Diktatörlük Krallığı mı? Yoksa İşbirliği Ülkesi mi, Bilim, Misafir Köşesi

Diktatörlük Krallığı mı? Yoksa İşbirliği Ülkesi mi? yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabi

Diktatörlük Krallığı mı? Yoksa İşbirliği Ülkesi mi?

24.06.2024 09:00 - Misafir Köşesi
Diktatörlük Krallığı mı? Yoksa İşbirliği Ülkesi mi?

Burcu Aydın yazdı...

Hamile kalmasından itibaren, bir Amerikan keseli sıçanı 12, ev kedisi 64, boz ayı 215, inek 285, zürafa 435, Asya fili 616 gün geçtikten sonra doğum yapıyormuş. Bir kadın hamile kaldıktan yaklaşık 270 gün sonra evladını kucağına alıyor. Yukarıda saydığım tüm hayvanlar doğduktan çok kısa süre sonra hayatlarına tek başına devam edecek olgunluğa gelirken, 'evet 616 gün anne karnında kalan filin doğunca kucakta gezmesi abes olurdu.' İnsanın tam bir olgunluğa ulaşması çok uzun yıllar alıyor. 6 aydan sonra gıdalarla tanışıyor, yaklaşık 1 yaşında yürümeye başlıyor. 2 yaşına doğru kendini ifade etmeyi öğreniyor. Sonra tuvalet alışkanlığı, sosyalleşme derken insanoğlunun büyüme ve olgunlaşma süreci ölene dek sürüyor... Bu yüzden bir insan yetiştirmek onun sağlam bir şekilde ayakları üzerinde durmasını sağlamak hayli meşakkatli bir yolculuk.

Yazar Ross W.Greene Virginia Tech'te psikoloji bölümünde misafir doçent, Harward Tıp Fakültesi'nde klinik doçent doktor ve çocukların sosyal, duygusal ve davranışsal güçlüklerine yardımcı olmak için bu kitapta anlatılan en ileri, ampirik yöntemlerle desteklenmiş yaklaşımın fikir babasıdır. Halen birçok ülkede seminerler vermekte ve zorlayıcı davranışları olan çocuklar ile onlardan sorumlu yetişkinleri desteklemektedir.

Bir bebek doğduğunda bizimle kurduğu tek iletişim yöntemi ağlamaktır. Bununla ilgili yapılan araştırmalarda bebeklerin acıktığında, uykusu geldiğinde, altını kirlettiğinde farklı ses tonlarında ağladığı tespit edilmiş. Yeni doğmuş bebeğimiz ağladığı zaman onu sakinleştirmek için tüm ihtiyaçlarını gözden geçiririz değil mi? Neden ağlıyor? Aç değil, altı temiz, uykusu yok! Tüm olasılıklar bir bir geçer zihnimizden. Onun ihtiyacını anlamak, sakinleştirmek için sürekli bir şeyler deneriz. Onunla iletişim kurarız ve işbirliği yaparız bir nevi. Bize verdiği tepkilere göre tavır alırız. Peki çocuğumuz bebekken ağladığında "Hayır acıkmadın, sana süt vermeyeceğim. Önce uyuman gerek!" Ya da "Altını temizlemeyeceğim, önce karnını doyurmak lazım!" diyemezken, çocuklarımız ihtiyaçlarını bize aktarır ve ifade eder olduklarında niçin işbirliği yapmıyor da direktifler veriyoruz ya da her şeyi ona bırakıp pasifize oluyoruz? Bu davranışlarımızın gerçekten sorgulanmaya ve dönüştürülmeye ihtiyacı var.

"Bütün mesele denge ama denge bazen riskli, ulaşılması zor bir şey gibi görünüyor. Neyse ki DİKTATÖRLÜK KRALLIĞI ile ENAYİ VİLAYETİ arasında balçıklı bir alan yok. Bu bir ortaklık ve en önemli malzemesi de güçten çok işbirliği. Sizin ve çocuğunuzun rakip olmak yerine müttefik- ekip arkadaşları- olarak birlikte çalışmasına imkân tanıyan bir ortaklık. Her ikiniz için de faydalı olacak, her ikinize de gelişmek için alan tanıyan, bir gün kanatlarını açıp uçması için çocuğunuza sağlam bir temel kazandıracak bir ortaklık." (sf.18-19)

Yazar işbirliğinin 3 adımda kurulabileceğinden bahsetmiş:

1.Empati adımı: Çocuğunuzun çözülmemiş bir sorunu ile ilgili endişesini, düşüncesini ve bakış açısını anlamak için ondan bilgi toplamayı içerir.

2.Yetişkin endişelerini tanımlama adımı: Aynı soruna dair kendi endişenizi, düşüncenizi ya da bakış açınızı iletmeyi içerir

3.Davet adımı: Sizin ve çocuğunuzun (a) gerçekçi, yani yapma konusunda hemfikir olunan şeyi her iki tarafın da gerçekten yaptığı ve (b) her iki tarafın da endişelerini dikkate alan bir çözüm üzerine konuşup hemfikir olmanızdır.(sf78)

Tabi her olayda bu adımları takip etmek, kolaylıkla aşmak ve sonuca varmak mümkün olmayabilir. Yazar bu adımlarda yaşanan zorlukları, bu zorluklara karşı nasıl davranmanız gerektiğini örnekler üzerinden anlatmış. Üç çocuğun ve ebeveynlerinin yaşadıkları sorunları konu alarak karşılıklı diyaloglar ile nasıl ilerlediklerini ve çözüme nasıl ulaştıklarını aktarmış.

Hiç şüphesiz ki her anne baba çocuğunun özgüvenli, kendini rahatlıkla ifade edebilen, duygularını korkusuzca yaşayan ve hisseden, merhametli, açık, hoşgörülü olmasını ister. Tüm bunları yapabilen bir çocuk yetiştirmek ise yine bizim sorumluluğumuzdur. Yani armut fidesi dikip, elma beklemek armuda haksızlık olur. Önce aynada kendimize bakmalı kendi duruşumuzu, fikrimizi, tavırlarımızı gözden geçirmeliyiz. Çünkü emanetlerimiz tamamen bizim yansımalarımız. Elbette onların da fıtratları, mizaçları var kendine has, kendine özgü. İşte amacımız da o kendine özgü olan cevherlerini yok etmeden anlayarak, dinleyerek, rehber olarak büyütmek.

Aydınlık gelecekler için kitapla kalın...

Bir İnsan Yetiştirmek

Ross W. Greene

Kronik Kitap

288 sayfa

2021 İstanbul


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 24.06.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 05.06.2024 14:56
280

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 1050 yazı bulunmaktadır.