Dünya Atına Binmiş Giderken, Edebiyat, Misafir Köşesi

Dünya Atına Binmiş Giderken yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Dünya Atına Binmiş Giderken

26.09.2022 09:00 - Misafir Köşesi
Dünya Atına Binmiş Giderken

Sena Alper yazdı...

"Bağışlanmayı beklerken vakit geçsin diye affetmeye başlarsın etrafındakileri, delirmeyi beklerken kaçıracağını umduğun aklına yaklaşırsın, duymak istediğin hikâyeyi beklerken sıkılırsın ve kendi hikâyeni anlatmaya başlarsın."

(Balıksırtı Mevzular'dan)

Tevellüdden beri dünya atına binmiş giderken acaba seyr ü sefa mı ediyoruz yoksa seyr ü süluk mu? Seyrimizi bırakalım anlatadursun televizyonlar, gazeteler, sıtoriler; biz sülukumuzu anlatan hikâyeleri arayalım nasipse...

Dünya Atı, Ayşegül Genç'in Ceylan Uykusu'nda sonra ikinci hikâye kitabı. On yedi hikâye var eserde. Daha çok romanlarıyla bilinen yazar; samimi ve bizden bir üsluba sahip olmakla beraber bir kurgu ustası. Hangi romanını baksam ana hikâye parçalı bir kurgu ile okura sunuluyor. Çoğu zaman bilmeceli olsalar da, roman karakterleri ipuçlarıyla yetinip olanı biteni hemencecik anlatmasalar da, dikkatli ve rikkatli okurlar parçaları birleştirerek kurguyu tamamlayabiliyor zihninde. Bu durum dertli, anlaşılmak isteyen ve yaralarımıza/gediklerimize dokunmayı seven yazarımızı memnun ediyordur sanırım.

Dünya Atı, bir hikâye kitabı olmasına karşın yine kurgulanarak yazılmış. Her hikâye bir epigrafla başlıyor. Yani bir giriş yazısıyla... Aslında eski tabirle klasik edebiyatımızdaki bazen kurmaca bazen gerçek bir gerekçe bulunarak yazılan sebeb-i telifi andırıyor. Sanki ilk başta hisse veriliyor ve ardından bir kıssa anlatılıyor. Bu kurgu hikâyeleri kökü mazide olan bir ati kılıyor. Kitabı okurken en çok bu epigraflardan etkilendim. Çünkü yazar âdeta üst kurmaca tekniğiyle anlatısı içinde 'anlatı'nın kritiğini yapıyor. Bu kritiklerden anlatıya dair sorular devşirmek mümkün.

"Duldada Bir Fırtına" hikâyesinin girişinde "Bir dışında buraya kadar söylediklerimizin hepsi belki de yalandır. Bu yüzden her şeyi bilen anlatıcılar olarak toparlanırız, bir oluruz. Lakin yine de kendimizi Hüseyin'in hikâyesine bir şeyler eklemeye çalışırken yakalanırız, dağılırız." derken anlatıcı şu soruyu sorar gibi: Anlatıcı neyi ne kadar bilir?

"İmâ" adlı hikâyede "Anlatan vardı dinleyen yoktu, ama bu delilik dedik, anlatan vardı ama dinleyen konuşmuyordu ama bu vaaz dedik, anlatan vardı ve karşısındakini dinlemeye zorluyordu ama bu gevezelik dedik, anlatan vardı dinleyen de vardı ama ortada hakikat yoktu bu boşboğazlık dedik..." derken anlatıcı şu soruyu sorar gibi: Anlatıcı ve okur hangi sıfatlarla tanımlanabilir?

"Ölen Baş, Çürüyen Vicdandan Yeğdir" de "Oradaydık. Her şeyi olgunlukla karşılayacak bir yaşta değildik, lakin yaşıtlarımızdan daha olgun olduğumuz için bizen büyükler ile aynı tepkiyi verebilmiş, şahit olduğumuz sahnenin yükünü omuzlamak için sözsüz dilsiz bir sözleşmeye yine sözsüz dilsiz bir imza atıvermiştik." derken anlatıcı şu soruyu sorar gibidir: Anlatıcı anlatıya tanık mıdır?

Sekizinci hikâyenin girişinde anlatıcı hikâyeye dair bir yorumda bulunur: "Bıçağın tutunma arzusu kalbimizi kırdı." O vakit akla şu soru gelir: Anlatıcı taraf tutar mı?

"Arif'in Göğsündeki Karıncalar" da "O halde biz de anlatılan her hikâyeyi değiştirip yeniden yazmak üzereyizdir," der ve metnin içinde kurgu yapılandırılır: "Anlatacağımız hikâyenin duygusal dili kuvvetli olsaydı Hakan muhtemelen kendini tanıtırken şöyle diyecekti..." Burada da şu soru sorulabilir: Anlatıcı anlatırken yeniden kurgular mı?

Kitaptaki en vurucu öykü bana kalırsa "Duldada Bir Fırtına" Dünya atına binip dört nala gitsem mi yoksa o atı sağlam bir kazığa bağlasam mı, diye dilemma yaşayan bir gencin hikâyesi. Metinde tekrarlanan "İsmail amca alma bizim evi, üşürsün!" leit motifi, bu gencin tereddüdünü vurucu bir şekilde veriyor. Bir de "Fâtıma Zehra" hikâyesi var ki bana Ali Şeriati'nin Fatıma Fatımadır kitabını hatırlattı. Lakaplarından dolayı neredeyse kendi adını unutmuş bir kadının, kendini yavaş yavaş var etme hikâyesi gibiydi. Fadiş, Fadik, Fadili, Fadim, Fadime, Fadimana, Fatmana, Fatma, Fâtıma ve nihayet Fâtıma Zehra...

Sözün özü, Dünya Atı hayatı bir seyr ü süluk olarak görenlerin tat alacağı tarzda hikâyeler barındırıyor. Bahtı açık ola...

(Bu vesileyle Necip Fazıl Hikâye-Roman ödülünü alan sevgili Ayşegül Genç'i, haddim olmayarak, tebrik ederim.)

Dünya Atı
Ayşegül Genç
Muhit Kitap
93 s.
2022 İstanbul


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 26.09.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 12.12.2023 11:37
940

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 1037 yazı bulunmaktadır.