Edebiyat ve Patates Kabuklu Turta

Edebiyat ve Patates Kabuklu Turta

Edebiyat ve Patates Kabuklu Turta

19.05.2021 - Necla Dursun
Edebiyat ve Patates Kabuklu Turta

“İnsanları en çok ne bir araya getirir?” sorusuyla bir anket yapılsa çok çeşitli yanıt alınır. Yanıtlar arasında yüksek ihtimalle ilk sıralarda “yemek” cevabı olacaktır. Peki, diğer yanıtlar arasında “yazı” yer alabilir mi? “Alabilir” diyorsanız, kitaplara ve edebiyata da ilgi duyuyorsanız, garip ismine rağmen “Edebiyat ve Patates Kabuklu Turta Derneği” isimli filmi izlemelisiniz.

Film, Mary Ann Shaffer ve Annie Barrows'un yazdığı “The Guernsey Literary and Potato Peel Pie Society” isimli kitabın uyarlamasıdır. Yönetmenliğini Mike Newell’ın üstlendiği yapımın oyuncu kadrosunda ise Lily James, Michiel Huisman, Jessica Brown Findlay, Tom Courtenay, Matthew Goode yer almaktadır.

İlk Sahne…

Film, 1941 yılında II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’nın işgal ettiği İngiltere’nin Guernsey Adası’nda açlığın ve yokluğun hüküm sürdüğü günlerden birinin gecesinde bir grup arkadaşın sokağa çıkma yasağı uygulandığı saatlerde Nazi askerlerine yakalandığı sahne ile başlamaktadır.

Grup üyeleri dışarıda bulunma sebeplerini, adını o anda ayaküstü uydurdukları bir kitap kulübünün toplantısından dönüyor olmaları şeklinde izah ederler. Çünkü açıklanan kurallara göre herhangi bir derneğe üye olanlar sokağa çıkma yasağından muaftır. Grubun en yaşlı üyesi ve adanın posta görevlisi Eben Ramsey (Tom courtenay)’in kendi yaptığı patates turtasından esinlenerek o dakikada uydurduğu dernek adı: “Edebiyat ve Patates Kabuklu Turta Derneği” olur. Böylece bir gece vakti, ansızın, korku tohumlarıyla da olsa bir edebiyat derneği fidanı dikilmiş olur. Ertesi gün derneğe resmiyet kazandırmak gerektiğinden tescil işlemleri yaptırılır. Akabindeyse düzenli olarak toplanarak kitap okumaları ve değerlendirmeleri yapmaya başlanır.

Cennet gibi manzarası, büyüleyici doğası ve deniziyle, savaşın yokluğu beraberinde getirdiği adada; haşlanmış patatesin üzerine kabuklarıyla kafes şekli verilerek turta görüntüsü kazandırılmaya çalışılmasından esinlenilerek adlandırılan bu dernek, birbirleriyle ortak geçmişe sahip olsa da belli bir mesafe dâhilinde temasta olan insanların bir araya gelmesine ve bir aile gibi hissetmelerine sebep olur.

Sempatik Yazar: Juliet

Filmin tüm akışı derneğin etkin üyesi Elisabeth Mc Kenna (Jessica Brown Findlay) etrafında dönmektedir. Onun insanların kalbindeki yeri, anıları ve Nazi askerleri tarafından götürülüşünden sonra umutla geri dönmesinin beklenmesi ve arkasında bıraktığı küçük sarışın kız çocuğu odaktadır.

Ancak Londra’da bir kadın yaşamaktadır adı: Juliet Ashton (Lily James) dir. II. Dünya Savaşı bittikten sonra, savaş esnasında yaşananları konu alan bir kitap yazma amacında olan yazar Juliet bu dernekten haberdar olur. Çünkü derneğin üyesi Dawsey Adams (Michiel Huisman) ona bir mektup yazmıştır. Juliet mektupta yazanlardan etkilenir. Dernek üyelerini ve Guernsey Adası’nı merak eder. Yeni kitabı için katkı sağlayacağı düşüncesiyle adaya gitmeye karar verir. Ancak işler beklediği gitmez.

Juliet’in sempatik gülümsemesi eşliğinde oldukça samimi ve sürükleyici boyut kazanan yapımda; savaş filmlerinde olan savaş sonrasına ait tüm ögeler bulunmaktadır; unutanlar, unutulanlar, yanılanlar, yanıltanlar, gidenler, kalanlar…

Filme Dair Birkaç Detay

Savaş yıllarında ve o yılları takip eden yıllarda anlatılacak hikâyeler, dramlar, trajediler yaşanır. Hem savaş esnasında hem de sonrasında insanalar bezgindir. Yaşamak onlar için katlanılmaz noktaya ulaşır. Filmde bu şartların yaşandığı bir dönemde insanların bir araya gelerek kitaplar okuyup edebiyat konuşması çok sıra dışı ve değerli bir şeydir. Elbette ki bir yazar olarak Juliet bundan etkilenmiştir. Onu o küçük adaya götüren sebebin gücü yani yazının gücüdür.

Yokluktan ve olanaksızlıklardan dolayı Eben Ramsey’in “Aman canım, bana ne!” demeden turta özlemini tek malzemesi olan patatesle dindirmeye çabalaması savaş zamanlarının çaresizliğini gözler önüne sererken benzer durumların savaşın olduğu tüm coğrafyalarda yaşandığına dikkat çekmektedir. Tıpı Kurtuluş Savaşı’nda ülkemizde şeker bulunmadığından ikame olarak üzüm tüketilmesi gibi.

Ana fikri, edebiyatın ve kitapların insanları birleştirme özelliğine sahip olması olan filmde diğer bir birleştirici faktör olan yemek yemenin de etkisi ele alınmaktadır. Kitap, edebiyat ve yemeğin yanı sıra; savaş, yokluk, sevgi, gizlenen sırlar, çekilen acılar ve aşk filmde ele alınan diğer temalardır.

Filmde en çok dikkate mazhar olan husus ise savaş esansında işgalleri altındaki bir ülkede Nazilerin kültürel çalışmalara nasıl olup da izin verdiğidir. Tematik konularda müteşekkil vakıf, dernek gibi sivil toplum kuruluşlarının her türlüsüne hak ettiği önemin verilmediği günümüzle karşılaştırınca bu uygulamanın arkasındaki mantaliteyi merak etmemek elde değil.

Bir an için, aldığı bir okuyucu mektubundan etkilenerek adaya giden yazarın bu gün yaşadığı hayal edilse “sosyal medya çıktı mertlik bozuldu” durumunu yaşadığımız şu günlerde geçmişin önemli kavramların içinin boşalması nedeniyle yazar bu gün o adaya gider miydi? Muhtemelen hayır. Öncelikle şu noktada mutabık kalmak lazım; günümüzde mektup yazma diye bir fiil kalmadığından okuyucudan yazara mektup değil mail gelirdi. Yazar da maili okuduktan sonra önce derneği, sonra bulunduğu adayı en son da kendisine mail yazan kişiyi arama motorlarında veya sosyal medyada aratır ve fikir sahibi olmayı denerdi. Akabindeki gelişmelerde adaya bizzat gider miydi, bu seçenek çok göreceli.

Sonuç

İsmi ucuz bir komedi filmini çağrıştırsa da esas olan yapımın seviyeli bir edebiyat uyarlaması olduğudur. Kitaplar aracılığıyla kurulan bağın, getirdiği dostluğun, sevginin, paylaşımın ele alındığı film bittiğinde neden daha önce izlenmediğine hayıflanılırken kitabını okuma isteği duyulabilir. Akılda karmaşaya sebep olmayan, “Vay be, ne film yapmışlar ama!” naraları attırmayan ancak düşünceye sevk ederken ardında huzuru miras bırakan türde bir filmdir “Edebiyat ve Patates Kabuklu Turta Derneği”.

Necla Dursun - 19.05.2021

,

451

Necla Dursun Hakkında

Necla Dursun

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans teziyle tamamlamıştır. Finans sektöründe çalışmakta ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin