Demir Duvar’ın Ardındakiler, Düşünce, Vildan KINALI

Demir Duvar’ın Ardındakiler yazısını ve Vildan KINALI yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Demir Duvar’ın Ardındakiler

01.05.2023 09:00 - Vildan KINALI
Demir Duvar’ın Ardındakiler

Vildan KINALI yazdı...

(Kitabı okumamıza ve daha iyi anlamamıza vesile olan Zahide Tuba Kor Hoca'ya bin teşekkürle.)

Bu satırları yazdığım sırada Ramazan ayındayız ve İsrail'in Kudüs'teki Müslümanlara yaptığı engellemeleri sosyal medyadan takip ediyoruz. Konuyla ilgili postların çoğu "Her Ramazan olduğu gibi" diye başlıyor. Bu girizgâh çok rahatsız edici olsa da ne yazık ki her yıl yaşanan bir gerçeği ifade ediyor.

Bu sırada ülkemizde yaklaşmakta olan seçimler de gündemde. Sosyal medya bu anlamda da oldukça yoğun gündemlerle, saldırılarla, trollerle dolu. Bütün olup biten karşısında doğru duruşu sergilemek bazen zor olabiliyor. Biz bunun ancak bilgi ile mümkün olduğuna inanıyoruz. Bilgiye ulaştıran şey de elbette ki kitaplar.

Kudüs meselesinde de gerek İsrail'in gerek kendi ülkemizin siyasi tarihine hâkim olmak gerektiğini düşünüyorum. Objektif bakış açısıyla yazılmış kaynaklara ulaşarak peşin hükümlerden arınmış olarak kaynakların okunması boynumuzun borcu. Avi Shalim tarafından kapsamlı ve objektif bir şekilde kaleme alınan Demir Duvar da bu alandaki en iyi çalışmalardan.

Temel çalışma alanı Arap-İsrail çatışması olan yazar Oxford Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler profesörü. Kitabın Türkçe baskısı için yazdığı önsözde akademik camia dışında geniş kitlelere ulaşmayı hedeflediğini söylüyor. Kendisinin tarafsız ve bağlantısız olmadığını, kendilerine "yeni tarihçiler" denen, İsrail kurulduktan sonra klasik Siyonizm anlayışını sorgulayan gruba dâhil olduğunu ifade ediyor.

Yazarın kaleme aldığı haliyle Türkiye bölgede önemli bir aktör olmakla birlikte 1956 Süveyş Krizine kadar seyirci konumunda. Bölgede Türkiye gibi Arap olmayan ama olaylardan etkilenecek durumda olan iki ülke daha var. Biri İran, diğeri ise Etiyopya. İsrail "çevreyle ittifak" adını verdiği strateji ile bu üç ülkeyle yakınlaşıyor. Fakat daha sonradan Etiyopya ve İran'daki siyasi gelişmelere bağlı olarak bu iki ülke ile yolları ayrılıyor. Türkiye ile olan ittifak durumu ise o gün bugündür örtülü bir şekilde devam ediyor…

Siyonizmle ilgili yazılmış çok fazla kaynak var. Demir Duvar daha çok siyasi siyonizmi inceleyen bir kaynak. İsrail'in gelmiş geçmiş yöneticilerinin biyografilerini kitapta görebiliyoruz. Böylece yıllardır zulmeden kafanın nasıl işlediğini, tıkır tıkır işleyen, kolu kırılsa yenine saklayabilen sistemin nelerden beslendiğini anlıyoruz. Yazar Arap tarafın kaynak azlığı nedeniyle bir orantısızlık olduğundan bahsediyor önsözünde. Bunun nedenini tahmin edebiliyoruz. Buna karşılık yapılan mülakatlardan, anılardan, günlüklerden, kısacası eline geçen her kaynaktan faydalanmayı bilmiş.

Bin sayfalık Demir Duvar'ı okumak dik bir yokuşu tırmanmak gibi. Kitabın hacminin yanı sıra, İsrail'in uslanmaz tarafını en ince ayrıntısına kadar okumak çok daha yorucu. Her sayfada, her satırda akılda tek bir soru oluyor: Filistinliler Siyonistlere nasıl dayanıyor?..

Demir Duvar Stratejisi

Siyonizmin ne demek olduğunu çok şükür ki artık hepimiz biliyoruz. Her ne kadar konuya komplo teorilerinden arınmış bir bakış açısıyla bakamasak da bu kavramın gündemimize girmiş olması da önemli bir aşama. Ne var ki bu aşamada fazla oyalandık. Konuya bir de Demir Duvar penceresinden bakalım.

Bilinenin aksine Siyonizm kavramını ortaya ilk atan Viyanalı Yahudi yazar Nathan Birnbaum. Siyonizm fikrini siyasi boyuta getiren ve Yahudi devleti fikrini ortaya atan ise artık iyi bildiğimiz Theodor Herzl. Herzl ilk Siyonist kongreyi 1897'de topladıktan yedi yıl sonra öldü. Fakat Siyonizm davası onunla birlikte ölmedi…

Siyonist hareket için bundan sonraki süreçte yeni bir vatan kurmak için takip edilecek yol uzlaşma değil, dönemin süper gücünü arkasına almaktı. Hareket ilk ortaya çıktığında Osmanlı Devleti hala bir süper güçtü ve hareket istediği desteği Osmanlı'dan alamadı. Bu defa yönünü İngiltere'ye çevirerek istediğini Balfour Deklerasyonu ile elde etti. İkinci Dünya Savaşından sonraki dönemde ise Siyonist hareketin arkasındaki destekçi Amerika Birleşik Devletleri olacaktı.

Balfour Deklarasyonu'nun baş aktörü diyebileceğimiz isim, başından beri Siyonist harekette aktif gelecekte kurulacak İsrail Devleti'nin ilk cumhurbaşkanı Haim Weizmann'dır. Weizmann O sıralar siyasi Siyonizm ile fiili Siyonizm arasındaki çekişmeye "Sentezci Siyonizm" kavramıyla yeni bir öneri getirmişti. Siyasi Siyonistler diplomatik destek faaliyetlerine önem verirken fiili Siyonistler Filistin'e Yahudi göçünü, toprak alımını, yerleşimler kurmayı önceliyorlardı. Weizmann'ın tezi ise bu ikisini birleştiriyordu. Bu doğrultuda İngiltere'den Balfour tavizini koparmayı başarmıştı.

Fakat İngiltere için sahada işler planlandığı gibi gitmemişti. İngiltere 1.Dünya Savaşı sırasında siyonizme verdiği sözleri gözden geçirme gereği duydu. Churchill'in Beyaz Belge'si Filistin'de bir Yahudi devleti kurulmasını sınırlıyordu. İki dünya savaşı arasında devam eden geri adım atma durumu 1939'daki Beyaz Belge ile desteklendi.

Bu durum Siyonist cephe de hayal kırıklığına neden oldu. Weizmann umduğu gibi gitmeyen gelişmeler karşısında teklifi Yahudi yurdunu peyderpey hayata geçirmekti. Bu önerisi Siyonist camiada kabul görmedi. 1920'lerde artan Arap-Siyonist çatışmalar ve İngilizlerin Arapları yatıştırmak için yaptığı hamleler, Siyonist camiada resmi ilişkileri yeniden gözden geçirme gerekliliğini doğurdu. Bu gerekliliği en fazla savunan isim Ze'ev Jabotinsky idi.

Jabotinsky Dünya Siyonist Teşkilatının yürütme kurulundan, Weizmann ile yıldızı barışmayan ateşli bir siyonistti. Siyonist Kongrenin 1922 tarihli Beyaz Belge'yi kabul etmesinden dolayı istifa etti. Aslında bundan sonraki gelişmeler bizi başka türlü bildiğimiz gelişmelere götürüyodu. Siyonist harekette göz ardı ettiğimiz fikir ayrılıkları, çekişmeler daha o zamanlardan başlamıştı.

Jabotinsky 1925'de Dünya Revizyonist Siyonistler Birliği isimli yeni bir parti kurdu. Aynı zamanda Siyonist hareketin silahlı çetesi İrgun'un liderliğine geldi. Temelde fikirleri Haim Weizmann ile aynıydı. Fakat pratikte Jabotinski'nin ne beklemeye, ne romantik Doğu muhabbetine tahammülü yoktu. Kendisini Batı uygarlığının bir parçası kabul ediyor ve Filistin'e dönmeyi orada Batı medeniyetinin bir şubesini açmak gibi görüyordu. 1923'te yayınladığı "The Iron Wall" başlıklı makalede fikirlerini açıklarken, Araplara karşı hislerini "nazikane kayıtsızlık" şeklinde ifade ediyordu.

"Biz ve Filistinli Araplar arasında gönüllü bir anlaşma ne şimdi ne gelecekte mümkündür" cümlesiyle fikirlerindeki katılığı gösteriyordu. Sert cümleleri bununla da sınırlı değildi.

"Bütün yerli halklar, yabancı yerleşimci tehdidinden kurtulma umudunu muhafaza ettikleri sürece yabancı yerleşimcilere direnecektir. Bu, Filistin'in İsrail diyarı olmasını engelleyebildikleri ümidini canlı tuttukları sürece Arapların nasıl davranacaklarının göstergesidir."

"Araplarla anlaşmanın Siyonizm için zorunlu olduğunu düşünenler, bugün bunun gerçekleşmeyeceğini, dolayısıyla Siyonizmden vazgeçmek gerektiğini kabul etmelidirler. Ya yerleşim çabalarımızı erteleyeceğiz, ya da yerli halkı tavrını dikkate almayacağız. Böylelikle yerleşimler, bölgesel nüfusa tabi olmayan bir gücün himayesinde ve Arapların aşmakta aciz kalacağı demir duvarın arkasında ilerleyebilir."

Bu sözler sahibinin fikirlerini ifade eden basit sözler değildi. İsrail'in doksan küsur yıldır yaptıklarının ardındaki zihniyeti gösterdiği gibi, İsrail içindeki çekişmelerin de ispatıydı. Zira Siyonistlerin içinde Jabotinsky'nin fikirlerini benimseyenler olduğu gibi adına "ılımlılar" denilen Araplarla diplomatik ilişkiler kurularak çözüme ulaşılabileceğini düşünen kesimler de vardı. Bu ikilem İsrail'in yumuşak karnı olmuş, siyasi sahnede her zaman bir çekişme nedenine dönüşmüştü.

Jabotinsky'nin "demir duvar" teorisi İsrail'in yaptıklarının ardındaki zihniyeti gösterdiği gibi Filistinlilerin sergiledikleri direnişin önemini de anlatıyor. "Ümidi canlı tuttukları sürece" ifadesi ümitsizliğin ne büyük bir tehlike olduğunun ispatı gibi. Filistinliler "demir duvar" a karşı demir direnişi kaybetmemek zorundalar. Bunun için de desteğimize ihtiyaçları var…

Demir Duvar

Avi Shlaim

1034 sayfa

Küre Yayınları

2019


Yazar: Vildan KINALI - Yayın Tarihi: 01.05.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 23.04.2023 23:48
835

Vildan KINALI Hakkında

Vildan KINALI

1982 Kütahya doğumlu. Kütahya İmam Hatip Lisesi’nden 1999’da mezun oldu. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalıştı. Uluslararası ilişkiler okudu. Bazı yazarlardan yazmak üzerine eğitimler aldı. Edebiyat ve Uluslararası İlişkiler alanları arasında seçim yapamadığı için birini diğerine uyarlamaya çalışıyor.

2023’te “Kasım Bunlar Çok mu Lazım?” isimli çocuk kitabı yayınlandı. Evli, üç çocuk annesi. Konya’da yaşıyor.

Vildan KINALI ismine kayıtlı 21 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.

Instagram Kitapyurdu.com