Doğan Cüceloğlu’na Göre Güçlü Bir Yaşam İçin 40 , Kişisel Gelişim, Faik ÖCAL

Doğan Cüceloğlu’na Göre Güçlü Bir Yaşam İçin 40 Öneri yazısını ve Faik ÖCAL yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabil

Doğan Cüceloğlu’na Göre Güçlü Bir Yaşam İçin 40 Öneri

28.04.2023 09:00 - Faik ÖCAL
Doğan Cüceloğlu’na Göre Güçlü Bir Yaşam İçin 40 Öneri

1-Sorumluluğu geliştirme bilincine sahip olmak için birey olmak gerekir. Birey, ekiple iş tutmasını bilendir. Birey, ayağını yere basıp göklere bakmasını bilendir. Birey, zamanın sunağından yaşamın özsuyunu içmesini bilendir. Birey, ne içeride eksilen ne de dışarıda kalandır.

2-İnsan olmanın sırrı özüne dönmekte. Ne yaparsan yap, bir an önce özüne dön, sözüne dayan, kendini bul. Özüne dönemeyen hep dışarıda kalır. Özüne dönemeyen başkalarının cehennem kapılarını üzerine kapatır. Özüne dönemeyen hikayesinin öznesi olamaz.

3-Bilinci açık tut. Her zaman için, her kesi ve her şeyi gözle. Herkesten ve her şeyden öğreneceğin bir şey vardır. Oralarda, bir yerlerde seni bekliyorlardır. Bakarsın ve görürsün. Varlık, içindeki tekliğini gören "gözlemleyen bilinç" sahibi olmaktır. Tekliğini keşfeden ömür tespihini güzel ve anlamlı hatıralarla zenginleştirir. Tekliğini keşfeden sonsuzluğun bütün kapılarını sonuna kadar açar.

4-Hayatımız bir orman. Hepimiz hayat ormanında farklı bir ağacız. Hepimizin ayrı özellikleri, ayrı var oluş sebepleri var. Hepimizin başkalarında bir ben'i var. Eğer bu ben'leri görürsek hayat ormanını daha da güzelleştirir, anlamlaştırırız. Yok, kendimizi kendi benimize hapsedersek en küçük bir kıvılcımla hayat ormanının yakılıp yok olmasına sebep oluruz. Çoğu zaman küçük bir kıvılcım da hazırda bekliyordur.

5-Yüz yaşına gelse de insanın içinde çocukluktan kalma bir çocuk vardır. O çocuk korkutulmuş olabilir, içimizin mahzenlerinde saklanıyor olabilir. O çocuğu içimizdeki mahzenlerden bulup çıkarmak bizim görevimiz. Bunu yapmak zorundayız. Yeniden insan olmak, aslımıza dönmek, özümüzün şarkısını okumak için içimizdeki çocuğun ellerinden tutup dışarı çıkarmak zorundayız. Aksi takdirde bir tarafımız hep eksik kalır. İçindeki çocuğu bulup çıkaramayan insan olamaz, kendi olamaz, özgür olamaz. İçindeki çocukla oyun oynamayan gerçek bir baba olamaz, kimseyle doğru dürüst iletişim kuramaz.

6-Hüznün kadar insansın. Hüznün kadar kendine yakınsın, kendine uzaksın. Hüznün kadar kendini tutabilirsin, başkalarına dokunabilirsin. Hüzünlenen insan kendi payına düşen toprağın kokusunu alabilir, göklerdeki şarkısını duyabilir. Hüzünlenin ve toprak atınızı gökyüzüne şahlandırın. Hüzün yağmurlarıyla ıslanmayan, toprak atını şaha kaldıramaz.

7-İnsan hem faildir hem de şahittir. İyi bir fail ol, iyiliklere şahit ol. Niyet her şeyi belirler. Niyet, faile ve şahitliğe şekil verir. İyi niyetliysen güzel fiiller yaparsın, şahitliğin güzel olur. Kötü niyetliysen kötü fiiller yaparsın, kötülüklere şahitlik yaparsın. Ruhuyla konuşan insanlar iyi niyetli olur, bedenin tahakkümü altında olanlar ise kötü niyetli olur.

8-Kayık benliğini terk edip biz gemisine binmek gerekir. Böylece hayat denizinde payımıza düşen her şeye ulaşabiliriz. Ben kayığı, ben'i hep kıyılarda tutar. Onu ya boş hayallerle oyalar ya da kof korkularla korkutur. Ben kayığında olanlar asla kendi yolculuğunu yapamazlar. Biz gemisinde olanlar başkalarıyla beraber olduğu için evvela mutlu olurlar; çünkü insan kardeşleriyle beraberdirler. Sonra da kendi yolculuklarına devam ederler, hem başkalarıyla hem de başkaları olmadan. Ben kayığı kıyıya vurmadan, bir an evvel biz gemisine geçmek gerekir.

9-İnsanın zihin dili ve gönül dili arasında bocalamasının nedeni "yüce bilinç"ten kopukluktur. Kendi olan ve özveriyle yaşam süreçlerini takip eden insan zihin dili ile gönül dili arasında bir bütünlük, bizlik meydana getirir. O zaman insan bilinci ile yüce bilinç arasında bütün bağlantılar kurulmuş olur. Her şey olması gerektiği gibidir: Sade ve asude.

10-Başkalarının bize dayattığı her şeyi bir kenara bırakmalıyız. Kendi insani değerlerimizi ve yaşama sebeplerimizi inşa etmeliyiz. Umut içeriden doğar, umutsuzluk dışarıdan empoze edilir. Umudun kaynağı biziz, umutsuzluğun sebebi başkaları. O zaman yapmamız gereken, umudumuzun kaynağını keşfetmek, umutsuzluk bataklığının kökünü kurutmak.

11-1440 dakikalık zaman trenini yakalamak ve yaşamak için 20 dakikalık tefekkür durağında durup düşünmek gerekir. 1440 dakikanın sadece 20 dakikasını tefekküre ayırırsak hayatı daha anlamlı ve kaliteli yaşamaya başlarız. Akıl eden bir kalbe ve hisseden bir akla sahip olanlar 1440 dakikanın 20 dakikasını tefekkürle geçirirler. Bunu yapmazsak ne olur? Zaman treninin altında kalakalırız. Paramparça olur bütün bir hayatımız, varlığımız.

12-Her daim hayatımızda yeni pencereler açmalıyız. Bizi biz yapan, bizi bizden alıp kainatın mükemmel ahengine uyduran saf ve içten pencereler. İçeriden dışarıya açılan, gözle görülmeyen, kalple hissedilen pencereler. İnsan açtığı yeni pencereler vardır ve yeni pencerelerden gördüklerimiz ve hissettiklerimiz kainatın kalbine yaptığımız yolculukta hep bizimle olacaklardır, bize yol göstereceklerdir.

13-Düşünsel ve duygusal yolculuğundan geri kalmamak için aklı her zaman için yeni soru/nlarla bilemeli, kalbi farklı iklimlerde yeşertmeli. Aklen ve kalben diri olan, hakikat evinde kendi yerini bulur ve varlığın asıl yapı taşlarından biri olduğunu fark eder. Aklı çarpık olanlar, kalbi bozuk olanlar yolda kalırlar, asla hakikat evine varamazlar, varlığın tozu dumanı olarak varlığa karışırlar.

14-Her insanın büyük resmi olmalı. Büyük resim insanı bir arada tutar, büyük uçurumlardan, derin bunalımlardan, dipsiz yarıklara düşmekten korur. Niçin yaşadığını bilen insan büyük resmi zaman ile mekanın kesiştiği yere oturtur. Nasıl yaşaması gerektiğine karar veren insan büyük resmi sevdiği renklerle boyar. Başkaları için değil, kendi için yaşamak gerektiğine karar veren insan büyük resmi sonsuzluğun kalbine yerleştirir.

15-Sohbet etmek, kalbi ellerinde, aklı yerde kendini muhatabına sunmaktır. Sohbette hiyerarşi, kıdem, derece, sınır, mesafeler yoktur. Bedenler ruhun gölgesinde kalmıştır. Zamanın elleriyle suskunluk toprağı bedenin üzerine serpiştirilmiştir. Sözle kalbin kapısından girilir, sükutla oturulur içeride. İçeride ne vardır? Herkesin yol hikayesi vardır. Sohbet etmek muhatapların karşılıklı olarak yol hikayelerini birbirine anlatmasıdır, aynı sözlerle, farklı çağrışımlarla.

16-Ne olursa olsun her zaman için içinin tanıklığına baş vur. İç tanıklığın seni yanıltmaz, elini boş bırakmaz. İç tanıklığın seni geçmişten alı buraya getirir, yarınlara taşır. İç tanıklığınla içindeki denizleri ve çölleri, gülleri ve külleri, ölüleri ve dirileri birbirine kavuşturabilirsin. İç tanıklıkla içindeki Kızıldenizleri yarıp karşı tarafa geçebilirsin. İç tanıklığın yoksa dışarıdan gelen Firavunlara yenilmen işten bile değildir. Firavun'ün varlığı, iç tanıklığın yokluğudur.

17-Sırtımızı dayadığımız dağ gibi insanlar olmalı hayatımızda. Bunun için de muhatabımıza bütün bir yüzümüzle dönmeliyiz. Kalbinde boşluk olan, aklında başkasının gölgesi olan, hayatında başkasının etkisi olan muhatabını tek bir yüzle dinleyemez. Bir yüzü olan dağlaşır, dağ gibi büyür muhatabının gözünde. Heybetli olur. Yüz ve dağ arasında ne korku ne kaygı ne de yeis olur. Yüzünü kendi dağına dön ki dağda kendi sesini yankılasın muhatabının yüzüne.

18-Kendi kendimize de mentor olabiliriz. Bunun için de içimizdeki çocuğun bize ayna tutması gerekir. İçimizdeki çocuğun bize tuttuğu aynada kendimizi görüp, hayata, insanlara ve doğaya dair en güzel, en anlamlı sözleri söyleyebiliriz, zaman ve mekan üstü içsel bir sohbet yapabiliriz. Aynada ne başkalarının gölgesi vardır ne de başkalarına ait sözler. Ayna içimizdeki yoldur. İçimizdeki çocuk da tek yol arkadaşımızdır. Sadece kendimize yürürüz, ben'imizin üzerindeki bütün yasakları kırarız.

19-Her insan bir sözle doğar. Söz varlık ağacında kendi yerini bulmaktır. Kendine güvenen insanlar yola çıkarlar ve varlık ağacındaki sözünü bulurlar. Kimimiz damardaki uzanıştır, kimimiz kökteki kuvvettir, kimimiz daldaki destektir, kimimiz yapraktaki asalettir, kimimiz çekirdekteki devri daimdir. Sözümüzü bulup varlık ağacını taçlandıracağız kendi başarı hikayemizle. Yazık o insanlara ki sözünü keşfetmeden yolculuğunu bitirenlere.

20-Eğitim, niyetimizi saf tutmaktır. Asıl bilgelik içsel yolculuğumuzda kendimizi bilmektir. Kendini bilen be bulan insan, nerede ne yapması gerektiğini bilir. Bir filozofun içinde bir çiftçi yapamaz ya da bir çiftçiyle felsefe konularını konuşamazsın. Bilgelik hangi toprağa hangi ürünü ekeceğimizi bilmek, eğitim de bu işi hakkıyla yapmaktır.

21-Fıtrat eğitmeni olmalıyız. Fıtratında ne var? Allah bizi hangi fıtrat üzerine yaratmış? Fıtratımıza uygun işler nelerdir? Kim, nasıl fıtratımıza hizmet edebilir, fıtratımızı geliştirebilir? Gibi sorulara doğru cevaplar vermek için fıtratımızı tanımak zorundayız. Fıtrat, bizde doğuştan var olan özelliklerdir. Bu özelliklerden bir tanesi bizi diğerlerinden ayırır, bizi biz yapar. Fıtrat eğitmeni olursak bizi diğerlerinden ayıran bu özelliğimizi buluruz ve o yoldan yürürüz. Fıtrat eğitmenleri içindeki yeteneği çıkarır. Bu kolaydır aslında. Samimiyet ve dürüstlükle, çalışma ve gayretle bu işin üstesinden gelebiliriz.

22-Cinselliği sadece bedenlerin birleşmesinden ibaret görenler, bir zaman sonra bedenlerin altında kalakalırlar Bedensel boşluklar ve uçurumlar kişiyi kuşatır, mahveder. Cinselliği beden ve ruhun birlikteliği olarak görmek gerekir. Akıl ve kalbin içindeki bütün engeller kalkmıştır. Taraflar özgürdür ve gerçek mutluluk ve huzur ortaya çıkmıştır. Mutluluk bedenin mutmain olmasıdır, huzur ruhun sükuna gark olmasıdır. Bunlardan bir tanesi eksik oldu mu mutsuzluk ve huzursuzluk baş gösterir. Bu da ölümcül bir kaçışla olur.

23-Sakın var oluşun beş boyutu (biyolojik, duygusal, zihinsel, sosyal, aşkınlık) arasında bir ahenk ve denge kurmadan bir başkasıyla hayat yolculuğuna çıkma. Bunlardan biri eksik oldu mu düşmek, daha fenası düştüğün yerden kalkamamak kaçınılmaz olur. Bir başkasına tutunarak kalkamazsın. Bir başkasının duygularıyla hareket edemezsin. Bir başkasının zihinsel sürecini kendine uyarlayamazsın. Bir başkasının sosyal yaşantısı ile kendininkini değiştiremezsin. Bir başkasının aşkınlığı ile yüce değerlerini toplayamazsın. Beş boyutunu tamamlayan altıncı boyuta geçer ve "ruh ikizi"ni bulur. Sadece ruh ikizleri aynı şarkıları sonsuza dek dinleyebilirler, aynı şarkıdan sonsuz manalar çıkarabilirler, aynı şarkıyla sevecen ve bağışlayıcı olabilirler. Altıncı boyut: Kendi şarkını ruh ikizinle okumaktır, tek bir yürekte, ebediyen.

24-Ne zaman ki dünyanın Doğusuyla ve Batısıyla bizim dünyamız olduğunu anlarız, o zaman kadın ve erkeğin birbirini tamamlayan bir bütünün iki parçası olduğunu anlarız. Biri olmadan diğeri var olamaz; biri olmadan diğeri kendini gerçekleştiremez. İnsan kadın ve erkek olarak bir bütündür. Asıl mesele kadın ve erkeği bütünleyerek insan olabilmekte, insan kalabilmekte. İnsanları öldürenler, kadın ya da erkek fark etmez bir tarafı sakat olanlardır. Kadın ve erkek, bunlardan biri eksik oldu mu, insan insana kıyar, insan insana zulüm eder. Kadın ve erkeği birlikte tut ki insan olasın, insan kalasın, insan gibi yaşayasın.

25-Sevmek, karşısındaki insanın kendine yaptığı yolculukta kendini bulmasına yardımcı olmaktır. Bunu yeri geldiğinde "geride kalarak" yeri geldiğinde de "iler çıkarak" yapar. Biz ne geride kalmasını biliyoruz ne de zamanı geldiğinde ileri çıkıyoruz. Tek mesele, zamanlama. Her şey mükemmel bir zamanlamaya bağlı. Taraflar açık ve cesur olursa tam zamanında yola çıkılır. Kapalı ve korkak olmak, tarafları yiyip bitirir, içsel yolculuğu görünmez bir zindana çevirir. Böyle olursa taraflar bir ömür boyu birbirlerini zindanlarda beklerler, bir ömür boyu birbirlerine gardiyanlık yaparlar.

26-Eşler ne yapıp edip evliliklerinin kutup yıldızını, inanç sistemlerine, değerler sistemine, kültürel benzerliklere, ortak kişisel beğenilere, insani paylaşımlara göre bulmalara gerekir. Kutup yıldızı olmayan bir evlilik er-geç yıkılmaya mahkumdur. Böyle bir durumda eşlerin her ikisi de maddi manevi büyük zararlar görürler. Taraflar evlilikten önce kutup yıldızlarını bulmadan yola çıkmasınlar. Kutup yıldızının en az şu beş özelliği olmalıdır: İnanç sistemi, değerler sistemi, kültürel benzerlikler, ortak kişisel beğeniler, insani paylaşımlar.

27- Öyküsü olmalı her ilişkinin, her insanın, her kitabın. Öykü anlam bütünlüğüdür. Öykü dünyayı kendi gözlerinle görmek, kendi bakış açınla anlatmaktır. Öykü içindeki nehirlerin akışını duyup müziğini yakalamaktır. Öykü zamanı asli ve değerli hedeflerin için kullanmaktır. Öyküsüz insanlar öksüz, amaçsız, hedefsiz insanlardır. Öyküsüz insan herkesten ve her şeyden kopuktur. Öyküsüz insan Hayat Defteri'ni boş işlerde kullanmıştır. Öyküsü olan insan kalbinin kuşunu göğün uçsuz bucaksız diyarlarına uçurmasını bilir. Sonuç: Öyküsüz insan esirdir, öyküsü olan insan hürdür.

28-Sürekli bir keşif halinde olmak lazım. Kendimizi ve başkalarını keşfederek hayat yolculuğunu güzelleştirip derinleştirebiliriz. Keşfetmek için de rahatlığı bir kenara bırakıp zorlukları göğüslemek gerekir. Kendi ben'ini keşfedemeyen, başkalarındaki biz'e ulaşamaz, kainattaki Bir'e katılamaz.

29-Gençliğinin hayallerinden ihtiyarlığın tecrübelerine, ihtiyarlığın tecrübelerinden gençliğin hayallerine mektuplar yaz, gönder. İnsan gençlik ve ihtiyarlık arasında hayat hikayesini yaşar ve yazar. Neredesin ve nerede olmak istiyorsun? Gençliğin hayallerini ve ihtiyarlığın tecrübelerini kayıt altına alırsan, nerede olduğunu ve nereye gideceğini bilirsin. Böylelikle her zaman için bir çıkış yolu bulabilirsin.

30-Hayatımızın her alanında kendi kendimizin rakibi olmalıyız. Ötekilerini, başkalarını kapsamı alanı dışında bırakmalıyız. Kendi kendimizin rakibi olursak eksiklerimizi görüp gideririz. Gözümüz dışarıda oldu mu içerideki noksanlarımızı göremeyiz. Başkalarının sırtından inip kendi ayaklarımızla yürümeliyiz. Kendi ayaklarımızla yürürsek önce izler oluşur ardımızda, sonra izler yola dönüşür en kısa zamanda. İçsel yolculuk izlerin hikayesini sürmektir. İçsel yolculuk yalnızca kendimizi dinlemektir. İçsel yolculuk elinden gelenin en iyisini yapma gayretidir.

31-Tiyatro insana karanlıkta kalmış farklı karakter özelliklerini gösterir. Farklı karakterlerle sahneye çıkarız. Belki karanlık karakterleri deneriz. Tiyatro bize kendi karakterimizi bulmamıza yardımcı olur. Tiyatro ve tiyatro kültürünü önem vermek gerekir. Tiyatroyu ihmal etmeyenler, kolay kolay karanlık karakterlerin tuzağına düşmezler.

32-Asıl işimiz dışında, kendimizi dinlendireceğimiz, zamanımızı eğlenerek geçireceğimiz en az bir hobimiz olmalı. Hobisiz insan, diri diri mezara giren insandır. Hobisiz insan, bedenin mesleğiyle ruhunun eğlencesi arasındaki bağ ve bağlantıları yitiren insandır. Hobisiz insanlar işkoliktir, yaşam tüccarlarıdır, insan fukaralarıdır.

33-Pareto ilkesi önemlidir. Zira hangi mesleği seçmiş olursak olalım, önemli olan o meslekte üzerine düşeni yapmaktır. Yani kendine uygun mesleği seçeceksin ve mesleğinde en iyi olmaya bakacaksın. Bahçesinde her çeşit sebze ve meyveyi en iyi şekilde yetiştirip onlardan iyi ürün elden bahçıvan, elindeki öğrencilerden iyi öğrenciler çıkarmayan öğretmenden daha iyidir, daha üstündür, daha kutsaldır.

34-Para yaşamın vazgeçilmez bir aracıdır. Kendini bilen insanlar parayı bir araç olarak görürler. Hayatının dümeninde para, parasal güç ve değerler değil, kendimiz olmalıyız.

35-Geri kalmış ülkeler devirir, gelişmiş ülkeler değişir. Özü ile evrensel hakikat arasındaki bağları güçlendiren insanlar ve milletler, hep iyiye, olumluya, güzele doğru değişirler; fakat özü ile evrensel hakikatten kopuk olan insanlar ve milletler hep kaos içinde olurlar, yıkarlar, yakarlar. Yapmamız gereken basit: Öze dönüp evrensel hakikate yürümek, değişimin önündeki bütün engelleri kaldırmak, duvarları yıkmak.

36-Var olan her şey kutsaldır. Varlığı kutsallaştıran da insandır. Hangi insan? Birey olan, bireyselliğini kazanmış olan, ben bilincine sahip olan, kısacası kendi olan insan. Birey ne çobanın koruyuculuğuna ne de sürünün kalabalık güvenliğine muhtaçtır. Birey kendiyle yaşar. Onu kutsal kılan da bu özelliğidir. İnciyi kömür taşından ayıran tekliği, kişiyi de kuru kalabalıklardan ayıran da bireyselliğidir.

37-Bağlı ve bağımlı olmak, içindeki meraklı çocuğu öldürür. Hep yerini ve yurdunu değiştir. Sürekli yeni bilgilerle, şaşırtıcı keşiflerle, meraklı çocuğu diri tut. Kendi hayatının kahramanı mı olmak istiyorsun? Yapman gereken çok basit: İçindeki meraklı çocuğu özgür bırak.

38-Kutsal olan emektir, alın teridir. Alın terinin açmayacağı kapı, yumuşatmayacağı kalp, çatlatmayacağı taş, söndüremeyeceği ateş yoktur. Çünkü helaldir. Alın teri kişiyi kötülüklerden de korur, kişiye kalkan olur. Alın teriyle ıslanmamış yüze leke de çalınamaz, çamur atılamaz, çamur atılsa dahi kalmaz, izi dahi silinir. Alın teri temizdir, temizler bütün kirleri pasları. Alın teri arındırır günahlardan, pişmanlıklardan. Alın teri kurtarır azaplardan, uçurumlardan, bunalımlardan. Alın teriyle ıslanmış göz hep doğruya bakar, gerçeği yakalar ve hakikati görür. Alın teri emeğin kanıtıdır, helal emeğin tanıklığıdır.

39-Başkalarına ulaşmak için önce kendimize ulaşmamız gerekir. Saf bir niyetle kendimize ulaşabiliriz. Saf niyet: Kökü üzerinde büyümek. Köküne sadık olan muradına erer ve saf niyetli damarlarıyla başkalarına ulaşabilir. Sevgi ve merhametle, hak ve adaletle, samimiyet ve dürüstlükle, fedakarlık ve yardımseverlikle kökünü güçlendir, damarlarını çalıştır.

40-Yolculuğumuzun hakkını vermek için hayat algoritmamızı çıkarmamız gerekir. Bu da okumakla, araştırmakla, sorgulamakla, farklı kültürleri tanımakla, sanat filmlerini izlemekle, ruhu özgürleştirici müzikleri dinlemekle olur. Aklını, kalbini ve ruhunu özgürleştirenler hayat algoritmalarını çıkarabilirler.

Kendini Keşfetmeye Zorluklarla Başa Çıkmaya Var mısın?

Güçlü Bir Yaşam İçin Öneriler

Doğan Cüceloğlu

Söyleşi: Deniz Bayramoğlu

Kronik Kitap

317 sayfa

İstanbul 2021


Yazar: Faik ÖCAL - Yayın Tarihi: 28.04.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 01.03.2023 23:32
2038

Faik ÖCAL Hakkında

Faik ÖCAL

2000’de Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji mezunu... 2004 yılında Franz Kafka’nın Romanlarında Birey ve Devlet İlişkisi üzerine yaptığı tez ile yüksek lisansını yaptı.

Çeşitli sitelerde ve dergilerde yazıları çıkmakla birlikte 2008’den beri düzenli olarak Yolcu Dergisi’nde yazılar yazmaktadır.

 

Yayımlanmış Kitapları:

Yitik Anılar Şehri, Erguvan Yayınları, 2008.
Aziz ve Aciz Emanetçi, Erguvan Yayınları, 2008.
Dört Mevsim Beş Vakit Hüzün, Roza Yayınları, 2012.
Uzaktaki, Az Kitap, 2021.
101 Kürtçe Roman 1. Cild, Sitav Yayınları, 2022.
Beyaz Hüzün, Az Kitap, 2022
Yeni Bir Aydınlanma Felsefesi, Zilan Akademi, 2023
Deprem Günlüğü, KDY, 2023 

Faik ÖCAL ismine kayıtlı 88 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 8 kitap bulunmaktadır.

Twitter Instagram Kitapyurdu.com