Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Yusuf Duru, Söyleşi, A. Erkan AKAY

Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Yusuf Duru yazısını ve A. Erkan AKAY yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Yusuf Duru

27.04.2022 09:00 - A. Erkan AKAY
Çocuk Edebiyatına İçeriden Bir Bakış: Yusuf Duru

Sizi çocuklar için yazmaya yönelten nedir?

Çocukluk dönemimde, babamın kitaplığından çocuklara yönelik kitaplar okur, özellikle de Jull Verne'in kitaplarına hayran kalırdım. Bize ait kitapların olduğunu biliyordum ama bizim kitaplığımızda pek yoktu. Elde ettiğim bizim yazarlarımıza ait kitapları hemen almaya, temin etmeye, kiralamaya çalışır bir solukta okurdum. Çok da severdim. En önemli sebeplerden birisi bu açlık olsa gerek. Bir diğer sebep ise çocuklarımız bizim geleceğimiz ve bizim geleceğimiz onların omuzlarında yükselecek. Tüm insanlığın geleceğini kastediyorum. Bu yüzden doğru bilgiyi, doğru kaynaktan, temiz bir Türkçeyle onlara aktarmak da bizim vazifemiz. Bu yüzden çocuklara yazmayı çok seviyorum.

Çocuklar için yazmanın yetişkinler için yazmaktan daha zor olduğuna inanıyor musunuz?

Elbette çok daha zor. Çocuğun anlama eşiği, kavrama kabiliyeti, düz mantık bakışı, okuduğu cümlelere, kelimelere, terimlere, tamlamalara aşinalığı, tecrübesizliği her şey sizin elinizde, yazdığınızda beslenecek ve gelişecek. Bu yüzden çocuklar için yazmak büyükler için yazmaktan çok daha zor. Bir konuyu büyüklere elli çeşit anlatırsınız ama çocuğu anlattığınız ilk kurguda hemen sorgulama başlayacaktır. "Niye?" "Neden?" "Nasıl?" "Kim?" "Ne?" "Nerede?" "Ne zaman?" ve daha ardınca gelen onlarca soru. Tüm bu sorulara cevap hakkınız birkaç cümleyle sınırlı. Buyrun siz karar verin çocuğa yazmak zor mu, kolay mı.

bin_akceye_bir_soz

Çocuklara hitap eden metinlerinizde "olmazsa olmaz"ınız nedir? Sizce yazma sürecinizde bu ölçütünüz değişebilir mi?

Öncelikle yazmaya çalıştığım konunun ehemmiyetine istinaden seçtiğim cümleler çok önemli. Çocuğun kalbine ve beynine aynı anda hitap ediyorsunuz. Yetişkin sadece beyniyle okur. Duygusal bir metin bile olsa önce beyin ve mantık süzgecinden geçirerek kalbine inmesi gerekiyorsa indirir. Ama çocukta bu ikisi aynı anda algıya başlar. Kalp ve beyin. İşte bu yüzden yazarken benim için çocuğun kalbi ve beyni olmazsa olmazlarımdandır.

Çocuk edebiyatının ülkemizde ve dünyadaki gelişimini takip ediyor musunuz? Diğer yazarları okur musunuz? Gidişat nasıl?

Ülkemizde son yirmi yılda büyük bir gelişme var. Özellikle son on yılda. Çok çeşitli yayınevleri çocuk edebiyatı üzerine yoğunlaşmaya ve sahalarını sadece çocuk edebiyatına ayırmaya başlamış durumdalar ancak geç kaldılar. Çünkü onlar ortaya çıkıncaya kadar yetişen neslin iğdiş edilmiş beyinleri artık düzelecek gibi değil. Peki, yeterli mi? Bizim çocuk edebiyatı ile uğraşan insanlarımızın birinci handikapları işe ticari boyuttan bakmalarıdır. İlk planda para kazanalım, sonra hizmet edelim düsturu ile hareket etmeleri ve ticari kaygı taşımaları ortaya çıkarılan eserlerin de kısır bir döngüye mahkûm olmasına sebebiyet veriyor. Bir de bizde taklit çok. Yani kendisinden önce yazılmış bir eseri taklit etmek çok kolayımıza geliyor. Küçük dokunuşlarla yeni bir esermişçesine ortaya çıkarmak da çok matah bir iş değil. Batıda çocuk edebiyatı ciddi bir sektör ve hükümetin ilgili mercilerince kontrol edilen hatta sürekli kontrol altında tutulan bir sektör. En küçük bir yanlışta çok ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor yayınevleri, yayıncılar ya da yazarlar. Tabi ki hem ülkemizden hem de yurt dışından çocuk edebiyatı ile uğraşanları yazanları çizenleri takip etmeye çalışıyorum.

Yazarken edebî kurgu ve dile mi yoksa öğreticiliğe mi ağırlık veriyorsunuz? Sanat mı eğitim mi?

Bu aslında ilginç bir soru. Eğitim zaten bir sanat işidir. Siz iyi bir sanatçı iseniz iyi bir eğitmensiniz, iyi bir eğitmenseniz ortaya çıkardığınız sanat iyi bir sanatçının ürünü olarak ortaya çıkacaktır. Kanaatimce sanatı ve tüm sanat dallarını kullanarak kalıcı, kaliteli ve iyi bir eğitim.

karagoz

Çocuk edebiyatı hakkında genel kabul görmüş ama katılmadığınız klişeler var mı? Rahat olabilirsiniz biz bizeyiz.

Birçok isim var ama vermek istemiyorum. Çünkü biliyorum ki onlarda kendilerini haklı görecekler. O yüzden bu soruya cevap vermek istemiyorum. Ancak algı operasyonları ile yönetilen bazı yayınevlerinin ortaya koyduğu eserlerin özellikle hükümetin ilgili mercilerince incelenmeye alınması gerekliliğini tekrar vurguluyorum.

Çocuk kitapları yayıncılığında sizce en büyük eksiğimiz nedir? Bilgisayarda açtığınız boş dosyadan kitabınız okurun eline ulaşana kadar hangi basamak sizi en çok zorlar?

Yayıncının 'bu kitap para eder mi' kaygısı. En büyük sıkıntı budur. Elbette para kazanmak için yayıncılık yapılır ancak madem bu sektöre girdin kardeşim o zaman yaptığın işin geleceğe yatırım olduğunun da şuurunda olmalısın. Büyük hizmetler, büyük fedakârlıklar gerektirir. Fedakârlık yapmadan, göstermeden kazanmaya çalışmak kanaatimce yetersizdir.

Yazdıklarınızla çocuklara erişebilmenin bir ön şartı var mıdır? Çocuk sevmek, çocuk sahibi olmak, çocuklarla iyi anlaşmak gibi.

Çocuk ruhunu bilmek yeterli bence. Ruhundaki çocuğu öldürmesin yazar gerisi kendiliğinden gelir.

Çocuk kitaplarında ne görürseniz sizi rahatsız eder? Çocuk hayatının da gerçeklerinden olan olumsuzluklarla kitabınızın içeriği arasındaki dengeyi nasıl belirlersiniz?

Yaş gruplarına göre yazılan eserlerde bazen çok yoğun milliyetçilik, din, vatan, bayrak olgularına rastlıyorum. Henüz onları anlayacak mantık kapasitesine sahip olmayan çocuğa siz dayatma yoluyla bayrağı, vatanı özellikle de dini sevdirmeye çalışırsanız soğutursunuz. Sürekli mesaj içeren yayınlarda beni rahatsız ediyor. Annene şöyle davran, babana şöyle davran, abine şöyle davran, öğretmenine şöyle davran, kardeşine şöyle davran, arkadaşına şöyle davran, vesaire vesaire... Çocuğu henüz akıl baliğ olmadan balina gibi her şeyi yutan bir canavara dönüştürüp ruhunda derin yaralar açan çalışmalara her zaman irrite olmuşumdur.

sogudun_son_yapragi

Okuyan çocuğun daha iyi bir insan olacağına dair elimizdeki dayanak nedir?

Okuyan çocuk değil. Doğru bilgiyi, doğru kaynaktan, doğru şekilde okuyan çocuk. Yaşına göre okuyan çocuk, ebeveyn, öğretmen, aile vesaire kanalları ile doğru yönlendirilen çocuk daha iyi bir insan olacaktır elbette.

Ebeveyn ve öğretmenlerin çocuk okumalarına katkısı gerekli veya yeterli mi? Çocuk bu konuda yönlendirilmeli mi, nasıl yönlendirilmeli, kitap nasıl seçilmeli ve okunmalı?

Ülkemizde yetersiz ama tüm dünyada gerekli bir olgu. Kesinlikle böyle olmalı. Elbette çocuk yönlendirilmeli ve seçilen kitaplar çocuğun yaşına, anlama eşiğine, sosyokültürel alt yapısına ve karakterine uygun olmalı. Renklerinden içeriğine kadar tüm bu konulara çok dikkat edilmeli.

Okurlarınızla buluşuyorsunuzdur. Hangi çocuk sizi heyecanlandırır? Çocuklardan beklentiniz nedir?

Öğretmenlerin yaramaz dedikleri ama tam tabiri ile enerjik çocuklar beni heyecanlandırıyor. İlk soru da onlardan geliyor zaten. Ve gelen sorular tamamen kitap dışında. Nasıl yazar oldunuz, kaç para kazanıyorsunuz, aşkınız var mı, geceleri kaç saat uyuyorsunuz gibi absürt sorular soruyorlar. İşte bu çocuklar beni çok heyecanlandırır.

Modern pedagojiyle aranız nasıl? Geleneksel yöntemlerle modern pedagoji arasında nerede duruyorsunuz? Yazdıklarınızda hangisinin ağırlığı daha fazladır?

Elbette her ikisine vakıfım. Ve ben sentezlenmesi taraftarıyım. Çağın gerekliliği bunu bize getiriyor zaten. Geleneksel yöntemlerin elbette olmazsa olmaz bir yeri vardır ama değişen teknoloji, bilgi akışı ve birikimler ile yaşanmışlığın bıraktığı tesirler elbette daha farklı yorumlanmalı. Bu yorumlamayı yapabilecek insanlarla her daim asgari müşterekte buluşabilirim. Yeter ki yanlış bilgiyi, yanlış kaynaktan, kasıtlı ve yanlış aktarmasınlar.

Bugünün yazarları kalıcı eserler bırakabilecek mi? Sizce çağdaşlarınızdan kim yüz yıl (yüz çok olduysa elli diyelim) sonra da okunur?

akdeniz_bir_yangin_yeri

Tek cevap Mustafa Ruhi Şirin… Çalışmalarını beğeni ile takip ediyorum.

Yetişkin bir yazarın bugünkü çocuğun diline, düşüncesine sahip olması mümkün müdür, gerekli midir? Farklı kuşakların bağını koruyabilmek için dünyalararası bir köprüye mi yoksa tek dünyalaşmaya mı ihtiyaç var?

Elbette yaşadığı dönemdeki çocuğun anlama kabiliyetini bilmeli, dilini, düşüncesini analiz edecek bir beyin yapısına sahip olmalıdır. Kültür, geçmişten geleceğe kurulan köprüdür. Her yazar bu köprünün bir vidasını, bir kolonunu, bir parkesini ne bileyim en küçük bir parçasını yerine oturtan önemli bir elemandır. Öyleyse doğru parçayı, doğru yere oturtabilmek için köprünün üzerinde olması gerekir. Öyleyse dünü de bilecek, geleceği de bilecek ve modern bir geçiş sağlamaya çalışacaktır.

Günün şartları ve çocuk edebiyatının ticarîleşmesi sizi korkutuyor mu? Okumak bir lüks, yazarlar marka, okurlar müşteri olmaya doğru mu gidiyor? Giderse ne olur?

Doğru bir tespit Özellikle özel okulların yazar anlayışı tamamen isme ve markaya dayalı. Evet, çocuklar bir müşteri, okullar potansiyel satış alanı olarak görülüyor. Okullar özellikle müşteri olarak görünüyor zaten. Ekmek parası abi mantığıyla yapılan yazarlık, kültür hizmeti kalıcı olmaz. Bu yüzden sıkıntı. Giderse ne olur. Kültürel erozyon olur. Üzerimizden geçen yüz yıllık silindirin bıraktığı izleri hala silebilmiş değiliz. Bir yüz yıl daha uğraşır dururuz.

Sosyal medyada binlerce kitap değerlendirme hesabı var. Bunlar sizce okurları doğru yönlendiriyor mu, işe yarıyor mu? Kitap incelemeleri, değerlendirmeleri, eleştirileri noktasında neredeyiz? Takip ettiğiniz, çocuk kitaplarını değerlendiren bir mecra var mı?

Önce doğru okumayı öğrenmeliyiz. Biz kitap okuma deyince bodosloma bir kitaplığa dalıp aç kalmış 'afedersiniz' bir filin ekmek ağacı ormanına daldığı ve önüne gelen ağacı devirdiği gibi kitap okuyoruz. Seçici davranmak, doyurucu okumak, bilgiyi hazmederek okumak önemli. Bundan sonrası ise zaten kendiliğinden gelişecektir.

Teşekkür ediyorum.


Yazar: A. Erkan AKAY - Yayın Tarihi: 27.04.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 06.05.2022 19:11
241

A. Erkan AKAY Hakkında

A. Erkan AKAY

1981 İstanbul doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 2008 yılından bu yana Konya'da yaşamaktadır. İki evlat babası, iki evlat amcası, ikisinin de eniştesidir.

Spora, edebiyata ve küçükleri eğlemeye ilgisi çocukluğundan beri devam etmektedir. 2012-2020 yılları arasında Bilgin Atıcılık Spor Kulübü Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, 2015-2020 yılları arasında Türkiye Atıcılık Federasyonu Teknik Kurul Başkanlığı, 2017-2020 yılları arasında Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezleri Atıcılık Komisyonu Üyeliği ve İl Branş Sorumluluğu görevlerini yürüterek ulusal ve uluslararası düzeyde başarıya ulaşmış birçok sporcunun yetişmesine katkıda bulunmuştur. Destek AFAD gönüllüsüdür.

2017 yılında, kardeşinin bir hayali olan “Hayallerin Karın Doyursun” isimli kitaba katkılarından sonra, hep arzuladığı çocuk kitapları yazımının önü açılmıştır. Yayımlanmış sekiz çocuk kitabı bulunmaktadır. “Edebistan”, “Eğitim Her Yerde”, “Dilhane” gibi çeşitli sanal dergilerde deneme, makale ve şiirleri yayımlanmıştır.

Farkındadır ki her yazılan okunmaz ama okunanlar da ancak yazılanlardır. Yaşadıkça anlamını kaybeden sonsuz sözler arasından zarurî olanlara tutunuyor.

Dualarınızı bekler.

A. Erkan AKAY ismine kayıtlı 30 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.