelimeleri cümleleri daha özenle seçmek gerekiyor. Çocuklar üzerinde olumsuz bir etki bırakmaması adına yazılanların üzerinden defaatle geçmesi gerekiyor. Velhasıl çocuklar için yazmak daha büyük bir emek istiyor.

Çocuklara hitap eden metinlerinizde "olmazsa olmaz"ınız nedir? Sizce yazma sürecinizde bu ölçütünüz değişebilir mi?

Çocuklar için yazarken benim olmazsa olmazım eğlenceli bir dil kullanmak. Ebeveynler çocukların okudukları kitaplardan bir şeyler öğrenmelerini isterler. Bir ebeveyn olarak bu beklentiyi anlayabiliyorum. Fakat eğitim sisteminde yeterince öğretici uyarıcıya maruz kaldıkları için keyifli vakit geçirmek adına okudukları kitaplarda da aynı didaktik dille karşılaşmaları çocukları kitaptan ve okumaktan soğutabiliyor. Hem öğrencilerimin hem kendi çocuklarımın nabzını tuttuğumda eğlenceli, macera dolu fakat verilecek mesajın alt metinlerde gizli olduğu kitapları büyük bir keyifle okuduklarına şahit oluyorum. Yazar zaten bir dertle yazar fakat o derdi metnin içine yedirmek önemlidir.

Çocuk edebiyatının ülkemizde ve dünyadaki gelişimini takip ediyor musunuz? Diğer yazarları okur musunuz? Gidişat nasıl?

Dünyadaki gelişimini takip ettiğimi söyleyemem fakat ülkemizde son dönem çocuk edebiyatını takip etmeye çalışıyorum. Son zamanlarda çocuk edebiyatına ciddi bir rağbet olduğunu görüyoruz. Sosyal medyanın aktif kullanımı, görsel bir çağda yaşıyor olmamız yazılanlara yayınlananlara daha hızlı ulaşma imkanını da beraberinde getiriyor. Ülkemizde çocuk edebiyatının iki koldan ilerlediğini söylemek mümkün. Bir kısım yazarlar daha çok fantastik, distopik ve maceradan maceraya koşan kahramanlarla çocukların dünyasında yer edinirken bazıları ise geleneksel çizgiye bağlı kalarak daha bizden, hayatın içinden eserlerle çocukların dünyasına dahil olmaya çalışmaktadır. Burada çocukların her iki türe ait okumalarla beslenmesi gerektiğine inanıyorum. Zira farklı türler çocukların ufkunu geliştirmek bakımından da önemsenmesi gereken bir durumdur.

Yazarken edebî kurgu ve dile mi yoksa öğreticiliğe mi ağırlık veriyorsunuz? Sanat mı eğitim mi?

Hayatın içinde keyif alarak yaptıkları bir eylemin öğreticilik adı altında çocukları boğmasından yana değilim. 'Cezve Ansiklopedi' serisinden çıkan kitabım çocukları bilgilendirmeye dönük bir kitap aslında fakat bunu yaparken bilgiyi dayatmaktan ziyade bilgiye eğlenceli bir yoldan ulaşmalarını sağlamaya çalıştım. Dilin kullanımı her zaman öğreticiliğin önünde olmalı. Teknoloji çağında çocukların bilgiye ulaşması bu kadar kolayken çocuk edebiyatı yazarları çocuklara nitelikli metinler sunmak için çabalamalı.

Çocuk edebiyatı hakkında genel kabul görmüş ama katılmadığınız klişeler var mı? Rahat olabilirsiniz biz bizeyiz.

Çocuk edebiyatında yıllarca ebeveynlerin tarafında olup çocuklara parmak sallayarak bir mesajı dikte eden, bu şekilde çocuklara doğruyu öğretebileceklerini düşünen zihniyete katılmıyorum. Çocuk edebiyatında kalem oynatan yazarların çocukların tarafında olması gerektiğine inanıyorum. Son dönemlerde klişeyi kıran yazarlarımız var elbette. Zira mesajımız varsa bunu onların karşısında değil yanında olarak vermek mesajın etkisini de artıracaktır.

Çocuk kitapları yayıncılığında sizce en büyük eksiğimiz nedir? Bilgisayarda açtığınız boş dosyadan kitabınız okurun eline ulaşana kadar hangi basamak sizi en çok zorlar?

Piyasada çok fazla çocuk yayını var. Bunlar içinden sıyrılıp yayınevlerine ulaşmak biraz zor olabiliyor. Ben bu anlamda çok sıkıntı çekmedim zira en başından yayınevim ile irtibatlı olarak çalıştık. Fakat duyduklarımdan hareketle söyleyebilirim ki aylarca gönderilen dosyaya cevap gelmesini bekleyen hatta üzerinden yıllar geçmesine rağmen bir cevap alamayanlar var. Bu da yazma derdiyle dertlenenlerde motivasyon düşüklüğüne neden olabiliyor.

Yazdıklarınızla çocuklara erişebilmenin bir ön şartı var mıdır? Çocuk sevmek, çocuk sahibi olmak, çocuklarla iyi anlaşmak gibi.

Bir çocuğa erişebilmenin ön şartı kendi içimizdeki çocuğa dokunabilmektir. Rahmetli Doğan Cüceloğlu "Bir insanın ana vatanı çocukluğudur." der. Kimisi için bu ana vatan yemyeşil ormanlarla kaplı, rengarenk çiçeklerle bezelidir. Kiminin ana vatanı susuzluktan kurumuş çorak topraklar gibidir. Yazılanların sağlamasını yapmak için yazar önce ana vatanına, çocukluğuna dokunabilmeli ve orayı yeşertebilmelidir. Ana vatanında şakıyan kuşlar ne kadar neşeliyse yazılanların çocukların gönüllerine dokunma olasılığı da o kadar yüksek olacaktır.

Çocuk kitaplarında ne görürseniz sizi rahatsız eder? Çocuk hayatının da gerçeklerinden olan olumsuzluklarla kitabınızın içeriği arasındaki dengeyi nasıl belirlersiniz?

Özellikle ebeveynler çocukları için seçtikleri kitapların steril olmasını, temiz olmasını isterler. Bu haklı bir beklentidir. Fakat daha da ileri giderek normal hayatta yaşanması muhtemel olumsuz yaşantılardan da uzak olmasını, her şeyin güllük gülistanlık olmasını da isterler. Fakat gerçek hayat iniş çıkışlarla doludur. Çocukları gerçek hayattan uzak izole bir ortamda yetiştirme şansımız olmadığına göre hayatın içinde karşılaşılması muhtemel bir takım olumsuz yaşanmışlıklara kitaplar aracılığıyla şahitlik etmesi problem çözme becerilerini de geliştirecektir. Dolayısıyla gerçek hayattaki yoksulluk, zorbalık, kıskançlık, gibi davranışların kitaplardaki varlığını çok normal karşılıyorum. Mutsuz sonlar da olağandır, korku unsurları da kabul edilebilir. Fakat argo ifadeleri çocuk kitaplarında görmek beni rahatsız eder.

Okuyan çocuğun daha iyi bir insan olacağına dair elimizdeki dayanak nedir?

Yalnızca kitap okumak bir çocuğu iyi ya da kötü yapmaz. Olsa olsa daha çok kelimeye ve yaşanmışlığa maruz kalmak çocukları geliştirebilir. Kelimelerimiz kadardır dünyamız. Heybesine daha çok kelime katan çocukların hem hayal dünyaları daha geniştir hem de düşünme becerileri daha güçlüdür. Kendini ifade edebilme, empati kurma becerileri bakımından hep bir adım daha öndedir. Fakat başta da söylediğim gibi tek başına kitap okumak çocuğu iyi ya da kötü yapmaz.

Ebeveyn ve öğretmenlerin çocuk okumalarına katkısı gerekli veya yeterli mi? Çocuk bu konuda yönlendirilmeli mi, nasıl yönlendirilmeli, kitap nasıl seçilmeli ve okunmalı?

Okullarda bu görev genellikle Türkçe öğretmenlerine yüklenir. Kitap tavsiyeleri onlardan alınır. Fakat günceli takip edemeyen ve öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarını göz ardı eden öğretmenler çoğunlukla bu konuda yetersiz kalır. Okumadığı bir kitabı öğrencisine tavsiye etme şansı yoktur öğretmenin. Öğretmenlerimiz günceli takip etme konusunda maalesef yetersiz. Elbette her çıkan kitabı almak okumak takip etmek çok zor zira çocuk edebiyatında ciddi bir üretim var son dönemlerde. Fakat yalnızca Türkçe öğretmenlerinin değil her öğretmenin kendi okumaları ya da meslektaşlarından aldıkları tavsiyelerle elinde ciddi bir kitap listesi olmalı. Watpad kitaplarının yaygınlaştığı günümüzde çocukları nitelikli kitaplarla tanıştırmak konusunda öğretmen kendisini sorumlu hissetmeli. Tavsiyelerine güveneceği kişilerle bu konuda fikir alışverişinde bulunmalı. Çocuk okuma grupları oluşturulabilir, onlarla birlikte okuyup okunan kitaplar üzerinde konuşulabilir. Çocuk dünyasına girebilmek okuduklarımızı onların gözleriyle görebilmek çocuklar kadar bizi de besleyecektir.

Okurlarınızla buluşuyorsunuzdur. Hangi çocuk sizi heyecanlandırır? Çocuklardan beklentiniz nedir?

"Ben de kitap yazmaya başladım" diyen çocuklar beni çok heyecanlandırıyor. Kelimelerle küçük yaşta haşır neşir olmak bir çocuğun gelişimi için inanılmaz önemli. Şimdiki çocuklar bu anlamda çok şanslı. Okuduğu bir kitabın yazarına ulaşmak iletişim kurmak çok kolay artık. Kitabı okurken zihnine hücum eden neden ve niçinleri direkt yazarına sorma imkanına sahipler. Çocuklardan beklentim çocuk olmaktan vazgeçmesinler. Büyümenin büyüsüne kapılıp arkalarında bıraktıkları çocukluklarını unutmasınlar.

Modern pedagojiyle aranız nasıl? Geleneksel yöntemlerle modern pedagoji arasında nerede duruyorsunuz? Yazdıklarınızda hangisinin ağırlığı daha fazladır?

Pedagojide bir zamanlar göklere çıkarılan yaklaşımların bir zaman sonra kıymetini yitirdiğine hatta büyük yanlışlar olarak anlatıldığına şahit oluyoruz. Modern pedagojiyi takip etmekle beraber gelenekle bağı koparmamak gerektiğine inanıyorum. Batıdan devşirdiğimiz fikirlerin bizim topraklarımızda yeşermesini beklediğimizde sonuç çok iç açıcı olmayabiliyor. Modern ve gelenek arasında sentezler yaparak bize uygun pedagojiler üretmeye ihtiyacımız var ki son zamanlarda bununla dertlenenleri görmek mutlu ediyor.

Bugünün yazarları kalıcı eserler bırakabilecek mi? Sizce çağdaşlarınızdan kim yüz yıl (yüz çok olduysa elli diyelim) sonra da okunur?

Bir derdi olan nitelikli metinler üreten yazarlar uzun vadede okunacaktır muhakkak.

Yetişkin bir yazarın bugünkü çocuğun diline, düşüncesine sahip olması mümkün müdür, gerekli midir? Farklı kuşakların bağını koruyabilmek için dünyalararası bir köprüye mi yoksa tek dünyalaşmaya mı ihtiyaç var?

Yaşadığımız çağın çocuklarının diline düşüncesine uzak kalmak, kendi zamanımızın dilini ve düşüncesini çocuklara dayatmak köprüleri yıkar. Zamane çocukları çok farklı. Oğlum arda arda iki kitap okumuştu. İlki genç bir yazarın kaleme aldığı distopik bir çocuk kitabıydı. Sonraki okuduğu ise daha geleneksel bir yöntemle yazılmış, yaşanmışlıklardan hareketle kaleme alınmış bir hikaye kitabıydı. Oğlum ikinci kitabı okurken bu kitabın yazarı biraz yaşlı galiba dedi. Neden böyle düşündüğünü sorduğumda zira kelimesini çok kullanmış dedi. Hem dil bağlamında hem de konu bağlamında zamane çocuklarını yakalamak zorundayız. Bu örnekten kastım dili tamamen basitleştirmek değil. Ama çocuklar kendi yaşlarını okuyan yazarları hemen fark ediyorlar. Kendi dünyamızda kalıp onların dünyalarına ağ atmaya çalışmalıyız. Köprüleri yıkmak değil yıkılan köprüleri inşa etmek olmalı derdimiz.

Günün şartları ve çocuk edebiyatının ticarîleşmesi sizi korkutuyor mu? Okumak bir lüks, yazarlar marka, okurlar müşteri olmaya doğru mu gidiyor? Giderse ne olur?

Evet bu tarz sıkıntılar var halihazırda fakat işini ciddiyetle yapan insanın bunları dert edineceğini sanmıyorum. Bu bir arz talep meselesi ve herkes nasibi kadarına ulaşır.

Sosyal medyada binlerce kitap değerlendirme hesabı var. Bunlar sizce okurları doğru yönlendiriyor mu, işe yarıyor mu? Kitap incelemeleri, değerlendirmeleri, eleştirileri noktasında neredeyiz? Takip ettiğiniz, çocuk kitaplarını değerlendiren bir mecra var mı?

Bir kitabı okurken herkesin beklentisi farklıdır. Bazen çok satan, çok övülen kitapları okuyunca bir şaşkınlık yaşıyor insan. Okunan metin aynı olsa da etkisi çok farklı olabiliyor. Zira her bireyin ilgileri, ihtiyaçları, duygu durumları okuma kültürü birbirinden farklı. Okuma yolculuğunda tavsiyeler elbette önemli fakat kimden geldiği daha da önemli. Eleştiri kültürü ise bizde yok denecek kadar az. 'Kitap Haber' gibi nitelikli mecraların artması dileğiyle.


Yazar: A. Erkan AKAY - Yayın Tarihi: 08.06.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 11.05.2022 10:10
310

A. Erkan AKAY Hakkında

A. Erkan AKAY

1981 İstanbul doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 2008 yılından bu yana Konya'da yaşamaktadır. İki evlat babası, iki evlat amcası, ikisinin de eniştesidir.

Spora, edebiyata ve küçükleri eğlemeye ilgisi çocukluğundan beri devam etmektedir. 2012-2020 yılları arasında Bilgin Atıcılık Spor Kulübü Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, 2015-2020 yılları arasında Türkiye Atıcılık Federasyonu Teknik Kurul Başkanlığı, 2017-2020 yılları arasında Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezleri Atıcılık Komisyonu Üyeliği ve İl Branş Sorumluluğu görevlerini yürüterek ulusal ve uluslararası düzeyde başarıya ulaşmış birçok sporcunun yetişmesine katkıda bulunmuştur. Destek AFAD gönüllüsüdür.

2017 yılında, kardeşinin bir hayali olan “Hayallerin Karın Doyursun” isimli kitaba katkılarından sonra, hep arzuladığı çocuk kitapları yazımının önü açılmıştır. Yayımlanmış sekiz çocuk kitabı bulunmaktadır. “Edebistan”, “Eğitim Her Yerde”, “Dilhane” gibi çeşitli sanal dergilerde deneme, makale ve şiirleri yayımlanmıştır.

Farkındadır ki her yazılan okunmaz ama okunanlar da ancak yazılanlardır. Yaşadıkça anlamını kaybeden sonsuz sözler arasından zarurî olanlara tutunuyor.

Dualarınızı bekler.

A. Erkan AKAY ismine kayıtlı 40 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.