Edebiyat Raporu 6 : Son Çıkan Edebiyat Eserleri (Mayıs, 2, Yeni Çıkanlar, Kitaphaber

Edebiyat Raporu 6 : Son Çıkan Edebiyat Eserleri (Mayıs, 2022) yazısını ve Kitaphaber yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilir

Edebiyat Raporu 6 : Son Çıkan Edebiyat Eserleri (Mayıs, 2022)

03.06.2022 09:00 - Kitaphaber

Aylık olarak yayınladığımız Edebiyat Raporu isimli kitap seçkimizin bu sayısında Türk ve Dünya edebiyatından Nisan ve Mayıs aylarında yayımlanmış 14 eser yer alıyor. Bu raporumuzdaki eserler babil.com sitesi kullanılarak ve bize ulaşan tanıtım yazıları harmanlanarak hazırlanmıştır.

edebiyat-raporu-6


TÜRK EDEBİYATI

Sezai Karakoç'un Kutlu Millet İdeali / Ömer Ertürk / Mostar Yayınları

sezai-karakocun-kutlu-millet-ideali "Sezai Karakoç, fikir ve şiir alanında, Türk düşünce ve edebiyatına kendine özgür bir bakış açısı ve yeni bir soluk katmıştır. Bu düşüncelerini kimi zaman şiir ve düz yazıyla kimi zaman dergi çıkararak ve kimi zaman da siyasî bir parti kurarak yaymaya çalışmıştır. Eserlerinde bazen yoğun bir Batı eleştirisi yaparken bazen de bu eleştiri oklarını Türk-İslâm aydınına çevirerek birtakım hatalar tespit etmiş ve bu hatalara çözüm önerileri getirmiştir. Diriliş düşüncesi de bu noktadan hareketle şekillenmiş ve bu düşüncenin ilk hedefi; İslâm dünyasının yeniden bir çatı altında toplanması olsa da o, aslında bütün bir insanlığın, savunduğu İslâm düşüncesiyle kurtulabileceği görüşünü savunmaktadır. Toplamda elli yedi kitap kaleme almış, 1960'tan yayın hayatına başlayan ve 1992 yılına kadar toplam 396 sayı yayımlanan Diriliş dergisini çıkarmış, yine 1990-1997 yılları arasında Diriliş Partisi, 2007'den günümüze kadar gelen Yüce Diriliş Partisi'ni kurmuş olan Sezai Karakoç, bütün bu çalışmaları Diriliş düşüncesinin temelini oluşturan ve çalışmamızın da konusu olan Kutlu Millet idealini gerçekleştirmek için yapmıştır."

Sezai Karakoç'un sanat ve fikir hayatındaki izlerin takipçilerinden biri olan Ömer Ertürk'ün titiz çalışması sonucunda ortaya konan bu eser, Üstad'ın hayatına farklı yönlerden bakmayı mümkün kılarken onun "fikirde öncü nesli" yetiştirme gayesini ve bıraktığı mirası şiir, medeniyet, İslâm ve millet anlayışı üzerinden anlatıyor.

İlk Öyküler / Rasim Özdenören / İz Yayıncılık

ilk-oykuler-rasim-ozdenoren Türk öykücülüğüne ve düşünce dünyasına yeni fikirler ve boyutlar kazandırarak unutulmaz eserler veren Rasim Özdenören, öykü ve düşüncedeki istikrarlı ve güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok yazarı etkiledi. Türkçeyi doğru ve güzel kullanmadaki mahareti, insan ruhunun sırlarına vâkıf olması, gözlemciliği, ayrıntıları yakalamadaki ustalığı, dilde ve muhtevada yerli duruşu her kesimde kabul gördü. Öyküleri; özetlenemez oluşuyla, her defasında yeniyi ve yenilenmeyi yakalamasıyla dikkat çekti. Benliğimizi, bilincimizi tazeleyen, okuyucusunu tekraren kendine çağıran metinler ortaya koydu. Toplumdaki değişmeyi, yabancılaşmayı, uyumsuzluğu, modern çağın insanının dramını ve trajiğini sergilemedeki başarısıyla özgün bir yere sahip oldu. Bu özellikleriyle edebiyat ve düşün dünyamızın bilgesi olarak anıldı. Türk öykücülüğünün ve deneme yazarlığının gelmiş geçmiş en usta kalemlerinden biri olarak temayüz etti.

Özdenören'in 1957-62 yılları arasında yazıp bir kısmını dergilerde yayımladığı, bir kısmını hiç yayımlamadığı ilk öyküleri yıllar sonra ilk kez bir arada... Kendi kuşağının iklimine ve esintilerine üst seviye bir bilinçle tanıklık eden genç Özdenören'in; insanı, eşyayı ve durumları nasıl algıladığına ve yorumladığına dikkat edilirse tüm ilk öykülerde rastlanan acemilik, eksiklik veya fazlalıklara rastlanmayan bu metinlerin bir dehayı müjdelediği görülecektir. Nitekim Cemal Süreya, Sezai Karakoç için yazdığı portrede, Özdenören kardeşlerden şöyle bahsedecektir: "Özdenören kardeşler o yıllar Anadolu'ya Kafka yaratıkları salıyorlardı…" O yıllar dediği 1961-62… Bu öyküler; canı isterse Kafka canı isterse Faulkner gibi yazarak başlayan, öykü serüvenine kendi tarzıyla devam eden, öyküsüne ruhunu, ciğerini bağışlayan usta kalemin dünya edebiyatına ilk katkılarıdır.

Zaman Kaybolmaz / İlber Ortaylı / Kronik Kitap

zaman-kaybolmaz Yaşam tecrübesini paylaşmayı seven, zamanı koklayan ve her yaşında kendisine ayrı ödevler çıkaran, İstanbul âşığı nadide bir entelektüel İlber Ortaylı. O, Türk tarihçiliğinin dünyadaki en önemli isimlerinden biri olarak sadece tarihseverler için değil, ömrünü güzel biçimde yaşamak isteyenlere de bir rehber oldu daima.

İlber Ortaylı'nın yaşamöyküsünü okurlara sunan Zaman Kaybolmaz, nehir söyleşi lezzetini her yaştan okura tattırırken bir tarihçinin çocukluğunu, eğitim hayatını, yetiştiği iklimi, çevresindeki mizaçları, tutkuya dönüşmüş meşgalelerini, değişen şehirlere ve ülkelere dair gözlemlerini, kısacası hayatın bütününe olan yaklaşımını da ortaya seriyor. Bu anlamda bir tecrübeler kitabı olarak da okunabilir.

Zaman Kaybolmaz'ın sayfalarını çeviren tüm okurlar; İlber Ortaylı'nın engin anılar yumağını çözerken kendi hayatlarına eşsiz pratikler kazandıracak, yaşama daha farklı bir pencereden bakma imkânı bulacak, böylece daha anlamlı bir hayatın peşinden gidecekler hiç şüphesiz…

Sezai Karakoç'ta Varlığa Bakış / Mehmet Özger / Muhit Kitap

sezai-karakocta-varliga-bakis Geleneği, düşünce biçiminin ve sanatının merkezine alan büyük sanatçıların önündeki en büyük zorluk hem geleneğin içinde kalıp hem de yeni olmayı başarabilmektir. Fuzuli ve Şeyh Galip gibi büyük ustalar bu zorluğu aşabilen öncü isimlerdir. Sezai Karakoç sadece bu zorluğu aşmakla kalmamış kendisinden sonra gelen nesiller için bu yolun ilkelerini de ortaya koymuştur.

Sezai Karakoç, yaratılanı değil yaratanı taklit düşüncesi ile Batı estetiğinin temeli olan mimesis (taklit) düşüncesine karşı çıktığı gibi İslam estetiğine de yeni bir bakış getirir. Estetik anlayışı ve şiiriyle kendisinden sonra gelen sanatçılara İslam estetiği ışığında nasıl sanat yapılacağının yolunu göstermiştir. Edebiyat, kültür, düşünce ve sinema gibi farklı alanlarda İslam estetiğinin nasıl uygulanacağını Sezai Karakoç'un teori ve pratiğine bakarak anlayabiliriz.

Belki de Dünyanın Sonundayım / Yavuz Ekinci / Everest Yayınları

belki-de-dunyanin-sonundayim "O gün geldiğinde yalnız olacaksın."
Seni kim hatırlayacak?
Sözünün yankısı kaç kuşağa ulaşacak?
Zamanın hükmüne ve ölümün mutlaklığına rağmen başardıkların kaç ömür daha yaşayacak?
Kendinden ve sevdiklerinden vazgeçerek kucakladığın zafer, kimin zaferi olacak?
Gücün bedelini ödeyince senden geriye ne kalacak?
Her şey bittiğinde seni kim hatırlayacak?

2005 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, 2007 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü kazanan; yapıtlarında geçmişle bugün, gelenekselle modern, mitlerle gerçekler arasında köprüler kuran Yavuz Ekinci, bu kez ne pahasına olursa olsun hayatta iz bırakmak için savaşanların hikâyelerine, babalarla oğulların ve kardeşlerin mücadelelerine odaklanıyor.

"Belki de Dünyanın Sonundayım" güven ve iktidar ekseninde, insanlık tarihi kadar eski bir sorunun izini sürüyor: Dünyayı dize getiren o zalim, zamanı da yenebilir mi?

Anlatıyı Yapıdan Okumak / Bilgin Güngör / Ketebe Yayınları

anlatiyi-yapidan-okumak Postkolonyal eleştiri, postyapısalcı eleştiri ve söylem analizi gibi kuramsal açılımlar, her ne kadar günümüz metin incelemelerinde başat bir konuma yükselmişse de yapısalcılığın miras bıraktığı pek çok kavram ve özellikle de biçimsel formülasyonları hâlâ aşılabilmiş değildir. Yapısalcılığın ruhunun artık askıya alındığı düşünülse de birçok durumda bu kuramın kavramlarıyla konuşur, analizlere girişir ve hatta çeşitli kuramsal temellendirmelerde bulunuruz. Çünkü yapısalcılık, her zaman ve durumda üzerinde durulan, hem edebiyat ve felsefe hem de diğer sosyal bilim alanlarında, ana akım uğraş noktalarından birini temsil eden dil/gerçeklik diyalektiğine ilk dikkat çeken kuramdır. Özellikle içerisinde bulunduğumuz dönemde, başta postmodern anlatılar olmak üzere, üretilen edebî eserlerin yapısal niteliklerine odaklanmak için yapısalcı eleştirinin olanaklarından yararlanmak ve kavramsal örüntüsü aracılığıyla faydalı sonuçlar elde etmek mümkündür.

Anlatıyı Yapıdan Okumak'ta Bilgin Güngör, edebi eserlerin yapısal niteliklerinin tarihsel gelişim açısından ne şekilde değişkenlik gösterdiğini görmek için yapısalcı eleştirinin olanaklarından faydalanmanın önemi üzerinde duruyor. Buradan hareketle Güngör, yapısalcılığın verilerinden hareketle Türk roman ve hikâyesinin belirli tarihsel dönemler zarfında dünden bugüne varlık kazanan ve değişen yapısal özelliklerinin bir panoramasını sunuyor. Bunu yaparken, Tzvetan Todorov'un, Türkiye'deki yapısalcı araştırmalarda genellikle göz ardı edilen özgün yapısalcı kuramından faydalanıyor ve bu açıdan belki de bir ilke imza atıyor.


DÜNYA EDEBİYATI

Okumanın Riski: Edebiyat Kendimizi ve Dünyamızı Anlamamıza Nasıl Yardım Eder? / Robert P. Waxler / Kafka Kitap

okumanin-riski-edebiyat-kendimizi-ve-dunyamizi-anlamamiza-nasil-yardim-eder Bir yaşam hikâyesi yaratma amacı güderek kendimizle ve ötekilerle, kendi hikâyelerimizle ve ötekilerin hikâyeleriyle diyaloğa dayalı bir ilişki içinde yaşarız. Alasdair MacIntyre şöyle demiştir: "'Ne yapacağım?' sorusuna cevap verebilmem için öncelikle şu soruya cevap vermem gerekir: 'Kendimi hangi hikâyenin veya hikâyelerin bir parçası olarak görüyorum?'"

Okumanın Riski, edebiyatı derinden, yakından okumanın kendimizi ve çevremizdeki dünyayı anlamamıza yardımcı olabileceği fikrinin bir savunması... Nitelikli eserlerin derinlemesine okunması yoluyla modern yaşamın çoğu açıdan daha anlamlı kılınabileceğini öne süren Waxler, bu kitapla sözde "gerçek yaşam"ımıza anlam vermek için "kurguya" ihtiyacımız olduğunu, kurgu okumanın insancıl ve demokratik bir toplum inşa etmek için önemini vurguluyor. İnsanların "dilsel varlıklar" olduğunun altını çizen yazar, kutsal metinlerdeki Yaratılış kültünden Frankenstein'a, Dövüş Kulübü'nden Yaşlı Adam ve Deniz'e dek pek çok metni analiz ederken, ölümlülüğümüz üzerine düşünmemizi sağlayacak benzersiz bir kapı aralıyor.

Hat Bekçisi Thiel / Gerhart Hauptmann / Can Yayınları

hat-bekcisi-thiel Prusya Demiryolları'nda özveriyle çalışan hat bekçisi Thiel'in yaşamı, yaşadığı talihsizlikler ve gördüğü halüsinasyonlarla gölgelenmiştir: Çok sevdiği karısı Minna doğum yaparken ölünce kendini büyüyen bir iç çatışmanın içinde bulur ve oğlu Tobias'ın bakımını güvenceye almak üzere yeniden evlenmeyi seçer. Fakat işler umduğu gibi gitmez ve bir felaket yaşanır.

Alman edebiyatının son klasiği kabul edilen Hat Bekçisi Thiel, aynı adı taşıyan ana karakterinin psikopatolojik vakasına eğilir. Sanayi Devrimi'yle sarsılan zümre toplumunun yerini sınıflı toplum yapısı almadan hemen önceki âna odaklanan eser, makineleşme tehdidi karşısında insanın çaresizliğini simgeleştirir.

Güvercinler Havalanırken / Melinda Nadj Abonji / Everest Yayınları

guvercinler-havalanirken Ve savaşta sadece canlıları öldürmek yetmediği için birkaç yıl sonra mezar taşlarının da devrileceğini, granit mezar kapaklarının parçalanacağını, çiçeklerin kafalarının koparılacağını o zamanlar henüz bilmiyorduk, şayet bilseydik muhtemelen ölülerimizin mezarlarının önünde başımızı eğer, usulca mırıldandığımız ilahilerin sihirli bir koruyucu fanusa dönüşmesi ve ölülerimizin, söylendiği gibi ebedi huzurlarının bozulmaması için de dua ederdik…

Yugoslavya'dan İsviçre'ye göç eden bir aile, kültür farkları, ayrımcılık, savaşların yıkımı, yurt özlemi, gurbetle memleket arasında sıkışıp kalmak, göç edilen yeni coğrafyaya aidiyet hissedememek: Kendisinin de benzer tecrübeleri olan Melinda Nadj Abonji Güvercinler Havalanırken'de, sürekli değişen siyasi koşulların bireyler üzerindeki korkunç etkisini, aynı ailenin üç kuşağının yaşantısı üzerinden incelikli bir duyuşla romanlaştırıyor.

Silah Adası / Amitav Ghosh / Timaş Yayınları

silah-adasi Nadir kitaplarla uğraşan bir sahaf olarak Brooklyn'de münzevi hayatı süren Deen, dünyaya sarsılmaz bir rasyonellikle bakmaktadır, fakat çocuk yaştan aşina olduğu bir Bengal efsanesi onu tesadüf eseri tekrar bulunca, inandığı her şeyi sorgulayacağı sıra dışı bir yolculuğa çıkmak zorunda kalır. Bengal'deki eski bir tapınaktan Los Angeles'a ve Venedik'e kadar kadim bir mitin izini sürdüğü bu serüven, yol boyunca karşılaştığı kişilerin anıları ve tecrübeleriyle şekillenir: Bu yolculuğun başlamasına aracılık eden Piya; Deen'in gözlerini günümüzün dünyasında hayatta kalmaya çalışmanın gerçeklerine açan Tipu; muhtaç birine yardım etmek için çaresizce uğraşan Rafi ve bütün bu karakterlerin bir parçası olduğu hikâyenin eksik halkasını tamamlayan Cinta...

Son on yılın öne çıkan düşünürleri arasında yer alan Amitav Ghosh, mitle tarihi, gerçekle kurguyu, geçmişle şimdiyi ustaca harmanladığı Silah Adası'nda iklim değişikliğini ve göçü merkeze alıyor; okuru, dünyanın durumu üzerine düşünmeye davet ediyor.

Bay Perşembe / Gilbert Keith Chesterton / Ketebe Yayınları

bay-persembe İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden Chesterton'un Bay Perşembe'si çarpıcı ve özgün hikâyesiyle kabus-rüya, özgürlük-düzen, inanç-şüphe, kurgu-gerçek arasında gidip gelen sarkaçtan farksızdır. Chesterton, bu romanını yirminci yüzyılda yayımlasa da insanlığa, doğaya, kültüre dair evrensel meseleleri kendine has biçimde işler, böylece Bay Perşembe, çağlar boyu hayranlıkla okunacak bir roman olur. Felsefenin, teolojinin, neşenin ve tekinsizliğin tam ortasında serpilen bu hikâye, neredeyse upuzun ve esrarengiz bir rüya gibidir.

Londra'da, Anarşist Merkez Konseyi adında gizli bir örgüte "yanlışlıkla" katılan Dedektif Syme, «Bay Perşembe» olarak seçilir ve dünyayı yok etmek için harekete geçen bu adamların eylemlerini öğrenmek için esrarengiz bir serüvene atılır. Ancak konseydeki adamların maskeleri bir bir düşünce Dedektif Syme da kendisini şaşkına çeviren bir dünyanın ortasında kalakalacaktır. Anarşist Merkez Konseyi'ndeki birbirinden ilginç adamlar, Londra'nın orta yerinde olsalar da tekinsizlik içinde soluk alıp vermeye, sahici fikir ve eylemleriyle dünya üzerinde rastlamayacağımız yerlerde bizi beklemeye, ne olursa olsun eylemlerini gerçekleştirmek için mücadele etmeye devam ederler.

Otuz Dokuz Basamak / John Buchan / İthaki Yayınları

otuz-dokuz-basamak Richard Hannay, Birinci Dünya Savaşı arifesinde Londra'ya geldiğinde sıkıntıyla dolu günlerini geçirmek için meşgale arayan "sıradan" biridir. Oysa tüm hayatı siyasi bir suikastı önlemek için yardım bulmaya çalışan bir Amerikan ajanıyla karşılaşmasının ardından değişecektir. Hannay dünyayı sarsacak bir komplonun anahtarını elinde tutacak, günlerini hem polisten hem de gizemli bir örgütten kaçarak geçirecektir.

Otuz Dokuz Basamak başta Alfred Hitchcock olmak üzere birçok yönetmen tarafından sinemaya uyarlandı. Buchan, siyasi zekânın ya da aristokrasinin belirlediği sınırlar içinde davranmayan bağımsız ajan örneğiyle James Bond da dahil olmak üzere sayısız casus kahraman için de nihai modeli yarattı.

Aramızda Kalan Güzellikler / Cory Anderson / GO! Kitap

aramizda-kalan-guzellikler Sevdiğin herkes tehlikedeyken hayatta kalmak için ne kadar hızlı koşabilirsin? Gerçeği anlamak için en baştan başlamalısın. Kemikleri kıracak kadar soğuk bir kış. Kar her yeri örtüyor. Gökyüzü karanlık.

Jack Dahl'ın, uğruna her şeyi göze alacağı küçük kardeşi Matty hariç, hayatta hiçbir şeyi kalmamıştır. Uyuşturucu bağımlısı annesi intihar ettiğinde zor bir seçim yapması gerekir: Ya kardeşini koruyucu aileye verecek ya da babasını hapse gönderen uyuşturucu parasını bulup kardeşiyle yeni bir hayat kuracaktır. O, parayı seçer. Ava Bardem neredeyse tecrit edilmiş, sessiz bir hayat yaşamaktadır. Ava'nın hayatının kontrolünü elinde tutan kötücül ve acımasız babası Victor Bardem ona kimseyi sevmemeyi öğretmiştir, kimseye güvenmemeyi. Babası, Jack ile aynı paranın peşine düşünce seçim yapma sırası Ava'dadır: Ya babasına sadık kalacak ya da Dahl kardeşlerin hayatta kalmasına yardım edecektir. Ava seçimini yapar. Ancak her seçimin bir bedeli vardır.

Cennetten Kaçan Çocuk: Aptal Denilen Bir Dahinin Hikayesi / Jung Myung Lee / Doğan Kitap

cennetten-kacan-cocuk-aptal-denilen-bir-dahinin-hikayesi Pyongyang'da yaşayan genç matematik dehası Gilmo'nun sakin hayatı, doktor babasının gizli bir Hıristiyan olduğunun öğrenilmesiyle altüst olur. Babasıyla birlikte acımasızlığın hüküm sürdüğü bir çalışma kampına gönderilen Gilmo burada neşeli Yonge'yle tanışır. Yonge çalışma kampından kaçmayı başardığında, Gilmo da onu bulmak için kaçar. Dünyayı sayılar, formüller ve matematiksel teorilerle yorumlayan Gilmo, yeteneklerini Doğu Asya'nın yeraltı dünyasında gezinmek için kullanır.

Ünlü yazar Jung Myung Lee Cennetten Kaçan Çocuk'ta okuyucuyu iyi ile kötü, gerçek ile yalan, esaret ile özgürlük arasındaki çizgiyi sorgulamaya davet ediyor…


Yazar: Kitaphaber - Yayın Tarihi: 03.06.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 05.06.2022 23:49
323

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Kitaphaber adına bazen yeni çıkan bir kitabı tanıtırken bazen bizden bir şeyler paylaşırken ve bazen de alıntı ve yeni çıkanlar kullanıcı isimleriyle paylaşmayı tercih etmediğimiz veya hangi profil altında paylaşmanın uygun olduğunu bilemediğimiz içerikleri bu kullanıcı profiliyle paylaşıyoruz. Bir dönem kitaphaber adına yaptığımız söyleşileri de bu isimle paylaştığımız olmuştur.

Kitaphaber ismine kayıtlı 131 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 4 kitap bulunmaktadır.