Dünya Masalları: İsveç Masalları

Eskimo, Norveç, Viking masallarından sonra yakın komşu İsveç'teyiz. İsveç masalları daha yalın bir dille başlıyor. Knös adlı kahramanı anlatan güç, cesaret, gücünün yeteceklerinin farkında olma hikâyesini "Lasse, Esirim!" adlı, beklenti-yetinme-tamah üçgeninde dengeyi bulmaya çalışan klasik metinlerden biri takip ediyor. Küçük yaş grubunu muhatap alan bir metin ve açık bir öğüt. Lund Katedrali'nin inşası ile ilgili kısa bir efsane bizdeki Aya Sofya gizemlerine dair söylentileri anımsatıyor. İnsanların yapılardaki anlam veremedikleri detaylarla ilgili hikâye uydurma eğilimi her kavimde ortak anlaşılan. "Skalunda'nın Devi" masalı da Stommen bölgesindeki bir çukuru anlamlandırmak üzere nesilden nesile aktarılmış. Burada dikkatimi çeken devlerle kilisenin yan yana zikredilebilmesi oldu. Pagan inanıştan Hristiyanlığa geçen bu toplumda, muhtemelen Hz. İsa'ya da etfedilen insanüstülük bugüne dek ortadan kalkmadığından bu birlikteliğe rastlıyoruz. Biz ise doğaüstü ile inanç unsurlarımızı somutlaştırıp yan yana koymaz, dönemlerini ayrı tutarız. "Noel Hayaletleri" masalı sanırım zamansız yapılan işlerden sakındırma niyeti taşıyor ancak kurgu zayıf, korkutma öğeleri yersiz. "Silverwhite ve Lillwacker" masalında Knös'ün hikâyesinde anlatılan prensesi trolden kurtarma bölümü aynıyla yer alıyor. Ama bu masaldaki detaylar ve hikâyenin devamı "Knös" masalındaki boşluğu dolduruyor. Foyası meydana çıkana kadar cesur görünen korkak ve tekrarlanan hilelere karşı gözü açılan kahraman olgusuyla tekrar karşılaşıyoruz. Masalın sonuna, düşünmeden yapılacak hareketlerin pişmanlıkla sonuçlanacağını anlatmaya çalışan kısa bir bölüm iliştirilmiş ancak bu üstünkörü ve aceleci bir ilave olmuş. Bu acele çocukta telâfinin gerçek hayatta da bu kadar kolay olacağı zannına sebep olabilir.
Söz dinlemeye dair "Genç Kız ve Yılan" masalında öğüdün veriliş tarzı yetersiz. Kurbağa, yılan ve benzeri her çirkinliğin olumlu davranış karşısında güzelliğe, yakışıklı prense/prensese dönüşeceği fikri aşırı ve desteksiz kullanıldığında çalışmıyor. Oysa biraz ilerleyince aynı öğüdün "Kurtadam" masalında daha cazip bir şekilde verildiğini görüyoruz. Norveç masallarıyla birebir örtüşen karakter ve olaylar bir hayli fazla. Bu şaşılacak bir durum değil ama tekrara düşen iki kitaptan birini tercih etmek isteyecek olanlar için belirtmemizde fayda var.
"İlk Doğan Önce Evlenir" masalı söze sadakatin, zor da olsa ahde vefanın ve sebâtın masalı. "Topal Köpek" ise kibrin karşısına koyulan alçak gönüllülüğü, gözü yüksekte olmamayı, söze sadâkati, sevgiliye bağlılığı övüyor. Ancak masalların, eğer küçüklere hitap edeceklerse bugüne uyarlanması gerektiğini ispat eden şu cümleye dikkat! "Ama eğer kader bana bir koca verirse, verdiği koca topal bir köpek bile olsa, onu olduğu gibi kabul etmek beni memnun edecektir." Tahmin edersiniz ki çağırılan kader geliyor ve yine prenses-çirkinlik büyüsüne çarpılmış prens ikilisinin baş rolde olduğu bir "cefaya tahammül sefa getirir" masalıyla karşı karşıyayız.
Değinmeye hacet olmayan birkaç masaldan sonra önceki masallarda defalarca okuduğumuz "bağışlamaya müteakip gelen yardım" ve "korkak sahtekâr kahramanlar" öğelerini bir kez daha yine metin içinde de bol tekrarlı şekilde "Turna Kraliçe" masalında okuyoruz. Bir masal derlemesinde çeşitliliği düşüren bu tekrarlar o kavmin masallarında sığlık, kısırlık hissine sebep oluyor. Bazı bölümler, bu kitabı serinin okunmasına gerek olmayan kitapları arasına sokuyor. Adeta Norveç ve Viking Masallarının kapsamı içinde bir köşede debelenmiş.
"Zavallı Şeytan" masalından alıntılanan ve başlığın altına iliştirilen cümle dikkat çekiyor: "İşler yolunda giderken tanrıya şükrederler ama ne zaman kötü bir şey olsa benim suçum olur." Şeytan tarafından söylenen bu sözün aksine aşinayızdır; bize işler yolunda giderken Allah'ı unuttuğumuz, ne zaman dara düşsek ondan yardım istediğimiz hatırlatılır. Bu kısa masal, kötü kaderi şeytandan bilip, onu bizzat eliyle düzelten şeytan yerine de tanrısına şükrederek şeytanı ikinci kez çileden çıkartan bir köylü komedisi. Smaland ve Schonen diyarlarının yaratılışını anlatan sıradaki masalda da şeytan bizim için içinden çıkılmaz işler yapıyor. Can verme gücünün olması bunlardan biri. "Şeytan ve Kitta Grau" şeytanın başrolde olduğu üçüncü masal. Kitta Grau ise şeytana pabucunu ters giydirebilen bir kurnaz. Sonlara doğru şeytan hikâyelerini korku öğeleriyle öne çıkan, kısa ölüm meleği ve hayalet hikâyeleri takip ediyor. Dini öğeler de içeren bu masallarda din adına makul bir önerme, öğüt ya da telkine rastlayamadım.
Kitabın 156. sayfasında, sonraki sayfada başlayan hikâyeden bir paragraf unutulmuş. Muhtemelen düzenleme sırasında taşınmak üzere oraya konan bu paragraf sehven orada kalmış. Bu kısma yaklaşırken peşpeşe üç dört yazım hatası da yakaladığım için düzeltmeyle ilgili bir ihmâl olduğunu, baskı öncesi işlerin aceleye geldiğini düşünüyorum.
Eğer bütçeniz kısıtlıysa serinin bu kitabını pas geçin derim. Bu ve değerlendirmelerimde işaret ettiğim bazı kitaplar ancak masallar üzerine araştırma niyetiyle yapılacak okumaların nesnesi olabilir. On üzerinden dört ile bu kitabı da kapatalım ve masallarda incelik, erdem, tarih, coğrafya, dil, estetik, ilahiyat, insaniyet, çocukluk aramaya devam edelim.
İsveç Masalları
Clara Stroebe
Çev. Ayşe Çevik
Salt Okur Yayınları
Yazar: A. Erkan AKAY - Yayın Tarihi: 18.01.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 19.12.2021 02:59