Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Şeyda Koç, Söyleşi, A. Erkan AKAY

Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Şeyda Koç yazısını ve A. Erkan AKAY yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Şeyda Koç

17.08.2022 09:00 - A. Erkan AKAY
Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Şeyda Koç

Sizi çocuklar için yazmaya yönelten nedir?

Biz masallarla büyüdük. Bizden sonraki nesil elektronik aygıtlardaki oyunlarla büyüyor. Masalları yahut kitapları sevdirmek de yine ebeveynin eğitimi ile orantılı. Ebeveyn okumayı seviyorsa çocuk da sever. Masallar artık çocukların nazarında olması gereken değere haiz değil. Ülkemizde değerler eğitimi dediğimizde, Dünya çocuk edebiyatı ile aramızda büyük bir kronolojik açık söz konusu. Avrupa merkezli yaşamımı sürdürmem nedeniyle ve bu coğrafyadaki çocuk kitaplarını, okulda verilen okuma bilinci çalışmalarını gözlemlediğimde bu farkındalığım arttı. Uzun yıllar içerisinde edebi kitaplarım yayımlandı. Kalemimi çocuklarla buluşturmak istedim.

Çocuklar için yazmanın yetişkinler için yazmaktan daha zor olduğuna inanıyor musunuz?

Her ikisi de farklı pencerelerden zor. Yetişkinlerde bireye yansıyacak olan sosyal ve psikolojik yoğunluğu ya da topluma dair etnik kriterleri kısmen hesap etme durumunda kalıyorsunuz. Ancak çocuklarda sayısız kriter söz konusu. Başlıca pedagojik yaklaşımlar içermesi, bilgilerin teyit edilmesi, tutarsız ve asılsız yönlendirme vs. olmaması gerekiyor. Fantastik kurgu edebiyat içeriğinde işlenecek olan değerler eğitimi, kendi ütopyasında kısır bir döngüde yer almamalı. Fantastik kurgu edebiyat ve fantastik edebiyat farklı kavramlar olarak ortaya çıkar. Bu yaş kategorisinde önemli unsurlardır. Daha yalın bir örnekle "Alice Harikalar Diyarında" gibi daha üst yaş grubu çocuklara yazılmış olan fantazya dünyasını 5-6 yaşındaki bir çocuğa okumanız doğru olmayabilir.

s1

Çocuklara hitap eden metinlerinizde "olmazsa olmaz"ınız nedir? Sizce yazma sürecinizde bu ölçütünüz değişebilir mi?

Didaktik olmamasına dikkat ederim. Karşılıklı sohbet eder ya da anlatır gibi. Çocuklar dikte edilen cümle ve davranışsal kalıpları sevmez. Çünkü bu eğitim metodu, çocuğa doğru bilgi vermek adına tematik çalışmalarda söz konusudur. Ancak öğretici ya da eğlendirici ögeler taşıyan yazılı bir metinde, yani kitabımızda bu yanlış bir yaklaşım olacaktır. Olması gereken değer kalıplarını edebi kurguya titizlikle yedirebilmektir.

Çocuk edebiyatının ülkemizde ve dünyadaki gelişimini takip ediyor musunuz? Diğer yazarları okur musunuz? Gidişat nasıl?

Elbette. Avrupa ülkelerine kıyasla ülkemizde henüz emekleme sürecinde. Bu sebeple birçok yetişkin kalemi olan yazar da bu sahada varlığını göstermeye başladı. Güzel de oldu. Aslında seçicilik noktasında kriterler yayınevine bağlı olarak gelişir. Avrupa'da çok daha önce başlayan değerler eğitimi ilk öğrenimde ağırlıklı olarak kendini gösteriyor. Hem kitapların işlenişi, hem devlet okulları ile bağlantılı teatral ya da kütüphanelerde yapılan çalışmalar var. Kitap okuma bilinci nasıl olmalı? Nasıl bir yol takip edilmesi gerekir? Cevap arayışında öğretmenler oldukça aktif. İdari kadronun bu bilincin oluşmasındaki başarısına sebep ise öğretmen okullarında alınan formasyon eğitimidir. Okul başarı çizelgesinde öğretmenlerin pedagojik formasyonu büyük önem taşıyor. Böylece semt kütüphaneleri kadar okul kütüphaneleri de geniş yelpazede birbiri ile programlı hareket edebiliyor.

s2

Yazarken edebî kurgu ve dile mi yoksa öğreticiliğe mi ağırlık veriyorsunuz? Sanat mı eğitim mi?

Yazmış olduğum dosyalarda aslında eş zamanlı operasyon yürütüyorum demem doğru olur. Tabii bu esprili bir özet. Şöyle ki; ağırlıklı olarak kültür, din ve tarih, aynı zamanda insani değerler iç içe geçecek şekilde kurgular yapıyorum. Bu anlamda araştırmamın selameti ve bilgilerin teyit safhası oldukça yoğun ve yorucu oluyor.

Çocuk edebiyatı hakkında genel kabul görmüş ama katılmadığınız klişeler var mı? Rahat olabilirsiniz biz bizeyiz.

Ülkemizde ve tabii Dünya'da yayın politikası popülizm üstüne kurulu. Artık reklama çok çıkan kitaplar daha değerli gibi yanlış bir algı var. Edebi kriterlerin hâkim olduğu kitaplar, hem popülist çerçeve içinde kalacak kadar cazip hem de literatüre haiz olabilir. Olmaması için bir engel göremiyorum. Ülkemizdeki mevcut sorun bu reklamlarda seçiciliğin olmaması. Bazı yazarların çocuk kitabı yazma tercihini popülist yaklaşım olarak değerlendirenler de yok değil. Örnek verecek olursam 'Müslüman Mucitler' dosyamı ele aldığımda henüz TR piyasasında bu konuda tek bir kitap yoktu. Hatta dijital sahada video dahi yoktu. İki yayıncının anlaşma sonrasında kendi çıkarları gereği geri adım atması ve feshe gitmesi canımı sıktı. Reklama yatırım yapacağız bari para cebimizde kalsın diyerek telif sorunu olmayacak dosyalar oluşturdular. Açıkçası sadece bir isme bu yatırımı yapmak istemediler. Yanlış bir popülarite açısı geliştirdiler. Kapağı ve ismi janjanlı, içeriği sığ kitaplar yayımladılar. Onları alıp baktığımda şunu gördüm. Kitapta bir yetişkin, çocuk okura teknik bilgilerle kahramanın eserlerini anlatıyor. Kurulan hayal örgüsünün hiçbir tutarlılığı yok. Hâlbuki bir hayale yönlendirirken, kurguda verilecek olan birçok değer var. Çocuk, kendi hayal gücünün rotasını belirlemekte özgür bırakılmalı. Dikte derken de bunu kastediyorum. Çocuklar her bilgiyi zaten dijital sahada edinebiliyorlar. Edebiyat ya da değerler eğitimi bilginin yazıya dökülmesi değildir. Yazarın kalem kabiliyetinde neredeyse kusursuz bir kurgu, yaş skalasına göre özenli cümleler ve güçlü bir idea gerektirir. Bu konuda çocuklarımız adına fazla hassasım diyebiliriz. Kısaca; kabuller kısa süreli olur. Klişeler aslını aratır.

s3

Çocuk kitapları yayıncılığında sizce en büyük eksiğimiz nedir? Bilgisayarda açtığınız boş dosyadan kitabınız okurun eline ulaşana kadar hangi basamak sizi en çok zorlar?

En büyük eksiğimiz çocuk kitaplarını sadece ülkemizdeki ve ortak kriterlere sahip ülkelerdeki çocukların okuyacağını düşünerek hareket etmemiz. Zaten bu anlamda yayıncılar kendi içinde farklı ideolijik sebeplerle kitapları eliyor. Hâlbuki edebiyat evrenseldir ve insanidir. Sadece bu zamana ait değildir. Çocuk kitaplarında da aynı durum söz konusu. Çocuk hayal ve düşünce dünyası izm'lerden çok rafinedir. Toplum ve birliktelik evrensel değerler tabii ki önemli fakat spesifik noktalar çok hassas ele alınmalı. En çok zorlandığım kısım genelde ilk bölüm oluyor. Çünkü bir kitap dosyasının ilk bölümünde hemen hemen o kitabın tüm iskeleti ortaya çıkmış olur.

Yazdıklarınızla çocuklara erişebilmenin bir ön şartı var mıdır? Çocuk sevmek, çocuk sahibi olmak, çocuklarla iyi anlaşmak gibi.

Ön şartlar ve kabuller; önyargıdır. İnsan olmanın sorumluluğunu hisseden her insan gelecek nesli konusunda duyarlı olmalıdır. Mirası için eylemde bulunmalı, meslek ve yaşamına göre emek verebilmelidir. Çocuğu ile çevresindeki çocuklarla vs. Yazıyorken kendiliğinden gelen bir mesai ve emek-zaman çizelgem var. Yazdığımı severek okuyorsam başka gözler de sevecektir. Ama bunun endişesini hiçbir dosyamdan önce duymadım. Çünkü yazı hayatımız çıkar alışverişine bağlı olmamalı. Zorundalık ile farkındalık yazar zaviyesinden genişçe ele alınabilir.

s8

Çocuk kitaplarında ne görürseniz sizi rahatsız eder? Çocuk hayatının da gerçeklerinden olan olumsuzluklarla kitabınızın içeriği arasındaki dengeyi nasıl belirlersiniz?

Çocuk kitaplarında; şiddet, ajite, doğru ve yanlışa dair yaptırım içeren cümleler beni rahatsız ediyor. Çocuğa düşünme ve kıyas şansı verilmemesi, son olarak resimlerin konu ile orantılı değil de satışına katkı sağlayacak şekilde bol renkli çizilmesi rahatsız edici. Bunu kitap içeriği ile doğru orantılı olarak örnekliyorum. 3 ila 6 yaşındaki çocukların kitap resimleri ile 10-15 yaş aralığı çocukların resimlemesi farklıdır. Aynı şekilde 1 ve 2 yaşındaki çocuk için de farklı olmalıdır. Renklere boğmak o kitabı daha albenili yapmak ebeveynler açısından cezbedici olabilir. Ama çocuğun algısında bilemeyeceğimiz erozyonlara da sebep olabilir. Kitap seçiminde yaş kriteri bu sebeple çok önem taşır. Yazı stilinden resimleme tekniğine kadar.

s4

Okuyan çocuğun daha iyi bir insan olacağına dair elimizdeki dayanak nedir?

Böyle bir yargım yok. Çünkü çocuklarımızın duygu dünyaları ilahi bir korunma güdüsü ile donatılmıştır. Onlar bilgi ile henüz dolmuş olmasalar da yanlış ve doğruyu ayırt edebilme yetisine sahiptirler. Beyin organına dair teknik olarak algılamada muhakkak ki katkısı olur. Sosyal statüsünü belirlemede de bu katkılar iyi olmasını sağlar mı, kısmen elbette ama çok baskın farklı unsurlar da iyi insan olabilmesi için gereklidir. Başlı başına bir sebep olmayacaktır.

Ebeveyn ve öğretmenlerin çocuk okumalarına katkısı gerekli veya yeterli mi? Çocuk bu konuda yönlendirilmeli mi, nasıl yönlendirilmeli, kitap nasıl seçilmeli ve okunmalı?

Henüz o bilinç maalesef okullarımızda oturmadı. Fakat büyük bir reform da söz konusu. Henüz değerler eğitiminin farkına milletçe ve kamusal alan da dâhil olmak üzere yeni vardık. Bu sebeple idealist öğretmenlerimiz sayesinde hızla istediğimiz hedefe doğru gidiyoruz. Bunun belirli kesimlerin baskısı olmadan bilimsel ve sanatsal, tabii aynı zamanda pedagojik değerler göz ününde tutularak yapılması gerekiyor. Bir okula bir yazar davet edildiğinde ya da kitapları alındığında o yazardan çok kitaplarının yetkin gözlerle bir okunup testi geçmesi gerekiyor. Çocukları en iyi yönlendirebilecek olanlar yine öğretmenlerimiz. Rehber öğretmenlerimiz ya da edebiyat öğretmenlerimiz. Çünkü onlar, okumanın bilincine ermiş, kıymeti kendinden menkul olan yetişkin okurlar.

Okurlarınızla buluşuyorsunuzdur. Hangi çocuk sizi heyecanlandırır? Çocuklardan beklentiniz nedir?

s7

İmza günlerim çok keyifli geçiyor. Kitabımı okumasının heyecanı hâlâ gözlerinde olan meraklı çocuklarımızın soruları harika oluyor. Cevaplarken, "çocuk kitaplarını iyi ki yazmışım." diye düşünüyorum. Bir de "bu kitabın devamı gelecek mi?" diye sormaları çok güzel oluyor. Motivasyonumda, kalemimin münbit olabilmesi yönünde büyük etkisi oluyor. Çocuklardan beklentimden ziyade tavsiyem şu olabilir; kendilerine çok değer vermeliler. Çünkü çok kıymetliler. Onlar geleceğimiz. Kendine değer veren birey çevresinde olup bitenden haberdardır. Bu kendini değerli görme inançlı kimselerde çevresine de değer katabilme yetisinin gelişmesine olanak sağlar. Sorumluluk bilincini geliştirmesine sebep olur. Okumaları ise onlara mucizevi tek bir yeti kazandırır. Bu da 'Empati' dir. Hayatlarının ne kadar kolaylaşacağını ve çevresindeki insanları daha kısa zamanda nasıl tanıyabileceklerini empati yetisi ile anlama şansları çok kolay olacaktır.

Modern pedagojiyle aranız nasıl? Geleneksel yöntemlerle modern pedagoji arasında nerede duruyorsunuz? Yazdıklarınızda hangisinin ağırlığı daha fazladır?

s5

Pedagoji başlı başına bir bilim olduğu için biz çocuk pedagojisi açısından değerlendirebiliriz. Tabii ki modern eğitim tarafındayım. Çünkü çocuk pedagojisi sürekli bir devinim içinde, bu sebeple sık sık çocuk eğitimi ile ilgili olan yabancı kayıt ve makaleleri de okurum. Örneğin montessori eğitimi dahi ülkemizde son yıllarda önem kazanmışken Avrupa'da farklı program içeriklerine sahip okullar var. Okullar tek tip eğitim çizgisi sunmuyor. Bu sebeple kolejler yok denecek kadar az. İlkokuldan itibaren çocuğunuzun ilgi alanına göre okula başlatmanız ve yönlendirmeniz daha rahat oluyor. Yazdığım çocuk kitaplarında modern ve devinim gösteren bilgilerle tazelenerek yol alıyorum. Örneğin; Avrupa ya da Uzak Doğu menşeili bir kitapta da çocuk dua edebiliyor. Yaratıcısına yalvarabiliyor ya da iyiliği anlatırken semavi kitaplardan bir söz kullanabiliyor ama bunun uygulamada nasıl olacağına dair detay verilmiyor. Dosya içeriğine ve dediğim gibi yaş grubuna göre dozunda tematik dokunuşlar olabilir.

Bugünün yazarları kalıcı eserler bırakabilecek mi? Sizce çağdaşlarınızdan kim yüz yıl (yüz çok olduysa elli diyelim) sonra da okunur?

Yakın dönem klasik Türk çocuk edebiyatımızda çok sayıda yazarımızın ismi yok. Bana "bir Ömer Seyfettin ya da bir Gülten Dayıoğlu ya da Kemalettin Tuğcu çıkar mı?" diye sorsalar. "Elbette çıkacaktır." derim. Açıkçası böyle bir hayalim de var. Fakat elli ya da yüz yıl sonrasını konuşabilmek için önce yayıncılarla bir röportaj yapmanız gerekebilir. Maalesef ülkemizde yayın politikası henüz istikrar sağlamış değil. Malumunuz bunun kapital vs. gibi sebepleri de var. Jules Verne gibi tüm Dünya'nın tanıdığı bir kalem olarak anılmak isterim. Hayalimiz nihayetinde çocuklarımıza güzel bir miras bırakabilmek. Öyle değil mi?

Yetişkin bir yazarın bugünkü çocuğun diline, düşüncesine sahip olması mümkün müdür, gerekli midir? Farklı kuşakların bağını koruyabilmek için dünyalar arası bir köprüye mi yoksa tek dünyalaşmaya mı ihtiyaç var?

İçinde çocuk ruhunu koruyabilmiş olmalı. Yargısız infaz yapan bir portresi olmamalı. İyimser olmalı ama saflığı boş bir egoya dönüşmemeli gibi şahsi fikirlerim var. Bu cevabı verirken yazar olarak değil de bir anne olarak söylüyorum. Çünkü çocuklarımın okuyacağı kitaplarda yazar kendi egosunu ne kadar tatmin etmiş ya da farkında olmadan 'ben' yorumunu ne kadar katmış bunun kontrolünü iyi bir okur olduğumu düşünerek de yapabiliyorum.

s6

Günün şartları ve çocuk edebiyatının ticarileşmesi sizi korkutuyor mu? Okumak bir lüks, yazarlar marka, okurlar müşteri olmaya doğru mu gidiyor? Giderse ne olur?

Çok doğru dediniz. Tek kelime ile endişe verici. Zamanla bu endişemiz azalacak diye düşünüyorum. Bu gidiş süreklilik taşımayacaktır. Toplumun sosyal gelişimine aykırı. Fakat geçiş döneminde her kavram ve ideada olduğu gibi bu hengame de bir süre devam edecek. Sonrasında duruma devlet politikası el koyacaktır. Bir ülkede sanat (edebiyat), mesajı genelleyecek olursak bir de tarım hak ettiği yerde ise o ülke hızla kalkınacaktır. Ümidim, bu ortak bilince bir an önce ulaşabiliriz.

Sosyal medyada binlerce kitap değerlendirme hesabı var. Bunlar sizce okurları doğru yönlendiriyor mu, işe yarıyor mu? Kitap incelemeleri, değerlendirmeleri, eleştirileri noktasında neredeyiz? Takip ettiğiniz, çocuk kitaplarını değerlendiren bir mecra var mı?

Sosyal medya sayfalarında bahsettiğiniz gibi ticari algıda kurulmuş ve markalaşma eğiliminde birçok sayfa mevcut. Benim de listemde bu arkadaşlar var. Ücretsiz bu işi hakkıyla yapanlar da takdiri hak ediyor. Yakın zamanda objektif bakış ve samimiyetle paylaşım yapan yeni bir kitap tanıtım sayfası ile tanıştım. Gülsen Kalay'a ait bir sayfa. 'Glsnkly' ticari ve markalaşma iddiası olmayan bir annenin çocuğu için seçtiği kitaplar. Kendisi ile tanışmıyorum. Fakat takipleştiğimiz için, gözlemim bu yönde oldu.

Özenli sorularınız için size ve Kitap Haber'e teşekkür ederim.


Yazar: A. Erkan AKAY - Yayın Tarihi: 17.08.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 30.06.2022 20:47
851

A. Erkan AKAY Hakkında

A. Erkan AKAY

1981 İstanbul doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 2008 yılından bu yana Konya'da yaşamaktadır. İki evlat babası, iki evlat amcası, ikisinin de eniştesidir.

Spora, edebiyata ve küçükleri eğlemeye ilgisi çocukluğundan beri devam etmektedir. 2012-2020 yılları arasında Bilgin Atıcılık Spor Kulübü Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, 2015-2020 yılları arasında Türkiye Atıcılık Federasyonu Teknik Kurul Başkanlığı, 2017-2020 yılları arasında Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezleri Atıcılık Komisyonu Üyeliği ve İl Branş Sorumluluğu görevlerini yürüterek ulusal ve uluslararası düzeyde başarıya ulaşmış birçok sporcunun yetişmesine katkıda bulunmuştur. Destek AFAD gönüllüsüdür.

2017 yılında, kardeşinin bir hayali olan “Hayallerin Karın Doyursun” isimli kitaba katkılarından sonra, hep arzuladığı çocuk kitapları yazımının önü açılmıştır. Yayımlanmış sekiz çocuk kitabı bulunmaktadır. “Edebistan”, “Eğitim Her Yerde”, “Dilhane” gibi çeşitli sanal dergilerde deneme, makale ve şiirleri yayımlanmıştır.

Farkındadır ki her yazılan okunmaz ama okunanlar da ancak yazılanlardır. Yaşadıkça anlamını kaybeden sonsuz sözler arasından zarurî olanlara tutunuyor.

Dualarınızı bekler.

A. Erkan AKAY ismine kayıtlı 143 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 9 kitap bulunmaktadır.