Çocuklarla Felsefe Pratikleri, Düşünce, A. Erkan AKAY

Çocuklarla Felsefe Pratikleri yazısını ve A. Erkan AKAY yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Çocuklarla Felsefe Pratikleri

02.02.2024 09:00 - A. Erkan AKAY
Çocuklarla Felsefe Pratikleri

Çocuklarla felsefe pratikleri son dönemde pek moda olan geçici bir akım mı yoksa çocuklarımıza geleceğimizi iyileştirecek bir yeti kazandırabilir mi? Her ikisini de düşünenlerin olduğunu bildiğim, gayet etkili uygulamaları kadar göstermelik olanlarına da rastladığım için konuyu uzmanından araştırmak istedim. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Muhittin Çalışkan son yedi yılını bu konuya vakfetmiş bir araştırmacı ve uygulayıcı.

Kitabın girişinde önce felsefenin ve eleştirel düşünmenin farklı bakışlarla birkaç tanımı veriliyor, sonra insana ve dolayısıyla topluma kazandıracaklarından kısaca bahsediliyor. Ardından oyalanmadan, "Çocuklarla Felsefe Yapılabilir mi?" sorusuyla konunun merkezine yaklaşıyoruz. Bu soruyla birlikte felsefe yapmakla felsefe pratikleri yapmak arasındaki farkı idrak ediyoruz. Yazar çocukların felsefe yapamayacağı yönündeki görüşleri tartışmaksızın, felsefeye hazırlık yapabileceklerini göstermeye çalışıyor. Büyük sorular sormak ve bu sorulara cevap aramak şeklinde ilerleyen süreçlerde çocukların kendi sorularını ve cevaplarını üretebildiği hepimizin malumudur. Yetişkinler sürecin felsefe yapmak olarak adlandırılabilmesi için verilen cevapların yetişkince gerekçelendirilmesi ve mantık temeline oturtulmasını bekliyor. Oysa çocuklar bu gerekçelendirme ve ispat adımlarını ya yapamıyor ya da ancak kendilerince yapabiliyorlar. Tam bu noktada yazar, Ranciere'nin Cahil Hoca kitabına atıfla, en iyi öğrenmenin cevabı bilinmeyen sorulara cevap ararken gerçekleştiği, en iyi öğretmenin bildiğini öğretme kısıtını aşan öğretmen olduğu tezlerine geçiş yapıyor. Sonuç odaklı, somut bir cevaba önceden bağlanmış soru-cevap silsileleri sıkça kullanılan bir öğrenme/öğretme yöntemi olsa da düşünmenin önünü açamıyor. Cevabı soruyu sorana buldurmaya çalışan, cevabın doğruluğundan ziyade cevaba giden denemeleri dikkate alan sürece ise felsefe pratikleri diyoruz. Bu tespit aynı zamanda çocukların zor sorularıyla karşılaşan ve onları ikna edecek cevabı vermekte zorlanan ebeveyn ve öğretmenler için güzel bir öneri barındırıyor. Onlara, kesin bir cevap üretmek zorunda olan bir uzman rolüne bürünmek yerine cevabı birlikte arayan, yeni sorularla düşünme alanını genişleten bir yardımcı olmayı salık veriyor.

Yazar takip eden bölümde çocuklarla gerçekleştirilen bazı diyalog örneklerine yer vermiş ve bu diyaloglarda aksayan noktaları tespit etmekten de kaçınmamış. Çocukları felsefe alanına çekmek için sabra ve emeğe ihtiyaç olduğunu, umutsuzluğa kapılmadan cevap aramaya devam etmek gerektiğini belirtiyor. Yine örnek diyaloglar üzerinden bu defa öğretmenlerin yaşadıklarına odaklanılan bir diğer bölümde öğretmenlerin işin amacını ve ruhunu keşfetmelerinin zaman aldığını ama o noktaya erişildikten sonra sohbetlerden alınan verimin de arttığını görüyoruz. Öğretmenin kendi zihnindeki doğruya ulaşmaya çalışmaktan sıyrıldığı, düşünmenin önüne engel koymaktan vaz geçtiği uygulamalarda her iki tarafın da keyif almaya, hiç konuşmayan çocukların konuşmaya, konuşanların kendilerini daha iyi ifade etmeye başladığı görülüyor.

Bir sonraki bölümde çocuklarla felsefe pratikleri yapmaya istekli olanların merak ettiği önemli bir başka soruya cevap aranmış. Çocuklarla felsefe pratikleri yapmak için temel ya da ileri bir felsefe ve mantık eğitimi gerekli midir? Bu konuda her iki yönde görüşler olmasına karşın yazarın görüşü bazı temel ilkelerin göz önünde bulundurulması şartıyla felsefe eğitimi almamış öğretmenlerin de bu pratikleri yapabileceği yönünde. Temel ilkeler uzman yetişkin rolünden çıkmak, bir sonuca ulaşma isteğinden sıyrılmak, her soruya cevap verme mecburiyeti hissetmemek, samimi ve ciddi olmak, katılımcı değil yönetici olmak şeklinde sıralanabilir (S.57). Bu bölüm seçilecek hikayenin uzunluğu, soru sayısı, canlandırma tekniği, kullanılacak yardımcı malzemeler, grubun kişi sayısı, etkinliğin süresi, yönetici müdahaleleri gibi konularda tavsiyeler de içeriyor. Okulda ve evde gerçekleştirilebilecek felsefe sohbetleri örnekleriyle uygulama aşaması somutlaştırılıyor. (Ayrıca kitabın sonundaki Ek bölümünde de bu amaçla kullanılabilecek 14 materyal verilmiş.)

Son bölüm yazarın felsefe pratiklerinin geliştirilmesine yönelik önerilerini ve ihtiyaç listemizi içeriyor. Bunların arasında bulunan sorgulamayı başlatma aracı olarak kullanılabilecek hikâye kitapları (S.89) biz çocuk kitapları yazarlarının sorumluluk alanına giriyor. Hâlihazırda örnekleri bulunan ancak genellikle ebeveynler tarafından "sonuçsuz hikâyeler" olarak tanımlanıp zaman zaman da eleştirilen bu kitapların asıl amacının okurla (ebeveyn) dinleyici (çocuk) arasında bir sohbeti tetiklemek olduğunu kitap değerlendirme yazılarımızda sık sık dile getiriyor, birlikte okuma kavramına değiniyor ve bunun hem çocuğun dağarcığı hem de çocuk-ebeveyn ilişkisi üzerindeki olumlu etkisine dikkat çekmeye çalışıyoruz. Elbette bu seviyede bir ilişkiyi ancak okur ebeveyn deneyebilir. Okumakta olduğumuz "Çocuklarla Felsefe Pratikleri" kitabından çıkarımla, rastgele sorularla kurgusuz ve dağınık ilerleyen bir felsefe sohbetinin istediğimiz noktaya varmayacağını söyleyebiliriz. Dolayısıyla nitelikli bir sohbet için, kendini yetiştirmiş bir ebeveyn ilk şart olsa gerek.

Özetle, ucu açık sorular temeli üzerine oturan teziyle örtüşür şekilde yazarımızın felsefe pratikleri konusunda kesin bir iddia ortaya koymadığını, çocuklarla felsefe pratikleri yapılabileceğini, bundan faydalanılabileceğini umduğunu görüyoruz. Kitabı okurken hayatın farklı anlarında kapıldığım bir hisse tekrar kapılıyorum: "Kesin diye bir şey yok, kesinlik yok, hayat çelişkilerle, açmazlarla ve hiçbir zaman yanıtlanamayacak sorularla dolu" hissi bu. Belki de felsefeyi doğuran, besleyen ve kaçınılmaz kılan his. Bu idrake sahip olduğumuzda karar alış şeklimiz değişiyor. Çekimser kalabilmek, yeri geldiğinde kararı uzmana bırakmak ya da yeri geldiğinde uzmanın kararını benimsememek, zarurî değilse karar almayı askıya almak ya da aldığımız bir kararı ihtiyacı olmayanlarla paylaşmamak gibi birçok makul seçenek üretebiliyoruz. Aslında "okur-yazar"lığın ve "düşünür-uygular"lığın bir sonucu olarak yazarın son sözünde belirttiği beş özelliğe sahip oluyoruz:

1-Doğruya tutkun olma. Kendi menfaatlerine ve arzularına ters olsa bile doğruları kabul etme.

2-Açık fikirli olma. Başkalarının doğrularına ve kendi yanlışlarına karşı duyarlı olma.

3-Esnek olma. Kendinin yanlış, başkalarının doğru yapabileceği ihtimalini göz önünde bulundurma.

4-Kanıt arama.

5-Kaynakların güvenilirliğini sorgulama.(S.98)

Bu özellikleri rol model olarak çocuğa aktarabilmek geleceğimizin inşası için önemli bir adım gibi duruyor. Bugünlerde birçok kolaylık sağlayan yapay zeka kavramına hızla ve hevesle yönelirken zekâlarımızı yapaylaştırmaktan kaçınmamız gerektiğinin farkında olamıyor, aradaki ince çizgiyi göremiyor, insan zihninin sınırsızlığındaki imkânları ve nimeti idrak edemiyoruz. İşlerimizi kolaylaştırdığımızı düşünürken bir yandan da eğitim sistemimizle, davranış kalıplarımızla, ön yargılarımızla ufkumuzu daraltıyoruz. Çocuklarımızı insanî davranış yetilerini günden güne kaybeden, birer makine, birer yazılım işleyişiyle, gerçek hayat bilgisinden ve ihtimallerinden yoksun, tekdüze basmakalıp kararlarla işleyen beyinlere dönüşme felaketinden kurtarmak istiyorsak düşünce evrenlerini genişletmemiz gerekiyor. "Neden? Neden olmasın? Daha iyisi nasıl olabilir? Ben bu işin neresindeyim?" soruları kabullenen zihinlerden çıkmıyor. Felsefe pratikleri amacımıza ulaşmanın tek yolu ya da sorunumuza aradığımız çare midir henüz bilemeyiz ama denemeye değer olduğunu düşünüyor, yolun başında olduğumuzun farkında olarak yön ve yordamımızı belirlemeye çalışıyoruz.

Muhittin Çalışkan
Çocuklarla Felsefe Pratikleri
Çizgi Kitabevi
Ekim 2023
111 Sayfa


Yazar: A. Erkan AKAY - Yayın Tarihi: 02.02.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 02.02.2024 10:29
553

A. Erkan AKAY Hakkında

A. Erkan AKAY

1981 İstanbul doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 2008 yılından bu yana Konya'da yaşamaktadır. İki evlat babası, iki evlat amcası, ikisinin de eniştesidir.

Spora, edebiyata ve küçükleri eğlemeye ilgisi çocukluğundan beri devam etmektedir. 2012-2020 yılları arasında Bilgin Atıcılık Spor Kulübü Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, 2015-2020 yılları arasında Türkiye Atıcılık Federasyonu Teknik Kurul Başkanlığı, 2017-2020 yılları arasında Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezleri Atıcılık Komisyonu Üyeliği ve İl Branş Sorumluluğu görevlerini yürüterek ulusal ve uluslararası düzeyde başarıya ulaşmış birçok sporcunun yetişmesine katkıda bulunmuştur. Destek AFAD gönüllüsüdür.

2017 yılında, kardeşinin bir hayali olan “Hayallerin Karın Doyursun” isimli kitaba katkılarından sonra, hep arzuladığı çocuk kitapları yazımının önü açılmıştır. Yayımlanmış sekiz çocuk kitabı bulunmaktadır. “Edebistan”, “Eğitim Her Yerde”, “Dilhane” gibi çeşitli sanal dergilerde deneme, makale ve şiirleri yayımlanmıştır.

Farkındadır ki her yazılan okunmaz ama okunanlar da ancak yazılanlardır. Yaşadıkça anlamını kaybeden sonsuz sözler arasından zarurî olanlara tutunuyor.

Dualarınızı bekler.

A. Erkan AKAY ismine kayıtlı 144 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 9 kitap bulunmaktadır.